<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/yildizlarin-izini-surmek-89811</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıldızların izini sürmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gökyüzüne en son ne zaman gerçekten baktınız? Şehir ışıkları yüzünden yıldızları görmenin bile ayrıcalığa dönüştüğü bir çağdayız. Tam da bu yüzden karanlık gökyüzü, farkına varmadan kaybettiğimiz ve artık korumamız gereken doğal zenginliklerden biri.</p>
<p>İspanya’nın batısındaki Extremadura bölgesi, bu zenginliğin hâlâ yaşadığı yerlerden. Geceleri Samanyolu’nun izini sürerken gündüzleri tarihî kasabaları, meşe ormanlarını ve zengin yaban hayatını keşfedebileceğiniz bu coğrafya, İspanya’yı alışılmış rotaların dışında keşfetmek isteyenlere farklı bir yol açıyor.</p>
<p><strong>GECENİN ZENGİNLİĞİ</strong></p>
<p>Extremadura’da gecenin karanlığı, başlı başına bir keşif nedeni. İspanya’nın resmî turizm portalı Spain.info, bölgeyi Avrupa’da ışık kirliliğinin düşük olduğu yerler arasında gösteriyor. Bu koşullar yıldız gözleminin yanı sıra kuş gözlemciliği ve açık hava etkinlikleri için de elverişli. Monfragüe, Las Hurdes, La Siberia, Valverde de Leganés ve Sierra de Gata, uluslararası Starlight ağı içinde yer alan destinasyonlar arasında. <em>Extremadura, buenas noches</em> girişimi de yıldız gözlem noktalarını ve gece yürüyüşü rotalarını bir araya getiriyor.</p>
<p>Bölgenin bu özelliğini yakından tanımak için La Siberia’ya uzanabilirsiniz. Adının kökeni konusunda kesin bir görüş birliği yok. Yerel kaynaklarda, bölgenin Rusya’daki Sibirya’ya benzetilmesi ve geçmişteki ulaşım güçlükleriyle yalıtılmışlığı gibi açıklamalar yer alıyor. Bugünse bu uzaklık, gökyüzünü koruyan koşullardan biri. Badajoz İl Yönetimi (<em>Diputación de Badajoz</em>), Ekim 2026’da Peloche’de düzenlenen astronomi gözlemiyle gece gökyüzünü doğal miras ve turizm kaynağı olarak öne çıkardı. <em>Canal Extremadura</em>’nın aktardığına göre La Siberia, Starlight turizm destinasyonu olarak tanınıyor; gökyüzünün parlaklığı ölçülerek ışık kirliliğindeki değişim de izleniyor.</p>
<p>Yıldızlarla baş başa kalmak için doğru geceyi seçmek önemli. Bulut durumunu ve ay takvimini kontrol etmek, gözlem noktalarına mümkünse yerel rehberlerle ulaşmak deneyimi güzelleştiriyor. Sonra geriye, şehirde başımızı kaldırdığımızda göremediğimiz gökyüzüne bakmak kalıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DOĞANIN DÖNÜŞÜNE TANIKLIK</strong></p>
<p>Gün ağardığında rotayı ormanlara, nehir vadilerine ve kayalık tepelere çevirmek mümkün. Akdeniz bitki örtüsüyle kaplı bu coğrafya, yürüyüşçüler kadar kuş gözlemcilerinin de ilgisini çekiyor. Monfragüe Ulusal Parkı’nda akbabaların geniş kanatlarıyla süzülüşünü, İspanyol imparator kartalı gibi yırtıcı kuşları izleyebilirsiniz. Tarihî kalıntılar ve yürüyüş yolları da parkı yalnızca bir gözlem noktası olmaktan çıkarıyor.</p>
<p>Bölgenin yaban hayatındaki en umut verici gelişmelerden biri, İber vaşağının geri dönüşü. İspanya Ekolojik Geçiş ve Demografik Sorunlar Bakanlığının 5 Haziran 2026 tarihli açıklamasına göre İspanya ve Portekiz’deki İber vaşağı nüfusu 2025’te 2 bin 663’e ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 10,9 artış demek. Koruma çalışmalarının sonuç vermesi sevindirici; ancak bakanlık, özellikle araç çarpmalarının tür için önemli bir tehdit olmayı sürdürdüğünü vurguluyor.</p>
<p>Bu coğrafyada doğayı keşfetmek, yalnızca bir hayvanı görme umuduyla yola çıkmak değil, onun yaşam alanını da tanımak anlamına geliyor. Rehber eşliğinde gözlem yapmak ve yaban hayatına mesafeyi korumak, yolculuğun sorumlu bir parçası.</p>
<p><strong>TARİHÎ KASABALAR</strong></p>
