<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/axess-ile-odemeler-dunyasinin-25-yillik-donusum-yolculugu-90104</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 13:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Axess ile Ödemeler Dünyasının 25 Yıllık Dönüşüm Yolculuğu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven ile değişen tüketici alışkanlıklarını, günlük hayatta “kazandıran” deneyimleri ve ödeme dünyasının geleceğini konuştuk.</p>
<p> </p>
<p><strong>Son 25 yılda alışveriş hayatımızda sizce en büyük değişim ne oldu?</strong></p>
<p>Fiziksel kartın merkezde olduğu bir dünyadan alışverişin ve ödemenin dijital olarak birkaç saniyede tamamlanabildiği bir döneme geldik. Axess verilerinde de bunu çok net görüyoruz; harcamaların yıllık ortalama %37’si çevrimiçi gerçekleşiyor, QR ile ödeme hacmi ise her yıl ortalama 3,5 kat büyüyor.</p>
<p>Öte yandan insanların paralarını nereye harcadığı da değişiyor. Son beş yılda seyahat, elektronik, restoran ve yemek kategorilerinde işlem adetlerinin belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Tüketici artık yalnızca ürüne değil, deneyime de daha fazla bütçe ayırıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu değişim Axess’in müşterisine sunduğu faydayı nasıl dönüştürdü?</strong></p>
<p>Bugün beklenti yalnızca ödeme yapabilmek değil; o harcamadan daha fazla değer elde edebilmek. Biz de yıllardır bu bakış açısıyla hareket ediyoruz.</p>
<p>Chip-para bunun iyi bir örneği. Zaman içinde, yalnızca belirli noktalarda kullanılabilen bir sadakat puanından; kaybolmayan, biriktirilebilen, hesaplar arasında aktarılabilen, fiziki ve dijital tüm harcamalarda değerlendirilebilen bir yapıya dönüştü. Son bir yılda yaklaşık 2 bin kampanyayla müşterilerimize 4 milyar TL’yi aşan indirim ve chip-para faydası sunduk. Kampanyalara katılımın son beş yılda iki katına çıkması da Axess sahiplerine doğru zamanda, doğru değeri sunduğumuzun bir kanıtı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Teknoloji günlük hayatı hızla dönüştürürken, Axess dünyasında sırada ne var?</strong></p>
<p>Bir sonraki büyük değişimi yapay zekâ getirecek. Bugün dijitalleşme bize hız ve kolaylık sağlıyor, yapay zekâ ise deneyimi çok daha kişisel hale getirecek.</p>
<p>Herkese benzer fırsatlar önermek yerine, kişinin yaşam tarzını ve ihtiyaçlarını anlayan, örneğin seyahate hazırlanırken ilgili avantajları öne çıkaran ya da düzenli harcamalarında kendisi için anlamlı fırsatları doğru zamanda sunan deneyimler öne çıkacak. Biz de Axess’i bu yönde, müşterisinin hayatını kolaylaştıran ve doğru faydayı doğru anda sunan daha bütünsel bir deneyime dönüştürmeye devam ediyoruz.</p>
<ol start="25">
<li><strong> yılı müşterilerinizle nasıl kutluyorsunuz?</strong></li>
</ol>
<p>25. yılımızı özel bir kampanyayla kutlamak istedik. Juzdan üzerinden ilgili kampanyalara katılan Axessliler, 31 Ekim’e kadar seçili alışverişlerinden toplam 25 bin TL’ye varan kaybolmayan chip-para kazanabiliyor.</p>
<p>Kutlamamızı Mastercard iş birliğiyle düzenlediğimiz Yalın konserleriyle de devam ettiriyoruz. İlkini Bursa’da büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. İkincisi ise 21 Ekim’de İstanbul’da olacak. Yalnızca Axess kartlarla 25 TL’den satışa sunduğumuz biletlerin saatler içinde tükenmesi bizi ayrıca mutlu etti. Önümüzdeki dönemde de Axesslilerin yaşamına gerçek ve anlamlı bir değer katmak için çalışmaya devam edeceğiz.</p>
<p> </p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ad745d3009bd-1792493011.jpg" alt="" width="1280" height="720" /></p>
<p><strong>İKİ AXESS KIZI, 25. YIL İÇİN AYNI HİKÂYEDE</strong></p>
<p>Axess, 25. yıl iletişimi için markanın iki farklı döneminden Özgü Namal ve Gülse Birsel ilk kez aynı hikâyede buluştu. Kampanya, Namal’ın eski Axess reklamlarına gönderme yaptığı “Nerede o eski Axess reklamları?” sözleriyle dijitalde başlıyor. Gülse Birsel’in Instagram’dan verdiği mizahi yanıtla da TV’de devam eden bir reklam serisine dönüşüyor.</p>
