<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/yeniden-baslamak-icin-kaybetmek-87808</guid>
            <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeniden başlamak için kaybetmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“Olanları duyduğun için mi beni aradın?”</p>
<p>Uzun süredir görüşemediğim doktor bir arkadaşımı aradığımda, ağzından ilk bu sözler döküldü.</p>
<p>“Hayır” dedim. “Ne oldu?”</p>
<p>Kısa bir sessizlik oldu.</p>
<p>“İki gün önce kliniğim tamamen yandı.”</p>
<p>Ne söyleyeceğimi bilemedim. Yıllardır emek verdiği, büyüttüğü yerden bahsediyordu.</p>
<p>“Hâlâ şoktayım, olanlara inanamıyorum” dedi. </p>
<p>“Daha önce ne böyle bir şey duydum ne de yaşadım. İki gündür çok garip hissediyorum. Bazen olanları iyiye yormayı başarıyorum. Gülüyorum, geçiyorum. Sonra bir anda kaybettiklerim aklıma geliyor ve inanılmaz üzülüyorum.”</p>
<p>Bir süre sustu.</p>
<p>“Cenazelerde de böyle hissedersin ya, işte öyle… Bir an insanlarla konuşup olan biteni unutursun, gülümsersin. Sonra birden ne olduğunu hatırlarsın. İçini derin bir üzüntü kaplar.”</p>
<p>Kaybetmek gerçekten de biraz böyle…</p>
<p>Sonra bir telefon çalar ya da birisi bir soru sorar ve bir süreliğine unutur gibi olursun, hayat normale dönüyor zannedersin. Çok uzun sürmez bu durum. Bazen bir eşya ya da geçmişi hatırlatan bir resim… Bazen söylenen bir söz… Bazen de bir anı… Birkaç dakika önce unutabildiğin kaybın sızısı yeniden bütün ağırlığıyla geri gelir. Kurulan düzen, her sabah “Günaydın” dediğin insanlar… Yılların emeği… Bir anda yok olup gidivermiştir.</p>
<p>Doktor arkadaşımı dinlerken ne söylesem yaşadığı kaybın yanında eksik kalacağını biliyordum.</p>
<p>Geçmişi geri getirmek mümkün değildi. Yanan kliniğin, bozulan düzenin ve yılların emeğinin yerini birkaç teselli cümlesi dolduramazdı. Aklıma gelen ilk düşünce, bundan sonra geride kalana değil, kurulabilecek hayata bakması gerektiğiydi. Ona da bunu söyledim:</p>
<p><strong>“Bu durumu yeni bir başlangıç olarak görmekten başka çaren yok.”</strong></p>
<p>Dışarıdan bakan biri olarak bunu söylemek elbette kolaydı. Arkadaşım karanlık bir tünelde yürüyor gibiydi… Belki tünelin sonunda bir ışık olduğunu biliyordu ama o ışığa ulaşana kadar yönünü göremiyordu. Tünelin ne kadar süreceğini de bilmiyordu. Doğal olarak korkuyordu. Böyle zamanlarda kaygı, zihni kolayca ele geçirir ve insanı en kötü ihtimallere inandırır. “Hayat artık bir daha eskisi gibi olmayacak” düşüncesi dönüp durur insanın zihninde. Çünkü insanı asıl korkutan, kaybettiklerinden çok, geleceğin de o kayıplarla birlikte daha kötüye gideceğine dair inançtır. </p>
<p>Oysa hayat hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemez. Kayıpların yaşandığı dönemlerin ardından kazanımlar gelir. Biten bir dönem, yenisinin önünü açar.</p>
<p>Hayatın kendine has bir akışı vardır. İnsan sıradan ve öngörülebilir bir ritim içinde yaşar. Kurduğu düzenin güvenine alışır; yarının aşağı yukarı nasıl olacağını bildiğini sanır. Sonra beklenmedik bir şey olur: Bazen bir yangın… Bazen bir hastalık… Ya da hiç beklenmedik bir ayrılık… Kaybedilen bir iş… Başarısız bir girişim…</p>
<p>Bir anda o alışılmış düzenin dışına çıkmak zorunda kalır. Artık bildiği yöntemler yeterli değildir.</p>
<p>Daha önce karşılaşmadığı sorunlarla uğraşır, hiç vermediği kararları vermek zorunda kalır.</p>
<p>İster istemez yeni yollar arar. O yollarda hata yapar, yanılır, bazen başa döner. Ama yolun sonunda artık başladığı yerdeki insan değildir. Daha fazlasını görmüş, daha fazlasını yaşamıştır. Deneyim kazanmıştır. Artık hayata, insanlara ve yaptığı işe daha fazla değer katabilecek birikime sahiptir.</p>
<p>Asıl değişim, insan kaybettiklerine bakmayı bırakıp bundan sonra ne kurabileceğine baktığında başlar.</p>