<p>Extremadura’nın yolları yalnızca doğaya çıkmıyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Cáceres’in tarihî sokakları ve Mérida’nın Roma kalıntıları, yolculuğa kültürel bir boyut katıyor. Trujillo ise kalesi ve taş mimarisiyle küçük yerleşimlerde oyalanmayı sevenler için güzel bir mola. Bölgenin sakin yolları otomobil ya da karavanla keşfe uygun; eski demiryolu hatlarından dönüştürülen yürüyüş ve bisiklet rotaları da yolu yavaşlatmak isteyenlere seçenek sunuyor.</p>
<p>Extremadura’nın çekiciliği, büyük turizm merkezlerinin hareketinden uzakta, kendi ritmini korumasında. Gün, tarihî sokaklarda yapılan uzun bir yürüyüşle başlayabilir; geceyse ışıklardan uzak bir tepede gökyüzünü izleyerek sona erebilir. Bazen uzaklara gitmek, daha kalabalık bir yere ulaşmak değil, uzun zamandır gözümüzden kaçan bir şeyi yeniden fark etmektir. İspanya’nın bu sessiz köşesinde gökyüzü, yolculuğun kendisi kadar önemli bir durak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/yildizlarin-izini-surmek-89811</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/1/1/1280x720/yildizlarin-izini-surmek-1792075513.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şehir ışıklarının örttüğü Samanyolu’nu yeniden görmek, akbabaların gökyüzündeki süzülüşünü izlemek, taş sokaklarda tarihe karışmak… İspanya’nın Extremadura bölgesi, yıldız gözleminden yaban hayatına uzanan keşifleriyle alışılmış tatil rotalarının dışında bir yolculuğa çağırıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/tabaktaki-secimler-neden-onemli-89810</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tabaktaki seçimler neden önemli?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günlük beslenme tercihlerimiz yalnızca genel sağlığımızı değil, bazı hastalıkların riskini de etkileyebiliyor. Kanser söz konusu olduğunda ise tek bir besin ya da beslenme biçiminden mucize beklemek mümkün değil; ancak araştırmalar, özellikle bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu bir beslenmenin kanser riskiyle ilişkisini ortaya koyuyor. Jinekolojik kanserler de bu araştırmaların odağındaki başlıklardan biri.</p>
<p>Son yıllarda jinekolojik kanserlerin önlenmesine yönelik çalışmalar da yoğunlaşırken, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de HPV aşısı yaygınlaşıyor. Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü olan rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen aşının etkili sonuçları dikkat çekiyor. İskoçya’da HPV aşısı olan kadınlarda hiç yeni rahim ağzı kanseri vakası tespit edilmemesi, bu alandaki mücadelenin önemli adımlarından biri. Ancak henüz tam anlamıyla başarı sağlanmış değil.</p>
<p>Rahim ağzı kanseri hâlâ her yıl binlerce kadını etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 660 bin yeni vaka kaydedildi. Rahim kanseri olarak da bilinen endometrium kanseri vakaları ise özellikle ABD’de artış gösteriyor. Diğer jinekolojik kanser türleri olan yumurtalık, vulva ve vajina kanserleri de dünyanın dört bir yanında binlerce insanı etkilemeye devam ediyor.</p>
<p><strong>RİSKLER FARKLI </strong><strong>ETKİLERİ DE…</strong></p>
<p>Kanser, elimizde olmayan birçok karmaşık faktörün sonucunda ortaya çıksa da beslenme tercihlerimiz bizim kontrolümüzde. Birçok kanser türünde olduğu gibi beslenme, jinekolojik kanser riskinin azaltılmasında da önemli bir yere sahip. Araştırmalar, sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve kuruyemiş gibi az işlenmiş bitkisel gıdaların daha fazla tüketilmesinin birçok kanser türünün riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini ve bunun jinekolojik kanserleri de kapsadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Son olarak Avustralyalı diyetisyen ve beslenme uzmanı <strong>Dr. Shy Vishnumohan</strong>, kanser riski ve bitki bazlı beslenme hakkında yaptığı konuşmada, <em>“Hayat bir iskambil destesi gibidir. Yüzde 100 bağışıklığı garanti edecek sihirli bir çözüm olmasa da bitki bazlı sağlıklı beslenme seçimleri yapmak güçlü olabilir ve şansımızı artırabilir”</em> dedi.</p>
