<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/emeklilikte-baslayan-kabus-80501</guid>
            <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emeklilikte başlayan kâbus</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Canavarlarla savaşan çocuk hikâyelerine fazlasıyla aşinayız. <em>‘Stranger Things’</em>te, <em>‘It’</em>te ve daha birçok yapımda dünyanın yükü hep genç kahramanların omuzlarına bırakıldı. <em>‘The Boroughs’</em> ise bu görevi 70’li yaşlarındaki bir grup emekliye veriyor. Bu kez gizemin peşine düşenler, bisikletleriyle kasabayı turlayan çocuklar değil; ömürlerinin son yıllarını huzurla yaşamayı planlayan insanlar. Dizinin çıkış fikri de tam burada yatıyor. Çünkü yaşlıların sözleri de en az çocuklarınki kadar kolaylıkla hüsnükuruntuya, abartıya ya da yaşlılığa yorulabiliyor. Başlarına gelenler de çocukların yaşadıklarından çok farklı değil. <em>‘The Boroughs’</em>, bu fikri doğaüstü bir hikâyeyle birleştiriyor.</p>
<p>Hikâyenin merkezinde <strong>Alfred Molina</strong>’nın canlandırdığı Sam Cooper var. Eşini kaybettikten sonra New Mexico çölündeki Boroughs adlı emeklilik yerleşkesine taşınan Sam, bu yeni hayata pek de gönüllü değil. Çünkü bu düzen onun değil, kaybettiği eşinin planı. Bir yandan yasla yaşamayı öğrenmeye çalışıyor, bir yandan da hiç istemediği bir çevreye alışmaya. Ancak çok geçmeden yerleşkedeki diğer sakinlerle tanışıyor ve kendini beklenmedik olayların içinde buluyor. Açıklanamayan ölümler, gizemli yaratıklar ve çevrede yaşanan tuhaflıklar, bu küçük grubu büyük bir sırrın peşine sürüklüyor. Başlangıçta birbirleriyle pek ortak noktaları olmayan bu insanlar, zamanla kendi ekiplerini kurup yaşadıkları yerin karanlık geçmişini araştırmaya başlıyor.</p>
<p>Dizi ilerledikçe gizem büyüyor, karakterler de derinleşiyor. Sam'in hikâyesi yalnızca canavarlarla mücadele etmekten ibaret değil; eşini kaybetmiş bir adamın yeniden hayata karışma çabasına da odaklanıyor. Özellikle Denis O’Hare’in canlandırdığı eski doktor Wally, dizinin en dikkat çekici karakterlerinden birine dönüşüyor. Ölümcül bir hastalıkla yaşayan Wally, ölüm fikriyle diğerlerinden çok daha önce hesaplaşmış biri. Bu yüzden karşısına çıkan gençleşme ve iyileşme ihtimali onun için yalnızca hayatta kalmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda geçmişiyle, pişmanlıklarıyla ve geride bıraktığı hayatla yüzleşmesini de gerektiriyor. Dizinin güçlü taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Karakterler yalnızca yaratıklardan korkmuyor; yaşlanmaktan, yalnız kalmaktan ve sevdiklerini kaybetmekten de korkuyor.</p>
<p>‘The Boroughs’un arkasında <strong>Jeffrey Addiss</strong> ve <strong>Will Matthews</strong> var; yapımcı koltuğunda ise Duffer Kardeşler oturuyor. Bir yanda gizemli yaratıklar ve karanlık sırlar, diğer yanda ise yaşlı karakterleri merkeze alan yapısıyla yer yer ‘Cocoon’u hatırlatan bir anlatı bulunuyor. Alfred Molina’nın yanı sıra <strong>Bill Pullman</strong>, <strong>Geena Davis</strong>, <strong>Denis O’Hare</strong>, <strong>Alfre Woodard</strong> ve <strong>Clarke Peters</strong> gibi isimlerden oluşan güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip olan dizi, korkudan çok gizem ve macera sevenlerin bir oturuşta bitirebileceği yapımlardan biri.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/emeklilikte-baslayan-kabus-80501</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/5/0/1/1280x720/emeklilikte-baslayan-kabus-1780641510.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘Stranger Things’in yapımcılarından gelen ‘The Boroughs’, doğaüstü bir tehditle mücadele eden emeklileri merkezine alıyor. Dizi, korku ve gizemi yaşlanma, kayıp ve ikinci şans temalarıyla buluşturuyor. ‘The Boroughs’, Netflix’te yayında. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/sezonun-en-carpici-5-trendi-80499</guid>
