<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/bir-sonraki-dogru-adim-84868</guid>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir sonraki doğru adım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de doğup büyüyen hemen her erkek çocuğunun kaderidir futbol. Öyle ya da böyle hayatınıza girer. Siz hiç ilgi duymasanız bile okul ya da mahalle arkadaşlarınız çeker sizi oyunun içine. Bazen ders arasında iki taşın arasına kurulan kaledir. Bazen sokakta, hava kararana kadar peşinden koştuğunuz eski bir top…</p>
<p>Tıpkı Kanada’da büyüyen bir çocuğun kış sporlarından, Amerika’da büyüyen bir çocuğun da Amerikan futbolundan kolay kolay uzak kalamaması gibi…</p>
<p>O yüzden Türkiye’de büyüyen birçok insan gibi benim için de futbol, hiçbir zaman sadece ‘futbol’ olmadı. Üstelik babam da bir dönem profesyonel olarak futbol oynamıştı. Böyle olunca futbol, oynanan bir oyun olmaktan çıkıp evimizin, çocukluğumun ve hayallerimin bir parçasına dönüştü.</p>
<p>Elbette babam benim de futbolcu olmamı istiyordu. Fakat annem ve yakın çevremizdeki insanlar için futbol, peşinden gidilecek kadar güvenli bir gelecek vaat etmiyordu.</p>
<p>Sonunda futbolcu olma hayalimi geride bırakıp üniversite yolunu seçtim. Sınavı kazanıp okula girdim. O yıllarda iyi bir eğitim almanın, hayatın geri kalanını da büyük ölçüde güvence altına alacağına inanıyorduk.</p>
<p>Fakat üniversiteden mezun olduğumuzda, bu kez hepimizi gelecek kaygısı sardı. Elimizde bir diploma vardı ama hayatımızı nasıl kuracağımızı bilmiyorduk. Adeta sudan çıkmış balık gibi, ne tarafa gideceğimizi kestiremeden sağa sola savrulmaya başladık.</p>
<p>Ne yapacağımıza karar vermeye çalışırken aklımızda bin bir türlü soru vardı:</p>
<p><em>İş bulabilecek miyim? Doğru mesleği mi seçtim? Kendi ayaklarımın üzerinde durabilecek miyim? Ya arkadaşlarımın gerisinde kalırsam?</em></p>
<p>Kimimiz yüksek lisansa yöneldi. Kimimiz karşısına çıkan ilk iş fırsatını değerlendirdi. Kimimiz kendi işini kurdu, kimimiz ailesinin şirketinde çalışmaya başladı. Yollarımız farklılaştı ama zihnimizdeki sorular pek değişmedi. Bu kez gelecek kaygısı, iş hayatının içinde karşımıza çıktı:</p>
<p><em>Toplantım iyi geçecek mi? Yöneticim yaptığım işi beğenecek mi? Ya başarısız olursam? Hayalini kurduğum hayata ulaşabilecek miyim?</em></p>
<p>Yıllar geçtikçe hayatı kontrol etme isteğimiz hiç değişmedi.</p>
<p>Futbolcu olamasam da futbola olan tutkum hiç azalmadı. Çocukluğumla bugünüm arasında uzanan görünmez bir bağ olarak hep hayatımda kaldı.</p>
<p>Geçen hafta sonu yine maç oynamaya gittim. Ama o sabah içimde farklı bir duygu vardı.</p>
<p>Son zamanlarda uykularım düzensizdi. Biraz kaygılı uyanmıştım. Ağrıyan bacağımı hissediyor, sakatlanmaktan endişe ediyordum. Bir yandan da her zaman olduğu gibi iyi oynamak ve kazanmak istiyordum.</p>
<p>Zihnim alıştığı şeyi yapmaya başladı:</p>
<p><em>“Ya kötü oynarsam?” “Ya sakatlanırsam?” “Ya kazanamazsam?” </em></p>
<p>Henüz sahaya çıkmadan, oynanmamış bir maçın bütün ihtimallerini kontrol etmeye çalışıyordum. Sonra kendime yalnızca şunu söyledim:</p>
<p><em>“Oyunun tadını çıkar. Top sana geldiğinde, o an yapabileceğin en doğru hareketi yap.”</em></p>
<p>Maçın sonucunu ya da başkalarının benim hakkımda ne düşündüğünü umursamadım.</p>
<p>Sadece oyunun keyfini çıkarıyor, top her ayağıma geldiğinde o anın gerektirdiği hareketi yapıyordum.</p>
