<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/mavi-zenginligimiz-84301</guid>
            <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mavi zenginliğimiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir yanı Akdeniz, diğer yanı Karadeniz… İkisinin arasında ise her köşesi ayrı güzel Marmara. Bu muhteşem ülkenin bir diğer zenginliğine gelecek olursak; Çanakkale'den Datça'ya uzanan eşsiz kıyılara kucak açan Adalar Denizi… İnsan, böylesine güzel ve masmavi bir ülkede enginlere sevdalı olmaz mı?</p>
<p>Avrupa ile Asya'nın buluşma noktası olan, insanından yeşiline, mavisinden on binlerce yıldır ışık tuttuğu kadim uygarlıklara kadar her yönüyle bir başka güzel benim memleketim. Şimdi gel de saygı ve rahmetle andığım Ayten Alpman'ı hatırlama. Onun benzersiz sesiyle hafızalarımızda yankılanan o muhteşem şarkıyı dinlememe imkân var mı?</p>
<p>Anadolu coğrafyasını havadan, karadan ya da denizden keşfeden bilinçli insanlara ayrı bir saygı duyuyorum. Dahası, ben de ay yıldızlı sevdamızın insan ruhunda estirdiği yaz rüzgârlarını ve bu eşsiz coğrafyanın benzersizliğini kelimelere sığdırmakta zorlanıyorum. Hele hele konu mavilikler olunca… Zira Hopa'dan İskenderun'a kadar yaklaşık 1.500 deniz mili uzunluğundaki kıyılarımızın her noktası adeta cennet. Bu durum yalnızca su ürünleri sektörümüz ya da amatör denizcilerimiz için geçerli değil. Aynı zamanda bacasız sanayi olarak nitelendirilen turizmde de her yıl bayrağı daha yukarı taşıyan önemli bir ekonomik güce sahibiz.</p>
<p><strong>Yüzen oteller</strong></p>
<p>Benim tanımımla kısaca ‘bacalı turizm’ dediğim kruvaziyer gemileri, dünya genelinde oldukça popüler. Her biri adeta maviliklerde yüzen birer döviz bürosu gibi. Nitekim son yıllarda bu gemilerle ülkemize gelen yolcu sayısındaki artış da bu görüşümü doğruluyor ve yüzümüzü güldürüyor.</p>
<p>Somut bir örnek vereyim, konu havada kalmasın: T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın verilerine göre 2024 yılının Ocak-Haziran döneminde kruvaziyer gemileriyle ülkemize 574 bin 509 turist geldi. Bu sayı, bir yıl sonra aynı dönemde 732 bin 302'ye yükseldi. İçinde bulunduğumuz 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde ise 756 bin 455 yolcuya ulaşıldı.</p>
<p>Henüz yaz bitmedi. Ilıman aylarda gerçekleştirilecek seferler de dikkate alındığında bu rakamların yıl sonunda çok daha yukarı çıkacağı anlaşılıyor. T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü'nün değerli bürokratlarını ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ülke genelinde görev yapan başarılı personelini yürekten kutluyorum. Konunun diğer tarafında yer alan ve sektörü iyi okuyan, analiz eden isimler ne diyor, ona da bakalım. Sea Genesis Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı da ortaya çıkan tablodan memnun. Miting meydanlarında ve yurt gezilerinde yıllarca yakından izlediğim merhum Süleyman Demirel'in "Bir bilene sormak lazım." sözü aklıma geliyor. Ben de o anlayışla Ahmet Yazıcı'nın paylaştığı değerlendirmeleri dikkatle inceledim. Gördüğüm tablo gelecek adına umut verici. Türkiye'nin yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, liman altyapısı ve hizmet kalitesiyle de dünya genelinde üst sıralarda yer aldığını belirten deneyimli isim şu değerlendirmeyi yapıyor: "Küresel kruvaziyer turizminde yaşanan toparlanma, ülkemizi Doğu Akdeniz'in öne çıkan destinasyonlarından biri hâline getirirken sektör ekonomiye sağladığı katma değerle de dikkat çekiyor. Liman altyapısına yapılan yatırımlar, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye'ye artan ilgisi ve destinasyon çeşitliliği yolcu sayısındaki istikrarlı yükselişi beraberinde getiriyor. Ülkemiz, artan yolcu sayısıyla birlikte küresel kruvaziyer pazarındaki rekabet gücünü her geçen yıl artırıyor. Sektördeki bu pozitif ivme; turizm gelirlerinden yeme içmeye, perakendeden ulaşıma ve liman hizmetlerine kadar birçok alanda ekonomik hareketliliği destekleyerek kruvaziyer turizminin stratejik önemini ortaya koyuyor."</p>
