<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/tanrinin-dokunusu-79481</guid>
            <pubDate>Wed, 20 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tanrı’nın dokunuşu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“Hızlı yaşamayı, risk almayı ve sınırları zorlamayı hep sevdim.</p>
<p>İçimde susturmaya çalıştığım bir boşluk vardı. Hareket ettikçe, hızlandıkça, korkunun üzerine gittikçe kendimi daha özgür hissediyordum.</p>
<p>Beş yaşımdayken büyükannem ve büyükbabam tarafından evlat edinildim. Babam, alkollü araç kullanan bir sürücünün yaptığı kazada hayatını kaybetmişti.</p>
<p>Kendimi bir yere ait hissetmeye ihtiyaç duyduğumda sığındığım yer spor oluyordu.</p>
<p>Snowboard’a ortaokul yıllarında başladım. Dağlarda kayarken yaratıcı olmanın ne demek olduğunu yeniden keşfediyor, tarif etmesi zor bir özgürlük hissi yaşıyordum.  </p>
<p>Bir gün yine snowboard yaparken anlık bir kararla havada bir değil, iki takla atmaya karar verdim.</p>
<p>Rampaya girdim ve tüm gücümle zıpladım. Daha havadayken bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım. Fazla ileri gitmiştim.</p>
<p>Sırt üstü yere çakıldım.</p>
<p>Belimden aşağıdaki hissin ayaklarımdan dışarı akıp gittiğini hissettim.</p>
<p>Felç olduğumu o an anladım.</p>
<p>17 yaşındaydım. Hastane yatağında yatarken yıllardır bacaklarıma gönderdiğim aynı komutu tekrar tekrar veriyordum. Ama hiçbir şey olmuyordu. Doktor bana bir daha asla yürüyemeyeceğimi, tekrar kayak yapamayacağımı söyledi.</p>
<p>Hastanede bir hafta yattıktan sonra ilk kez doğruldum. Yeni oturmaya çalışan bir bebek kadar dengesiz hissediyordum. Yeniden giyinmeyi öğrenmek zorundaydım. Yataktan tekerlekli sandalyeye geçmeyi, sandalyede oturmayı, onu sürmeyi…</p>
<p>Kendimi çok yalnız ve anlaşılmamış hissediyordum. Artık devam etmek, yaşamak istemiyordum.</p>
<p>Tam o günlerde bugün hâlâ ‘Tanrı’nın dokunuşu’ diye tanımladığım bir olay yaşandı.</p>
<p>Bir gün üniversitenin spor salonunun önünden geçiyordum. Daha önce hiç kullanmadığım bir kestirme yoldu bu. İçeri girdiğimde tekerlekli sandalye basketbolu oynayan bir grup insan gördüm.</p>
<p>Antrenmanın sonunda bir kız yanıma geldi. Bana baktı ve şöyle dedi:</p>
<p>‘Çok atletik görünüyorsun. Hiç tekerlekli sandalye basketbolu oynamayı düşündün mü?’</p>
<p>Tekerlekli sandalyede oturan birine bir yabancının “Çok atletik görünüyorsun” demesi…</p>
<p>Şaşkına dönmüştüm.</p>
<p>O gün basketbol sandalyesine oturdum ve her şey değişti. Sanki yeniden koşuyordum. Kalbim hızlandı. Uzun zaman sonra ilk kez kendimi yeniden güçlü, yeniden çevik hissediyordum.</p>
<p>Takımda düzenli olarak oynamaya başladım. İlk sezonun sonunda Paralimpik takıma seçildim. Dört yıllık yoğun çalışmanın ardından Paralimpik Oyunları’na katıldık ve altın madalya kazandık.</p>
<p>Ancak içimde yarım kalmış başka bir tutku vardı: Kayak…</p>
<p>Beni felç bırakan spora geri dönmeye karar verdim. Çok çalıştım. Sayısız kez düştüm, yeniden kalktım. Sonunda kayak takımına seçildim.</p>
<p>Ve yıllar sonra tarihe geçtim. Yaz ve Kış Paralimpik Oyunları’nda altın madalya kazanan ilk Amerikalı kadın oldum.</p>
<p>Cehennemi görüp geri dönmüş biri olarak bugün kim olduğumla gurur duyuyorum.</p>
<p>Hayatımın ve spor kariyerimin bittiğini sanmıştım. Oysa hiçbir şey bitmemişti.</p>
<p>Tam tersine hayat, beni hayal ettiğimden çok daha büyük ve çok daha anlamlı bir yere taşıyacaktı.”</p>