<p>Maç bittiğinde skor 1-0’dı. Maçın tek golünü ben atmıştım. Takım arkadaşlarım yanıma gelip beni tebrik ederken bir kez daha şunu anladım: Hayatta da oynadığımız oyunların nasıl sonuçlanacağını önceden bilmek istiyoruz. Kariyerimizin nereye varacağını, verdiğimiz kararların doğru olup olmadığını, yarının önümüze ne çıkaracağını…</p>
<p>Bütün ihtimalleri hesaplıyor, henüz yaşanmamış günlerin yükünü bugünden taşımaya başlıyoruz.</p>
<p>Bunun yerine içinde bulunduğumuz anın tadını çıkarıp yalnızca önümüzdeki doğru adıma odaklandığımızda, kontrol edemediklerimizle mücadele etmeyi bırakıp akışta kaldığımızda, gerisini hayat tamamlıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/bir-sonraki-dogru-adim-84868</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/6/8/1280x720/bir-sonraki-dogru-adim-1786084767.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş, kariyer, başarı, gelecek... Zihnimiz sürekli yarını hesaplıyor. Oysa bazen hayatı değiştiren şey, yalnızca o an yapabileceğimiz en doğru hareket oluyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kismetten-kayitsiza-84866</guid>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısmet’ten Kayıtsız’a…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bizleri mavi düşler atlasının sayfalarında diyar, diyar dolaştıran amatör denizciliğimizin Kutup Yıldızı <strong>Sadun Boro</strong>, Karadeniz ve Akdeniz’in yanı sıra İyon Denizi, Kuzey ve Güney Ege Adaları ile Adriyatik seferlerini anlattığı kitabının ön sözünü şöyle noktalamıştı<em>: “Kısmetin Dümen Suyunda’ ile denizci dostlarımıza faydalı olabilirsek ne mutlu bizlere. Sizlere keyifli, güvenli seyirler diler, denizlerinizin sakin, rüzgarın kolayınıza olmasını temenni ederim. Allah selamet versin. Aralık 2005 Gökova”</em> Konu mavilikler olunca saygı ve rahmetle andığım Sadun ve Oda Boro’nun zarif yelkenlisi ‘Kısmet’ten söz etmemek mümkün mü? Günümüzde Rahmi M. Koç Müzesi’nde dümen suyunda bıraktığı okyanuslara seslenircesine sakin ve güven veren duruşuyla ziyaretçilerini selamlıyor. Özenle korunuyor ve gelecek kuşaklara aktarılıyor.</p>
<p>Denizcilere göre teknelerin de insanlar gibi ruhu vardır. Kısmet’ten söz ettik ama Bbugün sizlerle dünya denizlerini aşmış bir başka yelkenlinin öyküsünü paylaşacağım. Onu farklı kılan birçok özellik var. <em>‘Kayıtsız 3’</em>, <strong>Özkan Gülkaynak</strong> tarafından tasarlanmış bir yelkenli. Ahşap bir teknenin bronz aksamlarla nasıl da farklılaştığının en güzel örneklerinden biri. Batı Karadeniz’de faaliyet gösteren Çoban Denizcilik tarafından kızağa konulan <em>‘Kayıtsız 3’</em>, maviliklerle dolu uzun yılların resmidir aslında. Ona hayat veren Özkan Gülkaynak, çocukluğunda kayıklarla başladığı mavi serüvenleri daha sonra Özgür-Er, Kayıtsız 1 ve 2 adlı teknelerinde yaşadı. O yıllarda edindiği deneyimler amatör denizcilik dünyamızın saygın ismini adım adım dünya seyahatine yaklaştırdı. 