<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/zamani-anlamli-kilabilmek-artik-bir-luks-89807</guid>
            <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zamanı anlamlı kılabilmek artık bir lüks</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="isselectedend"><strong>Türkiye, Club Med’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya yönelik stratejisinde nasıl bir öneme sahip? Türk pazarını diğer Akdeniz destinasyonlarından ayıran özellikler neler?</strong></p>
<p class="isselectedend">Türkiye, en stratejik pazarlardan biri. Güçlü seyahat kültürü, köklü misafirperverlik geleneği ve Avrupa, Orta Doğu ile Asya’nın kesişimindeki konumuyla öne çıkıyor. Aynı zamanda hızla büyüyen bir pazar. 2025 yılında Türk müşterilerin hem yurt içi hem de yurt dışı seyahatlerini kapsayan iş hacmimiz yaklaşık yüzde 45 arttı. Bu büyüme, Türk gezginlerin premium ve deneyim odaklı tatillere yönelik artan ilgisini ortaya koyuyor. Türkiye, dünyanın en gelişmiş her şey dahil tatil pazarlarından biri. Bu nedenle misafirler hizmet kalitesi, gastronomi, kişiselleştirilmiş hizmetler ve genel tatil standardı konusunda oldukça seçici. Türkiye bizim için yalnızca önemli bir müşteri pazarı değil, aynı zamanda modern premium turizmin temel değerlerini yansıtan bir destinasyon.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Son yıllarda Türk gezginlerin beklentileri ve seyahat alışkanlıkları nasıl değişti?</strong></p>
<p class="isselectedend">Konfor, hizmet kalitesi ve gastronomi hâlâ çok önemli ancak artık daha deneyim odaklı bir seyahat anlayışı öne çıkıyor. Misafirler yalnızca bir yerde konaklamak yerine iyi yaşam, spor, doğa, kültürel keşif ve aileleriyle ya da arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri anlamlı deneyimleri bir arada sunan tatilleri tercih ediyor. Maldivler, Seyşeller ve Mauritius gibi uzun mesafeli destinasyonlara olan ilginin yanı sıra premium kayak ve plaj tatillerine yönelik talep de devam ediyor.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Club Med’in Türkiye’deki varlığını genişletmesi veya yeni konseptler geliştirmesi için nasıl fırsatlar görüyorsunuz?</strong></p>
<p class="isselectedend">2026 yılında Türkiye’deki tatil köylerimize yönelik iş hacmimiz yüzde 15 arttı. Mevcut misafir kitlemizin sadakatinin yanı sıra iyi yaşam, aile deneyimleri ve premium yaşam tarzına ilgi duyan yeni nesil gezginlere ulaşmayı da hedefliyoruz. Özellikle kayak tatil köyleri konusunda yeni yatırımlar yapma potansiyelimiz var. Ancak doğru lokasyonu bulmak büyük önem taşıyor. Geniş alanlara, eşsiz manzaralara sahip, deneyim standartlarını eksiksiz karşılayabileceğimiz yerler arıyoruz.</p>
<p class="isselectedend"><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e3bc72492-1792074684.png" alt="" width="500" height="304" /></p>
<p class="isselectedend"><strong>Lüks seyahat anlayışı artık gösterişten çok sizin de söz ettiğiniz gibi kişiselleştirilmiş hizmetler ve anlamlı deneyimlere odaklanıyor. Club Med bu değişime nasıl uyum sağlıyor?</strong></p>
<p class="isselectedend">Deneyim odaklı tatil anlayışı Club Med’in temelinde yer alıyor. Ancak günümüzde değişen beklentilere yanıt verebilmek için aynı tatil köyü içerisinde farklı ihtiyaçlara hitap eden alanlar oluşturuyoruz. Bu doğrultuda bölgelendirmeye büyük önem veriyoruz. Örneğin, çocuklarıyla eğlenceli ve hareketli vakit geçirmek isteyen aileler için aktivitelerle dolu, canlı havuz alanları sunarken sessizlik ve mahremiyet arayan misafirlerimiz için yalnızca yetişkinlere özel alanlar oluşturuyoruz.</p>
<p class="isselectedend">Kayak tatil köylerimizde de sakinlik arayan misafirlerimiz için konforlu dinlenme alanları tasarlıyoruz. Böylece hem kendi başına huzurlu vakit geçirmek isteyenlere hem de sosyalleşmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı tercih edenlere hitap edebiliyoruz.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Her şey dahil konseptini, günümüzün lüks tatil anlayışında beklenen ayrıcalıklarla nasıl dengeliyorsunuz?</strong></p>