            <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sezonun en çarpıcı 5 trendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2026 yaz sezonu erkek modasında değişimin en güçlü örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımcılar artık yalnızca dikkat çekici parçalar yaratmakla ilgilenmiyor; aynı zamanda modern erkeğin günlük hayatına uyum sağlayan, konforlu ve uzun ömürlü gardıroplar tasarlıyor. Bu sezonun ortak noktası ise oldukça net: Zahmetsiz şıklık. Fazla düşünülmüş görünmeyen ama son derece bilinçli kombinler, kaliteli kumaşlar, rahat siluetler ve kişisel dokunuşlar erkek modasının merkezine yerleşiyor. İşte 2026 yaz sezonuna damga vuran beş büyük trend</p>
<p><strong>MODERN </strong><strong>RİVİERA STİLİ</strong></p>
<p>Akdeniz yaşam tarzından ilham alan Riviera estetiği, 2026 yazında erkek modasının en güçlü hikâyelerinden biri hâline geliyor. Ancak bu kez konu yalnızca tatil kıyafetleri değil. Riviera etkisi şehir hayatına taşınıyor. Bol kesimli keten gömlekler, hafif pantolonlar, yumuşak omuzlu ceketler ve rahat siluetler bu trendin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Renk paletinde kum tonları, açık bejler, kırık beyazlar ve deniz mavileri öne çıkıyor. Her şey doğal, hafif ve zahmetsiz görünmeli. Bu trendin en önemli özelliği, lüksü bağırmadan göstermesi. Şıklık artık logolarda değil; kumaş kalitesinde ve duruşta gizli.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong> Krem keten gömlek, bej geniş kesim pantolon, kahverengi süet loafer ve ince çerçeveli güneş gözlüğü.</p>
<p><strong>RAHAT TERZİLİK </strong><strong>AKIŞKAN KUMAŞLAR</strong></p>
<p>Takım elbise dünyası son yıllarda büyük bir değişim yaşadı. 2026 yazında bu dönüşüm zirveye ulaşıyor. Sert omuzlar, dar kalıplar ve sıkı siluetler yerini daha rahat kesimlere bırakıyor. Blazer ceketler artık daha akışkan, pantolonlar daha geniş. Kumaşlar ise çok daha hafif. Özellikle yaz aylarında kullanılan ince yün karışımları, pamuklu ve keten dokular bu trendin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Bu yeni terzilik anlayışı sayesinde takım elbiseler yalnızca ofis için değil, günlük yaşamın da doğal bir parçası hâline geliyor.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong> Açık gri blazer, beyaz tişört, rahat kesim kumaş pantolon ve beyaz deri sneaker.</p>
<p><strong>KISA ŞORTLAR </strong><strong>YÜKSELİŞE GEÇTİ</strong></p>
<p>2026 yaz sezonunda erkek modasında şort boyları yeniden yükseliyor. Diz altına kadar uzanan geniş modeller yerini daha kısa ve daha rafine kesimlere bırakıyor. Bu trend özellikle Avrupa moda başkentlerinde dikkat çekiyor. Kısa şortlar sportif görünmekten çok, stil sahibi görünmek için kullanılıyor. Pamuklu ve keten kumaşlar bu trendin merkezinde yer alırken, nötr renkler kombin yapmayı kolaylaştırıyor. Doğru kullanıldığında kısa şortlar hem genç hem de son derece sofistike bir görünüm yaratabiliyor.</p>
<p><strong>Kombin önerisi:</strong> Taş rengi kısa şort, açık mavi gömlek, beyaz sneaker ve dokuma kemer.</p>
<p><strong>ÇİZGİLİ GÖMLEKLER </strong><strong>TEKRAR HAYATIMIZDA </strong></p>
<p>Çizgiler, 2026 yaz sezonunun en güçlü desen trendlerinden biri olarak geri dönüyor. Özellikle dikey çizgili gömlekler, hem klasik hem de modern kombinlerin vazgeçilmezi oluyor. Bu sezon çizgiler yalnızca iş dünyasına ait değil. Plajda, şehirde, hafta sonu kaçamaklarında ve akşam yemeklerinde de karşımıza çıkıyor. İnce çizgiler daha rafine bir görünüm sunarken, geniş çizgiler daha cesur bir etki yaratıyor. Çizgili gömleklerin en büyük avantajı ise görünümü zahmetsizce yükseltmesi. Tek bir parçayla stil sahibi görünmek isteyen erkekler için ideal bir seçenek.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong> Mavi-beyaz çizgili gömlek, beyaz pantolon, kahverengi loafer ve metal bileklik.</p>