<p>Yıllar sonra bu müthiş hikâyenin sahibi <strong>Alana Nichols</strong> ile yaşadıklarını anlattığı bir konuşmasının ardından tanışma fırsatı buldum ve ona şu soruyu yönelttim:</p>
<p><em>“Çok genç bir yaşta yaptığın bir hata yüzünden bütün yaşamın değişti. Hayatına engelli birisi olarak devam ediyorsun. Hiç pişman oldun mu?” </em></p>
<p>Yüzünde sakin ama güçlü bir ifade vardı.</p>
<p><em>“Ben bunları düşünmüyorum. Çünkü o düşüncelerin içinde kalırsam yoluma devam edemem.”</em></p>
<p>Mutsuzluk sendromuna yakalananlara… Kendi zihninde büyüttüğü engellerin içinde kaybolanlara… Gücünü içeriden değil, sürekli dışarıdan almaya çalışanlara… Kendini çıkmazda hissedenlere, yeniden başlamak zorunda kalanlara hep bu hikâyeyi anlatırım.</p>
<p>Hayat zordur. Bazen acımasızdır. Cehennem gibi yakar insanı. Ancak unutulmamalıdır ki bütün o zorluklara rağmen cesaretle yürümeye devam edenlerin önüne hayat mutlaka yeni bir yol açar.</p>
<p>“Tanrı’nın dokunuşu” tam da böyle anlarda ortaya çıkar.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/tanrinin-dokunusu-79481</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/4/8/1/1280x720/tanrinin-dokunusu-1779080111.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hayat zordur. Bazen acımasızdır. Cehennem gibi yakar insanı. Ancak unutulmamalıdır ki bütün o zorluklara rağmen cesaretle yürümeye devam edenlerin önüne hayat mutlaka yeni bir yol açar. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/suya-adanan-bir-hikaye-79599</guid>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 12:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Suya adanan bir hikaye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vestel, uluslararası arenada Türkiye’yi temsil eden ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu’nun sıra dışı kariyer yolculuğunu konu alan belgeseli düzenlediği lansmanla kamuoyuna tanıttı.</p>
<p>18 Mayıs Pazartesi akşamı Zorlu PSM’de gerçekleşen lansmanda belgesel ile ilgili konuşan Aysu Türkoğlu, “Beni ayakta tutan, içimde hiç bitmeyen bir tutku var. Ve bu tutkuyu sadece denizde, sonsuz maviliklerin içinde tek başımayken yaşayabiliyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın ruhunu böylesine anlamlı bir projeyle buluşturmak benim için ayrı gurur taşıyor. Bu topraklarda yetişen bir genç olarak, belgeselin gençlerimize kendi yollarını çizmeleri için ilham vereceğine inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>19 MAYIS RUHUNU BUGÜNÜN DİLİYLE ANLATIYOR</strong></p>
<p>Vestel Global Pazarlama, Yurt İçi Satış ve Müşteri Hizmetleri Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, Aysu Türkoğlu'nun hikâyesinin 19 Mayıs ruhuyla birebir örtüştüğünü belirterek şunları söyledi: “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın taşıdığı bağımsızlık ve cesaret ruhu, bugün de gençliğimizin azminde ve hayallerinde yaşamaya devam ediyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe duyduğu güveni ve 'zeki, çevik, ahlaklı sporcu' idealini desteklemek, Vestel olarak topluma, gençliğe ve geleceğe karşı taşıdığımız sorumluluğun bir göstergesi.”</p>
<p>Sporu toplumsal gelişimin temel parçası olarak kabul eden bir marka olarak, bu ekosistemin birleştirici ve iyileştirici gücüne olan sonsuz inançlarını vurgulayan Uylukçuoğlu, şöyle devam etti: “Sporun; gençlere cesaret veren, sınırları aşmaya teşvik eden ve toplumda pozitif etki yaratan çok güçlü bir araç olduğu düşüncesindeyiz. Bu bakış açısıyla destek verdiğimiz her sporcu ve her branş, bizim için aynı zamanda bir değer ortaklığını temsil ediyor.</p>