<p class="isselectedend">Bize göre kolaylık ve ayrıcalık birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlayan unsurlar. Club Med’i farklı kılan, her şey dahil konseptinin sunduğu kolaylığı premium ve kişiye özel hizmetlerle bir araya getirebilmesi. Örneğin, Exclusive Collection kapsamındaki bir tatil köyünde konaklayan misafirlerimiz kişiselleştirilmiş hizmetlerden, iyi yaşam deneyimlerinden, seçkin gastronomi seçeneklerinden ve yalnızca yetişkinlere özel alanlardan yararlanırken her şey dahil konseptinin rahatlığını da yaşayabiliyor. Çünkü günümüzün lüks anlayışında ayrıcalık, işleri karmaşık hâle getirmekten değil; hizmet kalitesinden, mahremiyetten ve değerli zamanı kişinin kendi tercihleri doğrultusunda değerlendirebilme özgürlüğünden geliyor. Artık lüks, insanları etkilemekten çok onların hayatına değer katan ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan deneyimler sunmakla ilgili.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Sürdürülebilirlik turizm sektörü için giderek daha önemli hâle geliyor. Club Med’in bugün çevre konusunda öncelikleri neler?</strong></p>
<p class="isselectedend">Sürdürülebilirlik, Club Med’in küresel sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk stratejisi olan ‘Happy to Care’ programının merkezinde yer alıyor. Bu stratejiyi üç temel taahhüt üzerine kuruyoruz: çevreye duyarlı tatil köyleri inşa etmek ve işletmek, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yerel ekonomiye katkı sağlamak ve çalışanlarımıza yalnızca iş değil, gelişim ve kariyer fırsatları sunmak. 2021'den bu yana çevresel kriterleri karşılayan tüm tatil köylerimiz ‘Green Globe’ sertifikasına sahip. Yeni tesislerimizi planlarken doğal yaşamı korumaya da büyük önem veriyoruz.</p>
<p class="isselectedend">Tatil köylerimizin arazilerinin ortalama yüzde 10'undan daha azında yapılaşmaya giderek biyolojik çeşitliliği korumayı hedefliyoruz. Plastik kullanımımızı da 2019'dan bu yana yüzde 50 oranında azalttık. Bizim için sürdürülebilirlik yalnızca çevresel hedeflerden ibaret değil. Doğayı korumak, yerel topluluklarla birlikte değer yaratmak ve çalışanlarımızın gelişimini desteklemek...</p>
<p class="isselectedend"><strong>Gezginler artık daha çok iyi yaşam, doğa, otantik deneyimler ve yavaş seyahate yöneliyor. Sizce bu trendlerden hangisi konaklama sektörünü uzun vadede en çok etkileyecek?</strong></p>
<p class="isselectedend">Wellness, doğa, otantiklik ve yavaş seyahat trendlerini birbirinden bağımsız görmüyorum. Bunların hepsi, insanların dengeye ve zamanlarını daha kaliteli geçirmeye yönelik artan arzusunun bir yansıması. Günümüzün gezginleri, seyahatin kendilerini daha iyi hissettirmesini istiyor. Artık sadece günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaşmak için değil; kendileriyle, doğayla, sevdikleriyle ve gerçekten anlamlı deneyimlerle yeniden bağ kurmak için seyahat ediyorlar. Misafirler fiziksel ve zihinsel iyilik hâlinin yanı sıra kaliteli uyku, açık hava etkinlikleri, dijital dünyadan uzaklaşma, aileleriyle bağ kurma ve duygusal açıdan değerli deneyimler arıyor. Club Med olarak bu yaklaşımı ‘The Art of Free Time’ olarak adlandırıyoruz. İnsanların sürekli bağlantıda olduğu ve her şeyi en verimli şekilde yapmaya çalıştığı bir dünyada, en değerli lüks artık daha fazla şeye sahip olmak değil, zamanı daha anlamlı deneyimlerle geçirmek.</p>
<p class="isselectedend"><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e3df49d83-1792074719.png" alt="" width="500" height="707" /></p>
<p class="isselectedend"><strong>Önümüzdeki 10 yılda başarılı bir tatil deneyimini neler belirleyecek ve siz bu geleceğe nasıl hazırlanıyorsunuz?</strong></p>
<p>Geleceğin en başarılı tatil köylerinin, sundukları hizmetlerin sayısıyla değil, yarattıkları deneyimlerin kalitesi ve misafirlerine kattıkları duygusal değerle öne çıkacağına inanıyorum. Önümüzdeki 10 yılda gezginler, kendilerini daha iyi hissetmelerini, kendileriyle ve sevdikleriyle yeniden bağ kurmalarını ve zamanlarını anlamlı şekilde değerlendirmelerini sağlayan deneyimlere daha fazla yönelecek. Öte yandan otantiklik ve sürdürülebilirlik, markaları birbirinden ayıran özellikler olmaktan çıkıp temel beklentilere dönüşecek. Sonuç olarak, 10 yıl sonra başarılı olacak tesislerin insanlara giderek daha nadir bulunan bir şeyi sunabilenler olacağını düşünüyorum: Zamanlarını kendileri için anlamlı, yenileyici ve unutulmaz bir şekilde değerlendirme özgürlüğü…</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/zamani-anlamli-kilabilmek-artik-bir-luks-89807</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/7/1280x720/zamani-anlamli-kilabilmek-artik-bir-luks-1792074759.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Club Med EMEA Genel Direktörü Charlotte Bernin ile Türk gezginlerin değişen beklentilerini, yeni yatırım fırsatlarını ve lüks turizmin geleceğini konuştuk. Bernin’e göre konfor ve hizmet kalitesi hâlâ önemli olsa da seyahat dünyasında artık deneyim, mahremiyet ve kişisel zamana verilen değer öne çıkıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/zirvede-bir-stil-ikonu-89806</guid>