<p><strong>SESSİZ LÜKSÜN </strong><strong>YAZ YORUMU</strong></p>
<p>Son birkaç sezonun en etkili akımı olan sessiz lüks, 2026 yazında da etkisini sürdürüyor. Ancak bu kez daha hafif, daha rahat ve sıcak havalara daha uygun bir yorumla karşımıza çıkıyor. Gösterişli logolar, büyük grafikler ve dikkat çekici detaylar yerini kusursuz kesimlere ve kaliteli materyallere bırakıyor. Bu trendde önemli olan, kıyafetin ne kadar pahalı olduğu değil; ne kadar iyi göründüğü. Pamuklu trikolar, ince örme polo yaka üstler, kaliteli keten parçalar ve nötr renkler bu akımın temelini oluşturuyor. Bej, krem, fildişi, açık kahve ve taş tonları sezon boyunca sıkça karşımıza çıkıyor. Sessiz lüks, aslında modern erkeğin yeni özgüven tanımı: Gösterme ihtiyacı duymadan iyi görünmek.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong> Krem polo yaka triko, taş rengi kumaş pantolon, süet loafer ve ince deri saat.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/sezonun-en-carpici-5-trendi-80499</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/4/9/9/1280x720/sezonun-en-carpici-5-trendi-1780641273.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erkek modası son birkaç sezondur büyük bir dönüşümden geçiyor. Bir zamanlar trendler arasında keskin geçişler yaşanırken, bugün çok daha kişisel, çok daha rahat ve çok daha karakter sahibi bir stil anlayışı hâkim. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/bogazda-italyan-yazi-80498</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Boğazda İtalyan yazı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un İtalyan restoranı <strong>Bellini</strong>, menüyü yeniledi. Mevsimin en taze içerikleriyle hazırlanan menü, Danışman Şef <strong>Giovanni Vaccaro</strong>’nun imzasını taşıyor. Yeni menü; bruschetta, burrata salatası ve Sicilya esintili patlıcan yorumuyla ferah bir başlangıç yapıyor. Tuna, dana ve ahtapot carpaccio seçenekleri ile klasik caprese bu seçkiyi tamamlıyor. Taptaze makarna çeşitleri farklı sos alternatifleriyle birlikte sunuluyor. Deniz mahsulleriyle hazırlanan girasole, ricotta ve mantarlı fagottini ile trüf aromalı ravioli, klasik tarifleri çağdaş yorumlarla sunarken; ıstakoz ve safranlı Risotto ile karidesli gnocchi öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Ana yemeklerde dengeli bir seçki varken calzone, deniz mahsullü pizza ve klasik margherita, paylaşım kültürünü yansıtıyor. Tatlılarda ise İtalyan klasiği Tiramisu, Panna Cotta ve Sabayon öne çıkıyor. Ayrıntıları Şef Vaccaro ile konuştuk.</p>
<p><strong>Bellini’nin atmosferiyle menü arasında nasıl bir ilişki kurdunuz?</strong></p>
<p>Benim için bir restoran sadece yemek değil, aynı zamanda sahnedir. Çırağan Sarayı’nın ihtişamlı ve tarihî atmosferi, tabakların ruhunu doğrudan etkiliyor. Bu yüzden menüyü oluştururken hem lezzeti hem de o anın hissini düşünürüm. Misafirin, tabağa baktığında bulunduğu yerle bir bütünlük hissetmesi gerektiğine inanıyorum. Konuklar Çırağan Sarayı’nın 1’inci katında yer alan restoranımıza gelirken sarayın içinden giriş yapıyor, restoranın genel ambiyansı ihtişamlı bir dünyayla bütünleşerek Boğaz’ın benzersiz manzarası ile birleşiyor. Bu muazzam bir bütünsellik.</p>
<p><strong>Bahar menüsüyle birlikte Bellini’de nasıl bir dönüşüm hedeflediniz?</strong></p>
<p>Bahar, mutfakta hafifleme ve yeniden denge kurma zamanı... Kışın daha yoğun ve derin aromalarından sonra, bahar menüsünde tazelik ve canlılık ön plana çıkıyor. Tabaklarda daha parlak renkler ve mevsimin sunduğu en taze ürünleri kullanmayı tercih ettim. Misafirlerin her lokmada doğanın uyanışını hissetmesini amaçladım.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6a226d06666b1-1780641030.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><strong><em>Rafine mutfak dili</em></strong></p>