2006-2009 arasında okyanusları aşan ‘Kayıtsız 3’, kabin hacminden bir anlamda taviz verilerek rahat yürünebilecek kadar ferah tasarlanmış zarif bir yelkenli. Gülkaynak, günümüzün seri imalat teknelerinde güverte genişliklerinin eski tasarımlara göre daha dar tutulduğunu belirtiyor. Bunun konforu artırdığını ancak sert havalarda güvertede çalışabilmeyi engelleyen bir faktör olduğunu vurguluyor. ‘Kayıtsız 3’ün güvertesi Burma tik kaplı. Bu malzeme güvertede kaymayı büyük ölçüde önlediği gibi estetik açıdan farklı bir keyif duygusu yaratıyor. Havuzluk yüksekliği ise mümkün olduğunca az tutulmuş. Bunun nedeni özellikle kuvvetli fırtınalarda tekneye dolacak suyun yaratacağı ağırlığı minimuma indirmek. Sahibinin bumba   (yelkenin alt kenarının bağlı olduğu uzun direk) oturağı üzerine monte ettiği tenteyi iki yandan halatlarla gerip çarmıklara bağlamasıyla oluşturduğu bimini (yelkenli ve motor yatlarda gölge alanı yaratan tente) seri üretim teknelerde paslanmaz boruların neden olduğu karmaşık görüntünün önüne geçiyor.</p>
<p><strong>DÜNYA SEYAHATİ</strong></p>
<p>İzmirli denizcimizin hayat verdiği Kayıtsız 3, Kabotaj Bayramı’nın kutlandığı 1 Temmuz 2006 tarihinde dünya denizlerine yelken açtı. Bu adımıyla çocukluk hayalini gerçekleştiren Gülkaynak, yazdığı kitaplarla amatör denizcilerimize yol göstermeye devam ediyor.  Sözünü ettiğim zarif yelkenlinin üç yıl süren dünya seyahatinin ayrıntılarını öğrenmek isteyenler <em>‘Özgürlük Hattının Batısına’</em> adlı eseri okuyabilir. Orada denizciliğin kendine özgü felsefesinden tekne yapımına, onarımdan donanımlara kadar yararlı bilgilerle karşılaşacaksınız.  Usta isim, şu günlerde Seferihisar’da ‘Kayıtsız Cumhuriyeti’ adını verdiği atölyesinde yeni teknesini inşa ediyor. Ayrıca denizlerimiz ve doğamızla ilgili düşünmeye, görüş üretmeye ve onları yurt sevgisiyle bıkmadan, usanmadan dile getirmeye devam ediyor. Değerli okurlar, bu haftayı önemli bir dip notla kapatmak istiyorum. Ülkemizde yıllardır güncelliğini koruyan bir konuya yönelik farklı bir pencere açacağım. Daha doğrusu hayatı denizlerde geçen bir başka değerli ismin görüşlerini aktaracağım. Zira konu güncelliğini muhafaza ediyor.</p>
<p><strong>MAVİ YORUM</strong></p>
<p>İş dünyasının tanınmış yöneticilerinden İbrahim Yazıcı, her fırsatta denizlere açılan usta bir kaptan. Deneyimli denizcimiz kıyılar halkındır söyleminin Türkiye’de liman, marina ve barınak yapımını büyük ölçüde engellediğini belirtiyor. <em>“Bugün iskele bile yapmak isteseniz neredeyse imkansız. Lakin, Yunanistan’da birçok yerde bağlama ücreti dahi alınmıyor. Öte yandan ülkemizde arıtma teknolojisine sahip tekneler bile mavi kart uygulamasına tabi tutuluyor. Çevre elbette hepimiz için son derece önemli ve değerli. Önerim uygulamanın yeniden gözden geçirilmesidir. Dizgin atı yavaşlatır, bu tür uygulamalarla denizciliğimizi nasıl geliştirebiliriz?” </em>diyor. Bu haftalık noktalıyorum. Gelecek yazıda buluşmak umuduyla esen kalın.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kismetten-kayitsiza-84866</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/6/6/1280x720/kismetten-kayitsiza-1786084575.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir yelkenlinin öyküsü bazen denizciliğin de hikâyesine dönüşür. Kısmet&#039;ten Kayıtsız 3&#039;e uzanan bu yazı, maviliklerde biriken deneyimi ve denizciliğimizin bugününü aynı rotada buluşturuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/pizza-muzik-ve-muhabbet-84865</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pizza, müzik ve muhabbet</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Defne ve Emre Kasrat</strong>’ın kurduğu Gusina, 5’inci yılında kent yaşamına doğru büyük bir adım attı. İstinyePark Communité’de kapılarını açan<strong><em> Gusina Pizza Bar</em></strong>; ekşi mayalı pizzaları, mevsimsel menüsü ve plak performanslarıyla günün farklı saatlerine yayılan, paylaşım odaklı, yeni nesil bir yeme-içme deneyimi sunuyor. Kuruculara göre pizzanın en önemli özelliği de zaten bu: Aynı sofrada yeni bir komünite yaratmak.</p>
