<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/onemli-biri-olmak-89345</guid>
            <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Önemli biri olmak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Son beş gündür Fethiye’deydim. Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği, ince ince başlayan yağmurun bir anda sağanağa döndüğü, bulutların gökyüzünü kapladığı günler...</p>
<p>Denizin hemen kıyısında, insanın pencereden uzun uzun bakıp uzaklara daldığı müthiş bir manzarası olan küçük bir butik otelde kalmayı seçtim. Güneşin doğuşuyla mutluluk kaplıyor insanın içini. Sabahın ilk ışıkları denizin üzerine vururken kuş sesleri ahenk içinde yeni günün başladığını haber veriyor. Gün batımında ise gökyüzü her dakika başka bir renge bürünüyor; turuncunun tonları denize yansıyor. İnsan o manzaraya bakarken bir süre hiçbir şey düşünmeden durmak, elindekilere bir kez daha şükretmek istiyor.</p>
<p>Bu güzelliği bulmuşken elimi mümkün olduğunca telefona atmamaya, televizyondan uzak durmaya, bilgisayarı çok gerekmedikçe açmamaya niyetliydim. Bir yere yetişme telaşına düşmeden doğanın sessizliğini dinlemek, yağmurun sesine kulak vermek, anın keyfini çıkarmak ve bir süreliğine hayatın hızından uzaklaşmak istedim.</p>
<p>Deniz kenarında manzaraya dalmış otururken gözüm oteldeki diğer misafirlere takıldı. Ellerinde telefonlar, profesyonel kameralarla çekim yapıyorlardı. Bir süre sonra otelin başka bir köşesine geçtiler. Ardından başka bir köşesine... Mekân değişiyor, türlü türlü pozlar veriliyor, yeni videolar kaydediliyordu. Hummalı bir çalışma vardı. Merakıma yenilip ne iş yaptıklarını sordum. Influencer olduklarını ya da profesyonel bir çekim yaptıklarını düşünmüştüm. Öyle değillermiş. Oteli bir sosyal medya hesabında görüp tatile gelmişler. Saatlerdir önlerinde duran o muhteşem manzaradan çok, kamera ekranındaki görüntüyle ilgilenmelerini anlamlandırmakta zorlanıyordum. Üstelik bu durum otelin restoranında da devam etti. Yemek masaya geliyor, daha ilk lokma alınmadan fotoğraflar çekiliyor, pozlar veriliyordu.</p>
<p>Bulundukları yeri keşfetmekten, yemeğin tadını çıkarmaktan çok, orada olduklarını başkalarına göstermek daha önemli hale gelmişti.</p>
<p>Hayatı yaşamakla onun reklamını yapmak arasındaki çizgi giderek yok olmuştu.</p>
<p>Sanki yaşanan anın değeri, ancak başkaları da gördüğünde tamamlanacakmış gibiydi.</p>
<p>Bu durum yıllar önce katıldığım bir semineri hatırlattı. Orada <strong>Sylvester Stallone</strong>, Rocky’nin ortaya çıkışını ve kendi mücadelesini anlatmak üzere sahneye çıkmıştı. Stallone sahneye adımını attığı anda alkışlar yükseldi, binlerce telefon aynı anda havaya kalktı. Herkes güzel bir kare yakalamaya çalışıyordu. Stallone alkışları kabul etti. Ardından bir süre karşısındaki kalabalığa baktı. Kendine has aksanıyla şu mesajı verdi:</p>
<p><em>“Beni neden hâlâ videoya çekiyorsunuz? Başkalarının filmini çekmeyi bırakıp kendi filminizi çekmenin zamanı gelmedi mi?”</em></p>
<p>Aradan yıllar geçtikçe ne demek istediğini daha iyi anladım.</p>
<p>Başarılı insanların fotoğraflarını çekmek, sosyal medyada paylaşmak onların başarılarına tanıklık etmenizi sağlar. Ama bu, sizi başarılı kılmaz.</p>
<p>Tıpkı ünlü biriyle aynı karede yer almanın, sizi onun başarısına ortak etmeyeceği gibi… Sosyal medyanın en büyük yanılsamalarından biri tam da burada kendini gösteriyor.</p>
<p>Birkaç güzel fotoğraf... Doğru bir açı... İyi bir mekân... Etkileyici bir paylaşım...</p>
<p><strong>Bütün bunlar insanda, kısa süreli de olsa, önemli biri olma hissi yaratıyor.</strong></p>
<p><strong>Bir anlığına kendini daha özel, daha değerli, hayatın merkezindeymiş gibi hissediyor.</strong></p>
<p>Sanki bütün takipçiler o gün yapılacak paylaşımı merakla bekliyormuş gibi...</p>
<p>Oysa görünür olmakla değerli olmak aynı şey değildir. Sizi değerli yapan, verdiğiniz görüntü değil; hayata ne kattığınızdır.</p>
<p>Hayatın zorluklarıyla mücadele ettiğinizde, bir insanın hayatını kolaylaştırdığınızda, birine ilham verebildiğinizde, bir ekibe liderlik edip güven ortamı yaratabildiğinizde, bir probleme çözüm bulduğunuzda değer yaratırsınız.</p>
<p>İşte o zaman yalnızca anlık olarak önemli hissetmez, gerçekten önemli olursunuz.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/onemli-biri-olmak-89345</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/4/5/1280x720/onemli-biri-olmak-1791470893.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Görünür olmakla değerli olmak aynı şey değildir. Sizi değerli yapan, verdiğiniz görüntü değil; hayata ne kattığınızdır. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/klasik-cagin-sesine-kulak-veriyor-89343</guid>