<p>Eski bir söz vardır: “Bir adayı almak istiyorsan, o adaya seni getiren gemileri yakmalısın.”</p>
<p>Yeni başlangıçları mümkün kılan ve insanı ileriye götüren; artık geriye dönecek bir yolunun kalmamasıdır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/yeniden-baslamak-icin-kaybetmek-87808</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/8/1280x720/yeniden-baslamak-icin-kaybetmek-1789716483.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazen hayat, kurduğunuz düzeni bir anda elinizden alır. Ama kaybetmek hayatın sonu değil, yönünün değiştiği yerdir. Asıl hikâye, küllerin arasından nasıl bir hayat kuracağınıza karar vermekle başlar. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/mesele-uretmek-degil-gorunmek-87806</guid>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mesele üretmek değil, görünmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanat dünyasında görünürlük, genç sanatçılar için giderek daha belirleyici bir meseleye dönüşüyor. Galeriler ve sergiler önemini korurken dijital platformlar, sanatçıların üretimlerini daha geniş çevrelere ulaştırmasının yeni yollarını açıyor. İVA Sanat Genel Koordinatörü <strong>Seçil Aydın</strong> ile sanat dünyasının değişen dinamikleri, genç sanatçıların karşılaştığı engeller ve dijitalleşmenin bu alandaki etkisi üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.</p>
<p><strong>Türkiye’de sanat eğitimi alan gençlerin en büyük sorunu sizce üretmek mi, görünür olabilmek mi? Geçen aylarda hayata geçirdiğiniz ‘Fragmanlar’ projesini tasarlarken çözmeye çalıştığınız temel problem neydi mesela? </strong></p>
<p>Genç sanatçılar için en büyük sorun üretmek değil; ürettiklerinin doğru kişiler tarafından görülebilmesi. Bugün okullarda çok nitelikli çalışmalar ortaya çıkıyor. Ancak bu üretimlerin önemli bir bölümü okul içindeki sergilerle sınırlı kalıyor ve profesyonel sanat ortamına ulaşamadan görünmez hâle geliyor. Mezuniyet sonrasında ise bu geçiş daha da zorlaşıyor. Fragmanlar’ı planlarken çıkış noktamız tam olarak buydu. Bizim sunmak istediğimiz şey, profesyonel standartlarda kurgulanmış bir sergi deneyimiydi.</p>
<p><strong>İVA Sanat platformunda yer alacak öğrenciler için bundan sonra nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz? Bu görünürlük somut olarak hangi kapıları açabilir? </strong></p>
<p>Platformumuza dahil olan genç sanatçılar dijital portfolyolarını oluşturabilecek, eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırabilecek ve üretimlerini sürdürülebilir şekilde görünür kılabilecekler.</p>
<p>Burada en önemli konu şu: Görünürlük, bir sanatçı için en değerli kazanımlardan biri ve somut olarak çok farklı kapıları aralayabiliyor. Bir sanatçının eserinin bir koleksiyoner tarafından fark edilmesi, başka bir sergi ya da sanat etkinliği için davet alması veya bir kurum ya da markayla ortak proje geliştirmesi çoğu zaman görünür olmakla başlıyor. Biz İVA Sanat olarak tam da bu noktada devreye giriyoruz; genç sanatçılarımıza yeni bağlantılar kurabilecekleri ve profesyonel sanat ekosistemiyle temaslarını sürdürebilecekleri bir alan oluşturmayı hedefliyoruz.</p>
<p><strong>Sanat piyasasında genç isimlerin önüne sıkça ‘referans’, ‘çevre’ ve ‘galeri ağı’ gibi görünmez bariyerler çıktığı konuşuluyor. Dijital platformlar bu hiyerarşiyi gerçekten değiştirebiliyor mu, yoksa yalnızca yeni bir vitrin mi sunuyor? </strong></p>
<p>Dijital platformların tek başına bütün sorunları çözdüğünü düşünmek gerçekçi olmaz. Ancak doğru kullanıldığında bu bariyerleri önemli ölçüde azaltabilir. Sanat dünyasında hâlâ fiziksel sergiler, galeriler ve profesyonel ilişkiler büyük önem taşıyor. Dijital platformlar ise bu yapının alternatifi olmaktan çok, ona erişimi kolaylaştıran ve görünürlüğü sürdürülebilir kılan önemli bir araç haline geliyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6aace74328fa0-1789716291.jpg" alt="" width="500" height="333" /></p>