<p><strong>Gusina’nın Uskumruköy’de başlayan yolculuğunu hatırlayarak başlayalım isterim.</strong></p>
<p><strong>EMRE KASRAT:</strong> Gusina, 2021’de, ekşi mayalı pizza ve artisan bakery odaklı bir konsept olarak doğdu. İlk hedefimiz, bölge insanının günlük hayatında ihtiyaç duyabileceği pek çok şeyi yakın çevresinde karşılayabileceği bir buluşma noktası yaratmaktı. Bunu yaparken de yenilikçilikten, kalite anlayışımızdan ve ürün niteliğinden ödün vermemeye özen gösterdik. Bu yaklaşımımızın bölge tarafından güçlü bir karşılık bulduğunu düşünüyoruz. Nitekim bu yıl Gusina’nın 5’inci yılını kutlayacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</p>
<p><strong>İstinyePark Communité’de yeni bir konseptle yer alma kararını nasıl verdiniz?</strong></p>
<p><strong>DEFNE KASRAT:</strong> Bu fırsat geldiğinde aklımızda hiç soru işareti yoktu, sadece heyecan vardı. Uskumruköy’de yaşayan biri olarak, İstinyePark hayatımın büyük bir parçasıydı, oraya olan yakınlık ve aşinalık güven yarattı. Bir de Communité’nin kendisi… Bu kadar dinamik ve özgün bir projeyle DNA’larımızın örtüşmesi bizi çok heyecanlandırdı.</p>
<p><strong>E.K.:</strong> Uskumruköy’de açıldıktan yaklaşık bir yıl sonra şehirde pop-up etkinliklere, marka iş birliklerine, özel pizza catering’lerine ve festival katılımlarına ağırlık vermeye başladık. Bu süreçte Gusina’nın şehirde bir karşılığı olduğunu görme fırsatı bulduk. Aslında Gusina’nın şehir içinde bir noktada da yer alması fikri aklımızdaydı. Doğru projeyi ve iş ortaklığını beklemeyi tercih ettik. Communité ekibi bize ulaşıp projeyi anlattığında, hem markalarımızın değerlerinin hem de hedef kitlelerimizin birbirini çok iyi tamamladığını düşündük. Karşılıklı uyum ve güven duygusu kısa sürede oluştu. Böyle özel bir projenin parçası olmak ve Communité ekibinin bize duyduğu güven, bizim için ayrıca önemli bir motivasyon kaynağı oldu.</p>
<p><strong><em>Birleştirici bir yemek</em></strong></p>
<p><strong>Menünün merkezine pizzayı yerleştirirken nasıl bir yaklaşım benimsediniz?</strong></p>
<p><strong>D.K.:</strong> Pizza, insanları aynı sofraya oturtan, paylaşılan, güzel sohbetlere zemin hazırlayan çok özel bir yiyecek. Üstelik her yaşa hitap ediyor. Biz de buna kendi tarzımızı ekledik: ekşi maya yaklaşımımız, en kaliteli ürünlere olan bağlılığımız ve özgün tariflerimizle Gusina’ya has bir pizza kimliği yaratmaya çalıştık.</p>
<p><strong>E.K.:</strong> Menümüzde mevsimin ürünlerinden ilham alan pizzalara da yer veriyoruz. Bu yazın öne çıkan pizzaları arasında ‘mısır ve şeftali pizza’mız özellikle dikkat çekiyor. ‘Antrikot füme &amp; soğan pizza’, en ilgi çeken ve Gusina ile özdeşleşen imza lezzetlerimizden. Atıştırmalık tarafında da zaman içinde klasikleşen ürünlerimizden Mac &amp; Cheese balls, padron biberleri; ‘Pizza Bar’ ile menümüze yeni giren ‘gilda’ ve ‘crostini’ çeşitlerimiz hem paylaşım kültürüne uygun olmaları hem de içeceklerle iyi eşleşmeleri sayesinde en ilgi çekecek seçenekler arasında yer alıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6a757bdcb1a80-1786084316.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><strong>Gusina Pizza Bar, mevcut Gusina deneyiminden hangi yönleriyle ayrışıyor?</strong></p>