            <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zirvede bir stil ikonu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir sporcunun stil ikonuna dönüşmesi için büyük markaların kıyafetlerini giymesi yeterli mi? <strong>Eileen Gu</strong>’nun hikâyesi, bu soruya madalyalarla, podyum deneyimiyle ve güçlü bir kişisel duruşla cevap veriyor. Serbest stil kayakçısı, modanın kendisine sunduğu görünürlüğü sportif başarısıyla besliyor. Onu ilgi çekici kılan da bu iki dünyada aynı anda söz sahibi olabilmesi.</p>
<p>2003’te San Francisco’da doğan Gu, annesinin ülkesi Çin adına yarışıyor. Dünyanın onu geniş çapta tanıdığı dönüm noktası, henüz 18 yaşındayken katıldığı Pekin 2022 Kış Olimpiyatları oldu. Big air ve halfpipe disiplinlerinde altın, slopestyle’da gümüş kazandı. Milano Cortina 2026’da ise koleksiyonuna bir altın ve iki gümüş daha ekledi. Böylece toplam altı madalyayla olimpiyat tarihinin en fazla madalya kazanan serbest stil kayakçısı oldu. Moda dünyasındaki yerinin arkasında, sürekliliğini kanıtlamış bir spor kariyeri var.</p>
<p><strong>PİSTTEN PODYUMA</strong></p>
<p>Gu’nun modayla ilişkisi, yarışma sonrası verilen davetlerde şık görünmenin çok ötesine geçiyor. IMG Models bünyesinde profesyonel olarak çalışıyor; Louis Vuitton ve Tiffany &amp; Co. gibi markalarla iş birlikleri bulunuyor. Mayıs 2022’de, Louis Vuitton’un San Diego’daki Salk Enstitüsü’nde sunduğu Cruise 2023 defilesinde podyuma çıktı. Koleksiyonun metalik ayrıntıları, güçlü omuzları ve sportif dokunuşları, onun atletik kimliğiyle örtüşüyordu.</p>
<p>Bu buluşmada markalar açısından güçlü bir hikâye var: Gu, rekabeti, disiplini ve gençliği temsil ederken farklı kültürlerin izleyicilerine de ulaşabiliyor. Kampanyada taşıdığı çantanın ya da mücevherin ardında, risk alabilen ve baskı altında performans gösterebilen bir kadın bulunuyor. Sporun kazandırdığı özgüven, moda fotoğrafındaki duruşuna anlam katıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e2dc3d79b-1792074460.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><strong>KIYAFETIN ANLATTIĞI HIKÂYE</strong></p>
<p>Gu’nun stilini ilginç kılan özelliklerden biri, giydiklerini kişisel hikâyesiyle ilişkilendirmesi. Milano Cortina 2026 için Anta’nın hazırladığı özel kayak kıyafeti, Çin porselenlerinin mavi-beyaz renklerinden ilham alıyordu. Kollarındaki ejderha işlemeleri güç ve cesaretle, bacaklarına yayılan bulutlar ise uçma hissiyle bağlantılıydı. Tasarımda Stanford’dan bir arkadaşıyla oluşturduğu kişisel logo da yer aldı. Böylece yarışma kıyafeti, kökenlerini ve meraklarını anlatan bir ifadeye dönüştü.</p>
<p>Kırmızı halıda ise çok daha deneysel seçimlere açık. 2026 Met Gala’da Iris van Herpen imzalı, binlerce cam baloncuktan oluşan bir elbise giydi. Hareketi ve teknolojiyi tasarımın parçası yapan bu tercih, bedenini havada kontrol ederek yarışan bir sporcu için ayrıca anlamlıydı. Gu’nun görünümünde atletik kimliğiyle moda merakı arasında kurulabilecek bağ açıkça hissediliyordu.</p>
<p><strong>TEK BIR KIMLIĞE SIĞMADAN</strong></p>
<p>Bu hikâyenin ilham veren taraflarından biri de eğitim. Stanford’da uluslararası ilişkiler okuyan Gu, olimpiyat hazırlıkları için öğrenimine ara verdi. Spor, okul ve moda arasında kurduğu ilişkiyi anlatırken farklı uğraşların kendisini zihinsel ve fiziksel olarak tazelediğini söylüyor. Vogue’a verdiği röportajda, erkeklerin ağırlıkta olduğu bir sporda büyüdükten sonra moda dünyasında kadın olarak eşit muamele görmenin kendisi için farklı bir deneyim olduğuna da dikkat çekiyor.</p>