<p>Jinekolojik kanserlerin nedenleri türüne göre değişmekle birlikte HPV enfeksiyonu, dünyada en sık görülen jinekolojik kanser olan rahim ağzı kanserinin önde gelen nedenlerinden biridir. Bu nedenle rahim ağzı taraması büyük önem taşıyor. Amerikan Kanser Derneği, 25 ila 65 yaş arasındaki rahim ağzı bulunan kişilerin, tedavi edilmediği takdirde rahim ağzı kanserine yol açabilecek yüksek riskli HPV türlerini tarayan HPV testini beş yılda bir yaptırmasını öneriyor. Dernek, enfeksiyona karşı aşılanmış kişilerin de bu testlere katılması gerektiğini belirtiyor. HPV ayrıca vulva ve vajina kanseri riskini artırırken, sigara kullanımı ve bağışıklık sistemi yetersizlikleri gibi diğer faktörler de riski yükseltiyor.</p>
<p>Her jinekolojik kanser HPV’den kaynaklanmıyor. Örneğin rahim kanseri için en büyük risk faktörlerinden biri yüksek östrojen seviyesi. İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetine göre aşırı kilolu olmak, polikistik over sendromuna sahip olmak, 55 yaşından sonra menopoza girmek, hiç doğum yapmamak ve hormon replasman tedavisi almak, yüksek östrojen seviyelerine yol açan faktörlerden bazıları. Yumurtalık kanserinin kesin nedenleri bilinmiyor; ancak Mayo Clinic’e göre genetik mutasyonlar (BRCA1 ve BRCA2 genleri gibi), aşırı kilo ve hormon replasman tedavisi hastalık riskini artırıyor.</p>
<p><strong>BİTKİSEL BESİNLER </strong><strong>ÖNE ÇIKIYOR</strong></p>
<p>Bitki bazlı, işlenmemiş gıdalar açısından zengin bir beslenmenin bazı jinekolojik kanserlerin riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğuna dair giderek artan sayıda kanıt bulunuyor. Prowise Healthcare’den Beslenme Uzmanı Varsha Khatri, gazetelere yaptığı açıklamada, <em>“Bitki bazlı diyetler, kanser gelişiminde rol oynayan iki önemli faktör olan iltihabı ve oksidatif stresi azaltmada rol oynayan antioksidanlar, lif ve fitokimyasallar açısından zengindir”</em> dedi. Ayrıca bitki bazlı gıdaların insanların sağlıklı bir kiloyu korumalarına, bağışıklık sistemini desteklemelerine ve hormon seviyelerini düzenlemelerine yardımcı olabileceğini de ekledi.</p>
<p>Nutrients dergisinde yayımlanan bir inceleme, yüksek soya tüketimini jinekolojik ve gastrointestinal kanser riskinin azalmasıyla ilişkilendirdi. Bunun nedeni olarak muhtemelen soya fasulyesinin vücutta östrojene benzer şekilde davranan izoflavonlar içermesi gösteriliyor.</p>
<p>Araştırmalar, fitoöstrojenler (östrojene benzer bitki bileşikleri) olan soya izoflavonlarının vücuttaki östrojen reseptörlerine bağlanabildiğini, ancak doğal östrojene göre çok daha düşük bir etkiye sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu mekanizmanın, soya izoflavonlarının östrojenle ilişkili süreçleri etkileyebileceğini düşündürdüğü belirtiliyor. Soya bu konuda yalnız değil. Khatri, <em>“Jinekolojik kanser riskini azaltmadaki potansiyel rolleri açısından çeşitli besin maddeleri ve gıdalar incelenmiştir. Brokoli, lahana ve karnabahar gibi turpgiller, kanser önleyici özelliklere sahip olduğu gösterilen sülforafan gibi bileşikler içerir. Yapraklı yeşillikler ve baklagillerden elde edilen folat, DNA sentezi ve onarımı için gereklidir ve düşük seviyelerinin rahim ağzı kanseri riskinin artmasıyla ilişkili olduğu gösterilmiştir”</em> diyor.</p>
<p>Keten tohumu ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitlerinin iltihaplanma süreçleri üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor. Çilek, turunçgiller ve çayda bulunan flavonoidlerin ise hücreleri oksidatif strese karşı korumada rol oynayabileceğine dair araştırmalar bulunuyor.</p>