<p>Filmlerde Birsel yazar koltuğunda, Namal ise onun kaleminden çıkan maceraları yaşayan karakter olarak yer alıyor. Böylece Birsel, “İlk Axess Kızı” Özgü Namal’ı birbirinden sıra dışı senaryoların içine gönderiyor. Motosikletle ateşten çember atlayışından kutuplarda tırmanışa uzanan maceralar boyunca devam eden iki isim arasındaki tatlı rekabet, Axess’in 25. yılına özel 25.000 TL’ye varan chip-para fırsatının altını çizerken 25. yıl kutlamalarıyla tatlıya bağlanıyor.</p>
<p>Kampanya, Axess’in 25 yıllık reklam hafızasını bugünün iletişim ve içerik üretim dinamikleriyle yeniden yorumluyor. Bir nostalji anlatısı yerine enerjik, eğlenceli ve güçlü bir hikâyeyle Axesslilerin 25. yıl heyecanını ekranlara taşıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/axess-ile-odemeler-dunyasinin-25-yillik-donusum-yolculugu-90104</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/1/0/4/1280x720/axess-ile-odemeler-dunyasinin-25-yillik-donusum-yolculugu-1792493318.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Seyahatten yeme-içmeye, online alışverişten QR ödemeye… Son 25 yılda yalnızca ne satın aldığımız değil, alışverişi nasıl yaptığımız da baştan sona değişti. 25. yaşını kutlayan Axess’in verileri bu dönüşümün izlerini taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/izmirin-hafizasindaki-otel-89812</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir’in hafızasındaki otel</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İzmir’in eski fotoğraflarına baktığınızda Büyük Efes Oteli’ne rastlamamak neredeyse imkânsız. 1964’te Ege Bölgesi’nin ilk beş yıldızlı oteli olarak kapılarını açan yapı, yıllar içinde şehrin sosyal hayatının da önemli duraklarından biri oldu. Zeki Müren’in de konakladığı Büyük Efes, yıllar boyunca İzmir’in önemli buluşmalarına ev sahipliği yaptı. Bugün otelin duvarlarında ve ortak alanlarında karşılaşılan fotoğraflar, bu uzun hikâyenin bugüne uzanan küçük parçaları gibi. Büyük Efes’in İzmir’le kurduğu bağ bugün de hissediliyor.</p>
<p>Bugün Accor çatısı altında Swissôtel Büyük Efes İzmir adıyla hizmet veren otel, geçmişten gelen bu hikâyeyi daha çağdaş bir anlayışla sürdürüyor. Şehrin merkezindeki konumuna rağmen geniş bahçeleri ve körfeze uzanan manzarasıyla İzmir’in içinde, ama günlük hayatın telaşından uzakta bir durak...</p>
<p>Bazen hafta sonunu değerlendirmek için uzaklara gitmeye gerek yok; İzmir’in kalbinde birkaç gün geçirmek de oldukça iyi bir mola. Ben de böyle bir molayı Swissôtel Büyük Efes İzmir’de verdim. Bu yazıda ise Hafta okurlarının da özellikle ilgisini çekecek iki detaydan söz edeceğim: yemek ve sanat…</p>
<p><strong>İTALYAN KLASİKLERİ</strong> <strong>VE</strong> <strong>ATEŞİN MUTFAĞI</strong></p>
<p>Otelin gastronomi tarafında iki restoran özellikle öne çıkıyor. Bunlardan biri, 9. kattaki terasında Kordon manzarasına açılan ‘<em>Scappi</em>’. Adını 16. yüzyılın ünlü İtalyan şefi Bartolomeo Scappi’den alan restoran, geleneksel İtalyan ve Akdeniz mutfağını güncel yorumlarla buluşturuyor. Scappi’nin menüsünde taze makarnalar, risotto ve pizza öne çıkıyor. Spaghetti alla Bolognese, deniz ürünlü fettuccine ve ossobuco ragùlu pappardelle gibi farklı makarna çeşitlerinin yanı sıra çeşitli pizzalar, et ve balık yemekleri menüde yer alıyor. Tiramisu ve panna cotta gibi İtalyan tatlıları ise sofrayı tamamlıyor. Michelin Guide’ın 2025 ve 2026 tavsiye listelerinde yer alan Scappi, Gault &amp; Millau Türkiye Rehberi’nde de 2024, 2025 ve 2026 yıllarında seçkin restoranlar arasında gösterilmiş. Manzarası ve mutfağıyla keyifli bir akşam yemeği için de tercih edilebilecek restoran, yalnızca otel müşterilerini değil dışarıdan gelen misafirleri de ağırlıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0eb339c5c2-1792076595.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p>Diğer lezzet durağı ise otelin bahçesindeki ‘<em>Comensa</em>’. Manolya ağaçlarının arasındaki restoran, steakhouse anlayışını doğayla iç içe daha sakin bir atmosferde sunuyor. Arjantinli şefin hazırladığı menünün odağında ise ateş ve et var. Dana pirzola, T-bone ve bonfile gibi steak seçeneklerinin yanı sıra uzun sürede pişirilen dana kaburga, kuzu kafes ve asado gibi paylaşmalıklar menünün güçlü tarafını oluşturuyor. Empanada, ceviche ve chimichurri gibi Latin Amerika esintileri ise mutfağa farklı bir karakter katıyor. Salatalar ve sebze seçenekleri de menüde kendine yer buluyor.</p>