<p>Elbette bu çok yönlü hayatın arkasında yoğun çalışma, profesyonel destek ve zor tercihler var. Gu’nun Çin adına yarışma kararı nedeniyle karşılaştığı eleştiriler ve olimpiyatlar sonrasında yaşadığı ruhsal zorlanmalar da başarı hikâyesinin bir parçası. TIME’a anlattıkları, dışarıdan kusursuz görünen bir kariyerin kişisel yüklerini hatırlatıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e2ec684db-1792074476.jpg" alt="" width="500" height="625" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/zirvede-bir-stil-ikonu-89806</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/6/1280x720/zirvede-bir-stil-ikonu-1792074545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Olimpiyat şampiyonu Eileen Gu, kayak pistlerinden moda dünyasına uzanan başarısıyla, genç kadınlara yeteneklerini tek bir alanla sınırlamamaları için ilham veriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/sonbaharin-trenckot-yorumu-89805</guid>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sonbaharın trençkot yorumu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sonbaharda erkek gardırobunda yerini kolay kolay kaybetmeyen parçalardan biri trençkot. Sabahın serinliğinde giyilen, öğlen güneş açınca kola atılan bu tanıdık giysi, akşam da görünümü tamamlıyor. Üstelik yalnızca takım elbiselerle sınırlı değil; jean, sweatshirt, triko ve spor ayakkabılarla da rahatlıkla kullanılabiliyor. 2026 sonbaharında daha rahat kesimler, farklı kumaşlar ve alışılmadık eşleşmelerle karşımıza çıkıyor. Doğru modeli bulduğunuzda şık görünmek için özel bir daveti beklemeniz gerekmiyor.</p>
<p><strong><span style="font-size: 12pt;">KLASİĞİN RAHAT HALİ</span></strong></p>
<p>Bej trençkot; çift sıra düğmeleri, bel kemeri, geniş yakaları ve omuz detaylarıyla erkek giyiminin tanıdık silüetlerinden. Vücudu sıkıca saran modellerin yerini, omuzlardan doğal biçimde dökülen ve altına kalın bir triko giyilebilen kesimler alıyor. Diz hizasında ya da biraz altında biten modeller farklı gardıroplara kolayca uyum sağlıyor. Kemeri bağlamak şart değil; önü açık kullanmak, alttaki katmanları öne çıkarıyor.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong><em> Bej trençkot, lacivert ince triko, antrasit pileli pantolon ve koyu kahverengi süet loafer.</em></p>
<p><strong>UZUN VE ÖZGÜR</strong></p>
<p>Erkek giyiminde değişen oranlar trençkotlara da yansıyor. Uzayan boylar, geniş kollar ve bol kesimler, bu parçaya sinematik bir hava katıyor. Baldır ortasına uzanan modellerde önemli olan, giysinin büyük görünmesinden çok üzerinizde rahat durması. Omuz çizgisi, kol boyu ve kumaşın dökümü dengeli olduğunda uzun bir trençkot kişisel stilinize kolayca uyarlanabiliyor. Geniş paçalı pantolonlar ve kalın tabanlı ayakkabılar görünümü tamamlıyor.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong><em> Taş rengi uzun trençkot, siyah boğazlı triko, gri yün pantolon ve siyah deri bot.</em></p>
<p><strong>DERİNİN GÜÇLÜ TAVRI</strong></p>
<p>Deri trençkotlar, bu parçanın dikkat çekici yorumlarından biri. Çikolata kahvesi, koyu bordo ve siyah modeller; mat yüzeyler, hafif eskitilmiş dokular ve geniş yakalarla belirgin bir karakter kazanıyor. Tek başına iddialı olan bu parçayı sade giysilerle dengelemek iyi bir fikir. Siyah triko ve koyu renk jean daha rahat, gri yün pantolon ise daha zarif bir görünüm sağlıyor. Derinin sert dokusunu yumuşak örgülerle buluşturabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong><em> Çikolata kahvesi deri trençkot, siyah ince boğazlı kazak, koyu gri düz kesim pantolon ve Chelsea bot.</em></p>
<p><strong>BEJİN ÖTESİNDE</strong></p>
<p>Tütün kahvesi, zeytin yeşili, antrasit, lacivert ve bordo, beje alternatif arayanlara farklı seçenekler sunuyor. Kahverengi tonları süet ayakkabılar ve yün pantolonlarla uyum sağlıyor. Aynı rengin farklı tonlarını bir araya getirmek de bütünlüklü bir görünüm yaratıyor. Bej modelleri açık mavi gömlek, bordo triko veya gri pantolonla tamamlamak mümkün. Renk konusunda cesur olmak, mutlaka parlak tonlar seçmek anlamına gelmiyor.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong><em> Zeytin yeşili trençkot, ekru triko polo, tütün kahvesi pileli pantolon ve kahverengi deri loafer.</em></p>
<p><strong>ŞEHİR HAYATINA UYUM</strong></p>
<p>Hafif teknik kumaşlar, su itici yüzeyler ve hareket kolaylığı sunan kesimler, trençkotu günlük hayatta kullanışlı kılıyor. Tek sıra düğmeli, sade modeller ofiste gömlek ve pantolonla, hafta sonunda sweatshirt ve spor ayakkabıyla giyilebiliyor. Mevsim geçişlerinde hafif bir dış katman sunan bu tasarımların avantajı, farklı ortamlara kolayca uyarlanabilmesi.</p>
<p><strong><em>Kombin önerisi:</em></strong><em> Antrasit teknik kumaş trençkot, gri sweatshirt, koyu mavi düz kesim jean ve beyaz deri spor ayakkabı.</em></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong><em>HIP ÜÇLÜ</em></strong></span></p>
<p><strong>Yoğun karakter</strong></p>
