<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/vanda-zamanin-izini-surmek-78388</guid>
            <pubDate>Mon, 04 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Van’da zamanın izini sürmek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em><strong>Şerif Yenen ile Geziyoruz</strong></em></p>
<p>Göbeklitepe’de insanın anlam arayışını, Hattuşa’da devlet kurma becerisini görmüştük. Van Gölü kıyısına geldiğimizde sahneye bu kez Demir Çağı’nın güçlü bir uygarlığı çıkar: Urartular. Dağların ortasında ayakta kalmayı başaran, suyu yöneten, kaleleriyle coğrafyaya hâkim olan bir krallık. Urartular, Anadolu’nun Demir Çağı uygarlıklarından biridir. Demirin hayatın içine girmesiyle birlikte üretimden savaşa kadar birçok alanda yeni bir dönem başlamıştı. Van ve çevresi, bu dönüşümün en güçlü sahnelerinden biridir.</p>
<p><strong>GÜCÜN TAŞLA </strong><strong>KURDUĞU İLİŞKİ</strong></p>
<p>Van gezisinin kalbi, hiç kuşkusuz Van Kalesi’dir. İlk günü buraya ayırın. Van Gölü kıyısında yükselen bu uzun kaya kütlesi, Urartu’nun başkenti Tuşpa’nın merkezidir. </p>
<p>Kaleye uzaktan baktığınızda bile neden buranın seçildiğini anlarsınız. Hem savunması güçlü hem de ovaya hâkim. Yukarı çıktığınızda ise bir kaleden fazlasıyla karşılaşırsınız. Kaya mezarları, tapınak kalıntıları ve yazıtlar, buranın sıradan bir yerleşim olmadığını açıkça gösterir.</p>
<p>Urartular için ölüm bile düzenliydi. Kayalara oyulmuş mezarlar bir ev gibi planlanmıştı. Birden fazla oda, nişler ve tören alanları bulunuyordu. Bu düzen, onların dünyayı nasıl algıladığını da anlatır. Kalenin çevresindeki ‘Analı Kız’ nişleri ve yazıtlar, din ile devletin nasıl iç içe geçtiğini gösterir.</p>
<p>Gün batımında Van Gölü kıyısına inin. Kalenin silueti yavaşça karanlığa karışırken, bu coğrafyada kurulan gücü daha iyi hissedersiniz.</p>
<p>Van denince akla gelen bir başka simge de Van kedisidir. Bembeyaz tüyleri, biri mavi diğeri kehribar olabilen gözleriyle tanınır. Suyla kurduğu ilişkiyle de bilinir. Bu coğrafyanın karakterini yansıtan canlı bir sembol gibidir.</p>
<p><strong>DUVARLARIN ÜZERİNE </strong><strong>İŞLENEN HİKAYELER</strong></p>
<p>Van’a gelip Akdamar Adası’nı görmemek büyük eksiklik olur. İkinci gün rotanız burası olsun. Gevaş’tan kısa bir tekne yolculuğuyla ulaşılan ada, gölün ortasında bambaşka bir dünya sunar. Adanın en önemli yapısı Kutsal Haç Kilisesi’dir. 10. yüzyılda inşa edilen bu yapı, dış duvarlarını kaplayan kabartmalarla öne çıkar. </p>
<p>Bu kabartmalar Akdamar’ı benzersiz kılar. İncil ve Tevrat’tan sahneler, peygamber hikâyeleri, av tasvirleri ve günlük yaşam detayları taşın üzerine işlenmiştir. Âdem ile Havva’dan Davud ile Golyat’a kadar uzanan sahneler, adeta bir anlatı dizisi oluşturur. Burada yürürken bir yapıya bakmazsınız; taşın üzerine işlenmiş bir hikâyeyi okursunuz. Bu anlatı, dönemin dünyasını ve estetik anlayışını da yansıtır.</p>
<p>Adayı gezdikten sonra Gevaş’a dönün. Burada yer alan Halime Hatun Kümbeti kısa ama etkileyici bir duraktır. 14. yüzyıla tarihlenen bu yapı, Selçuklu mezar mimarisinin zarif örneklerinden biridir. </p>
<p><strong>DAĞLARIN İÇİNDEKİ HÂKİMİYET</strong></p>
<p>Üçüncü gün rotayı Van’ın güneyine çevirin. İlk durak Çavuştepe. II. Sarduri tarafından kurulan bu yerleşim, Urartu şehir planlamasının en iyi örneklerinden biridir. Saray, tapınak ve depo yapıları düzenli bir bütün oluşturur. Büyük küplerle dolu depolar, bu devletin ne kadar organize olduğunu gösterir. Daha sonra Hoşap Kalesi’ne geçin. Kayalık bir tepe üzerine kurulu bu yapı, bölgeyi kontrol etmek için ideal bir noktadadır. İç içe geçmiş savunma hatları, bu coğrafyada güçlü olmanın nasıl bir planlama gerektirdiğini anlatır. </p>