<p>Ayrıca araştırmalar, kanser riskini artırabilecek besinlere de dikkat çekiyor. Bunların başında ise işlenmiş etler geliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/tabaktaki-secimler-neden-onemli-89810</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/1/0/1280x720/tabaktaki-secimler-neden-onemli-1792075341.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beslenme, kanser riskini tek başına belirlemese de sağlığımız üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biri. Bitki bazlı beslenmenin jinekolojik kanserlerle ilişkisi üzerine yapılan araştırmalar, tabağımızdaki seçimlerin bu açıdan da önem taşıyabileceğine işaret ediyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/axess-ile-odemeler-dunyasinin-25-yillik-donusum-yolculugu-90104</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 13:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Axess ile Ödemeler Dünyasının 25 Yıllık Dönüşüm Yolculuğu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven ile değişen tüketici alışkanlıklarını, günlük hayatta “kazandıran” deneyimleri ve ödeme dünyasının geleceğini konuştuk.</p>
<p> </p>
<p><strong>Son 25 yılda alışveriş hayatımızda sizce en büyük değişim ne oldu?</strong></p>
<p>Fiziksel kartın merkezde olduğu bir dünyadan alışverişin ve ödemenin dijital olarak birkaç saniyede tamamlanabildiği bir döneme geldik. Axess verilerinde de bunu çok net görüyoruz; harcamaların yıllık ortalama %37’si çevrimiçi gerçekleşiyor, QR ile ödeme hacmi ise her yıl ortalama 3,5 kat büyüyor.</p>
<p>Öte yandan insanların paralarını nereye harcadığı da değişiyor. Son beş yılda seyahat, elektronik, restoran ve yemek kategorilerinde işlem adetlerinin belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Tüketici artık yalnızca ürüne değil, deneyime de daha fazla bütçe ayırıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu değişim Axess’in müşterisine sunduğu faydayı nasıl dönüştürdü?</strong></p>
<p>Bugün beklenti yalnızca ödeme yapabilmek değil; o harcamadan daha fazla değer elde edebilmek. Biz de yıllardır bu bakış açısıyla hareket ediyoruz.</p>
<p>Chip-para bunun iyi bir örneği. Zaman içinde, yalnızca belirli noktalarda kullanılabilen bir sadakat puanından; kaybolmayan, biriktirilebilen, hesaplar arasında aktarılabilen, fiziki ve dijital tüm harcamalarda değerlendirilebilen bir yapıya dönüştü. Son bir yılda yaklaşık 2 bin kampanyayla müşterilerimize 4 milyar TL’yi aşan indirim ve chip-para faydası sunduk. Kampanyalara katılımın son beş yılda iki katına çıkması da Axess sahiplerine doğru zamanda, doğru değeri sunduğumuzun bir kanıtı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Teknoloji günlük hayatı hızla dönüştürürken, Axess dünyasında sırada ne var?</strong></p>
<p>Bir sonraki büyük değişimi yapay zekâ getirecek. Bugün dijitalleşme bize hız ve kolaylık sağlıyor, yapay zekâ ise deneyimi çok daha kişisel hale getirecek.</p>
<p>Herkese benzer fırsatlar önermek yerine, kişinin yaşam tarzını ve ihtiyaçlarını anlayan, örneğin seyahate hazırlanırken ilgili avantajları öne çıkaran ya da düzenli harcamalarında kendisi için anlamlı fırsatları doğru zamanda sunan deneyimler öne çıkacak. Biz de Axess’i bu yönde, müşterisinin hayatını kolaylaştıran ve doğru faydayı doğru anda sunan daha bütünsel bir deneyime dönüştürmeye devam ediyoruz.</p>
<ol start="25">
<li><strong> yılı müşterilerinizle nasıl kutluyorsunuz?</strong></li>
</ol>
<p>25. yılımızı özel bir kampanyayla kutlamak istedik. Juzdan üzerinden ilgili kampanyalara katılan Axessliler, 31 Ekim’e kadar seçili alışverişlerinden toplam 25 bin TL’ye varan kaybolmayan chip-para kazanabiliyor.</p>
<p>Kutlamamızı Mastercard iş birliğiyle düzenlediğimiz Yalın konserleriyle de devam ettiriyoruz. İlkini Bursa’da büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. İkincisi ise 21 Ekim’de İstanbul’da olacak. Yalnızca Axess kartlarla 25 TL’den satışa sunduğumuz biletlerin saatler içinde tükenmesi bizi ayrıca mutlu etti. Önümüzdeki dönemde de Axesslilerin yaşamına gerçek ve anlamlı bir değer katmak için çalışmaya devam edeceğiz.</p>
<p> </p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ad745d3009bd-1792493011.jpg" alt="" width="1280" height="720" /></p>
<p><strong>İKİ AXESS KIZI, 25. YIL İÇİN AYNI HİKÂYEDE</strong></p>