<p><strong>ADETA YAŞAYAN BİR</strong> <strong>SANAT GALERİSİ</strong></p>
<p>Swissôtel Büyük Efes İzmir’i benzerlerinden ayıran en belirgin özelliklerden biri ise sanatla kurduğu ilişki. Otelin girişinde <strong>Fernando Botero</strong>’nun 2,5 metre yüksekliğindeki <em>‘Atlı Adam’</em> heykeli karşılıyor misafirleri. Bahçede ise <strong>Rabarama</strong>’nın Carrara mermerinden ‘Giyotin’i ve <strong>Antony Gormley</strong>’nin <em>‘TIP’</em> adlı heykeliyle karşılaşmak mümkün. Lobide Şadi Çalık’ın <em>‘Artemis’</em> heykeli replikası ve Lorenzo Quinn’in birbirine kenetlenen ellerden oluşan bronz eseri de koleksiyonun dikkat çeken parçaları arasında.</p>
<p>800’ün üzerinde eserin yer aldığı koleksiyon, lobiden odalara, restoranlardan bahçeye kadar otelin farklı noktalarına yayılıyor. <strong>Bedri Rahmi Eyüboğlu, Attila Galatalı, Devrim Erbil, Jale Yılmabaşar</strong> ve <strong>Erdoğan Ersen</strong> gibi Türk sanatçıların eserleri de bu geniş koleksiyonun parçaları arasında. Böylece sanat, otelde ayrı bir bölümde karşılaşılan eserlerden çıkıp konaklamanın doğal bir parçasına dönüşüyor.</p>
<p>Büyük Efes’in geçmişten taşıdığı kültürel hafızayla yan yana duran bu koleksiyon, otelin bugünkü kimliğini de belirleyen unsurlardan biri. İzmir’in değişen şehir hayatına yıllardır tanıklık eden yapının koridorlarında, bahçelerinde ve ortak alanlarında karşılaşılan eserler, oteli aynı zamanda keşfedilecek bir sanat mekânına dönüştürüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/izmirin-hafizasindaki-otel-89812</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/1/2/1280x720/izmirin-hafizasindaki-otel-1792076651.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir’in kalbinde kısa bir mola… Geçmişten bugüne uzanan Büyük Efes hikâyesinde bu kez rotamızı sofraya ve sanata çeviriyoruz. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kariyer-yolculugunun-bilancosu-89809</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kariyer yolculuğunun bilançosu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Otuz beş yılını vermişti bu şirkete... Ve bugün son iş günüydü. Sabah yine her zamanki saatte ofise geldi. Aynı kapıdan içeri girdi. Her sabah selamlaştığı güvenlik görevlisine bu kez son kez “Günaydın” dedi. Güvenlik görevlisi onu büyük bir gülümsemeyle karşıladı. İkisi de bunun son selamlaşmaları olduğunu biliyordu.</p>
<p>Odasına geçti. Bir süre masasına baktı. Yıllar boyunca sayısız toplantıya hazırlanmış, zor kararlar vermiş, güzel haberler almış, hayal kırıklıkları yaşamıştı o masada. Gözü çekmecesine takıldı. Çekmeceyi açtı. Biriktirdiği kartvizitleri tek tek eline aldı. Bazılarını artık hatırlamıyordu. Bazılarıysa hayatının yönünü değiştiren anlarda karşısına çıkmış insanlara aitti. Sonra masanın köşesinde duran aile fotoğrafını eline aldı. Usulca çantasına koydu.</p>
<p>Her sabah yaptığı gibi not defterini çıkardı. Aradan geçen yıllarda çok şey değişmişti. Terfi aldıkça maaşı yükselmiş, sorumlulukları çoğalmış, daha büyük bir ofise geçmişti. Ama not defterinin ilk sayfasına yazdığı iki soru hiç değişmemişti. Kalemi eline aldı ve şunları yazdı:</p>
<p><strong>“Bugün kimin hayatına dokunacaksın?” “Kime değer katacak ve ilham vereceksin?”</strong></p>
<p>Sonra arkasına yaslandı. Yıllar film şeridi gibi gözünün önünden geçti. İlk işe başladığı günü düşündü. Ne kadar da heyecanlıydı...</p>
<p>Yıl sonu hedeflerini tutturamadığı günlerde yaşadığı endişeler geldi aklına. Yaptığı hatalar, elde ettiği başarılar, kariyer yolculuğunun dönüm noktaları... <strong>Kendisine yol gösterenleri, yıllar içinde destek olduğu insanları, birlikte güldükleri anları ve her şeyin bittiğini sandıkları o zor günleri düşündü.</strong> Gözlerini kapattı ve sessizce şükretti.</p>