<p><strong>VAN MÜZESİ: HİKÂYEYİ </strong><strong>TAMAMLAYAN YER</strong></p>
<p>Van Müzesi’ne mutlaka zaman ayırın. En az bir-iki saat gerekir. Türkiye’nin en iyi Urartu müzelerinden biridir. Kalelerde gördüğünüz mimariyi burada eserlerle tamamlıyorsunuz. Günlük yaşamdan silahlara, takılardan yazıtlara kadar geniş bir koleksiyon var.</p>
<p>Müzenin en dikkat çekici bölümlerinden biri Hakkâri stelleridir. Demir Çağı öncesine, MÖ 2000’lere tarihlenen bu dikilitaşlar, bölgedeki eski elit sınıfları temsil eder. Üzerlerindeki figürler, dönemin yaşam biçimi hakkında önemli ipuçları verir. </p>
<p><strong>COĞRAFYANIN KARAKTERİ </strong><strong>TABAĞA YANSIYOR</strong></p>
<p>Van mutfağı güçlüdür ve karakterlidir. İlk akla gelen Van kahvaltısıdır. Otlu peynir, kavut, murtuğa ve bal-kaymak sofranın temelini oluşturur. Ana yemeklerde keledoş, ayran aşı, tandır etleri ve yöresel çorbalar öne çıkar. Ev mutfağında uzun süre pişirilen yemekler yaygındır. Van Gölü’nün kendine özgü bir lezzeti daha var: inci kefali. Sodalı suda yaşayabilen nadir balıklardan biridir. Tadı herkese hitap etmeyebilir ama burada denenmesi gerekir. Çünkü bu balık, bu coğrafyaya aittir.</p>
<p><strong>NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?</strong></p>
<p>Van ilk bakışta kolay bir destinasyon gibi görünmez. Ama biraz yaklaştığınızda bu coğrafyanın gücü ortaya çıkar. Burada doğayla mücadele eden bir uygarlığın izlerini görürsünüz. Urartular, dağların ortasında bir düzen kurmuştu. Bugün Van’da dolaşırken bu düzenin izlerini adım adım takip edebilirsiniz. Bu yüzden Van gezisi, klasik bir seyahatten daha fazlasıdır. İnsan ile doğa arasındaki ilişkinin nasıl şekillendiğini anlamak için güçlü bir fırsattır.</p>
<p><strong><em>Van’da kaçırılmaması gerekenler</em></strong></p>
<ul>
<li>Van Kalesi<br />• Akdamar Adası<br />• Çavuştepe<br />• Hoşap Kalesi<br />• Van Müzesi</li>
</ul>
<p><strong>PRATİK BİLGİ</strong></p>
<p><strong><em>Nasıl gidilir?<br /></em></strong>Van’a uçakla ulaşım en kolay seçenek. Şehir içi geziler için araç kiralamak avantaj sağlar.</p>
<p><strong><em>Rota önerisi</em></strong></p>
<p>Van Kalesi ve şehir, Akdamar Adası, Çavuştepe – Hoşap</p>
<p><strong><em>Süre<br /></em></strong>2–3 gün ideal</p>
<p><strong><em>Ne zaman gitmeli?<br /></em></strong>İlkbahar ve sonbahar en uygun dönemler</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/vanda-zamanin-izini-surmek-78388</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/8/1280x720/vanda-zamanin-izini-surmek-1777619195.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazen bir coğrafyaya bakarsınız ve ilk anda mesafeli gelir. Serttir, yalındır, hatta biraz suskundur. Ama biraz zaman geçirdiğinizde o sessizliğin aslında ne kadar yoğun bir hikâye taşıdığını fark edersiniz. Van ve çevresi tam olarak böyle bir yer. Demir Çağı’nın güçlü krallığıyla, gölün ortasında saklı hikâyeler arasında bir yolculuk… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kuresel-donusum-hamlesi-cheryden-tiggo-v-78387</guid>
            <pubDate>Mon, 04 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KÜRESEL DÖNÜŞÜM HAMLESİ  Chery’den Tiggo V</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Chery, 2026 Auto China fuarında gelecek çeyrek yüzyılına yön verecek kapsamlı bir stratejik dönüşümü gözler önüne serdi. ‘For Family, Towards a Better Future’ manifestosuyla duyurulan bu yeni rota, markayı uluslararası arenada tanınan bir oyuncu olmaktan çıkarıp, küresel ölçekte sorumluluk alan bir aktöre dönüştürmeyi hedefliyor. Şirketin 2030 yılı için koyduğu 10 milyon aileye hizmet etme vizyonu, agresif bir büyüme arzusundan ziyade, köklü bir felsefi değişimin sayısal yansıması...</p>