<p>Axess, 25. yıl iletişimi için markanın iki farklı döneminden Özgü Namal ve Gülse Birsel ilk kez aynı hikâyede buluştu. Kampanya, Namal’ın eski Axess reklamlarına gönderme yaptığı “Nerede o eski Axess reklamları?” sözleriyle dijitalde başlıyor. Gülse Birsel’in Instagram’dan verdiği mizahi yanıtla da TV’de devam eden bir reklam serisine dönüşüyor.</p>
<p>Filmlerde Birsel yazar koltuğunda, Namal ise onun kaleminden çıkan maceraları yaşayan karakter olarak yer alıyor. Böylece Birsel, “İlk Axess Kızı” Özgü Namal’ı birbirinden sıra dışı senaryoların içine gönderiyor. Motosikletle ateşten çember atlayışından kutuplarda tırmanışa uzanan maceralar boyunca devam eden iki isim arasındaki tatlı rekabet, Axess’in 25. yılına özel 25.000 TL’ye varan chip-para fırsatının altını çizerken 25. yıl kutlamalarıyla tatlıya bağlanıyor.</p>
<p>Kampanya, Axess’in 25 yıllık reklam hafızasını bugünün iletişim ve içerik üretim dinamikleriyle yeniden yorumluyor. Bir nostalji anlatısı yerine enerjik, eğlenceli ve güçlü bir hikâyeyle Axesslilerin 25. yıl heyecanını ekranlara taşıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/axess-ile-odemeler-dunyasinin-25-yillik-donusum-yolculugu-90104</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/1/0/4/1280x720/axess-ile-odemeler-dunyasinin-25-yillik-donusum-yolculugu-1792493318.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Seyahatten yeme-içmeye, online alışverişten QR ödemeye… Son 25 yılda yalnızca ne satın aldığımız değil, alışverişi nasıl yaptığımız da baştan sona değişti. 25. yaşını kutlayan Axess’in verileri bu dönüşümün izlerini taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/izmirin-hafizasindaki-otel-89812</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir’in hafızasındaki otel</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İzmir’in eski fotoğraflarına baktığınızda Büyük Efes Oteli’ne rastlamamak neredeyse imkânsız. 1964’te Ege Bölgesi’nin ilk beş yıldızlı oteli olarak kapılarını açan yapı, yıllar içinde şehrin sosyal hayatının da önemli duraklarından biri oldu. Zeki Müren’in de konakladığı Büyük Efes, yıllar boyunca İzmir’in önemli buluşmalarına ev sahipliği yaptı. Bugün otelin duvarlarında ve ortak alanlarında karşılaşılan fotoğraflar, bu uzun hikâyenin bugüne uzanan küçük parçaları gibi. Büyük Efes’in İzmir’le kurduğu bağ bugün de hissediliyor.</p>
<p>Bugün Accor çatısı altında Swissôtel Büyük Efes İzmir adıyla hizmet veren otel, geçmişten gelen bu hikâyeyi daha çağdaş bir anlayışla sürdürüyor. Şehrin merkezindeki konumuna rağmen geniş bahçeleri ve körfeze uzanan manzarasıyla İzmir’in içinde, ama günlük hayatın telaşından uzakta bir durak...</p>
<p>Bazen hafta sonunu değerlendirmek için uzaklara gitmeye gerek yok; İzmir’in kalbinde birkaç gün geçirmek de oldukça iyi bir mola. Ben de böyle bir molayı Swissôtel Büyük Efes İzmir’de verdim. Bu yazıda ise Hafta okurlarının da özellikle ilgisini çekecek iki detaydan söz edeceğim: yemek ve sanat…</p>
<p><strong>İTALYAN KLASİKLERİ</strong> <strong>VE</strong> <strong>ATEŞİN MUTFAĞI</strong></p>
<p>Otelin gastronomi tarafında iki restoran özellikle öne çıkıyor. Bunlardan biri, 9. kattaki terasında Kordon manzarasına açılan ‘<em>Scappi</em>’. Adını 16. yüzyılın ünlü İtalyan şefi Bartolomeo Scappi’den alan restoran, geleneksel İtalyan ve Akdeniz mutfağını güncel yorumlarla buluşturuyor. Scappi’nin menüsünde taze makarnalar, risotto ve pizza öne çıkıyor. Spaghetti alla Bolognese, deniz ürünlü fettuccine ve ossobuco ragùlu pappardelle gibi farklı makarna çeşitlerinin yanı sıra çeşitli pizzalar, et ve balık yemekleri menüde yer alıyor. Tiramisu ve panna cotta gibi İtalyan tatlıları ise sofrayı tamamlıyor. Michelin Guide’ın 2025 ve 2026 tavsiye listelerinde yer alan Scappi, Gault &amp; Millau Türkiye Rehberi’nde de 2024, 2025 ve 2026 yıllarında seçkin restoranlar arasında gösterilmiş. Manzarası ve mutfağıyla keyifli bir akşam yemeği için de tercih edilebilecek restoran, yalnızca otel müşterilerini değil dışarıdan gelen misafirleri de ağırlıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0eb339c5c2-1792076595.