<p>İVA Sanat olarak biz de yalnızca eserlerin sergilendiği bir vitrin olmak istemiyoruz. Sanatçının hikâyesini, üretim sürecini ve kimliğini de görünür kılan bir yapı oluşturmak asıl isteğimiz. Sanatçının kendini ifade edebildiği ve izleyiciyle bağ kurabildiği bir alan oluşturmanın, uzun vadede en az eser kadar değerli olduğuna inanıyoruz.</p>
<p><strong>Fragmanlar projesi genç kuşağın üretim dili hakkında fikir vermiştir size muhakkak ki. Nasıl bir tablo gösterdi? Ortak eğilimler neler mesela?</strong></p>
<p>Bizi en çok etkileyen noktalardan biri genç sanatçıların disiplinler arasında çok rahat hareket edebilmesi oldu. Resim, video, dijital üretim, enstalasyon ya da farklı malzeme denemeleri arasında keskin sınırlar artık eskisi kadar belirleyici değil. Genç kuşak, ifade etmek istediği fikre en uygun mecrayı seçiyor; disiplinleri birbirinden ayırmak yerine bir araya getirerek yeni anlatım biçimleri oluşturuyor.</p>
<p>Bir diğer dikkat çekici nokta ise kavramsal düşüncenin çok güçlenmiş olması. Genç kuşak yalnızca estetik bir sonuç üretmeyi değil, üretimin arkasındaki fikri de güçlü şekilde ifade etmeye çalışıyor. Ayrıca bireysel hafıza, kimlik, kent yaşamı, çevre sorunları ve sürdürülebilirlik gibi güncel meselelerin birçok üretimde ortak olarak karşımıza çıktığını gördük. Bu da yeni kuşağın yaşadığı dünyayla güçlü bir bağ kurduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Bundan sonraki hedefiniz yalnızca daha fazla sanatçıyı platforma dahil etmek mi, yoksa sanatçının üretim sürecini destekleyecek farklı modeller üzerinde de çalışıyor musunuz? </strong></p>
<p>Bizim hedefimiz hiçbir zaman yalnızca platformdaki sanatçı sayısını artırmak olmadı. Asıl hedefimiz sanatçının üretim yolculuğuna değer katabilecek bir ekosistem oluşturmak.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca sergiler değil; farklı iş birlikleri, tematik projeler, eğitim içerikleri, sanat yazıları, söyleşiler ve yeni görünürlük modelleri üzerinde çalışıyoruz. Sanatçının yalnızca eserini paylaşabildiği değil, gelişimini destekleyen bir platform oluşturmak istiyoruz.</p>
<p><strong>Bugün genç bir sanatçının kariyerinde galeriler, fuarlar ve dijital platformlar arasında nasıl bir denge kurulmalı? Sizce önümüzdeki beş yılda sanatçının görünürlük haritasını en çok hangi alan değiştirecek?</strong></p>
<p>Bu bir tercih değil, denge meselesi. Galeriler hâlâ sanat dünyasının en önemli aktörlerinden biri. Fuarlar farklı çevrelerle buluşmak için büyük fırsatlar sunuyor. Dijital platformlar ise bu görünürlüğün sürekliliğini sağlıyor. Bir sanatçının kariyerini tek bir mecra üzerine inşa etmesi yerine, bu alanların birbirini tamamlayan yönlerinden faydalanabilmesi çok daha sürdürülebilir bir yaklaşım.</p>
<p>Önümüzdeki yıllarda sanatçılar için en önemli avantajlardan biri bu üç alanı birlikte yönetebilmek olacak. Biz önümüzdeki beş yılda dijital görünürlüğün daha da önem kazanacağını düşünüyoruz. Ancak bunun fiziksel sanat deneyiminin yerine geçeceğine değil, onu tamamlayacağına inanıyoruz. Sonuçta sanatın özü hâlâ eserle kurulan doğrudan karşılaşmada saklı. Dijital dünya ise bu karşılaşmaların sayısını artıran, sınırlarını genişleten ve sürekliliğini sağlayan güçlü bir araç olarak önemini artırmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Son yıllarda sanat üretimi kadar üretimin sürdürülebilirliği de tartışılıyor. Genç sanatçıların mezun olduktan sonra üretmeye devam edebilmesi için sizce Türkiye’de hangi yapısal eksikliklerin giderilmesi gerekiyor?</strong></p>