<p>Chery, 23 yılda 120’den fazla ülkeye yayılan operasyonları ve 4,5 milyon aileye ulaşan kullanıcı tabanıyla, artık her dakikada bir ailenin tercihi olma başarısını, niteliksel bir derinleşmeyle taçlandırmak istiyor. Bu dönüşümün sacayaklarını ise üç temel eşitlik prensibi oluşturuyor: Herkes için tavizsiz güvenlik, her koltukta geniş alan ve eksiksiz teknoloji... Marka, bu ilkelerle yüksek standartları yalnızca premium segmentin ayrıcalığı olmaktan çıkarıp geniş aile kitleleri için erişilebilir kılmayı taahhüt ediyor.</p>
<p>Büyümenin en kritik odak noktalarından biri Avrupa; markanın İspanya’nın Barselona kentinde açtığı ilk bölgesel genel merkez ve Ar-Ge merkezi, kıtaya yönelik yerelleşme stratejisinin komuta üssü olarak konumlanıyor. Mevcut üretim tesisleri üzerinden kurulan ortaklıklarla yatırım maliyetlerini optimize eden, tedarik zincirinden regülasyon uyumuna kadar tüm fonksiyonları yerelde toplayan bu akılcı yaklaşım, Chery’nin küresel ilk 10 otomotiv grubu arasına girme yolculuğunda hızlanmasını sağlayacak. Markanın performans ve yenilikçilik algısını güçlendirmek için Automobile Club de l’Ouest ile imzaladığı Le Mans stratejik ortaklığı ve 8 Ar-Ge merkezi, 36 üretim üssü ve 2000’i aşkın bayiye yayılan devasa ekosistemi, bu büyüme planlarının ne denli kapsamlı bir temele oturduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>Teknoloji cephesinde ise Chery, özellikle hibrit ve batarya sistemlerinde sektöre yön verecek çözümlerle Pekin fuarına damgasını vurdu. Markanın yeni nesil güç aktarma mimarisinin kalbinde ‘Chery Süper Hibrit’ sistemi yer alıyor. %44,5 gibi etkileyici bir termal verimliliğe ulaşan 1.5 litrelik GDI motor, %98,5 verimlilikle çalışan ve 360 kW güç çıkışı sunabilen DHT360 şanzımanla eşleşiyor. Bu kombinasyon, tüm hız aralıklarında elektrikli sürüş kabiliyeti sunarak verimlilik ve performans dengesini yeniden tanımlıyor. İşin daha da ileri aşamasında, %48,57’lik termal verimliliğiyle KunPeng motoru, içten yanmalı teknolojinin sınırlarını zorluyor. Depolanan enerjinin kullanımı konusunda asıl çığır açan yenilik ise ‘Rhino’ batarya ailesi. Tam katı hal yapıya sahip bu batarya, 600 Wh/kg enerji yoğunluğuyla 1.500 kilometrelik CLTC menzili mümkün kılarken, yalnızca 12 dakikada %80 şarj olabilme ve 5.000 döngüyü aşan kullanım ömrüyle elektrikli mobiliteye dair tüm kaygıları ortadan kaldırıyor. Bu güç ünitelerini yönetecek olan Feiyu Dijital Akıllı Şasi ise, steer-by-wire ve brake-by-wire teknolojilerini entegre ederek 90 km/h hızda başarıyla tamamlanabilen geyik testi performansı ve tank dönüşü gibi üstün dinamik kabiliyetler vadediyor. Tüm bu yenilikler, yalnızca bir araç üretmekten öte, çölden kutup soğuklarına kadar her koşulda test edilen ve ASIL D güvenlik standardıyla taçlandırılan bütünsel bir mobilite ekosistemi yaratma vizyonunun ürünleri…</p>
<p><strong>AİLE ODAKLI VİZYON</strong></p>
<p>Bu devasa teknolojik ve stratejik yenilenmenin elle tutulur ilk sonucu ise Auto Chine fuarının yıldız modellerinden biri olan Chery Tiggo V oldu. ‘V’ harfinin ‘çok yönlülük’ (Versatility), ‘değer’ (Value) ve ‘zafer’ (Victory) kavramlarını temsil ettiği araç, global otomotiv pazarındaki kritik bir boşluğu hedef alarak, “dönüştürülebilir çok amaçlı aile SUV’u” olarak konumlandırılıyor. Tiggo V, tek bir platform üzerinde üç farklı aracın yeteneklerini birleştiriyor: SUV, MPV ve PUP (Pick-Up)... Modüler gövde yapısı sayesinde araç, günlük kullanımda yüksek kabiliyetli bir SUV, kalabalık aileler için yedi kişilik konforlu bir MPV, ticari ve outdoor ihtiyaçlar için pratik bir pikap olarak kullanılabiliyor.</p>