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p>Diğer lezzet durağı ise otelin bahçesindeki ‘<em>Comensa</em>’. Manolya ağaçlarının arasındaki restoran, steakhouse anlayışını doğayla iç içe daha sakin bir atmosferde sunuyor. Arjantinli şefin hazırladığı menünün odağında ise ateş ve et var. Dana pirzola, T-bone ve bonfile gibi steak seçeneklerinin yanı sıra uzun sürede pişirilen dana kaburga, kuzu kafes ve asado gibi paylaşmalıklar menünün güçlü tarafını oluşturuyor. Empanada, ceviche ve chimichurri gibi Latin Amerika esintileri ise mutfağa farklı bir karakter katıyor. Salatalar ve sebze seçenekleri de menüde kendine yer buluyor.</p>
<p><strong>ADETA YAŞAYAN BİR</strong> <strong>SANAT GALERİSİ</strong></p>
<p>Swissôtel Büyük Efes İzmir’i benzerlerinden ayıran en belirgin özelliklerden biri ise sanatla kurduğu ilişki. Otelin girişinde <strong>Fernando Botero</strong>’nun 2,5 metre yüksekliğindeki <em>‘Atlı Adam’</em> heykeli karşılıyor misafirleri. Bahçede ise <strong>Rabarama</strong>’nın Carrara mermerinden ‘Giyotin’i ve <strong>Antony Gormley</strong>’nin <em>‘TIP’</em> adlı heykeliyle karşılaşmak mümkün. Lobide Şadi Çalık’ın <em>‘Artemis’</em> heykeli replikası ve Lorenzo Quinn’in birbirine kenetlenen ellerden oluşan bronz eseri de koleksiyonun dikkat çeken parçaları arasında.</p>
<p>800’ün üzerinde eserin yer aldığı koleksiyon, lobiden odalara, restoranlardan bahçeye kadar otelin farklı noktalarına yayılıyor. <strong>Bedri Rahmi Eyüboğlu, Attila Galatalı, Devrim Erbil, Jale Yılmabaşar</strong> ve <strong>Erdoğan Ersen</strong> gibi Türk sanatçıların eserleri de bu geniş koleksiyonun parçaları arasında. Böylece sanat, otelde ayrı bir bölümde karşılaşılan eserlerden çıkıp konaklamanın doğal bir parçasına dönüşüyor.</p>
<p>Büyük Efes’in geçmişten taşıdığı kültürel hafızayla yan yana duran bu koleksiyon, otelin bugünkü kimliğini de belirleyen unsurlardan biri. İzmir’in değişen şehir hayatına yıllardır tanıklık eden yapının koridorlarında, bahçelerinde ve ortak alanlarında karşılaşılan eserler, oteli aynı zamanda keşfedilecek bir sanat mekânına dönüştürüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/izmirin-hafizasindaki-otel-89812</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/1/2/1280x720/izmirin-hafizasindaki-otel-1792076651.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir’in kalbinde kısa bir mola… Geçmişten bugüne uzanan Büyük Efes hikâyesinde bu kez rotamızı sofraya ve sanata çeviriyoruz. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kariyer-yolculugunun-bilancosu-89809</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kariyer yolculuğunun bilançosu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Otuz beş yılını vermişti bu şirkete... Ve bugün son iş günüydü. Sabah yine her zamanki saatte ofise geldi. Aynı kapıdan içeri girdi. Her sabah selamlaştığı güvenlik görevlisine bu kez son kez “Günaydın” dedi. Güvenlik görevlisi onu büyük bir gülümsemeyle karşıladı. İkisi de bunun son selamlaşmaları olduğunu biliyordu.</p>
<p>Odasına geçti. Bir süre masasına baktı. Yıllar boyunca sayısız toplantıya hazırlanmış, zor kararlar vermiş, güzel haberler almış, hayal kırıklıkları yaşamıştı o masada. Gözü çekmecesine takıldı. Çekmeceyi açtı. Biriktirdiği kartvizitleri tek tek eline aldı. Bazılarını artık hatırlamıyordu. Bazılarıysa hayatının yönünü değiştiren anlarda karşısına çıkmış insanlara aitti. Sonra masanın köşesinde duran aile fotoğrafını eline aldı. Usulca çantasına koydu.</p>
<p>Her sabah yaptığı gibi not defterini çıkardı. Aradan geçen yıllarda çok şey değişmişti. Terfi aldıkça maaşı yükselmiş, sorumlulukları çoğalmış, daha büyük bir ofise geçmişti. Ama not defterinin ilk sayfasına yazdığı iki soru hiç değişmemişti. Kalemi eline aldı ve şunları yazdı:</p>