            <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Klasik, çağın sesine kulak veriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Klasik mi dediniz?” üç farklı dönem ve anlayışa gönderme yapıyor. Sizin için ‘klasik’ kelimesi bugün müzikte ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Aslında ‘klasik müzik’ benim pek sevmediğim bir terim. Müzik tarihinde belli bir dönem, 18. yüzyılın ikinci yarısı gibi kullanılıyor, ayrıca biraz da dışlayıcı. Daha iyi bir tanımda da kimse anlaşamadı. Bu konserde, klasik dönemin kendi çerçevesi içinde ve dışında besteciler tarafından nasıl yorumlandığını görüyoruz. ‘Klasik’ terimi farklı disiplinlerde de benzer bir dönem için kullanılıyor.</p>
<p><strong>Sezon açılışında Meriç Artaç’ın çağdaş bir eseri, Mozart’ın 21. Piyano Konçertosu ve Prokofiev’in Klasik Senfonisi aynı programda buluşuyor. Bu üç eseri bir araya getiren temel düşünce neydi?</strong></p>
<p>‘Klasik müzik’ çoksesli, evrensel bir dile işaret ediyor genelde, tabii bu devam eden bir şey. Dolayısıyla yeni yazılan bir eseri de klasik müzik genel tanımında görebiliyoruz. <strong>Meriç Artaç</strong>, en yüksek uluslararası düzeyde eserleri çalınan bir besteci. Türkiye’de ilk defa duyulacak. Benim de çok sevdiğim <strong>Kazuo Ishiguro</strong>’nın <em>‘Klara and the Sun’</em> kitabından esinlenen renkli bir müzik; tam bir klasik dönem orkestrası için bestelenmiş. Mozart tabii klasik dönemi tek başına bile tanımlayan besteci. Prokofiev, genç bir besteciyken ilk senfonisini klasik dönem senfoni modelini izleyerek yazmış. 17 dakikalık kısa bir sürede biçimsel olarak klasik iken tamamen kendi karakterini yansıtması gerçekten dâhiyane...</p>
<p><strong>Çağdaş bir eseri sezonun açılışına taşımak sizin için neden önemliydi?</strong></p>
<p>Gedik Sanat’ı tanımlayan en önemli unsur, yeni eserlerin bütün programlarında oluşu. Konserleri, sadece geçmiş dönemleri yansıtan birer ‘yarı-müze’ olarak değil, yaşadığımız çağı da yansıtan birer mecra olarak görüyoruz.</p>
<p><strong>Mozart’ın 21. Piyano Konçertosu, özellikle ikinci bölümüyle dinleyicilerin çok yakından tanıdığı bir eser. Bu kadar bilinen bir eseri yeniden yorumlarken orkestra ve solist açısından nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?</strong></p>
<p>Mozart’ın piyano konçertoları, üretiminin en harika eserlerinden. Besteci ve yorumcu olarak kanlı canlı önümüzde görüyoruz bu büyük dehayı. 21. konçerto, birbirinden müthiş olan son dönem eserlerinden sadece biri. Çok bilinen eserleri çalarken, kulağımıza yerleşik yorumlardan sıyrılıp, ilk defa okuyormuş gibi yaklaşmamızın müziğin aslına varmak için önemli olduğunu düşünüyorum. </p>
<p><strong>Bugün klasik müziğin yeni dinleyicilere ulaşması ve özellikle genç kuşaklarla bağ kurması sıkça konuşuluyor. Sizce genç bir dinleyiciyi klasik müziğe yaklaştıran en önemli şey nedir?</strong></p>
<p>Bizim kuşağımızda bile olmayan bir ulaşılabilirlik var kayıtlar ve internet sayesinde. Bunu, zengin dünyaların kapısını aralamak için kullanabiliriz. Ancak asıl etkileşimin canlı konserlerde olduğunu hatırlamamız gerekiyor. İyi çalınmış bir şaheseri canlı olarak yaşayanların, var olduğu sanılan engelleri aştığını düşünüyorum. Klasik başyapıtlar, kayıt olmayan bir dünyada üretildi. Neden hâlâ bizi heyecanlandırdıklarını düşünmemiz önemli.</p>
<p>⁠<strong>Yeni sezondan biraz bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Meriç Artaç’ın müziği haricinde bizim için yeni eserler yazan <strong>Ahmet Altınel</strong>, <strong>Özkan Manav</strong> ve <strong>Mesruh Savaş</strong>’tan gelecekleri heyecanla beklerken, klasikleri de en üst düzeyde çalan müzisyenlerimiz her konserde tekrarı imkânsız bir deneyim yaşatacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/klasik-cagin-sesine-kulak-veriyor-89343</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/4/3/1280x720/klasik-cagin-sesine-kulak-veriyor-1791470723.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni sezona “Klasik mi dediniz?” konseriyle başlayan Gedik Filarmoni Orkestrası’nın şefi Cem Mansur; klasik müzik kavramının sınırlarını, çağdaş bestelerin programlardaki yerini ve canlı konser deneyiminin gücünü anlattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