<p>Mühendislik verileri de, aracın bu dönüşümü ne denli ciddi bir altyapıyla gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. 2800 mm’lik uzun aks mesafesi, iç mekanda üç sıralı gerçek 7 kişilik oturma düzenini ve 1297 mm’ye ulaşan cömert bir iç yükseklik sunarak kabin içi geçişleri son derece kolaylaştırıyor. SUV modunda 220 mm’lik yerden yükseklik, engebeli arazilerde güven verirken, PHEV versiyonunda 700 mm’ye ve ICE versiyonunda 650 mm’ye ulaşan su geçiş derinliği ve %30 eğim tırmanma kabiliyeti, aracın maceracı ruhunu kanıtlıyor. Dahası, hızlı sökülebilir bariyer sistemleri ve fabrika çıkışlı aksesuar kitleri sayesinde pikap moduna geçiş, ekstra modifikasyon gerektirmeden saniyeler içinde gerçekleşiyor; 600 litrelik kargo yatağı ve akıllı bölme sistemleri her türlü yükü güvende tutuyor. Tüm bu dönüşüm yeteneği, konfordan ödün vermeden sunulmuş; 42 akıllı saklama alanı, N95 seviyesinde kabin hava filtrasyonu, APA ve RPA otomatik park teknolojileri lüks ve pratikliği bir araya getiriyor.</p>
<p>Tiggo V’nin kaputunun altında, markanın övündüğü 6. nesil Chery Super Hybrid teknolojisi ve geleneksel içten yanmalı motor seçenekleri bulunuyor. Verimlilik konusunda sınırları zorlayan PHEV versiyonu, yalnızca 6.0 litre/100 km gibi bir tüketim değeri sunarak bu boyuttaki bir araç için şaşırtıcı bir ekonomi sağlarken, benzinli versiyonun 7.84 litre/100 km’lik tüketimi de rekabetçi bir seviyede.</p>
<p>Chery, Tiggo V ile ‘2030 On Milyon Aile’ planının ilk adımını üretiyor. Ayrıca, ‘For Family’ felsefesinin tüm soyut vaatlerini somut bir kullanım senaryosuna dönüştürerek, bir aracın bir ailenin değişen tüm ihtiyaçlarına nasıl cevap verebileceğini gösteriyor. Güvenilir kalite ve düşünceli teknolojiyi, senaryo bazlı inovasyonla harmanlayan bu yaklaşım, Chery’nin küresel aile mobilitesi pazarındaki iddiasını çok daha yükseltecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kuresel-donusum-hamlesi-cheryden-tiggo-v-78387</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/7/1280x720/kuresel-donusum-hamlesi-cheryden-tiggo-v-1777617906.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Chery, yeni vizyonuyla yalnızca büyümeyi değil, ‘aile odaklı’ bir mobilite anlayışıyla küresel ölçekte sorumluluk üstlenen bir dönüşümü hedefliyor; bu stratejinin ilk somut adımı olan Tiggo V ise üç farklı aracın DNA’sını tek bir gövdede birleştiriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/her-araba-yeni-bir-hikaye-78386</guid>
            <pubDate>Sun, 03 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Her araba yeni bir hikaye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>‘Richard Hammond’s Workshop’un beşinci sezonuna geldik. Sizce programın bu kadar sevilmesinin nedeni ne?</strong><br />Bence çok dürüst bir program. Aynı zamanda gerçek bir tutkunun ürünü. İnsanların bir şeye gerçekten tutkuyla bağlı olduğunu izlemek her zaman etkileyicidir. Tutku bulaşıcıdır. İnsanlar ne yaparsa yapsın, eğer bir şeyi seviyor ve onun etrafında toplanıyorsa biz de izleriz. Televizyon bunu çok iyi yapıyor. At yarışından seramik yapımına, pastacılıktan dansa ya da araba restorasyonuna kadar her şey izleyiciyle bağ kurabilir.</p>
<p><strong>Programda arabalar da adeta başrolde, değil mi?</strong><br />Evet, kesinlikle. Arabalar işin merkezinde. Hayatımızı sürdürebilmemizi sağlayan en önemli icatlardan biri. Bizi okula, işe, tatile, sevdiklerimize götürüyor. Bu yüzden yalnızca bir makine olmanın ötesinde bir anlam kazanmaları çok doğal. Duygusal bir bağ kuruyoruz. Programda bunu görmek istiyoruz. Sadece pahalı klasik arabalar değil; daha mütevazı araçlar da var ve sahipleri için en az onlar kadar değerli. Arabaları insanlaştırmayacağım, canlı değiller; ama hayatımızın içine dokunmuş durumdalar.  Ama programda en önemli şey aslında müşteriler. Her aracın bir hikâyesi var. İnsanlar “Arabamı tamir eder misiniz?” demiyor; “Bu arabayı şu yüzden aldım” diyor. Ama her şey bütçeyle sınırlı. Biz de o bütçe içinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. İnsanlar bize güveniyor ve bu programın gerçek olmasını seviyor.</p>