<p><strong>Karadeniz rotası</strong></p>
<p>Yazımı tamamlamadan önce konuyla ilgili bir değerlendirmemi ilgili bakanlıkların üst düzey yöneticilerinin dikkatine sunmak istiyorum. Değerli yöneticiler; lütfen Karadeniz rotasını da yeniden canlandırın. Sinop, Samsun, Ordu ve Trabzon'da kruvaziyer gemilerinin yanaşabileceği limanlara sahibiz. Karadeniz kentlerimiz; mutfak zenginliklerinden yaylalarına, doğal güzelliklerinden kültürel mirasına kadar son derece cazip bir rota sunuyor. Her biri Anadolu coğrafyasının adeta nazar boncuğu. İlgili bakanlıklarımızın bu konuda ciddi ve geleceğe dönük çalışmalar yürüttüğünü düşünüyorum. Yıldan yıla artan kruvaziyer hareketliliği elbette umut verici. Bilgilendirilmem hâlinde kalemimle ilgili bakanlıklarımızın yanında olacağımı da şimdiden belirtmek isterim.</p>
<p>Netice itibarıyla her şey Türkiye için. Sözün özü; ülkemiz kruvaziyer turizminde parlayan bir yıldız. Üstelik bu sektör, ekonomide güçlü bir hareketlilik de yaratıyor. Topraklarımıza adım atan yabancı turistler ören yerlerini geziyor, lokantalarımızda lezzet şöleni yaşıyor, esnafımızdan alışveriş yapıyor. Bu nedenle kruvaziyer turizmine yönelik kamu ve özel sektör yatırımlarının her biri büyük önem taşıyor. Ankara'dan gelecek müjdeli haberleri bekliyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/mavi-zenginligimiz-84301</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/0/1/1280x720/mavi-zenginligimiz-1785419997.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye, kruvaziyer turizminde her geçen yıl daha fazla yolcu ağırlayarak Doğu Akdeniz&#039;in yükselen destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Güçlenen liman altyapısı, artan yatırımlar ve yeni rotalar, sektörün hem turizme hem de ülke ekonomisine sağladığı katkıyı her geçen yıl artırıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kadim-koklerdeki-gelecek-hikayesi-84262</guid>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kadim köklerdeki gelecek hikayesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprağının kokusu, Kaz Dağları’ndan esen o meşhur rüzgârı ve asırlık zeytin ağaçlarıyla ruhu tazeleyen Ayvalık’a, kısa süre önce zeytin kültürünün geleceğine odaklanan anlamlı bir buluşmaya tanıklık etmek için gittim. 148 yıllık mirasıyla Komili’nin, ‘Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye’ çatısı altında hayata geçirdiği projeleri ve bu projelerin yarattığı sosyal etkiyi yerinde dinleme fırsatı buldum. Gördüklerim ve dinlediklerim, zeytinin yalnızca bir tarım ürünü değil; kuşaklar boyunca aktarılan bir yaşam kültürü olduğunu bir kez daha hatırlattı.</p>