<p>Bizce en önemli konu süreklilik. Sergi olanaklarının artması, bağımsız üretim alanlarının çoğalması, sanatçı destek programlarının güçlenmesi ve özel sektörün sanata daha fazla alan açması büyük önem taşıyor. Bunun yanında mentorluk ve profesyonel yönlendirme de oldukça değerli. Üretimin sürdürülebilir olabilmesi için sanatçının yalnızca yaratıcı yönünün değil, profesyonel gelişiminin de desteklenmesi son derece kıymetli. Bu boşluğu doldurabilecek modellerin önümüzdeki dönemde daha fazla gelişmesi gerekiyor elbette.</p>
<p><strong>Yakın zamanda hayata geçecek yeni bir projeniz var mı? </strong></p>
<p>Evet, şu anda üzerinde çalıştığımız yeni projelerimiz bulunuyor. Farklı üretim deneyimlerine sahip sanatçıları ortak bir zeminde buluşturmayı hedefleyen yeni bir proje üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Farklı üretim pratiklerini görünür kılacak bu projeye ilişkin detayları önümüzdeki dönemde paylaşacağız. Bunun yanı sıra İVA Sanat platformunu geliştirmeye, yeni dijital içerikler üretmeye ve sanatçılarımızı farklı proje ve iş birlikleriyle desteklemeye devam ediyoruz. Bizim için önemli olan tek bir projeyi büyütmek değil; sanatçıların üretimlerini sürdürebilecekleri, birbirleriyle etkileşim kurabilecekleri ve uzun vadede gelişebilecekleri bir ekosistem oluşturmak. Önümüzdeki dönemde de aynı vizyon doğrultusunda yeni proje ve iş birlikleri geliştirmeye devam edeceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/mesele-uretmek-degil-gorunmek-87806</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/6/1280x720/mesele-uretmek-degil-gorunmek-1789716367.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gençlerin sanat dünyasına girişinde görünürlüğün önemine dikkat çeken İVA Sanat Genel Koordinatörü Seçil Aydın, dijital platformların bu görünürlüğü güçlendirdiğini söylüyor. Aydın’a göre “Sanatın özü hâlâ eserle kurulan doğrudan karşılaşmada saklı”; dijital dünya ise bu karşılaşmanın sınırlarını genişleten güçlü bir araç. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/sofrada-antep-imzasi-87804</guid>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sofrada Antep imzası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>The Ritz-Carlton, Istanbul’un ana restoranı Atölye, Gaziantep’in geleneksel sofra kültüründen ilham alan kısa süreli bir menü sunmaya başladı. Otelin Executive Chef’i <strong>Ali İhsan Özkan</strong> ve ekibinin masamıza getirdikleri, Antep gibi köklü bir tarihsel ve kültürel konumu, yemek üzerinden duyumsatan tarifler. Şef, reçetelerini mevsime ve bölgeye özel malzemeleri kullanarak hazırlamış, geleneksellikten de bolca esinlenmiş. Ali İhsan Şef’in bu aya özel menüsünde; Antep peyniri, tere ve roka, kuru dolma çeşitleri, malhıtalı ekşileme, muhammara ve humusun yer aldığı soğuk seçki; yuvalama ve fındık Halep lahmacun gibi sıcak başlangıçlar; a’la nazik ve kuzu ciğer şiş gibi klasikler ile baklava, fıstıklı katmer, zerdeli ve astarlı sütlaç gibi bölgenin geleneksel tatlıları yer alıyor. Menü, 27 Eylül’e kadar 18.00-22.00 saatleri arasında servis ediliyor. Şef ayrıntıları <em>Hafta</em>’ya anlattı.  </p>
<p><strong>Bir yemeğin Antep mutfağına ait karakterini belirleyen temel unsurlar sizce neler?</strong></p>
<p>Antep mutfağının karakterini belirleyen en önemli unsurların başında kaliteli yerel malzemeler, baharat dengesi, güçlü et kültürü ve geleneksel pişirme teknikleri geliyor. Fıstık, biber, bulgur, patlıcan ve nar ekşisi gibi bölgeyle özdeşleşen ürünler de mutfağın kendine özgü kimliğini oluşturuyor. Aslında bu malzemelerin tek başına güçlü olması kadar, bir araya geldiklerinde oluşturdukları denge de Antep mutfağını farklılaştırıyor.</p>
<p><strong>Menüde yuvalama, kuru dolma, malhıtalı ekşileme, muhammara, a’la nazik ve katmer gibi farklı teknik ve malzeme dünyalarına ait yemekler bir arada. Bu seçkiyi oluştururken nasıl bir sofra kurgusu izlediniz?</strong></p>