<p><strong>Burada bahsettiğiniz ‘gerçeklik’ten kasıt ne? </strong><br />İnsanlar sunucuların samimi olduğunu görmek istiyor. Kameralar kapandığında da aynı şeyi yapıyor olmam önemli. Arabalarla çalışmak benim hayatımın bir parçası. Bu da izleyiciye güven veriyor.</p>
<p><strong>Hikayeyi başa sararsak, tamirhaneyi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?</strong><br />Büyükbabam araba karoseri ustasıydı. Birmingham’daki Mulliners’ta ve sonra Jensen’da çalıştı. Yani bu iş bizim ailede var. Muhtemelen araba sevgimin kaynağı da bu. 30 yıl boyunca otomobil dünyasının içinde ama dışarıdan bir gözlemci olarak yer aldım. Bu kez içeriden bakmak istedim. Artık otomobil fuarlarında kendi standımızla yer alıyoruz. Eskiden gazeteci olarak dolaşırken şimdi “Ben de bunun bir parçasıyım” diyorum. Bu çok güzel bir his.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69f447fb7d4d9-1777616891.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><strong>Klasik bir arabayı restore ederken hissettiğiniz duyguyu anlatabilir misiniz?</strong><br />Arabalar gerçekten çok önemli. İnsanlık olarak yaptığımız en önemli şeylerden biri olabilirler. Çünkü hareket etmemizi sağlıyorlar. Yiyecek bulmak, arkadaşlarla buluşmak ya da savaşmak… Ne yaparsak yapalım hareket etmek zorundayız. Bu yüzden arabalar sadece bir araç değil, kim olduğumuzu da ifade ettiğimiz bir şey. Her araba aslında bir zaman kapsülü. Yapıldığı dönemin izlerini taşır; lüksü, gücü ya da sadeliği anlatır. Bu yüzden her arabanın söyleyecek bir hikâyesi vardır.</p>
<p><strong>Restore edilmiş bir arabayı sahibine geri verirken duygusal bir an oluyor mu?</strong><br />Kesinlikle. Debbie McGee’ye eşinin hatıralarını taşıyan arabasını teslim ettiğimiz an çok etkileyiciydi. Arabalar insanların hayatındaki anılarla dolu. Birçok müşteri, o araç sayesinde birine bağlanıyor. Arabada yalnız olsanız bile geçmişte o aracı paylaştığınız kişiyle bağ kuruyorsunuz. Arabalar anıları canlandıran bir alan. O yüzden program duygusallıkla dolu. Mesela bir müşterimiz BMW Isetta’sını getirmişti ve çok kısa bir teslim süresi vermişti. Ekibimiz gece gündüz çalıştı. Aracı teslim ettiğimizde adamın mutluluğu inanılmazdı. İlginçtir, en duygulananlar genelde en sert görünen insanlar oluyor.</p>
<p><strong>Arabaları birer sanat eseri olarak görüyor musunuz?</strong><br />Seri üretim ürünler ama evet, kesinlikle. Bu kadar önemli bir nesnenin duygu ve estetikle dolu olması çok doğal. Klasik arabalar yapıldıkları dönemi anlatıyorlar. 50’lerin Amerikan arabası o dönemin ruhunu taşır, Trabant başka bir hikâye anlatır. Arabalar tarih yüklüdür.</p>
<p><strong>İzleyicinin programdan ne almasını istiyorsunuz?</strong><br />Arabanın hayatımızdaki önemini hatırlamalarını. Arabalar bazen haksız yere eleştiriliyor. Oysa bizi hayata bağlayan bir araç. Bu program da arabaları ve onlara duyulan sevgiyi kutluyor. Her araba bir hikâye ve biz artık o hikâyenin bir parçasıyız. Hikâyeler asla bitmez. Her telefon yeni bir hikâye demek. Restorasyon sadece teknik değil, aynı zamanda duygusal bir süreç. Bu yüzden her zaman anlatacak bir şey olacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/her-araba-yeni-bir-hikaye-78386</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/6/1280x720/her-araba-yeni-bir-hikaye-1777616921.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyaca ünlü otomobil programı sunucusu Richard Hammond, kurduğu tamirhanesinde geçen ‘Richard Hammond’ın Atölyesi’ ile klasik araçların restorasyon sürecini, işin teknik detaylarının ötesine taşıyarak duygusal ve insani yönleriyle ele alıyor. Program, otomobiller kadar onların sahipleriyle kurulan bağları da odağına alarak, her bölümde farklı bir hikâyeyi ekranlara taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kadikoye-italyan-cikarmasi-78385</guid>