<p><strong>Size hangi ürünler ilham verdi ve yönlendirdi?</strong></p>
<p>Benim için bahar; taze otlar, narenciye dokunuşları ve deniz ürünlerinin en rafine hâli demek. Sicilya’da büyürken alıştığım o doğal ürün zenginliği, burada da beni yönlendiriyor. İstanbul’un yerel pazarlarında bulduğum taze ürünler ile Akdeniz hafızam birleştiğinde, ortaya oldukça tutarlı ve rafine bir mutfak dili çıkıyor.</p>
<p><strong>Bu</strong> <strong>kez</strong> <strong>İtalyan mutfağının hangi yönünü daha çok vurguladınız?</strong></p>
<p>Bu sezon, İtalyan mutfağının ‘sadeliğin içindeki inceliğini’ öne çıkardık. Çok fazla müdahale etmeden, ürünü konuşturduğumuz bir yaklaşım benimsedik. İyi bir zeytinyağı, doğru pişirilmiş bir deniz ürünü ya da taze baharatlar… Aslında İtalyan mutfağının özü tam olarak bu sadelikte ancak bir o kadar da sarayın ihtişamına yakışır bir hâl alıyor.</p>
<p><strong>Deniz ürünlerinin daha belirgin oluşunun özel bir nedeni var mı?</strong></p>
<p>Kesinlikle. Bahar ve yaz ayları, deniz ürünlerinin en verimli olduğu dönemdir. Daha hafif, daha rafine ve daha canlı tabaklar yaratmak için deniz ürünleri çok doğru bir zemin sunuyor. Aynı zamanda Boğaz manzarasına karşı denizle bu kadar iç içe bir deneyim sunmak da bizim için önem taşıyor.</p>
<p><strong><em>Tazelik ve uyum</em></strong></p>
<p><strong>Bu menüde misafirlerin özellikle dikkat etmesini istediğiniz tabaklar hangileri?</strong></p>
<p>Tazeliği ve lezzetlerin uyumunu en iyi şekilde yansıtan birkaç tabak öne çıkıyor. Örneğin; burrata ile hazırladığımız başlangıç, leziz bir zeytinyağı ve taze aromatik dokunuşlarla oldukça yalın ama etkili bir açılış sunuyor. Deniz ürünleri tarafında ise narenciye notalarıyla ferahlatılmış mahsuller, baharın hafifliğini tabağa taşıyor. Ana yemeklerde, doğru pişirme teknikleriyle malzemenin doğallığını merkeze alan bir yaklaşım benimsedik. Misafir bir tabağı tattığında, birbirini bastırmayan katmanlı bir lezzetle karşılaşmalı. Bu rafine bütünlük, benim mutfak anlayışımın da en temel imzası.</p>
<p><strong>Bu sezon makarna yaklaşımınız nasıl şekillendi?</strong></p>
<p>Makarna bizim için yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda bir ifade biçimi. Sarayın içindeki makarna üretim mutfağımızda makarnalarımız el yapımı olarak taptaze hazırlanır. Bu sezon özellikle deniz mahsulleriyle hazırladığımız makarnalar ve daha hafif soslarla kurguladığımız tarifler öne çıkıyor. Örneğin; deniz ürünleri ve safranla hazırlanan makarnamızda, sosun yoğunluğunu hafifleterek daha şık bir ahenk yakaladık. Bunun yanında trüf dokunuşlu makarnalarda aromayı baskın hâle getirmek yerine daha zarif bir şekilde hissettirmeyi tercih ettik. Hamurun karakterini korurken, soslarda doğallığı ve mevsimselliği ön plana aldık.</p>
<p><strong>Önümüzdeki dönemde Bellini’de başka yenilikler görecek miyiz?</strong></p>
<p>Bizim için en önemli şey süreklilik içinde yenilik. Mevsimselliği merkeze alan, ürün odaklı ve deneyimi zenginleştiren bir yaklaşımımız var. Önümüzdeki dönemde de menülerimizi mevsimlerin döngüsüyle paralel şekilde yenilemeye ve her tabakta yeni bir hikâye anlatmaya devam edeceğiz.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/bogazda-italyan-yazi-80498</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/4/9/8/1280x720/bogazda-italyan-yazi-1780641064.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un İtalyan restoranı Bellini, Giovanni Vaccaro’nun önderliğindeki yeni menüyle doğanın uyanışını selamlıyor. Şef, “Tabaklarda daha parlak renkler ve mevsimin sunduğu en taze ürünleri kullanmayı tercih ettim” diyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