<p>Tam o sırada kapı ardına kadar açıldı. Odanın sessizliği bir anda bozuldu. Çalışma arkadaşları ellerinde pasta ve telefonlarıyla içeri doluştular. Alkışlar yükseldi. Fotoğraflar çekildi. Sarılmalar başladı. Gözyaşlarını tutamayanlar vardı.</p>
<p>Sonra yıllarca unutamayacağı o sözleri duydu: “Seninle çalışmak büyük onurdu.” “Bize çok şey öğrettin.” “Hayatımızı değiştirdin.”</p>
<p>İşte o anda fark etti ki, otuz beş yıllık kariyerinin bilançosu tam karşısında duruyordu.</p>
<p>Ne son aldığı maaşın ne kaç kez terfi ettiğinin ne de sahip olduğu gücün bir önemi vardı.</p>
<p>Hayatına dokunduğu, gelişmesine katkı sağladığı insanlar sevgi ve minnetle onu uğurluyordu.</p>
<p>İş hayatı, kimileri için para kazanmanın, kimileri için unvan sahibi olmanın, kimileri için de güç elde etmenin aracıdır. Bu yönetici için ise iş hayatı insanların hayatına değer katmanın, onlara ilham olmanın bir yoluydu.</p>
<p>İş hayatı, aslında karakterimizi sınayan manevi bir yolculuktur. Bir bakıma insanın kendisiyle yüzleşme ve özgürleşme projesidir. Bazen sabrımızı, bazen cesaretimizi, bazen de egomuzu sınar. Yanlış yollara sapar, çıkmaz sokaklara gireriz. Bazen çok istediğimiz bir kapı kapanır; tam her şeyin bittiğini düşündüğümüzde ise başka bir kapı açıldığına tanık oluruz.</p>
<p>Elbette para kazanmak, daha çok satış yapmak, terfi etmek ve daha iyi bir hayat kurmak isteriz.</p>
<p>Büyük bir evin, güzel bir arabanın, daha güçlü bir unvanın hayalini kurarız.</p>
<p>Ancak iş hayatı, bütün bunların çok ötesinde insana eşsiz bir fırsat sunar: Büyük unvanların peşinden koşmaktan ziyade, ilham veren bir lidere dönüşmenin; rakiplerini geçmekten çok, dünkü halimizden daha ileri gitmenin yoludur.</p>
<p>Daha çok kazanmanın ötesinde, korkularımızla yüzleşmenin er meydanıdır.</p>
<p>Ve belki de en önemlisi, kariyerin gerçek bilançosu ne kadar kazandığımız ya da hangi unvana ulaştığımız değil, insanlarda bıraktığımız izdir.</p>
<p>Hayatı güzel yapan, gördüklerimiz ya da yaptıklarımızdan çok, yol boyunca karşılaştığımız insanlardır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kariyer-yolculugunun-bilancosu-89809</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/9/1280x720/kariyer-yolculugunun-bilancosu-1792075209.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kariyerin gerçek bilançosu ne kadar kazandığımız ya da hangi unvana ulaştığımız değil, insanlarda bıraktığımız izdir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/turklerin-istakozla-imtihani-89808</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türklerin ıstakozla imtihanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Istakoz deyince aklınıza ne geliyor? Özel bir gün, pahalı bir balık restoranı ve hesap gelince biraz yutkunmak… Türkiye’de ıstakoz hâlâ ‘çok lüks’ bir tabak. Oysa Londra ve New York’ta onu daha gündelik bir lezzet olarak sunan adresler var. Bu algıyı değiştirme iddiasındaki Burger &amp; Lobster da İstanbul’a geldi.</p>
<p>2011’de Londra’da kurulan marka, Zorlu Center’da kapılarını açtı. Türkiye operasyonunu YKT Global çatısı altındaki YKT Gıda üstleniyor. Yatırımın ve yönetimin başında CEO <strong>Emir Yakut</strong> var. Hedef, önümüzdeki 2,5 yılda İstanbul’un farklı noktalarında restoranlar açmak, yaklaşık 100 kişiye istihdam sağlamak ve ardından Bakü gibi bölge şehirlerine yönelmek. Istakozlar Kanada’dan geliyor; diğer ürünlerde yerel tedarikçilerle çalışılıyor. New York’tan Bangkok’a, Kuveyt’ten Cakarta’ya uzanan markanın İstanbul’a gelişi, bu açıdan dikkat çekici.</p>
<p>Konsept basit: Burger ve ıstakozu ‘ulaşılabilir lüks’ anlayışıyla aynı masada buluşturmak. Benim merakım şu: Istakoz bizde de alışıldık bir tabağa dönüşebilir mi? Fiyat algısı bir kez kırılırsa, belki de Türklerin ıstakozla imtihanı sona erer. Yine de bunu gösterecek olan, müşterinin masadan nasıl kalktığı ve o masaya yeniden oturmak isteyip istemediği.</p>
<p><strong>ASIL SINAV AÇILIŞTAN SONRA</strong></p>
<p>Dubai’de Nobu ve Carbone’u deneyimledik. Uluslararası restoran zincirlerinin en iyi şubelerinin çoğunlukla Londra’da, ardından Dubai’de olduğunu düşünüyorum. Doğru yatırım, iyi şefler, özenli servis ve markanın standartlarına bağlılık belirleyici. Dubai’nin başarısı tesadüf değil. Yatırım kadar, o yatırımı doğru ekiple ve disiplinle yönetmek de önemli.</p>