<p>Menüyü, Gaziantep’in zengin sofra kültürünün bütünlüğünü yansıtacak şekilde kurguladık. Soğuk başlangıçlarla başlayan, yöresel yemeklerle devam eden ve katmer gibi güçlü tatlılarla tamamlanan dengeli bir akış oluşturmak istedik. Bir yandan farklı teknikleri ve malzemeleri göstermek, diğer yandan misafirin sofrada yorulmadan ilerleyebileceği bir denge yakalamak bizim için önemliydi. Her tabağın kendi karakterini korurken menünün genel bütünlüğünü de sağlamaya özen gösterdik.</p>
<p><strong>Menüdeki soğuk başlangıçların serme olarak sunulması, Gaziantep’in paylaşım kültürünü de hatırlatıyor. Sofra düzenini oluştururken hangi geleneksel alışkanlıklardan yararlandınız?</strong></p>
<p>Gaziantep sofrasının en önemli özelliklerinden biri paylaşım ve misafirperverlik. Serme sunumunda da bu geleneği mümkün olduğunca yaşatmak istedik. Birden fazla lezzetin aynı anda sofraya gelmesi, misafirlerin farklı tatları birlikte keşfetmesine ve birbirleriyle paylaşmasına olanak sağlıyor.</p>
<p><strong> <img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6aace619ede20-1789715993.jpg" alt="" width="500" height="750" /></strong></p>
<p><strong>A’la nazik; patlıcan, yoğurt ve etin bir araya geldiği güçlü bir lezzet birleşimi sunuyor. Sizin yorumunuzda bu yemeğin karakterini belirleyen ne oldu?</strong></p>
<p>A’la Nazik’te benim için yemeğin karakterini belirleyen en önemli unsur, közlenmiş patlıcanın isli aromasıyla yoğurdun ferahlığını ve etin zenginliğini doğru bir dengede buluşturmak. Bu üç unsurun her biri oldukça güçlü; dolayısıyla birinin diğerinin önüne geçmemesi gerekiyor. Biz de geleneksel lezzetin karakterini korurken malzemenin kalitesini ve sade sunumunu ön plana çıkarmaya çalıştık.</p>
<p><strong>Baklava, fıstıklı katmer, zerdeli astarlı sütlacı seçerken Gaziantep’in tatlı kültürünün hangi farklılıklarını göstermek istediniz?</strong></p>
<p>Gaziantep’in tatlı kültüründeki çeşitliliği göstermek istedik. Baklava ve katmer, fıstığın bölgedeki önemini ve hamur işçiliğinin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Zerdeli astarlı sütlaç ise biraz daha farklı bir tarafta durarak geleneksel tatlılarda pirinç, süt, baharat ve meyve kullanımını yansıtıyor. Böylece hem herkesin aşina olduğu lezzetleri hem de daha az bilinen tatları aynı seçki içerisinde bir araya getirdik.</p>
<p><strong>Gaziantep mutfağının UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’ndaki konumu da düşünüldüğünde, bu mutfağın uluslararası gastronomi zemininde daha doğru tanınması için restoranlara nasıl bir sorumluluk düştüğünü düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Bence restoranların burada önemli bir sorumluluğu var. Gaziantep mutfağını yalnızca tanıtmak değil onu doğru tekniklerle ve özgün karakterini koruyarak sunmak gerekiyor. Bunun yanında yerel üreticilerle iş birliği yapmak, geleneksel reçeteleri yaşatmak ve uluslararası misafirlere bu mutfağın arkasındaki hikâyeyi anlatmak da çok değerli. Çünkü bir mutfağı doğru şekilde tanıtmak, sadece yemeği servis etmekten değil; o yemeğin malzemesini, kültürünü ve arkasındaki geleneği de aktarabilmekten geçiyor. Bu yaklaşımın Gaziantep’in dünya gastronomisindeki yerini daha da güçlendireceğine inanıyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/sofrada-antep-imzasi-87804</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/4/1280x720/sofrada-antep-imzasi-1789716054.