<p>Prada’nın Paradigme Le Parfum yorumu, amber ve odunsu notaları daha derin ve duyusal bir boyuta taşıyarak modern erkekliğe özgüvenli ve sofistike bir imza kazandırıyor. Peru balzamı, benzoin reçinesi ve guaiac ağacının sıcak dokusuyla şekillenen kompozisyon, yeni nesil Amberever molekülünün yoğun odunsu etkisiyle güçleniyor. Kalbindeki deri nüanslı vanilya, kokunun maskülen karakterine baştan çıkarıcı bir yumuşaklık katıyor. Gurme dokunuşlarla yeniden yorumlanan sardunya ise çiçeksi notaları ve gül nüanslarını öne çıkarıyor. Parfüm, tende 12 saate kadar kalıcılığını koruyan etkileyici bir iz bırakıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e17463985-1792074100.jpg" alt="" width="500" height="500" /></p>
<p><strong>Mekanik karakter</strong></p>
<p>BOSS’un Principle Skeleton modeli, klasik saat estetiğini modern mekanik detaylarla buluşturarak güçlü bir stil sunuyor. 41 mm çapındaki iki tonlu çelik kasası ve beş sıralı bileziğiyle bilekte sofistike bir duruş sergileyen model, iskelet kadranı sayesinde Miyota 8N24 otomatik mekanizmasının işleyişini gözler önüne seriyor. Dairesel fırçalama uygulanmış kadran çerçevesi ve cilalı Roma rakamları, tasarıma klasik bir zarafet katarken mekanizmanın görünür olması saate çağdaş bir kimlik kazandırıyor. Teknik detayları estetiğin bir parçasına dönüştüren BOSS Principle Skeleton, klasik çizgilerden vazgeçmeden iddialı bir görünüm arayan erkeklerin stilini tamamlıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e18a9b2ef-1792074122.jpg" alt="" width="500" height="758" /></p>
<p><strong>Şehir adımı</strong></p>
<p>NetWork erkek ayakkabıları, zamansız tasarım anlayışını şehir hayatının dinamizmi ve rahatlık beklentisiyle buluşturarak yeni sezon kombinlerini tamamlıyor. Klasik çizgileri çağdaş detaylarla yorumlayan modeller, markanın 2026-2027 Sonbahar/Kış erkek koleksiyonunun çok yönlü stil anlayışına uyum sağlıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e1ba7ccb9-1792074170.jpg" alt="" width="500" height="769" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/sonbaharin-trenckot-yorumu-89805</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/5/1280x720/sonbaharin-trenckot-yorumu-1792074190.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rahat kesimler, deri dokular ve farklı renklerle yorumlanan trençkot, erkek gardırobunda klasik şıklıkla günlük giyim arasında güçlü bir bağ kuruyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/minimalist-isveclinin-maksimalist-gucu-89804</guid>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Minimalist İsveçlinin maksimalist gücü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Markanın E-segmentindeki zarif, tam elektrikli sedanı Volvo ES90, fastback çok yönlülüğünü ve SUV’ların yüksek sürüş pozisyonunu 5 metrelik tek gövdede birleştiren yolların en yeni premiumu… Alışılmış segment kalıplarına sığmadığı için kendi sınıfını yaratan ve Türkiye’ye yalnızca Ultra Twin Motor Performance versiyonuyla gelen ES90, 106 kWh bataryası ve dört tekerlekten çekişli elektrikli güç aktarma sistemiyle 680 HP güç ve 870 Nm tork üretiyor. Supersport otomobilleri andıran performans değerlerine rağmen direksiyona geçildiğinde Volvo’nun geleneksel sakinliğini sürdürüyor. Güç pedalı tepkileri yumuşak, hızlanma doğrusal ve şasi, ağırlığını hissettirse de otoyol hızlarında son derece stabil. 0’dan 100 km/sa hıza 4,0 saniyede ulaşan bu iri İsveçli, elektronik olarak azami hızını 180 km/sa ile sınırlandırıyor. Fakat ES90 zaten sürücüsünü yormadan, sessizce ve konforla uzun yol kat etmek için tasarlanmış bir çevreci seyahat aracı.</p>
<p>Volvo Cars’ın Asya’daki üretim faaliyetlerinde önemli rol üstlenen Malezya’daki 66 yıllık tesisinden Türkiye’ye gelen ES90, markanın Superset teknoloji altyapısını kullanan ilk modellerden biri. Tek bir donanım ve yazılım mimarisi üzerine geliştirilen bu altyapı, otomobilin performansını ve güvenlik sistemlerini kullanım ömrü boyunca uzaktan yazılım güncellemeleriyle geliştirmeye imkan tanıyor. 800V elektrik mimarisi ise ES90’ın en güçlü kozu. 350 kW’a kadar DC hızlı şarj desteğiyle 10 dakikalık molada 285 kilometreye kadar menzil kazanılabiliyor; ideal koşullarda yüzde 10-80 dolum 22 dakikada tamamlanıyor. AC şarj gücünün ise 11 kW’da kalması, büyük bataryayı tek gecede doldurmayı zorlaştırabilecek bir sınır. Tek şarjla 696 km menzil sunan ES90, bu uzun yol vaadini kısa sürüşümüzde tüketimin 25 kWh/100 km’yi aşmasıyla nasıl tutacağını akla getiriyor. Ancak, kabaca soğuk havada bile menzilin fazlasıyla yeterli 400 km’nin altına düşmeyeceğini tahmin ediyoruz. Yüksek şarj hızı, uzun yol molalarını kısaltarak olası açığı telafi edecektir.</p>