<p>Türkiye’de de bu kaliteyi yakalayan adresler var. Ancak mesele yalnızca şube açmak değil, aynı kaliteyi yıllarca korumak. Burger &amp; Lobster için de asıl sınav şimdi başlıyor. Eğitim ve servis standardı oturmadığında, açılış heyecanı birkaç sezon içinde sönüp gidebiliyor.</p>
<p><strong>ON BIR GÜN YETER MI?</strong></p>
<p>Grand Hyatt İstanbul, 1–11 Ekim’de 34 Restaurant’ta Hint Mutfağı Haftası düzenledi. Grand Hyatt Mumbai’den gelen şef <strong>Sachin Singh</strong>’in menüsünde butter chicken, Mathania biberiyle pişen laal maas ve kuzu biryani öne çıktı.</p>
<p>Bu etkinliği heyecanla bekleyen bir kitle var. Baharata, tandıra ve uzun pişirmeye alışık damaklarımız için Hint mutfağının potansiyeli yüksek. Böylesine ilgi gören lezzetleri yılda birkaç günle sınırlamak bana yeterli gelmiyor. Uzun pişen etler, yoğun aromalar ve baharat kullanımı bize yabancı değil. Böylesi buluşmaların daha uzun sürmesini, hatta kalıcı adreslere ilham vermesini isterim.</p>
<p><strong>NİĞDE’NİN SOFRASI İSTANBUL’DA</strong></p>
<p>Niğde Gastronomi Festivali’ni tanıtmak için Galataport’taki Liman İstanbul’da düzenlenen gecenin ev sahibi, Niğde Belediye Başkanı <strong>Emrah Özdemir</strong>’di. Tabal Gastronomi Evi’nin hazırladığı menü, mangır çorbasından Bor söğürmesine, Niğde tavadan Tyana tatlısına uzanıyordu.</p>
<p>Bir şehrin yemeklerini tanımak, oraya gitme isteğini artırıyor. Anadolu’nun lezzetlerinin İstanbul’da tanıtılması da daha geniş kitlelere ulaşmalarını sağlıyor. Ne yiyeceğinizi bilmek, o şehri merak etmek için güçlü bir neden. Tanıtımın yayılmasında İstanbul’daki ilişkiler ve iletişim ağları da etkili.</p>
<p><strong>DİDİM’DEN BİR NOT</strong></p>
<p>Delice Yarımadası’ndaki Anda Barut Collection, araziye uyumlu mimarisi ve geniş odalarıyla dikkat çekiyor. BAYOU Villas ise mahremiyet ve kişiye özel hizmet arayanlara sesleniyor. BAYOU Michelin Culinary Masters kapsamında <strong>Tom Aikens, Alvin Leung ve Grégoire Berger</strong> gibi şeflerin ağırlanması da gastronomi iddiasını gösteriyor. Bodrum’daki beton yapılaşmaya dair eleştirilerimi düşününce, burada farklı bir örnek görüyorum. Sekiz restoranı, Galen SPA’sı ve farklı etkinlikleriyle bir tatil tesisinden öte, günün tamamını geçirebileceğiniz bir ortam kurulmuş.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/turklerin-istakozla-imtihani-89808</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/8/1280x720/turklerin-istakozla-imtihani-1792074929.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’da ıstakozu daha erişilebilir kılma iddiasındaki bir restoran, Hint mutfağının gördüğü ilgi, Niğde’nin sofrası ve Didim’den gastronomi notları… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/zamani-anlamli-kilabilmek-artik-bir-luks-89807</guid>
            <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zamanı anlamlı kılabilmek artık bir lüks</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="isselectedend"><strong>Türkiye, Club Med’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya yönelik stratejisinde nasıl bir öneme sahip? Türk pazarını diğer Akdeniz destinasyonlarından ayıran özellikler neler?</strong></p>
<p class="isselectedend">Türkiye, en stratejik pazarlardan biri. Güçlü seyahat kültürü, köklü misafirperverlik geleneği ve Avrupa, Orta Doğu ile Asya’nın kesişimindeki konumuyla öne çıkıyor. Aynı zamanda hızla büyüyen bir pazar. 2025 yılında Türk müşterilerin hem yurt içi hem de yurt dışı seyahatlerini kapsayan iş hacmimiz yaklaşık yüzde 45 arttı. Bu büyüme, Türk gezginlerin premium ve deneyim odaklı tatillere yönelik artan ilgisini ortaya koyuyor. Türkiye, dünyanın en gelişmiş her şey dahil tatil pazarlarından biri. Bu nedenle misafirler hizmet kalitesi, gastronomi, kişiselleştirilmiş hizmetler ve genel tatil standardı konusunda oldukça seçici. Türkiye bizim için yalnızca önemli bir müşteri pazarı değil, aynı zamanda modern premium turizmin temel değerlerini yansıtan bir destinasyon.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Son yıllarda Türk gezginlerin beklentileri ve seyahat alışkanlıkları nasıl değişti?</strong></p>
