<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/bir-sonraki-dogru-adim-84868</guid>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir sonraki doğru adım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de doğup büyüyen hemen her erkek çocuğunun kaderidir futbol. Öyle ya da böyle hayatınıza girer. Siz hiç ilgi duymasanız bile okul ya da mahalle arkadaşlarınız çeker sizi oyunun içine. Bazen ders arasında iki taşın arasına kurulan kaledir. Bazen sokakta, hava kararana kadar peşinden koştuğunuz eski bir top…</p>
<p>Tıpkı Kanada’da büyüyen bir çocuğun kış sporlarından, Amerika’da büyüyen bir çocuğun da Amerikan futbolundan kolay kolay uzak kalamaması gibi…</p>
<p>O yüzden Türkiye’de büyüyen birçok insan gibi benim için de futbol, hiçbir zaman sadece ‘futbol’ olmadı. Üstelik babam da bir dönem profesyonel olarak futbol oynamıştı. Böyle olunca futbol, oynanan bir oyun olmaktan çıkıp evimizin, çocukluğumun ve hayallerimin bir parçasına dönüştü.</p>
<p>Elbette babam benim de futbolcu olmamı istiyordu. Fakat annem ve yakın çevremizdeki insanlar için futbol, peşinden gidilecek kadar güvenli bir gelecek vaat etmiyordu.</p>
<p>Sonunda futbolcu olma hayalimi geride bırakıp üniversite yolunu seçtim. Sınavı kazanıp okula girdim. O yıllarda iyi bir eğitim almanın, hayatın geri kalanını da büyük ölçüde güvence altına alacağına inanıyorduk.</p>
<p>Fakat üniversiteden mezun olduğumuzda, bu kez hepimizi gelecek kaygısı sardı. Elimizde bir diploma vardı ama hayatımızı nasıl kuracağımızı bilmiyorduk. Adeta sudan çıkmış balık gibi, ne tarafa gideceğimizi kestiremeden sağa sola savrulmaya başladık.</p>
<p>Ne yapacağımıza karar vermeye çalışırken aklımızda bin bir türlü soru vardı:</p>
<p><em>İş bulabilecek miyim? Doğru mesleği mi seçtim? Kendi ayaklarımın üzerinde durabilecek miyim? Ya arkadaşlarımın gerisinde kalırsam?</em></p>
<p>Kimimiz yüksek lisansa yöneldi. Kimimiz karşısına çıkan ilk iş fırsatını değerlendirdi. Kimimiz kendi işini kurdu, kimimiz ailesinin şirketinde çalışmaya başladı. Yollarımız farklılaştı ama zihnimizdeki sorular pek değişmedi. Bu kez gelecek kaygısı, iş hayatının içinde karşımıza çıktı:</p>
<p><em>Toplantım iyi geçecek mi? Yöneticim yaptığım işi beğenecek mi? Ya başarısız olursam? Hayalini kurduğum hayata ulaşabilecek miyim?</em></p>
<p>Yıllar geçtikçe hayatı kontrol etme isteğimiz hiç değişmedi.</p>
<p>Futbolcu olamasam da futbola olan tutkum hiç azalmadı. Çocukluğumla bugünüm arasında uzanan görünmez bir bağ olarak hep hayatımda kaldı.</p>
<p>Geçen hafta sonu yine maç oynamaya gittim. Ama o sabah içimde farklı bir duygu vardı.</p>
<p>Son zamanlarda uykularım düzensizdi. Biraz kaygılı uyanmıştım. Ağrıyan bacağımı hissediyor, sakatlanmaktan endişe ediyordum. Bir yandan da her zaman olduğu gibi iyi oynamak ve kazanmak istiyordum.</p>
<p>Zihnim alıştığı şeyi yapmaya başladı:</p>
<p><em>“Ya kötü oynarsam?” “Ya sakatlanırsam?” “Ya kazanamazsam?” </em></p>
<p>Henüz sahaya çıkmadan, oynanmamış bir maçın bütün ihtimallerini kontrol etmeye çalışıyordum. Sonra kendime yalnızca şunu söyledim:</p>
<p><em>“Oyunun tadını çıkar. Top sana geldiğinde, o an yapabileceğin en doğru hareketi yap.”</em></p>
<p>Maçın sonucunu ya da başkalarının benim hakkımda ne düşündüğünü umursamadım.</p>