<p>Aysu Türkoğlu, disiplini, çalışma azmi ve hedeflerine ulaşma tutkusuyla Vestel’in gençlerin potansiyelini destekleme vizyonuyla harika bir uyum yakalıyor. Geleneksel sponsorluğun ötesine geçen bu anlamlı yol arkadaşlığını, Türk gençliğine olan inancımızın somut göstergesi olarak görüyoruz. Hayata geçirdiğimiz belgesel, 19 Mayıs’ın taşıdığı o eşsiz ruhu bugünün diliyle yeniden anlatıyor ve insan iradesinin sınırlarını nasıl aşabileceğini gözler önüne seriyor. Japonya Tsugaru Boğazı geçişinde tüm Vestel ailesinin kalbinin sevgili Aysu’yla atacağını belirterek kendisine sonsuz başarılar diliyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/suya-adanan-bir-hikaye-79599</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/5/9/9/1280x720/suya-adanan-bir-hikaye-1779184176.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vestel, ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu’nun eşsiz yolculuğunu anlatan belgeselin lansmanını gerçekleştirdi. 19 Mayıs Atatürk&#039;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na özel olarak çekilen ‘AYSU’ belgeseli, Bodrum&#039;dan başlayıp azim ve tutkuyla suya adanan bir başarı hikâyesini anlatıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/bitki-bazli-ete-telve-dokunusu-79479</guid>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bitki bazlı ete ‘telve’ dokunuşu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Beslenme alışkanlıklarımız, bitki bazlı tercihlerde de kendini gösteriyor. Hayvansal gıdaların alternatifleri her geçen gün büyüyen bir pazara dönüşürken, bu ürünlerin sofradaki karşılığı da giderek çeşitleniyor. Benim deneyimimde olduğu gibi pek çok vegan, bitkisel et ve şarküteri ürünlerini severek tüketiyor. Ancak vegan olmayanlar bu ürünleri denediğinde, çoğu zaman bazı eksikliklere dikkat çekiyor. En sık dile getirilen konu ise tat. İşte kahve telvesi tam da bu noktada devreye giriyor. Nasıl mı?..</p>
<p>Japon biyoteknoloji girişimi Fermenstation, bitki bazlı etin tadını güçlendirebilecek bir aroma verici geliştirmek için kahve telvesini geri dönüştürme yöntemi üzerine küresel patent başvurusunda bulundu. Şirket, kullanılmış kahveden çok yönlü ve derinlikli bir aroma artırıcı elde ediyor. Araştırmalarına göre bu içerikten küçük miktarlarda eklemek bile yemeğin genel tat profilini belirgin biçimde iyileştiriyor.</p>
<p>Patent başvurusunda yer alan bilgilere göre Fermenstation, glutamilvalilglisin adlı onaylı gıda katkı maddesini kahveden enzimatik bir süreçle üretiyor. Bu bileşen tek başına belirgin bir tada sahip değil; ancak pişirme sırasında şeker ve yağlarla etkileşime girerek lezzeti taşıyan yapıyı güçlendiriyor. Aynı bileşenin et, süt ürünleri ve yağ içeren pek çok gıdada tat algısını artırdığı belirtiliyor.</p>
<p>Genellikle çöpe giden ya da gübre, biyoyakıt ve hayvan yemi olarak değerlendirilen kahve telvesi, bu yöntemle çok daha katma değerli bir içeriğe dönüşüyor. Üstelik yalnızca kahveyle sınırlı değil; pirinç kepeği ve soya posası gibi üretim süreçlerinde ortaya çıkan, yenilebilir olmasına rağmen çoğu zaman atılan yan ürünler de bu teknolojiyle yeniden kazanılabiliyor. Şirket, tüm bu hammaddeleri kendi geliştirdiği fermantasyon yöntemiyle dönüştürüyor.</p>