<p class="isselectedend">Konfor, hizmet kalitesi ve gastronomi hâlâ çok önemli ancak artık daha deneyim odaklı bir seyahat anlayışı öne çıkıyor. Misafirler yalnızca bir yerde konaklamak yerine iyi yaşam, spor, doğa, kültürel keşif ve aileleriyle ya da arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri anlamlı deneyimleri bir arada sunan tatilleri tercih ediyor. Maldivler, Seyşeller ve Mauritius gibi uzun mesafeli destinasyonlara olan ilginin yanı sıra premium kayak ve plaj tatillerine yönelik talep de devam ediyor.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Club Med’in Türkiye’deki varlığını genişletmesi veya yeni konseptler geliştirmesi için nasıl fırsatlar görüyorsunuz?</strong></p>
<p class="isselectedend">2026 yılında Türkiye’deki tatil köylerimize yönelik iş hacmimiz yüzde 15 arttı. Mevcut misafir kitlemizin sadakatinin yanı sıra iyi yaşam, aile deneyimleri ve premium yaşam tarzına ilgi duyan yeni nesil gezginlere ulaşmayı da hedefliyoruz. Özellikle kayak tatil köyleri konusunda yeni yatırımlar yapma potansiyelimiz var. Ancak doğru lokasyonu bulmak büyük önem taşıyor. Geniş alanlara, eşsiz manzaralara sahip, deneyim standartlarını eksiksiz karşılayabileceğimiz yerler arıyoruz.</p>
<p class="isselectedend"><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e3bc72492-1792074684.png" alt="" width="500" height="304" /></p>
<p class="isselectedend"><strong>Lüks seyahat anlayışı artık gösterişten çok sizin de söz ettiğiniz gibi kişiselleştirilmiş hizmetler ve anlamlı deneyimlere odaklanıyor. Club Med bu değişime nasıl uyum sağlıyor?</strong></p>
<p class="isselectedend">Deneyim odaklı tatil anlayışı Club Med’in temelinde yer alıyor. Ancak günümüzde değişen beklentilere yanıt verebilmek için aynı tatil köyü içerisinde farklı ihtiyaçlara hitap eden alanlar oluşturuyoruz. Bu doğrultuda bölgelendirmeye büyük önem veriyoruz. Örneğin, çocuklarıyla eğlenceli ve hareketli vakit geçirmek isteyen aileler için aktivitelerle dolu, canlı havuz alanları sunarken sessizlik ve mahremiyet arayan misafirlerimiz için yalnızca yetişkinlere özel alanlar oluşturuyoruz.</p>
<p class="isselectedend">Kayak tatil köylerimizde de sakinlik arayan misafirlerimiz için konforlu dinlenme alanları tasarlıyoruz. Böylece hem kendi başına huzurlu vakit geçirmek isteyenlere hem de sosyalleşmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı tercih edenlere hitap edebiliyoruz.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Her şey dahil konseptini, günümüzün lüks tatil anlayışında beklenen ayrıcalıklarla nasıl dengeliyorsunuz?</strong></p>
<p class="isselectedend">Bize göre kolaylık ve ayrıcalık birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlayan unsurlar. Club Med’i farklı kılan, her şey dahil konseptinin sunduğu kolaylığı premium ve kişiye özel hizmetlerle bir araya getirebilmesi. Örneğin, Exclusive Collection kapsamındaki bir tatil köyünde konaklayan misafirlerimiz kişiselleştirilmiş hizmetlerden, iyi yaşam deneyimlerinden, seçkin gastronomi seçeneklerinden ve yalnızca yetişkinlere özel alanlardan yararlanırken her şey dahil konseptinin rahatlığını da yaşayabiliyor. Çünkü günümüzün lüks anlayışında ayrıcalık, işleri karmaşık hâle getirmekten değil; hizmet kalitesinden, mahremiyetten ve değerli zamanı kişinin kendi tercihleri doğrultusunda değerlendirebilme özgürlüğünden geliyor. Artık lüks, insanları etkilemekten çok onların hayatına değer katan ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan deneyimler sunmakla ilgili.</p>
<p class="isselectedend"><strong>Sürdürülebilirlik turizm sektörü için giderek daha önemli hâle geliyor. Club Med’in bugün çevre konusunda öncelikleri neler?</strong></p>