<p>Sadece oyunun keyfini çıkarıyor, top her ayağıma geldiğinde o anın gerektirdiği hareketi yapıyordum.</p>
<p>Maç bittiğinde skor 1-0’dı. Maçın tek golünü ben atmıştım. Takım arkadaşlarım yanıma gelip beni tebrik ederken bir kez daha şunu anladım: Hayatta da oynadığımız oyunların nasıl sonuçlanacağını önceden bilmek istiyoruz. Kariyerimizin nereye varacağını, verdiğimiz kararların doğru olup olmadığını, yarının önümüze ne çıkaracağını…</p>
<p>Bütün ihtimalleri hesaplıyor, henüz yaşanmamış günlerin yükünü bugünden taşımaya başlıyoruz.</p>
<p>Bunun yerine içinde bulunduğumuz anın tadını çıkarıp yalnızca önümüzdeki doğru adıma odaklandığımızda, kontrol edemediklerimizle mücadele etmeyi bırakıp akışta kaldığımızda, gerisini hayat tamamlıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/bir-sonraki-dogru-adim-84868</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/6/8/1280x720/bir-sonraki-dogru-adim-1786084767.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş, kariyer, başarı, gelecek... Zihnimiz sürekli yarını hesaplıyor. Oysa bazen hayatı değiştiren şey, yalnızca o an yapabileceğimiz en doğru hareket oluyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kismetten-kayitsiza-84866</guid>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısmet’ten Kayıtsız’a…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bizleri mavi düşler atlasının sayfalarında diyar, diyar dolaştıran amatör denizciliğimizin Kutup Yıldızı <strong>Sadun Boro</strong>, Karadeniz ve Akdeniz’in yanı sıra İyon Denizi, Kuzey ve Güney Ege Adaları ile Adriyatik seferlerini anlattığı kitabının ön sözünü şöyle noktalamıştı<em>: “Kısmetin Dümen Suyunda’ ile denizci dostlarımıza faydalı olabilirsek ne mutlu bizlere. Sizlere keyifli, güvenli seyirler diler, denizlerinizin sakin, rüzgarın kolayınıza olmasını temenni ederim. Allah selamet versin. Aralık 2005 Gökova”</em> Konu mavilikler olunca saygı ve rahmetle andığım Sadun ve Oda Boro’nun zarif yelkenlisi ‘Kısmet’ten söz etmemek mümkün mü? Günümüzde Rahmi M. Koç Müzesi’nde dümen suyunda bıraktığı okyanuslara seslenircesine sakin ve güven veren duruşuyla ziyaretçilerini selamlıyor. Özenle korunuyor ve gelecek kuşaklara aktarılıyor.</p>
<p>Denizcilere göre teknelerin de insanlar gibi ruhu vardır. Kısmet’ten söz ettik ama Bbugün sizlerle dünya denizlerini aşmış bir başka yelkenlinin öyküsünü paylaşacağım. Onu farklı kılan birçok özellik var. <em>‘Kayıtsız 3’</em>, <strong>Özkan Gülkaynak</strong> tarafından tasarlanmış bir yelkenli. Ahşap bir teknenin bronz aksamlarla nasıl da farklılaştığının en güzel örneklerinden biri. Batı Karadeniz’de faaliyet gösteren Çoban Denizcilik tarafından kızağa konulan <em>‘Kayıtsız 3’</em>, maviliklerle dolu uzun yılların resmidir aslında. Ona hayat veren Özkan Gülkaynak, çocukluğunda kayıklarla başladığı mavi serüvenleri daha sonra Özgür-Er, Kayıtsız 1 ve 2 adlı teknelerinde yaşadı. O yıllarda edindiği deneyimler amatör denizcilik dünyamızın saygın ismini adım adım dünya seyahatine yaklaştırdı. 