<p><strong>“Bugün kimin hayatına dokunacaksın?” “Kime değer katacak ve ilham vereceksin?”</strong></p>
<p>Sonra arkasına yaslandı. Yıllar film şeridi gibi gözünün önünden geçti. İlk işe başladığı günü düşündü. Ne kadar da heyecanlıydı...</p>
<p>Yıl sonu hedeflerini tutturamadığı günlerde yaşadığı endişeler geldi aklına. Yaptığı hatalar, elde ettiği başarılar, kariyer yolculuğunun dönüm noktaları... <strong>Kendisine yol gösterenleri, yıllar içinde destek olduğu insanları, birlikte güldükleri anları ve her şeyin bittiğini sandıkları o zor günleri düşündü.</strong> Gözlerini kapattı ve sessizce şükretti.</p>
<p>Tam o sırada kapı ardına kadar açıldı. Odanın sessizliği bir anda bozuldu. Çalışma arkadaşları ellerinde pasta ve telefonlarıyla içeri doluştular. Alkışlar yükseldi. Fotoğraflar çekildi. Sarılmalar başladı. Gözyaşlarını tutamayanlar vardı.</p>
<p>Sonra yıllarca unutamayacağı o sözleri duydu: “Seninle çalışmak büyük onurdu.” “Bize çok şey öğrettin.” “Hayatımızı değiştirdin.”</p>
<p>İşte o anda fark etti ki, otuz beş yıllık kariyerinin bilançosu tam karşısında duruyordu.</p>
<p>Ne son aldığı maaşın ne kaç kez terfi ettiğinin ne de sahip olduğu gücün bir önemi vardı.</p>
<p>Hayatına dokunduğu, gelişmesine katkı sağladığı insanlar sevgi ve minnetle onu uğurluyordu.</p>
<p>İş hayatı, kimileri için para kazanmanın, kimileri için unvan sahibi olmanın, kimileri için de güç elde etmenin aracıdır. Bu yönetici için ise iş hayatı insanların hayatına değer katmanın, onlara ilham olmanın bir yoluydu.</p>
<p>İş hayatı, aslında karakterimizi sınayan manevi bir yolculuktur. Bir bakıma insanın kendisiyle yüzleşme ve özgürleşme projesidir. Bazen sabrımızı, bazen cesaretimizi, bazen de egomuzu sınar. Yanlış yollara sapar, çıkmaz sokaklara gireriz. Bazen çok istediğimiz bir kapı kapanır; tam her şeyin bittiğini düşündüğümüzde ise başka bir kapı açıldığına tanık oluruz.</p>
<p>Elbette para kazanmak, daha çok satış yapmak, terfi etmek ve daha iyi bir hayat kurmak isteriz.</p>
<p>Büyük bir evin, güzel bir arabanın, daha güçlü bir unvanın hayalini kurarız.</p>
<p>Ancak iş hayatı, bütün bunların çok ötesinde insana eşsiz bir fırsat sunar: Büyük unvanların peşinden koşmaktan ziyade, ilham veren bir lidere dönüşmenin; rakiplerini geçmekten çok, dünkü halimizden daha ileri gitmenin yoludur.</p>
<p>Daha çok kazanmanın ötesinde, korkularımızla yüzleşmenin er meydanıdır.</p>
<p>Ve belki de en önemlisi, kariyerin gerçek bilançosu ne kadar kazandığımız ya da hangi unvana ulaştığımız değil, insanlarda bıraktığımız izdir.</p>
<p>Hayatı güzel yapan, gördüklerimiz ya da yaptıklarımızdan çok, yol boyunca karşılaştığımız insanlardır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kariyer-yolculugunun-bilancosu-89809</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/9/1280x720/kariyer-yolculugunun-bilancosu-1792075209.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kariyerin gerçek bilançosu ne kadar kazandığımız ya da hangi unvana ulaştığımız değil, insanlarda bıraktığımız izdir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/turklerin-istakozla-imtihani-89808</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türklerin ıstakozla imtihanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Istakoz deyince aklınıza ne geliyor? Özel bir gün, pahalı bir balık restoranı ve hesap gelince biraz yutkunmak… Türkiye’de ıstakoz hâlâ ‘çok lüks’ bir tabak. Oysa Londra ve New York’ta onu daha gündelik bir lezzet olarak sunan adresler var. Bu algıyı değiştirme iddiasındaki Burger &amp; Lobster da İstanbul’a geldi.</p>