<p class="isselectedend">Sürdürülebilirlik, Club Med’in küresel sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk stratejisi olan ‘Happy to Care’ programının merkezinde yer alıyor. Bu stratejiyi üç temel taahhüt üzerine kuruyoruz: çevreye duyarlı tatil köyleri inşa etmek ve işletmek, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yerel ekonomiye katkı sağlamak ve çalışanlarımıza yalnızca iş değil, gelişim ve kariyer fırsatları sunmak. 2021'den bu yana çevresel kriterleri karşılayan tüm tatil köylerimiz ‘Green Globe’ sertifikasına sahip. Yeni tesislerimizi planlarken doğal yaşamı korumaya da büyük önem veriyoruz.</p>
<p class="isselectedend">Tatil köylerimizin arazilerinin ortalama yüzde 10'undan daha azında yapılaşmaya giderek biyolojik çeşitliliği korumayı hedefliyoruz. Plastik kullanımımızı da 2019'dan bu yana yüzde 50 oranında azalttık. Bizim için sürdürülebilirlik yalnızca çevresel hedeflerden ibaret değil. Doğayı korumak, yerel topluluklarla birlikte değer yaratmak ve çalışanlarımızın gelişimini desteklemek...</p>
<p class="isselectedend"><strong>Gezginler artık daha çok iyi yaşam, doğa, otantik deneyimler ve yavaş seyahate yöneliyor. Sizce bu trendlerden hangisi konaklama sektörünü uzun vadede en çok etkileyecek?</strong></p>
<p class="isselectedend">Wellness, doğa, otantiklik ve yavaş seyahat trendlerini birbirinden bağımsız görmüyorum. Bunların hepsi, insanların dengeye ve zamanlarını daha kaliteli geçirmeye yönelik artan arzusunun bir yansıması. Günümüzün gezginleri, seyahatin kendilerini daha iyi hissettirmesini istiyor. Artık sadece günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaşmak için değil; kendileriyle, doğayla, sevdikleriyle ve gerçekten anlamlı deneyimlerle yeniden bağ kurmak için seyahat ediyorlar. Misafirler fiziksel ve zihinsel iyilik hâlinin yanı sıra kaliteli uyku, açık hava etkinlikleri, dijital dünyadan uzaklaşma, aileleriyle bağ kurma ve duygusal açıdan değerli deneyimler arıyor. Club Med olarak bu yaklaşımı ‘The Art of Free Time’ olarak adlandırıyoruz. İnsanların sürekli bağlantıda olduğu ve her şeyi en verimli şekilde yapmaya çalıştığı bir dünyada, en değerli lüks artık daha fazla şeye sahip olmak değil, zamanı daha anlamlı deneyimlerle geçirmek.</p>
<p class="isselectedend"><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e3df49d83-1792074719.png" alt="" width="500" height="707" /></p>
<p class="isselectedend"><strong>Önümüzdeki 10 yılda başarılı bir tatil deneyimini neler belirleyecek ve siz bu geleceğe nasıl hazırlanıyorsunuz?</strong></p>
<p>Geleceğin en başarılı tatil köylerinin, sundukları hizmetlerin sayısıyla değil, yarattıkları deneyimlerin kalitesi ve misafirlerine kattıkları duygusal değerle öne çıkacağına inanıyorum. Önümüzdeki 10 yılda gezginler, kendilerini daha iyi hissetmelerini, kendileriyle ve sevdikleriyle yeniden bağ kurmalarını ve zamanlarını anlamlı şekilde değerlendirmelerini sağlayan deneyimlere daha fazla yönelecek. Öte yandan otantiklik ve sürdürülebilirlik, markaları birbirinden ayıran özellikler olmaktan çıkıp temel beklentilere dönüşecek. Sonuç olarak, 10 yıl sonra başarılı olacak tesislerin insanlara giderek daha nadir bulunan bir şeyi sunabilenler olacağını düşünüyorum: Zamanlarını kendileri için anlamlı, yenileyici ve unutulmaz bir şekilde değerlendirme özgürlüğü…</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/zamani-anlamli-kilabilmek-artik-bir-luks-89807</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/7/1280x720/zamani-anlamli-kilabilmek-artik-bir-luks-1792074759.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Club Med EMEA Genel Direktörü Charlotte Bernin ile Türk gezginlerin değişen beklentilerini, yeni yatırım fırsatlarını ve lüks turizmin geleceğini konuştuk. Bernin’e göre konfor ve hizmet kalitesi hâlâ önemli olsa da seyahat dünyasında artık deneyim, mahremiyet ve kişisel zamana verilen değer öne çıkıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/zirvede-bir-stil-ikonu-89806</guid>
            <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zirvede bir stil ikonu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir sporcunun stil ikonuna dönüşmesi için büyük markaların kıyafetlerini giymesi yeterli mi? <strong>Eileen Gu</strong>’nun hikâyesi, bu soruya madalyalarla, podyum deneyimiyle ve güçlü bir kişisel duruşla cevap veriyor. Serbest stil kayakçısı, modanın kendisine sunduğu görünürlüğü sportif başarısıyla besliyor. Onu ilgi çekici kılan da bu iki dünyada aynı anda söz sahibi olabilmesi.</p>