<p>Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Millî Eğitim Bakanlığı ve Komili işbirliğiyle yürütülen ‘Köklerimizdeki Bilgiyi Geleceğe Aktarıyoruz’ projesinin ‘İyi Uygulamalar Ödül Töreni’ oldu. Mardin’den Balıkesir’e, Sinop’tan Diyarbakır’a kadar Türkiye’nin 14 ilinden gelen öğretmenlerle bir araya geldim. Okullarda kurulan ‘Zeytin Ağacı Öğrenci Kulüpleri’ sayesinde çocukların doğayla ve zeytin kültürüyle erken yaşta kurduğu bağı, öğretmenlerin heyecanla anlattığı hikâyelerden dinlemek gerçekten etkileyiciydi. Proje kapsamında hazırlanan eğitim içerikleri ve EBA’da yer alan materyallerin yanı sıra ‘Zeytin Seven Çocuğun Öyküsü’ kitaplarının yalnızca öğrencilere değil, ailelere de ulaşması işin en değerli taraflarından biri. Çocukların aileleriyle birlikte fidan dikmesi, sofralarda zeytinyağının hikâyesinin konuşulması ve bu kültürün evlere taşınması, yapılan çalışmanın ne kadar güçlü bir dönüşüm yarattığını gösteriyor.</p>
<p><strong>GEÇMİŞİN HAFIZASINI KORUMAK</strong></p>
<p>Komili’nin çalışmaları yalnızca geleceğe değil, geçmişe de sahip çıkıyor. 2018’den bu yana yürütülen ‘Anıt Ağaç Projesi’ kapsamında 25 milyonun üzerinde zeytin ağacı taranmış, 400 yaşın üzerindeki 311 anıtsal zeytin ağacı tescillenerek koruma altına alınmış. Bunun yanı sıra Anadolu’daki yedi farklı arkeolojik kazıya verilen destekle, zeytinin bu topraklardaki 12 bin yıllık yolculuğunu anlatan ‘Zeytin Kitabı: Bir Tür, Bir Mekân, Bin Kültür’ adlı kapsamlı eser hazırlanıyor. İki cilt halinde 2027’de yayımlanması planlanan kitabın, Anadolu zeytinyağını uluslararası alanda daha görünür kılacak önemli bir kaynak olması hedefleniyor. Belki de en etkileyici gelişmelerden biri, bu çalışmaların katkısıyla Türkiye’nin geleneksel zeytin yetiştiriciliğinin ‘UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınması…</p>
<p>Gezici eğitim araçlarından dijital platformlara, yeni kitap serilerinden sürdürülebilir tarım ekosistemlerine kadar anlatılan her proje, zeytinin bu topraklarda yaşamaya devam etmesi için atılmış güçlü adımlar. Günün sonunda aklımda kalan en güçlü duygu ise umut oldu. Çünkü gördüm ki, doğru ellerde zeytin yalnızca bir ürün olarak değil, kültürel bir miras olarak da kuşaklar boyu yaşamayı sürdürecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kadim-koklerdeki-gelecek-hikayesi-84262</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/6/2/1280x720/kadim-koklerdeki-gelecek-hikayesi-1785398919.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zeytin kültürünü korumayı hedefleyen ‘Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye’ projesi; eğitimden anıt ağaçların korunmasına, arkeolojik araştırmalardan sürdürülebilir tarıma uzanan çalışmalarıyla zeytinin çok katmanlı hikâyesini geleceğe taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/bazen-tek-bir-kivilcim-yeter-84261</guid>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bazen tek bir kıvılcım yeter</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>1998 yılı… Wisconsin’de gerçekleşen Amerika Kadınlar Açık Golf Turnuvası’nın son günüydü. Golf sahasının kenarında binlerce kişi nefesini tutmuş, yirmi yaşındaki genç bir kadını izliyordu. İnce yapılı, sessiz, çekingen görünümlü bu kadının ismi <strong>Seri Pak</strong>’tı. Güney Kore’yi temsil ediyordu ve dünyanın en önemli golf turnuvalarından birini kazanmanın eşiğindeydi. Ancak yarışmanın son aşamasına gelindiğinde top suyun kenarına düştü. Önünde iki seçenek vardı. Ya ceza vuruşunu kabul edip şampiyonluğun uzaklaşmasını izleyecek ya da ayakkabılarını çıkarıp suya girecekti.</p>
<p>Bir an bile tereddüt etmedi. Ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı. Paçalarını sıvadı. Suya girdi ve büyük bir kararlılıkla topun başına geçti.</p>