<p>Sürüşte konforu sportiflikten üstün tutan bir karakter sergileyen ES90, standart havalı süspansiyonuyla geniş dalgaları yutuyor, kaba bozuklukları temizliyor; yalnızca geniş jantlarla birleşen enine derzler kabine hafif titreşim olarak geçiyor. Direksiyon hafif ve yalıtılmış, virajda gövde eğilimi sınırlı, limitlerde belirgin bir önden kayma eğilimi var. Frenler güven verici, ESP’nin devreye girişi yumuşak. Kabin içi akustik ise sınıfının üst seviyesinde ve Volvo’nun en sessizi… 100 km/sa hızda 61 dB(A) olduğu belirtilen ses seviyesi, akustik camlar ve özel yalıtımla sağlanan sessizliği destekliyor. Yüksek sürüş pozisyonu, kolay iniş ve binişleriyle SUV alışkanlığı olan kullanıcılar için tanıdık gelecektir.</p>
<p><strong>KONFORU TEKNOLOJİYLE </strong><strong>BULUŞTURAN KABİN</strong></p>
<p>3,10 metrelik aks mesafesi, özellikle arka koltuk yolcuları için cömert bir diz ve baş mesafesi sağlarken; koltuklar destekli ve rahat. Arka bölümdeki üç bağımsız katlanabilir sırtlık ve yatabilen yan koltuklar da uzun yol konforunu artırıyor. Buna karşılık bagaj hacmi 424 litreyle sınıfına göre mütevazı; koltuklar katlandığında 1.427 litreye çıkıyor. Ön taraftaki 27 litrelik frunk ise şarj kabloları için pratik bir alan sunuyor. Kokpitte açık gözenekli ahşap, geri dönüştürülmüş alüminyum ve yumuşak dokular, Tesla’nın sadeliğinden daha sıcak, Alman rakiplerin gösterişinden daha ölçülü bir atmosfer kuruyor. Elektrokromik panoramik cam tavan yüzde 99,9’a kadar UV koruması sağlarken şeffaflığı da ayarlanabiliyor. Dört bölgeli klima ve gelişmiş hava temizleme sistemi, PM2.5 partiküllerinin yüzde 95’ini, polen kaynaklı alerjenlerin ise yüzde 99,9’unu kabine ulaşmadan filtreliyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e07e5308a-1792073854.jpg" alt="" width="500" height="334" /></p>
<p>Google yerleşik yeni nesil bilgi-eğlence sistemi, Qualcomm Snapdragon Cockpit Platformu üzerinde 5G uyumlu ve akıcı çalışıyor. 14,5 inçlik dikey merkezi ekran, 9 inçlik sürücü ekranı ve head-up display, 360 derece kamera ve dar manevraları destekleyen yeni 3D görüntüleme sistemi de cabası. Eleştirdiğimiz başlıklar ise; bazı temel ayarlar için menüde kaybolmak… Direksiyondaki haptik geri bildirimi zayıf olan tuşlar ve elektronik dikiz aynası yerindeki gerçek aynanın dar görüş alanı… Ancak Bowers &amp; Wilkins’in 25 hoparlörlü ses sisteminin Dolby Atmos desteği ve Abbey Road Studios modu yolculuk keyfini artırıyor.</p>
<p>Arkadaki yeni C formlu LED stopları ve arka cam içine entegre LED aydınlatmalar, ES90’a özgü bir karşılama ve uğurlama animasyonu oluşturuyor. 0,25 Cd hava sürtünme katsayısı, modeli Volvo’nun bugüne kadarki en aerodinamik otomobili yapıyor; bu da enerji verimliliğine ve menzile doğrudan katkı sağlıyor. Altı farklı dış gövde rengi ve standart 21 inç jantlarla gelen ES90, güvenlik tarafında da Safe Space yaklaşımıyla Volvo’nun 55 yıllık gerçek yaşam verilerine dayanan güvenlik araştırmalarıyla şekillenen anlayışını sergiliyor.</p>
<p>Kapı açılırken yaklaşan bisikletli veya yayaları algılayarak olası kazaları önlüyor; kabin içi yolcu algılama sistemi ise içeride canlı bir varlık kaldığında sürücüyü uyarıyor.</p>
<p>ES90, konforu, sessizliği ve uzun yol kabiliyetini önceleyen kullanıcılar için verimli, çok hızlı şarj olan ve yakışıklı bir alternatif. Sürüşte konfor ve güven duygusunu öne çıkarıyor; sportiflik, kullanım ergonomisi ve bagaj hacminde ise taviz veriyor. Türkiye’de tek ve zengin donanımlı Ultra versiyonla standartta havalı süspansiyon, Bowers &amp; Wilkins ses sistemi, elektrokromik cam tavan ve 800V mimarisi gibi unsurlar ES90’ı premium elektrikli otomobil arayanlar için kısa listeye yazdıracak. Sürücüsünü yormadan hızla seyahat ettiren, İskandinav konfor anlayışını sürdüren iyi bir uzun yol limuzini; pratiklikten tamamen vazgeçmek istemeyenlerin gönlünü çelecektir.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/minimalist-isveclinin-maksimalist-gucu-89804</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/4/1280x720/minimalist-isveclinin-maksimalist-gucu-1792073885.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 680 HP gücü ve 4 saniyede 100 km/sa hıza ulaşan performansıyla etkileyici bir tablo çizen Volvo ES90, sportif otomobillerin iddiasını İsveçli markanın sakinliği ve uzun yol konforuyla buluşturuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/korsanlardan-sultanlara-alanya-89803</guid>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Korsanlardan sultanlara Alanya</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta rotamızı Alanya’ya çeviriyoruz. Side ve Manavgat’tan sonra Pamphylia kıyılarının doğusuna ilerliyoruz; burada manzara değişiyor. Antik liman kentleri, nehirler ve tiyatrolardan sonra karşımıza kale, kule, tersane ve Selçuklu denizciliği çıkıyor.</p>