            <pubDate>Sun, 03 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kadıköy’e İtalyan çıkarması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><em>Trattoria Fontana</em></strong>, <strong>Terminal Kadıköy</strong>’ün enerjisiyle bütünleşen modern ve sıcak atmosferinde misafirlerine İtalya’nın gerçek ruhunu yaşatıyor. Açık havanın dinamizmi ve Kadıköy’ün kozmopolit dokusuyla buluşan mekân, samimi bir İtalyan sofrasını İstanbul’un kalbine taşıyor. Taş fırından çıkan ekşi mayalı pizzalar, elde açılan taze makarnalar, kremamsı burrata ve ince dilimlenmiş carpaccio, hem geleneksel tariflerin sadeliğini hem de yaratıcı dokunuşların sürprizini yansıtıyor. Trattoria Fontana’da her tabak <em>“Lezzet, paylaşıldıkça çoğalır”</em> felsefesiyle paylaşmaya uygun hazırlanıyor. Ayrıntılar Şef <strong>Ömer Sayıalioğlu</strong> ile söyleşimizde.</p>
<p><strong>Terminal Kadıköy gibi dinamik bir lokasyonda olmak mutfağınızı ve menü kurgunuzu etkiledi mi?</strong></p>
<p>Terminal Kadıköy sıcak, samimi, hızlı ve enerjik bir atmosfere sahip. İnsan profilleri nasıl ortamı etkiliyorsa terminalin ruhu da bizleri doğrudan etkiliyor. Mutfağımız ve menümüz de profillere ve ortam dinamiklerine göre şekillendi. Biz de Kadıköy’ün nabzını tutan Terminal Kadıköy’e ayak uyduran servisimiz ve lezzetli yemeklerimizle konuşulan bir restoran olduk. Bunda Terminal Kadıköy’ün etkisi büyük.</p>
<p><strong>Kadıköy’ün kozmopolit yapısı misafir profilinizi ve menü tercihlerini nasıl şekillendiriyor?</strong></p>
<p>Artık misafirler gastronomi açısından çok bilgili. Fontana olarak araştıran, yeniliklere açık şeflerle çalıştığımız için misafirlere ister istemez dokunmuş oluyoruz. Biz mutfakta keyifle birleştirdiğimiz lezzetleri, misafirler de aradıklarını keyifle bulduklarında aynı dili konuşmuş oluyoruz.</p>
<p><strong>Sizi en çok heyecanlandıran başlangıç tabağı hangisi?</strong></p>
<p>Ekip olarak bizi en çok heyecanlandıran Antipasto Misto.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69f44723aca31-1777616675.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><strong>Paylaşma kültürünün mutfağınızdaki yerini dinleyelim sizden. Lasagne Gigante ve Bistecca gibi paylaşım odaklı tabaklar dikkat çekiyor çünkü.</strong></p>
<p>İnsanlar masalarda sohbet etmek, doymak ve keyif almak için bir araya geliyor. Bu güzel masalara ve sohbetlere bizler de bizler de tabaklarımızın paylaşıma açık olması ile dâhil olmak istiyoruz. Bu dâhil oluşu seviyoruz.</p>
<p><strong><em>Fontana’nın samimiyeti gnocchi tabağında</em></strong></p>
<p>“<strong>Bu tabak tam olarak Trattoria Fontana</strong>’<strong>yı anlatıyor”</strong><strong> dediğiniz imza yemek hangisi? </strong></p>
<p>Her masada olması gereken, Fontana’nın samimiyetini içinde bulundurduğu, sohbetlerin konusunu değiştirecek olan “gnocchi cacio pepe”. Klasiğin dışında bir pesto sosu, tam ayarında pişmiş, ev yapımı bir gnocchi hamuru ve parmesan kremasının bütün dengeleri değiştirdiği yoğunluğu. Fontana’yı tam olarak bu tabak anlatıyor.</p>
<p><strong>İtalyan mutfağıyla pazar brunch konseptini birleştirmek zor oldu mu?</strong></p>