<p>O sırada Güney Kore’de milyonlarca insan televizyonlarının başında heyecanla onu izliyordu. Ülke, Asya finans krizinin etkisiyle zor günlerden geçiyordu. İnsanlar işlerini, birikimlerini ve geleceklerine duydukları güveni kaybetmiş durumdaydı.</p>
<p>Sopasını kaldırdı ve topa bütün gücüyle vurdu. Top, suyun içinden yükselerek yeniden çimlere düştü. Seri Pak hâlâ oyundaydı. İki çukur sonra yaptığı mükemmel son vuruşla turnuvayı kazandı.</p>
<p>Alkışlar yükselirken Güney Kore’de milyonlarca insanın zihninde aynı cümle yankılandı:</p>
<p><em>“Demek ki olabiliyormuş.”</em></p>
<p>O gün kazanılan yalnızca bir golf turnuvası değildi. O zamana kadar golf, ülkenin spor kültüründe önemli bir yere sahip değildi. Dünya golfünde Amerika, İsveç ve Avustralya söz sahibiydi. Seri Pak’ın bu başarısı bütün ülkeyi kısa sürede etkisi altına aldı.</p>
<p>Güney Kore’de golf kulüplerine kayıt yaptıran kız çocuklarının sayısı hızla arttı. Çocuklar ona özeniyor, onun gibi olmak istiyordu. Daha önce golfü çocukları için bir seçenek olarak görmeyen aileler, kızlarını golf sahalarına götürür oldu.</p>
<p>Artan ilgi sayesinde antrenörler yeni yeteneklerle tanıştı. O çocuklar, dünyanın en iyileriyle yarışabileceklerine inanmaya başladı. Çünkü içlerinden biri büyük bir başarı yakalamıştı.</p>
<p>Yaklaşık on yıl sonra ortaya çıkan tablo, spor tarihinin en dikkat çekici dönüşümlerinden birini gözler önüne seriyordu: Amerikan Kadınlar Profesyonel Golf Ligi’nde artık 42 Güney Koreli oyuncu yarışıyordu.</p>
<p>İşte bu yüzden <em>‘Filenin Sultanları</em>’nın geçen günlerde kazandığı Voleybol Milletler Ligi şampiyonluğu, bir kupadan çok daha fazlasını ifade ediyor.</p>
<p>Brezilya karşısında alınan her sayı, kurtarılan her top yalnızca maçı kazandırmadı. Türkiye’nin dört bir yanında voleybolla henüz tanışmamış çocukların önünde yeni bir kapı açtı.</p>
<p>Kim bilir kaç küçük kız, o gece televizyonun karşısında kendisini sahanın içinde hayal etti?</p>
<p>Kaçı <strong>Melissa Vargas</strong> gibi yükselip topa vurduğunu, <strong>Hande Baladın</strong> gibi sevincini haykırdığını, <strong>Zehra Güneş</strong> gibi filenin önünde dimdik durduğunu düşündü?</p>
<p>Belki ertesi gün eline ilk kez voleybol topunu aldı. Belki ailesinden kendisini bir voleybol kursuna götürmesini istedi. Belki de içinden sessizce şu cümleyi geçirdi:</p>
<p><em>“Bir gün ben de orada olabilirim.”</em></p>
<p>Filenin Sultanları, ülkesinden ümidini kesenlere, geleceğe kaygı ve korkuyla bakanlara umut olmaya devam ediyor. Toplumun üzerine ağır bir sis gibi çöken öğrenilmiş çaresizliğe karşı, başarılarıyla yeni bir pencere açıyorlar.</p>
<p><em>“Bu ülkede fırsat yok.”</em></p>
<p><em>“Ne yaparsan yap, hiçbir şey değişmiyor.”</em></p>
<p>Bu cümleleri duyarak büyüyen, zamanla bunlara inanıp kendine sınırlar koyan gençlere başka bir ihtimalin mümkün olduğunu gösteriyorlar.</p>
<p><em>‘Filenin Sultanları’</em>nın gerçek mirası, bugün tribünde, televizyon karşısında ya da mahalle parkında kendine yeni bir hayal kuran çocuklar olacak.</p>
<p>Bazen kara bulutları dağıtmak ve geleceği olumlu yönde değiştirmek için tek bir kıvılcım yeter.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/bazen-tek-bir-kivilcim-yeter-84261</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/6/1/1280x720/bazen-tek-bir-kivilcim-yeter-1785398774.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazen tek bir başarı yalnızca kupa kazandırmaz; toplumun geleceğe bakışını da değiştirir. İlham veren örnekler, çocukların hayallerini büyütür, umutsuzluğun yerini cesarete bırakır… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