2006-2009 arasında okyanusları aşan ‘Kayıtsız 3’, kabin hacminden bir anlamda taviz verilerek rahat yürünebilecek kadar ferah tasarlanmış zarif bir yelkenli. Gülkaynak, günümüzün seri imalat teknelerinde güverte genişliklerinin eski tasarımlara göre daha dar tutulduğunu belirtiyor. Bunun konforu artırdığını ancak sert havalarda güvertede çalışabilmeyi engelleyen bir faktör olduğunu vurguluyor. ‘Kayıtsız 3’ün güvertesi Burma tik kaplı. Bu malzeme güvertede kaymayı büyük ölçüde önlediği gibi estetik açıdan farklı bir keyif duygusu yaratıyor. Havuzluk yüksekliği ise mümkün olduğunca az tutulmuş. Bunun nedeni özellikle kuvvetli fırtınalarda tekneye dolacak suyun yaratacağı ağırlığı minimuma indirmek. Sahibinin bumba   (yelkenin alt kenarının bağlı olduğu uzun direk) oturağı üzerine monte ettiği tenteyi iki yandan halatlarla gerip çarmıklara bağlamasıyla oluşturduğu bimini (yelkenli ve motor yatlarda gölge alanı yaratan tente) seri üretim teknelerde paslanmaz boruların neden olduğu karmaşık görüntünün önüne geçiyor.</p>
<p><strong>DÜNYA SEYAHATİ</strong></p>
<p>İzmirli denizcimizin hayat verdiği Kayıtsız 3, Kabotaj Bayramı’nın kutlandığı 1 Temmuz 2006 tarihinde dünya denizlerine yelken açtı. Bu adımıyla çocukluk hayalini gerçekleştiren Gülkaynak, yazdığı kitaplarla amatör denizcilerimize yol göstermeye devam ediyor.  Sözünü ettiğim zarif yelkenlinin üç yıl süren dünya seyahatinin ayrıntılarını öğrenmek isteyenler <em>‘Özgürlük Hattının Batısına’</em> adlı eseri okuyabilir. Orada denizciliğin kendine özgü felsefesinden tekne yapımına, onarımdan donanımlara kadar yararlı bilgilerle karşılaşacaksınız.  Usta isim, şu günlerde Seferihisar’da ‘Kayıtsız Cumhuriyeti’ adını verdiği atölyesinde yeni teknesini inşa ediyor. Ayrıca denizlerimiz ve doğamızla ilgili düşünmeye, görüş üretmeye ve onları yurt sevgisiyle bıkmadan, usanmadan dile getirmeye devam ediyor. Değerli okurlar, bu haftayı önemli bir dip notla kapatmak istiyorum. Ülkemizde yıllardır güncelliğini koruyan bir konuya yönelik farklı bir pencere açacağım. Daha doğrusu hayatı denizlerde geçen bir başka değerli ismin görüşlerini aktaracağım. Zira konu güncelliğini muhafaza ediyor.</p>
<p><strong>MAVİ YORUM</strong></p>
<p>İş dünyasının tanınmış yöneticilerinden İbrahim Yazıcı, her fırsatta denizlere açılan usta bir kaptan. Deneyimli denizcimiz kıyılar halkındır söyleminin Türkiye’de liman, marina ve barınak yapımını büyük ölçüde engellediğini belirtiyor. <em>“Bugün iskele bile yapmak isteseniz neredeyse imkansız. Lakin, Yunanistan’da birçok yerde bağlama ücreti dahi alınmıyor. Öte yandan ülkemizde arıtma teknolojisine sahip tekneler bile mavi kart uygulamasına tabi tutuluyor. Çevre elbette hepimiz için son derece önemli ve değerli. Önerim uygulamanın yeniden gözden geçirilmesidir. Dizgin atı yavaşlatır, bu tür uygulamalarla denizciliğimizi nasıl geliştirebiliriz?” </em>diyor. Bu haftalık noktalıyorum. Gelecek yazıda buluşmak umuduyla esen kalın.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kismetten-kayitsiza-84866</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/6/6/1280x720/kismetten-kayitsiza-1786084575.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir yelkenlinin öyküsü bazen denizciliğin de hikâyesine dönüşür. Kısmet&#039;ten Kayıtsız 3&#039;e uzanan bu yazı, maviliklerde biriken deneyimi ve denizciliğimizin bugününü aynı rotada buluşturuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