<p>Aslında Fontana; pazar günleri güneş alan, sıcacık bir ortama sahip dış ve iç alanıyla ailelere ve yemek tutkunlarına hizmet vermeye çok uygun bir lokasyon. “Tam bir pazar brunch’ı ambiyansı varken neden yapmayalım?” dedik. Bu yüzden de İtalyan mutfağı ve eklektik mutfak çerçevesinde kahvaltı a la carte menüsü oluşturduk. Terminal Kadıköy’ün hafta sonu enerjisi de bu kararı destekledi. İnsanların sadece yemek yemeye değil, vakit geçirmeye, sosyalleşmeye geldiği bir yer burası. Biz de brunch’ı sadece bir öğün değil, günün keyifli bir deneyimi olarak kurguladık.</p>
<p><strong><em>Atölyelerle bütünsel hafta sonu deneyimi</em></strong></p>
<p><strong>Taş Kağıt Makas Atölyesi ile iş birliğinden bahisle çocuklara yönelik atölyelerle gastronomiyi aynı çatı altında buluşturmak sizce neden önemli?</strong></p>
<p>Yetişkinler çocuklarıyla beraber restoranlara geldiklerinde çocukların sıkıldığını, yetişkin sohbetlerine maruz kaldıklarını gözlemledik. Hem evebeynlerin keyifle yedikleri hem de çocuklarının bir etkinlik yaparak zamanlarını daha aktif geçirdiği, her iki tarafın da zamanının çok daha kaliteli geçtiği bir süreç yaratmış olduk. Yetişkinler de çocuğunu -en azından o süre zarfında- daha az düşünerek yemeklere odaklanabiliyorlar. Bu yüzden bu tarz atölyelerin yemeğe gösterilen ilgiyi artıracak bir yaklaşımda olacağını umuyoruz. Taş Kağıt Makas Atölyesi ile yaptığımız iş birliğiyle, pazar brunch deneyimini sadece bir yemek değil, ailelerin çocuklarıyla birlikte kaliteli zaman geçireceği bütünsel bir hafta sonu deneyimine dönüştürdük. Çocukların kendi dünyalarında üretip eğlenebildiği, ebeveynlerin ise keyifle vakit geçirebildiği bir denge kurduk.</p>
<p><strong>Önümüzdeki dönemde menüde ya da konseptte yenilikler olacak mı?</strong></p>
<p>Araştıran, farklı dokular ve tatlar arayan bir ekibiz. Mevsimin de yaza dönmesi elimizi daha çok güçlendiriyor. Mevsiminde sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu, masaların daha da renklendiği bir menüyle yaza girmeyi hedefliyoruz. Terminal Kadıköy gibi yaşayan bir lokasyonda olduğunuzda, menünün de bu dinamizme ayak uydurması gerekiyor. Bu yüzden dönemsel dokunuşlarla misafirlerimizi şaşırtmaya ve her gelişlerinde yeni bir şey deneyimlemelerini sağlamaya çalışıyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kadikoye-italyan-cikarmasi-78385</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/5/1280x720/kadikoye-italyan-cikarmasi-1777616750.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trattoria Fontana, gastronomideki iddiasını, İtalyan mutfağının köklü geleneklerini çağdaş detaylarla şekillenen tabakları ile ortaya koyuyor. Her tabak, “Lezzet, paylaşıldıkça çoğalır” felsefesine uygun… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/klasikten-ozgurluge-gecis-78384</guid>
            <pubDate>Sun, 03 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Klasikten özgürlüğe geçiş</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Eskiden smokin denince akla tek bir görüntü gelirdi: siyah ceket, siyah pantolon, beyaz gömlek ve siyah rugan ayakkabı. Bugün ise bu kurallar tamamen yıkılmış değil ama esnetilmiş durumda. 2026 sezonunda erkek modasında smokin; kumaş seçiminden renk paletine, kesimlerden aksesuar kullanımına kadar yeniden şekilleniyor. Amaç artık yalnızca ‘şık görünmek’ değil, karakter göstermek.</p>
<p>Bu sezonun en dikkat çeken değişimlerinden biri, kesimlerdeki yumuşama. Çok dar, vücudu sıkan slim fit smokinler yerini daha rahat ama hâlâ net duran siluetlere bırakıyor. Omuzlar biraz daha doğal, pantolonlar biraz daha akışkan, ceketler ise daha hafif bir yapı taşıyor. Özellikle sıcak havalarda giyilecek ilkbahar-yaz smokinlerinde bu rahatlık büyük fark yaratıyor. Şıklık, artık rahatsızlıkla eş anlamlı değil.</p>
<p><strong>NEFES ALAN KUMAŞLAR</strong></p>