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ The Ritz-Carlton, Istanbul’un ana restoranı Atölye, Gaziantep mutfağının özgün lezzetlerini İstanbul’a taşıdı. Executive Şef Ali İhsan Özkan, “Menüyü, Gaziantep’in zengin sofra kültürünün bütünlüğünü yansıtacak şekilde kurguladık” diyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/barcelo-hotel-grouptan-otel-tekstillerini-sanata-donusturen-proje-atiktan-sanata-87936</guid>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Barceló Hotel Group’tan otel tekstillerini sanata dönüştüren proje:  “Atıktan Sanata”</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyanın ve İspanya’nın önde gelen turizm gruplarından Barceló Hotel Group’un global sürdürülebilirlik yaklaşımı ReGen’in Türkiye’deki uygulamalarından biri olan proje kapsamında; grubun Kapadokya, İstanbul ve Ankara’daki otellerinde kullanılan çarşaf, havlu ve yastık kılıfları yeniden değerlendirildi. “Atıktan Sanata”; döngüsel ekonomi, yerel üretim bilgisi ve çağdaş sanatı aynı çalışma kapsamında bir araya getirdi.</p>
<p><strong>Kapadokya’dan İstanbul’a bir dönüşüm hikayesi</strong></p>
<p>Proje kapsamında kullanım ömrünü tamamlayan otel tekstilleri, Kapadokya’dan toplanan bitkiler ile üretilen doğal boyalar ve Barceló Cappadocia’nın mutfağındaki çay ve kahve posalarıyla renklendirildi. Devridaim Enstitüsü tarafından bitki baskıları, el dikişleri ve nakışlarla yeniden yorumlanan tekstiller, çağdaş bir sanat eserine dönüştürüldü.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ab0dc9f73c15-1789975711.jpg" alt="" width="500" height="281" /></p>
<p>İklim değişikliğinin doğa üzerindeki etkilerine odaklanan eserde, seyrek bitki izleri azalan bitki örtüsünü, çatlak desenleri kuraklığı, güneş formu ise yoğunlaşan sıcaklıkları temsil ediyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ab0dcbb2dc88-1789975739.jpg" alt="" width="500" height="281" /></p>
<p><strong>Atık değil, yeni bir döngünün başlangıcı</strong></p>
<p>Projenin çıkış noktasını şu sözlerle aktaran Barceló Hotel Group Türkiye Ülke Müdürü Hasan Ekmen:</p>
<p>“ Dünyanın kaynakları sınırsız değil ve geleceği bugünün üretim ve tüketim alışkanlıklarıyla inşa edemeyiz. Grubumuzun global sürdürülebilirlik yaklaşımı Barceló ReGen, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkiyi azaltmak olarak değil; bulunduğumuz destinasyonlarda ekonomik, sosyal ve çevresel değer üreten rejeneratif bir model olarak ele alıyor. ‘Atıktan Sanata’ projemiz ise bu yaklaşımın somut bir karşılığı. Türkiye’deki otellerimizde kullanım ömrünü tamamlayan tekstilleri atık olarak değil, yeni bir döngünün başlangıcı olarak değerlendirerek yerel bilgiyi çağdaş tasarımla, döngüsel ekonomiyi sanatın dönüştürücü gücüyle buluşturduk. Türkiye olarak grup içinde böyle bir çalışmaya öncülük etmeyi çok değerli buluyoruz. Çünkü geleceğin yalnızca daha az tüketmekten değil; kaynaklara yeniden bakmaktan, onları döngünün içinde tutmaktan ve daha fazla değer yaratmaktan geçtiğine inanıyoruz.”</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ab0dc851a247-1789975685.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><em>Otelcilik sektöründeki kaynak kullanımına ve atık yönetimine yenilikçi bir yaklaşım sunan disiplinlerarası proje; 23-27 Eylül 2026 tarihleri arasında Tersane İstanbul’da düzenlenecek Contemporary Istanbul’un 21. edisyonunda sanatseverlerle buluşacak.</em></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/barcelo-hotel-grouptan-otel-tekstillerini-sanata-donusturen-proje-atiktan-sanata-87936</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/9/3/6/1280x720/barcelo-hotel-grouptan-otel-tekstillerini-sanata-donusturen-proje-atiktan-sanata-1789975775.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Barceló Hotel Group’un, Devridaim Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirdiği “Atıktan Sanata” projesi, grubun Türkiye’deki otellerinde kullanım ömrünü tamamlayan tekstilleri çağdaş bir sanat eserine dönüştürdü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