<p>Fermenstation, geliştirdiği bu yaklaşımı yalnızca tat iyileştirme aracı olarak görmüyor. Şirkete göre geri dönüştürülmüş içerikler, gıda ürünlerinde aroma ve derinlik kazandırmanın ötesinde, sağlık ve güzellik alanında da işlevsel faydalar sunma potansiyeline sahip.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6a0a9a78dbf1c-1779079800.jpg" alt="" width="500" height="369" /></p>
<p><strong>LEZZET EN BÜYÜK ENGEL</strong></p>
<p>Öte yandan, bitki bazlı etlerin daha geniş kitlelere ulaşmasının önündeki en büyük engelin hâlâ lezzet olduğu biliniyor. Gıda Sistemi İnovasyonları platformunun girişimi olan NECTAR’ın yayımladığı ‘Bitki Bazlı Etlerin Duyusal Analizi’ başlıklı rapor da bunu destekliyor. 2.600’den fazla et tüketicisinin katıldığı kör tadım testlerinde, katılımcıların yalnızca yüzde 30’u bitki bazlı alternatifleri beğenirken, yüzde 68’i geleneksel eti tercih etti.</p>
<p>Araştırma, doku ve görünümün de önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl belirleyici unsurun tat olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcılar, bitki bazlı ürünleri geleneksel ete kıyasla ortalama yüzde 35 daha az lezzetli buluyor.</p>
<p>NECTAR’da Gıda Sistemi İnovasyonları Direktörü <strong>Caroline Cotto</strong>’ya göre ise tablo net: <em>“Lezzeti önceliklendiren şirketler daha güçlü finansal sonuçlar elde ediyor ve pazarda daha hızlı karşılık buluyor. Daha sürdürülebilir bir gıda sistemine geçiş, her şeyden önce güçlü bir tat deneyimine dayanmalı.”</em></p>
<p>Tam da bu yüzden, kahve telvesinden geliştirilen bu tür yenilikler kritik bir eşik olabilir. Tat konusunda mesafe kat edildiğinde, bitki bazlı alternatiflerin çok daha geniş bir kitle tarafından benimseneceği açık. Fermenstation’ın yaklaşımı da yalnızca ürün geliştirmeyi değil, aynı zamanda döngüsel ve sürdürülebilir bir ekonomi fikrini destekliyor.</p>
<p>Tokyo merkezli şirket, gıda atıklarını ve standart altı ürünleri yüksek değerli bileşenlere dönüştürürken, GDO’suz mikroorganizmalardan oluşan bir veri tabanından yararlanıyor. Geri dönüştürülmüş içerikleri bugün gıda, içecek ve kozmetik gibi farklı sektörlerde kullanılıyor. Büyük şirketler ve araştırma kurumlarıyla iş birlikleri kurarak ürün geliştirme süreçlerine döngüselliği entegre eden Fermenstation, hiçbir yan ürünün israf edilmediği bir üretim modeli üzerine çalışıyor. Yerel topluluklarla kurduğu ortaklıklarla da daha yenilenebilir bir geleceğin izini sürüyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/bitki-bazli-ete-telve-dokunusu-79479</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/4/7/9/1280x720/bitki-bazli-ete-telve-dokunusu-1779079829.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bitki bazlı mutfakta aranan o son dokunuş, belki de sabah kahvesinin dibinde saklı. Fincanda kalan telve, şimdi mutfakta yeni bir rol üstleniyor. Japon biyoteknoloji şirketi, telveyi, bitki bazlı etin lezzetini artıracak aroma vericiye dönüştürmek için patent başvurusu yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kral-midasin-ulkesine-yolculuk-79477</guid>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kral Midas’ın ülkesine yolculuk</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><span style="color: #e03e2d;"><em><strong>ŞERİF YENEN</strong></em></span></p>
<p>Demir Çağı, Anadolu’da büyük bir dönüşüm dönemidir. Demirin yaygınlaşmasıyla birlikte üretim, savaş ve günlük hayat değişir. Yeni güçler ortaya çıkar. Frigler de bu yeni dünyanın en dikkat çekici topluluklarından biridir.</p>