<p>2011’de Londra’da kurulan marka, Zorlu Center’da kapılarını açtı. Türkiye operasyonunu YKT Global çatısı altındaki YKT Gıda üstleniyor. Yatırımın ve yönetimin başında CEO <strong>Emir Yakut</strong> var. Hedef, önümüzdeki 2,5 yılda İstanbul’un farklı noktalarında restoranlar açmak, yaklaşık 100 kişiye istihdam sağlamak ve ardından Bakü gibi bölge şehirlerine yönelmek. Istakozlar Kanada’dan geliyor; diğer ürünlerde yerel tedarikçilerle çalışılıyor. New York’tan Bangkok’a, Kuveyt’ten Cakarta’ya uzanan markanın İstanbul’a gelişi, bu açıdan dikkat çekici.</p>
<p>Konsept basit: Burger ve ıstakozu ‘ulaşılabilir lüks’ anlayışıyla aynı masada buluşturmak. Benim merakım şu: Istakoz bizde de alışıldık bir tabağa dönüşebilir mi? Fiyat algısı bir kez kırılırsa, belki de Türklerin ıstakozla imtihanı sona erer. Yine de bunu gösterecek olan, müşterinin masadan nasıl kalktığı ve o masaya yeniden oturmak isteyip istemediği.</p>
<p><strong>ASIL SINAV AÇILIŞTAN SONRA</strong></p>
<p>Dubai’de Nobu ve Carbone’u deneyimledik. Uluslararası restoran zincirlerinin en iyi şubelerinin çoğunlukla Londra’da, ardından Dubai’de olduğunu düşünüyorum. Doğru yatırım, iyi şefler, özenli servis ve markanın standartlarına bağlılık belirleyici. Dubai’nin başarısı tesadüf değil. Yatırım kadar, o yatırımı doğru ekiple ve disiplinle yönetmek de önemli.</p>
<p>Türkiye’de de bu kaliteyi yakalayan adresler var. Ancak mesele yalnızca şube açmak değil, aynı kaliteyi yıllarca korumak. Burger &amp; Lobster için de asıl sınav şimdi başlıyor. Eğitim ve servis standardı oturmadığında, açılış heyecanı birkaç sezon içinde sönüp gidebiliyor.</p>
<p><strong>ON BIR GÜN YETER MI?</strong></p>
<p>Grand Hyatt İstanbul, 1–11 Ekim’de 34 Restaurant’ta Hint Mutfağı Haftası düzenledi. Grand Hyatt Mumbai’den gelen şef <strong>Sachin Singh</strong>’in menüsünde butter chicken, Mathania biberiyle pişen laal maas ve kuzu biryani öne çıktı.</p>
<p>Bu etkinliği heyecanla bekleyen bir kitle var. Baharata, tandıra ve uzun pişirmeye alışık damaklarımız için Hint mutfağının potansiyeli yüksek. Böylesine ilgi gören lezzetleri yılda birkaç günle sınırlamak bana yeterli gelmiyor. Uzun pişen etler, yoğun aromalar ve baharat kullanımı bize yabancı değil. Böylesi buluşmaların daha uzun sürmesini, hatta kalıcı adreslere ilham vermesini isterim.</p>
<p><strong>NİĞDE’NİN SOFRASI İSTANBUL’DA</strong></p>
<p>Niğde Gastronomi Festivali’ni tanıtmak için Galataport’taki Liman İstanbul’da düzenlenen gecenin ev sahibi, Niğde Belediye Başkanı <strong>Emrah Özdemir</strong>’di. Tabal Gastronomi Evi’nin hazırladığı menü, mangır çorbasından Bor söğürmesine, Niğde tavadan Tyana tatlısına uzanıyordu.</p>
<p>Bir şehrin yemeklerini tanımak, oraya gitme isteğini artırıyor. Anadolu’nun lezzetlerinin İstanbul’da tanıtılması da daha geniş kitlelere ulaşmalarını sağlıyor. Ne yiyeceğinizi bilmek, o şehri merak etmek için güçlü bir neden. Tanıtımın yayılmasında İstanbul’daki ilişkiler ve iletişim ağları da etkili.</p>
<p><strong>DİDİM’DEN BİR NOT</strong></p>
<p>Delice Yarımadası’ndaki Anda Barut Collection, araziye uyumlu mimarisi ve geniş odalarıyla dikkat çekiyor. BAYOU Villas ise mahremiyet ve kişiye özel hizmet arayanlara sesleniyor. BAYOU Michelin Culinary Masters kapsamında <strong>Tom Aikens, Alvin Leung ve Grégoire Berger</strong> gibi şeflerin ağırlanması da gastronomi iddiasını gösteriyor. Bodrum’daki beton yapılaşmaya dair eleştirilerimi düşününce, burada farklı bir örnek görüyorum. Sekiz restoranı, Galen SPA’sı ve farklı etkinlikleriyle bir tatil tesisinden öte, günün tamamını geçirebileceğiniz bir ortam kurulmuş.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/turklerin-istakozla-imtihani-89808</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/8/1280x720/turklerin-istakozla-imtihani-1792074929.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’da ıstakozu daha erişilebilir kılma iddiasındaki bir restoran, Hint mutfağının gördüğü ilgi, Niğde’nin sofrası ve Didim’den gastronomi notları… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