<p>Alanya, Türkiye kıyı şeridinin doğusundaki son büyük tatil merkezlerinden biridir. Geniş kumsalı, denize doğru uzanan kayalık yarımadası ve tepesinde taç gibi duran kalesiyle hemen tanınır. Bugün çok hareketli bir turizm merkezidir; ama kalenin surlarına, Kızıl Kule’ye ve tersaneye bakınca Alanya’nın yalnız deniz, güneş ve tatil kenti olmadığını görürüz.</p>
<p>Alanya’nın antik adı Korakesion’dur. Luvi dilinde “uç” ya da “çıkıntılı şehir” anlamına geldiği kabul edilir. Bu ad bile kentin coğrafyasını anlatır: Deniz içine doğru uzanan, korunması kolay, stratejik bir yarımada.</p>
<p><strong>KORAKESİON’DAN ALAİYE’YE…</strong></p>
<p>Alanya’nın tarihi, Akdeniz’in güç mücadeleleriyle iç içedir. Antik Korakesion, İÖ 2. yüzyılda korsan Diodotos Tryphon tarafından köle ticareti için üs haline getirilmiştir. Akdeniz’de korsanlığın Roma için büyük bir sorun haline geldiği dönemde, İÖ 65’te Pompeius korsanlara karşı sefer düzenlemiş ve Korakesion çevresindeki korsan gücünü ortadan kaldırmıştır.</p>
<p>Daha sonra Marcus Antonius’un Korakesion’u Kleopatra’ya düğün armağanı olarak verdiği anlatılır. Kleopatra’nın denize inmek için kayalardan aşağıya uzanan merdivenleri kullandığına dair yerel anlatılar da Alanya’da tarih ile efsanenin nasıl iç içe geçtiğini gösterir.</p>
<p>Alanya’nın asıl büyük dönüşümü Selçuklular döneminde gerçekleşir. 1221 yılında Sultan I. Alaeddin Keykubad kenti almış, Korakesion’un adı onun onuruna Alaiye olmuştur. Burası kısa sürede Selçuklu sultanlarının kışlık sarayının bulunduğu güçlü bir Akdeniz üssüne dönüşmüştür.</p>
<p><strong>YARIMADANIN TACI</strong></p>
<p>Alanya gezisine kaleden başlamak gerekir. Kale, Helenistik dönemde kurulmuş; bugün gördüğümüz ana yapı ise 1221’den sonra Alaeddin Keykubad tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Deniz seviyesinden 117 metre yüksekteki yarımadanın çevresinde yaklaşık 6 kilometrelik sur hattı uzanır. Toplam 83 kule ve 140 burç, kalenin askeri gücünü gösterir.</p>
<p>Ortaçağda surların içinde yaşayan nüfusun su ihtiyacını karşılamak için çok sayıda sarnıç yapılmıştır. Bu ayrıntı önemlidir: Alanya Kalesi yalnız savunma yapısı değildir; içinde yaşamın sürdüğü, suyu, ibadet mekânları, sarayı ve mahalleleri olan bir kale kenttir.</p>
<p>Yarımadanın zirvesindeki İç Kale, bugün müze alanı olarak düzenlenmiştir. Alaeddin Keykubad’ın sarayı da burada yer alıyordu. Kalede bugün hâlâ yerleşim bulunması, Alanya’nın geçmişle bugünü bir arada yaşatan karakterini güçlendirir.</p>
<p>İç Kale’ye çıkış biraz zaman ister. Yürüyerek çıkmak isteyenler için rota, manzara ve tarih açısından çok keyiflidir. Yarımadanın her noktasında Akdeniz farklı bir açıdan görünür. Bir yanda Kleopatra Plajı ve geniş kumsal, diğer yanda liman ve Kızıl Kule manzarası vardır.</p>
<p>Kale içinde Aya Yorgi Kilisesi de görülmelidir. İS 6. yüzyıla tarihlenen bu Bizans yapısı, Alanya’nın Selçuklu öncesi katmanını hatırlatır.</p>
<p><strong>KENTİN SİMGESİ </strong></p>
<p>Alanya’nın simgesi olan Kızıl Kule, denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmıştır. 1226 yılında Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan bu sekizgen planlı kule, Selçuklu askeri mimarisinin Akdeniz kıyısındaki en etkileyici eserlerinden biridir.</p>
<p>Kule adını, üst bölümünde kullanılan kırmızı tuğlalardan alır. Alt kesimlerde taş bloklar, üst kesimlerde tuğla kullanılmıştır. Sekizgen gövdesi, 33 metre yüksekliği ve 29 metre çapıyla liman siluetine hâkimdir. İçinde zemin katla birlikte beş kat bulunur. Tepesine çıkan taş merdivenler, ziyaretçiyi hem mimarinin içine hem de Alanya manzarasına taşır.</p>
<p>Kızıl Kule’nin ortasındaki sarnıç, yapının uzun süreli askeri kullanım düşünülerek tasarlandığını gösterir. Tepeden bakıldığında liman, tersane, surlar ve kale yarımadası tek bir savunma sistemi olarak algılanır.</p>