<p>2003’te San Francisco’da doğan Gu, annesinin ülkesi Çin adına yarışıyor. Dünyanın onu geniş çapta tanıdığı dönüm noktası, henüz 18 yaşındayken katıldığı Pekin 2022 Kış Olimpiyatları oldu. Big air ve halfpipe disiplinlerinde altın, slopestyle’da gümüş kazandı. Milano Cortina 2026’da ise koleksiyonuna bir altın ve iki gümüş daha ekledi. Böylece toplam altı madalyayla olimpiyat tarihinin en fazla madalya kazanan serbest stil kayakçısı oldu. Moda dünyasındaki yerinin arkasında, sürekliliğini kanıtlamış bir spor kariyeri var.</p>
<p><strong>PİSTTEN PODYUMA</strong></p>
<p>Gu’nun modayla ilişkisi, yarışma sonrası verilen davetlerde şık görünmenin çok ötesine geçiyor. IMG Models bünyesinde profesyonel olarak çalışıyor; Louis Vuitton ve Tiffany &amp; Co. gibi markalarla iş birlikleri bulunuyor. Mayıs 2022’de, Louis Vuitton’un San Diego’daki Salk Enstitüsü’nde sunduğu Cruise 2023 defilesinde podyuma çıktı. Koleksiyonun metalik ayrıntıları, güçlü omuzları ve sportif dokunuşları, onun atletik kimliğiyle örtüşüyordu.</p>
<p>Bu buluşmada markalar açısından güçlü bir hikâye var: Gu, rekabeti, disiplini ve gençliği temsil ederken farklı kültürlerin izleyicilerine de ulaşabiliyor. Kampanyada taşıdığı çantanın ya da mücevherin ardında, risk alabilen ve baskı altında performans gösterebilen bir kadın bulunuyor. Sporun kazandırdığı özgüven, moda fotoğrafındaki duruşuna anlam katıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e2dc3d79b-1792074460.jpg" alt="" width="500" height="750" /></p>
<p><strong>KIYAFETIN ANLATTIĞI HIKÂYE</strong></p>
<p>Gu’nun stilini ilginç kılan özelliklerden biri, giydiklerini kişisel hikâyesiyle ilişkilendirmesi. Milano Cortina 2026 için Anta’nın hazırladığı özel kayak kıyafeti, Çin porselenlerinin mavi-beyaz renklerinden ilham alıyordu. Kollarındaki ejderha işlemeleri güç ve cesaretle, bacaklarına yayılan bulutlar ise uçma hissiyle bağlantılıydı. Tasarımda Stanford’dan bir arkadaşıyla oluşturduğu kişisel logo da yer aldı. Böylece yarışma kıyafeti, kökenlerini ve meraklarını anlatan bir ifadeye dönüştü.</p>
<p>Kırmızı halıda ise çok daha deneysel seçimlere açık. 2026 Met Gala’da Iris van Herpen imzalı, binlerce cam baloncuktan oluşan bir elbise giydi. Hareketi ve teknolojiyi tasarımın parçası yapan bu tercih, bedenini havada kontrol ederek yarışan bir sporcu için ayrıca anlamlıydı. Gu’nun görünümünde atletik kimliğiyle moda merakı arasında kurulabilecek bağ açıkça hissediliyordu.</p>
<p><strong>TEK BIR KIMLIĞE SIĞMADAN</strong></p>
<p>Bu hikâyenin ilham veren taraflarından biri de eğitim. Stanford’da uluslararası ilişkiler okuyan Gu, olimpiyat hazırlıkları için öğrenimine ara verdi. Spor, okul ve moda arasında kurduğu ilişkiyi anlatırken farklı uğraşların kendisini zihinsel ve fiziksel olarak tazelediğini söylüyor. Vogue’a verdiği röportajda, erkeklerin ağırlıkta olduğu bir sporda büyüdükten sonra moda dünyasında kadın olarak eşit muamele görmenin kendisi için farklı bir deneyim olduğuna da dikkat çekiyor.</p>
<p>Elbette bu çok yönlü hayatın arkasında yoğun çalışma, profesyonel destek ve zor tercihler var. Gu’nun Çin adına yarışma kararı nedeniyle karşılaştığı eleştiriler ve olimpiyatlar sonrasında yaşadığı ruhsal zorlanmalar da başarı hikâyesinin bir parçası. TIME’a anlattıkları, dışarıdan kusursuz görünen bir kariyerin kişisel yüklerini hatırlatıyor.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6ad0e2ec684db-1792074476.jpg" alt="" width="500" height="625" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/zirvede-bir-stil-ikonu-89806</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/8/0/6/1280x720/zirvede-bir-stil-ikonu-1792074545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Olimpiyat şampiyonu Eileen Gu, kayak pistlerinden moda dünyasına uzanan başarısıyla, genç kadınlara yeteneklerini tek bir alanla sınırlamamaları için ilham veriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