<p>Kumaş tarafında ise nefes alan, hafif yapılar öne çıkıyor. İnce yün karışımları, hafif keten dokunuşları ve mat ipek yüzeyler bu sezonun favorileri arasında. Parlak, fazla sert ve ağır kumaşlar geri planda kalıyor. Özellikle mat dokular, smokine daha modern ve sofistike bir hava katıyor. Keten karışımlı smokin ceketleri, özellikle yaz akşamı davetlerinde oldukça güçlü bir alternatif sunuyor.</p>
<p><strong>GECE MAVİSİ YÜKSELİŞTE</strong></p>
<p>Renk konusunda da siyah tek başına hüküm sürmüyor. Elbette klasik siyah smokin hâlâ zamansız ve güçlü bir seçenek ama 2026 sezonunda gece mavisi, koyu kahve, derin bordo ve hatta taş tonları da ciddi şekilde yükselişte. Özellikle gece mavisi smokinler, siyaha göre daha yumuşak ama aynı derecede etkileyici bir görünüm sağlıyor. Yaz düğünleri ve açık hava davetlerinde ise açık tonlu smokin ceketleri daha sık karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>PAPYONDAN İNCE KRAVATA…</strong></p>
<p>Bir diğer önemli trend ise smokinin ‘ayrıştırılması’. Yani takım olarak değil, parçalar hâlinde kullanılması. Smokin ceketi artık sadece kendi pantolonuyla değil; düz kesim yün pantolonlarla, hatta bazı durumlarda koyu renk kaliteli denimlerle bile kombinlenebiliyor. Bu yaklaşım, smokini daha gündelik ama hâlâ güçlü bir stil parçasına dönüştürüyor. Özellikle şehirli erkek stilinde bu hibrit yaklaşım oldukça dikkat çekiyor.</p>
<p>Gömlek tarafında da klasik beyaz poplin gömlek tek seçenek değil. Açık yakalı gömlekler, ince trikolar ve hatta bazı durumlarda basic yüksek kaliteli tişörtler smokin altına giriyor. Özellikle boğazı sıkmayan, daha rahat yakalı gömlekler bu sezonun favorileri arasında. Papyon zorunluluğu da artık eski kadar katı değil; ince kravatlar ya da tamamen kravatsız kullanım daha güncel bir görünüm yaratıyor.</p>
<p><strong>SESSİZ AMA GÜÇLÜ DURUŞ</strong></p>
<p>Ayakkabı seçiminde rugan hâlâ klasik çizgide yer alsa da, süet loafer’lar, minimalist deri loafer’lar ve hatta bazı modern kombinlerde temiz çizgili deri sneaker’lar bile smokinle birlikte kullanılabiliyor. Buradaki temel mesele denge. Smokin artık yalnızca “resmi” değil; doğru kombinle stil sahibi ve rahat bir görünümün parçası.</p>
<p>Aksesuarlar ise bu sezon daha sade ama daha etkili. Büyük gösterişli mendiller, parlak kol düğmeleri ve dikkat çeken kemerler yerine; ince saatler, minimal broşlar ve zarif yüzükler öne çıkıyor. Stil artık bağırmıyor, daha sessiz ama çok daha güçlü konuşuyor. “Sessiz lüks” anlayışı smokin modasında da kendini net şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>ABARTIYA KAÇMADAN…</strong></p>
<p>2026 İlkbahar-Yaz sezonunda smokin modasının en önemli mesajı şu: kuralları bil ama onları kendi stiline göre yeniden yorumla. Çünkü iyi bir smokin yalnızca doğru kesimle değil, onu taşıyan tavırla güçlü görünür. Fazla resmi olmadan şık olmak, abartıya kaçmadan dikkat çekmek artık yeni lüks anlayışının temelini oluşturuyor. Smokin bu sezon klasik kimliğini kaybetmeden daha çağdaş bir hale geliyor. Daha hafif kumaşlar, daha rahat kesimler, daha cesur renkler ve daha kişisel kombinler sayesinde erkek smokini 2026’da yeniden tanımlanıyor. Artık mesele yalnızca davete uygun görünmek değil; bulunduğunuz ortamda kendi stilinizi net bir şekilde ortaya koymak. Ve dürüst olmak gerekirse, iyi taşınmış bir smokin hâlâ erkek modasının en güçlü cümlesi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/klasikten-ozgurluge-gecis-78384</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/4/1280x720/klasikten-ozgurluge-gecis-1777616444.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Smokin artık sadece bir davet kıyafeti değil, bir tavır meselesi. Bir zamanlar keskin kurallarla tanımlanan bu güçlü parça, 2026 İlkbahar-Yaz sezonunda daha özgür, daha kişisel ve daha çağdaş bir dile evriliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