<p><strong>E.K.: </strong>Gusina Pizza Bar’ın farkı, deneyimin merkezine müziği yerleştirmesi. Özellikle iş çıkışı keyifli vakit geçirmek isteyenler, hafta sonları iyi bir DJ seçkisi eşliğinde müzik dinlerken sohbet etmek isteyenler için sosyal bir buluşma noktası kurguladık. Burada müzik sadece arka planda çalan bir unsur değil, deneyimin önemli bir parçası. Menülerimiz benzer olsa da bazı farklılıklar mevcut. Pizza Bar’da aperitivo saatlerini destekleyen, bu şubeye özel bir ‘bar snack’ menüsü bulunuyor. <em>Gusina in the Hood</em> ise daha çok mahallenin müdavimlerine hitap eden, şehirden kısa süreliğine uzaklaşmak isteyenlerin aileleri, arkadaşları ve evcil hayvanlarıyla rahat vakit geçirebildiği bir yaşam alanı. Aynı zamanda eve dönerken baget ekmeğini, kruvasanını alabileceğin ya da farklı butik markaların ürünlerini keşfedebileceğin küçük bir mahalle marketi işlevi de görüyor. Özetle, Gusina mahalle odaklı ve gündelik bir karakter taşırken; Gusina Pizza Bar mimarisi, kurumsal kimliği ve sunduğu deneyimle daha şehirli, daha sosyal ve biraz daha olgun bir duruş sergiliyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>DJ performanslarının mekân deneyimine nasıl bir katkı sunmasını hedefliyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>E.K.:</strong> Artisan mutfağın yanında artisan müziğin de yer alması gerektiğini düşündük. Nasıl hamurumuzu üretirken büyük bir özen, bilgi ve sabır ortaya koyuyorsak, müzik tarafında da aynı yaklaşımı benimsemek istedik. Bu nedenle DJ performanslarının yalnızca analog ekipmanlarla ve plak üzerinden gerçekleşmesini tercih ettik. Çünkü plak çalmak da tıpkı ekşi mayalı pizza yapmak gibi emek, birikim ve özen gerektiren bir iş.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/pizza-muzik-ve-muhabbet-84865</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/6/5/1280x720/pizza-muzik-ve-muhabbet-1786084366.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uskumruköy’de ekşi mayalı pizza anlayışıyla doğan ‘Gusina’, şimdi İstinyePark Communité’de ‘Gusina Pizza Bar’ markasıyla gastronomiyi müzik ve kent yaşamıyla birleştiriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/serinleten-yazlik-ekran-rehberi-84864</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Serinleten yazlık ekran rehberi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>‘The Shards’</em>ın cinayetlerle örülü lise atmosferinden sonra daha yumuşak bir gençlik dizisi arayanlara <em>'Sterling Point'</em> iyi gelebilir. Prime Video'nun yeni yapımında 17 yaşındaki Annie ve ikiz kardeşi Connor, uzun süredir görüşmedikleri büyükbabalarından Kanada'da bir ada miras kaldığını öğreniyor. Ancak adaya vardıklarında, mülkün kendi ailesine ait olduğunu söyleyen Ramona'yla karşılaşıyorlar. Böylece geçmişe uzanan aile sırları da birer birer ortaya çıkıyor.</p>