<p><strong>SELÇUKLU’NUN AKDENİZ YÜZÜ</strong></p>
<p>Kızıl Kule’den sonra Alanya Tersanesi’ne geçilir. Burası Selçukluların Akdeniz’e açılan yüzünü anlamak için çok önemli bir yapıdır. Tersane, gemilerin kışlık barınma yeri olarak kullanılmış; aynı zamanda tamiratların, yelken ve donanım işlerinin yapılabildiği işlik, depo ve idari alanlara sahip olmuştur.</p>
<p>57 metre uzunluğunda ve 40 metre derinliğindeki tersane, beş tonozlu bölümden oluşur. Her bölüm denize açılır; sivri kemerli duvarlar bölümleri birbirinden ayırır. Duvarlarda kesme taş, kemer ve tonozlarda tuğla kullanılmıştır.</p>
<p>Alanya Tersanesi’ni özel yapan şey, Selçukluların Akdeniz’deki iddiasını somutlaştırmasıdır. Anadolu Selçuklu Devleti çoğu zaman kara yolları, kervansaraylar ve ticaret rotalarıyla hatırlanır; fakat Alanya bize Selçukluların denizi de stratejik bir alan olarak gördüğünü anlatır.</p>
<p><strong>KIYI MOLASI</strong></p>
<p>Alanya’nın doğal durakları arasında en bilineni Damlataş Mağarası’dır. Yarımadanın batı ucunda yer alan mağara, 1948 yılında liman inşaatı için taş ocağı açılırken tesadüfen bulunmuştur. Girişte yaklaşık 50 metrelik bir geçit vardır; ardından mağaranın tabanına inilir.</p>
<p>Mağara adını sarkıtlardan damlayan su damlalarından alır. Sıcaklığı yıl boyunca yaklaşık 22 derece civarındadır. Damlataş, güzelliğinin yanında astım hastalarına iyi geldiği düşünülen havasıyla da tanınır. Bugün Alanya ziyaretlerinde kısa ama etkili bir doğa molasıdır.</p>
<p>Damlataş’tan sonra Kleopatra Plajı’na ya da liman çevresine geçilebilir. Böylece Alanya’nın üç ana karakteri aynı rota içinde görülür: Kale, liman ve kıyı.</p>
<p><strong>BU ROTAYI ÖZEL YAPAN NE?</strong></p>
<p>Bu rotayı özel yapan şey, Alanya’nın Akdeniz kıyısındaki çok katmanlı kimliğidir. Korakesion adı antik dönemi, korsanlık ve Roma mücadelesi Akdeniz güvenliğini, Alaiye adı Selçuklu dönemindeki büyük dönüşümü hatırlatır.</p>
<p>Alanya’da kale yalnız tepede duran romantik bir manzara değildir. Kızıl Kule, tersane, surlar, sarnıçlar ve limanla birlikte düşünülmesi gereken büyük bir savunma ve denizcilik sistemidir. Bu nedenle Alanya, Pamphylia kıyılarından Selçuklu Akdeniz dünyasına geçişin güçlü duraklarından biridir.</p>
<p><strong>LEZZETLER</strong></p>
<ul>
<li>Alanya ve çevresinde balık ve deniz ürünleri<br />• Muz, avokado ve tropik meyveler<br />• Antalya usulü piyaz<br />• Tahinli kabak tatlısı<br />• Yerel reçeller ve narenciye<br />• Liman çevresinde Akdeniz mezeleri</li>
</ul>
<p><strong> </strong><strong>ALANYA ROTASI</strong></p>
<ul>
<li><strong><em>Korakesion:</em></strong> Alanya’nın antik adı<br />• <strong><em>Alaiye:</em></strong> Selçuklu döneminde kente verilen ad<br />• <strong><em>Alanya Kalesi:</em></strong> 83 kuleli, 140 burçlu kale kent<br />• <strong><em>İç Kale:</em></strong> Alaeddin Keykubad’ın sarayının bulunduğu alan<br /><strong><em>• Aya Yorgi Kilisesi:</em></strong> Bizans döneminden kalma yapı<br />• <strong><em>Kızıl Kule:</em></strong> Selçuklu liman savunmasının simgesi<br />• <strong><em>Alanya Tersanesi:</em></strong> Beş tonozlu Selçuklu denizcilik yapısı<br />• <strong><em>Damlataş Mağarası:</em></strong> Sarkıtları ve sabit havasıyla ünlü doğal durak</li>
</ul>
<p><strong>PRATİK BİLGİ</strong></p>
<p><strong>Rota</strong><br />Alanya Kalesi, İç Kale, Aya Yorgi Kilisesi, Kızıl Kule, Alanya Tersanesi, liman, Damlataş Mağarası, Kleopatra Plajı.</p>
<p><strong>Süre</strong><br />1 gece 2 gün idealdir. Zamanı sınırlı olanlar kaleyi, Kızıl Kule’yi, tersaneyi ve Damlataş Mağarası’nı yoğun bir günlük programla gezebilir.</p>
<p><strong>Ne zaman gitmeli?</strong><br />İlkbahar ve sonbahar en rahat dönemlerdir. Yazın kale yürüyüşü için sabah erken saatler tercih edilmeli; şapka, su ve rahat ayakkabı unutulmamalıdır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/korsanlardan-sultanlara-alanya-89803</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/3/1280x720/korsanlardan-sultanlara-alanya-1792073597.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir yanında masmavi Akdeniz, diğer yanında yüzyıllara meydan okuyan surlar… Alanya’da bir kale, bir kule ve eski bir tersane, kıyı tatilinin çok ötesine uzanan bir geçmişin kapısını aralıyor. Rotamızda korsanlardan Selçuklu sultanlarına, deniz savaşlarından Kleopatra efsanesine uzanan çok katmanlı bir Akdeniz hikâyesi var. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