<p>Friglerin hikâyesi Ankara yakınlarında başlar. Başkentleri Gordion’dur. Bugünkü Polatlı yakınında yer alan bu yerleşim, Frig dünyasının merkezi kabul edilir. Aynı zamanda Friglerin yaşadığı alan, Ankara’dan başlayıp Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya’ya kadar uzanan geniş bir bölgeyi kapsar. İşte bugün ‘Frig Vadisi’ dediğimiz rota bu coğrafyanın içinde yer alır.</p>
<p>Bu geziye çıkmadan önce Frigler hakkında kısa bir hazırlık yapmak faydalı olur. Çünkü bu coğrafyada gördüğünüz taşlar, anıtlar ve mezarlar, ancak arkasındaki hikâyeyi bildiğinizde anlam kazanır.</p>
<p><strong>FRİGLER’İ TANIYALIM</strong></p>
<p>Friglerin kökeni konusunda kesin bir yargıya varmak kolay değil. Antik kaynaklar, Frigleri Trakya ve Makedonya bölgeleriyle ilişkilendirir; Hitit kaynaklarında adı geçen Maşalarla bağlantılı olabilecekleri de düşünülür. Anadolu’ya Balkanlar’dan geldikleri düşünülür; ancak Frig kültürünün asıl kimliğini Anadolu topraklarında kazandığı giderek daha fazla kabul görmektedir.</p>
<p>Metal işçiliğinde, dokumada, ahşap işçiliğinde ve müzikte çok yetkin olan bu toplulukta, çengelli iğnenin erken örneklerinden sayılan fibula, tunç kapları, tokaları ve ahşap mobilyaları dikkat çeker.</p>
<p>Hititlerin “bin tanrılı” dünyasından sonra Friglerde daha merkezî bir inanç dili görürüz. Friglerin en önemli tanrısı Ana Tanrıça’dır. Onlar için Ana Tanrıça doğayla, dağlarla ve kayalarla ilişkilidir. Bu yüzden Frig Vadisi’ndeki kaya anıtları taş işçiliğinden fazlasını anlatır; bunlar bir inanç dünyasının kapılarıdır.</p>
<p><strong>BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR</strong></p>
<p>Frig yolculuğunu Ankara ve Gordion’u birlikte düşünerek başlatmak gerekir. Polatlı yakınındaki Gordion, Friglerin başkentidir; Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ise bu başkentte ve Frig coğrafyasında bulunan eserleri anlamak için en güçlü tamamlayıcı duraktır. Aralarındaki yakınlık sayesinde bu iki yer aynı gün içinde rahatlıkla değerlendirilebilir. Gordion’da toprağın, tümülüslerin ve höyüğün içinde gördüğünüz dünya, müzede eserler aracılığıyla tamamlanır; müzede gördüğünüz objeler ise Gordion’a gittiğinizde kendi bağlamına kavuşur.</p>
<p>Gordion ilk bakışta sade bir yer gibi görünür. Ama burada bakmakla görmek arasındaki fark ortaya çıkar. Frigler bu küçük yerleşimi zamanla güçlü bir başkente dönüştürmüştür.</p>
<p>En dikkat çekici yapı tümülüslerdir. Tümülüs, içinde önemli kişilerin mezarının bulunduğu, insan eliyle yapılmış toprak tepedir. Gordion çevresinde yaklaşık yüz tane tümülüs vardır. Bunların en büyüğü Midas Tümülüsü’dür. Yüksekliği 50 metreyi aşar. İçinde bulunan mezar odası ve ahşap yapılar, Friglerin zenginliğini ve teknik becerisini gösterir.</p>
<p>Gordion aynı zamanda efsanelerin de merkezidir. Gordion Düğümü hikâyesi buradan çıkar. “Çözülmesi zor problem” anlamında hâlâ kullanılan bir deyimdir.</p>
<p>Bu ilk günün sonunda rota Eskişehir’e bağlanabilir. Eskişehir, Frig Vadisi’ne geçiş için pratik ve keyifli bir konaklama noktasıdır. Odunpazarı evleri, müzeleri ve canlı şehir dokusuyla geziye çağdaş bir soluk katar. Ertesi gün Yazılıkaya/Midas Kenti ve Frig Vadisi’ne buradan devam etmek rotayı hem rahatlatır hem de yolculuğu daha dengeli hale getirir.</p>
<p><strong>ACELE ETMEYİN!</strong></p>