<p>-<em>‘My Old Ass’</em>ın yönetmeni Megan Park’ın imzasını taşıyan dizi, <em>'Heated Rivalry'</em>nin unutulmaz kır evi atmosferiyle de tanınan Muskoka bölgesinde çekilmiş. Başrolde 'Anora'dan <strong>Ella Rubin</strong> var; ona <strong>Mark Ruffalo</strong>'nun oğlu <strong>Keen Ruffalo</strong> eşlik ediyor. <em>'The O.C.'</em>nin yapımcılarının da yer aldığı ekipten çıkan yapım, yaz romantizmiyle aile hikâyesini buluşturan, kolay izlenen bir seyirlik.</p>
<p>-Bir başka gençlik yapımı ise Netflix'in sevilen dizisi <em>'My Life with the Walter Boys'</em>. Üçüncü sezon, geçen sezon finalinde yarım kalan aşk itirafının ve Walter ailesini sarsan sağlık krizinin hemen ardından başlıyor. Jackie, Cole ve Alex arasındaki denge bu kez iyice değişirken Jackie'nin New York'tan gelen yeni bir tanışıklığı da işleri karıştırıyor. Öte yandan Cole, yarış pilotu olma hayalinin peşine düşüyor; Walter ailesinin geçmişinden gelen sürpriz bir misafir ise dengeleri yeniden değiştiriyor. <strong>Ali Novak</strong>'ın romanından uyarlanan dizi, romantizmin yanı sıra aile ilişkilerine de ağırlık vermesiyle öne çıkıyor. Karakterlerine kolayca bağlanabileceğiniz, rahat akan bir gençlik dizisi arıyorsanız iyi bir seçenek.</p>
<p>-Sevenlerinin yıllardır yolunu gözlediği bol ödüllü Apple TV+ dizisi <em>'Ted Lasso'</em>, üç yıllık aranın ardından yeniden sahada. Üç sezon boyunca AFC Richmond'ın düşüşünü, toparlanmasını ve Ted'in Kansas'a dönüşünü izlemiştik. Yeni sezonda Ted, ikinci ligde mücadele eden bir kadın futbol takımının başına geçiyor. Rebecca, Keeley, Roy Kent ve Coach Beard yine kadroda; hikâyeye yeni isimler de katılıyor. Kültür çatışmasından doğan mizahı, birbirine hiç benzemeyen insanların zamanla gerçek bir takıma dönüşmesini, Ted'in iyimserliğini ve elbette futbolu özlediyseniz yeni sezon sizi bekliyor.</p>
<p>-Aksiyon cephesinde ise yalnız kovboy Reacher, dördüncü sezonuyla geri dönüyor. <strong>Lee Child</strong>'ın serinin 13. kitabı <em>'Gone Tomorrow'</em>dan uyarlanan yeni sezon, Jack Reacher'ı New York'ta başlayan büyük bir komplonun içine sürüklüyor. <strong>Alan Ritchson'</strong>ı sevenler ve aksiyon arayanlar için cazip bir seçenek. Önceki sezonları izlemediyseniz, ilk üç bölümü 12 Ağustos'ta Prime Video'da yayımlanacak yeni sezon öncesinde arayı kapatmak için hâlâ zaman var.</p>
<p>-<strong>Gabriel García Márquez</strong>'in unutulmaz romanından uyarlanan <em>'Yüzyıllık Yalnızlık'</em>, ikinci kısmıyla Buendía ailesinin hikâyesini anlatmayı sürdürüyor. Netflix'in Kolombiya'da ve İspanyolca çekilen 16 bölümlük uyarlaması, ilk yarısı gösterime girdiğinde özellikle görsel dünyası ve romana gösterdiği özenle, yapıma tereddütle yaklaşan izleyicileri kazanmıştı. Yeni bölümler ise ailenin kuşaklar boyunca tekrarlanan hatalarını, aynı isimlerin ve benzer kaderlerin birbirine nasıl bağlandığını daha karanlık bir yerden ele alıyor. Macondo'nun büyülü atmosferine savaşın, iktidar mücadelelerinin ve dış dünyanın yarattığı dönüşüm eşlik ediyor. İkinci kısım şimdi yayında; final bölümü ise 26 Ağustos'ta yayımlanacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/serinleten-yazlik-ekran-rehberi-84864</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/6/4/1280x720/serinleten-yazlik-ekran-rehberi-1786084063.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Romantizmden aile sırlarına, futboldan aksiyon ve Macondo’nun büyülü dünyasına uzanan haftanın seçkisinde yeni sezonlar ve merak uyandıran yapımlar peş peşe geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