<p>İkinci gün rota Frig Vadisi’ne doğru ilerler. Eskişehir ile Afyon arasında kalan bu bölgenin en etkileyici duraklarından biri Midas Kenti’dir. Volkanik tüf kayaların şekillendirdiği bu coğrafyada yer alan Midas Anıtı, kayaya oyulmuş görkemli bir cephe şeklindedir. Yüksekliği 16 metreyi aşar. Üzerindeki geometrik desenler ve ortadaki niş, buranın kutsal bir alan olduğunu gösterir. Bu nişte Ana Tanrıça’nın heykelinin bulunduğu düşünülür.</p>
<p>Vadide yalnızca bu anıt yoktur. Aslankaya, Maltaş ve çevredeki diğer kaya yapıları da Frigler’in kayayla kurduğu ilişkiyi gösterir. Bu bölgeyi gezerken acele etmemek gerekir. Kısa yürüyüşler yapmak, kayalara yaklaşmak ve detaylara bakmak önemlidir. Frig Vadisi kendini hemen açmaz; dikkat edenlere konuşur.</p>
<p><strong>AYAZİNİ’NE DE UĞRAYIN</strong></p>
<p>Üçüncü gün Ayazini ile devam edilebilir. Kaya içine oyulmuş yerleşimler, mezarlar ve kilise kalıntıları burada bir aradadır. Frig döneminden başlayıp Roma ve Bizans’a uzanan bir süreklilik görülür.</p>
<p>Gezinin sonunda Afyonkarahisar’a geçmek iyi bir kapanış olur. Hem dinlenmek hem de bölgenin mutfağını deneyimlemek için uygun bir duraktır.</p>
<p><strong>NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?</strong></p>
<p>Frig Vadisi, Anadolu’yu kronolojik bir bütün olarak okumak isteyenler için çok değerli bir halka. Göbeklitepe’de ritüelin, Çatalhöyük’te yerleşik hayatın, Hattuşa’da devletin, Van’da Urartu mühendisliğinin izini sürdük. Şimdi Friglerle birlikte Anadolu’nun Demir Çağı’nda Orta Anadolu’nun nasıl bir kültür yarattığını görüyoruz.</p>
<p>Bu rota bize şunu hatırlatır: Anadolu tarihi tek merkezli değildir. Aynı çağda farklı coğrafyalarda farklı çözümler üretilmiştir. Urartular dağlarda suyu yönetirken, Frigler bozkırda kayaya inanç kapıları açmış, Gordion’da güçlü bir başkent kurmuş, müzikten ahşap işçiliğine kadar kendilerine özgü bir dünya yaratmıştır.</p>
<p>Frig Vadisi’ne gitmek, bozkırın sessizliğinde Anadolu’nun başka bir sesini duymaktır.</p>
<p><strong>BU ROTADA…</strong></p>
<ul>
<li>Ankara – Anadolu Medeniyetleri Müzesi<br />• Gordion, Midas Tümülüsü ve Gordion Müzesi<br />• Yazılıkaya / Midas Kenti<br />• Aslankaya<br />• Ayazini<br />• Afyonkarahisar</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>PRATİK BİLGİ</strong></p>
<p><strong><em>Nasıl gidilir?<br /></em></strong>Ankara, hem Anadolu Medeniyetleri Müzesi hem de Gordion’a yakınlığı nedeniyle en uygun başlangıç noktasıdır.</p>
<p><strong><em>Rota</em></strong></p>
<ol>
<li>gün: Ankara – Gordion – Eskişehir</li>
<li>gün: Frig Vadisi – Yazılıkaya</li>
<li>gün: Ayazini – Afyon</li>
</ol>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Ne zaman gitmeli?<br /></em></strong>İlkbahar ve sonbahar en uygun dönemler</p>
<p><strong>LEZZETLER</strong></p>
<ul>
<li>Afyon sucuğu ve kaymağı, kaymaklı lokum<br />• Haşhaşlı çörek ve bükme<br />• Vadide köy kahvaltıları ve haşhaşlı ev hamur işleri</li>
</ul>
<p>• Eskişehir’de çibörek, balaban köfte, met helvası ve boza<br /><br /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kral-midasin-ulkesine-yolculuk-79477</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/4/7/7/1280x720/kral-midasin-ulkesine-yolculuk-1779079607.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu’nun Demir Çağı’na açılan bu rota, taşın, inancın ve zamanın iç içe geçtiği bir hafızayı takip ediyor… Frig Vadisi, bakmayı değil görmeyi bilenlere, geçmişin sessiz ama derin hikâyesini anlatıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
