<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/haftanin-testi-77281</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın Testi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dünyanın en zengin iş insanlarından Jeff Bezos’un eşi Lauren Sanchez, verdiği röportajda evliliğiyle ilgili ne dedi?</strong></p>
<ol style="list-style-type: lower-alpha;">
<li>Kocam istesin hemen yarın doğururum</li>
<li>Erkeğimin geyşasıyım</li>
<li>Para ilişkimizde geri planda</li>
<li>Jeff evde bir kedi gibidir</li>
</ol>
<p>A</p>
<p><strong>ABD Başkanı Donald Trump, son 10 günde aşağıdakilerden hangisi hakkında yorum yapmamıştır?</strong></p>
<ol style="list-style-type: lower-alpha;">
<li>Papa</li>
<li>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni</li>
<li>George Clooney</li>
<li>Küçük maymun Punch</li>
</ol>
<p>D</p>
<p><strong>ABD Federal Sağlık Hizmetleri Direktörü Mehmet Öz’e göre, Donald Trump gazlı içeceklerle ilgili hangi iddiayı dile getirdi?</strong></p>
<ol style="list-style-type: lower-alpha;">
<li>Gazlı içecekler bağışıklığı güçlendirir</li>
<li>Gazlı içecekler çimleri öldürdüyorsa kanser hücrelerini de öldürebilir</li>
<li>Gazlı içecekler ömrü uzatır</li>
<li>Gazlı içecekler kilo vermeyi hızlandırır</li>
</ol>
<p>B</p>
<p><strong>12 Nisan 2026’da Avrupa siyasetinde dikkat çeken gelişme hangisiydi?</strong></p>
<ol style="list-style-type: lower-alpha;">
<li> Fransa’da erken seçim ilan edilmesi</li>
<li>Macaristan’da 16 yıldır kesintisiz iktidarda olan Viktor Orbán’ın seçim kaybetmesi</li>
<li>Almanya’da hükümetin düşmesi</li>
<li>İtalya’da referandum yapılması</li>
</ol>
<p><strong>B</strong></p>
<p><strong>Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, ABD–İsrail ile İran arasındaki savaşın sürmesi ve enerji fiyatlarının yüksek kalması durumunda küresel ekonomi hangi riskle karşı karşıya?</strong></p>
<ol>
<li><strong>A)</strong> Büyüme hızında düşüş<br /><strong>B)</strong> Enflasyonda dalgalanma<br /><strong>C)</strong> Resesyona girme riski<br /><strong>D)</strong> İşsizliğin patlaması</li>
</ol>
<p><strong>C</strong></p>
<p><strong>Berlin’de başlatılan yeni projeye göre turistler hangi davranışları karşılığında ödüllendirilecek?</strong></p>
<ol style="list-style-type: lower-alpha;">
<li>Müzeleri ücretsiz gezmeleri</li>
<li>Toplu taşıma kullanmaları</li>
<li>Çöp toplamaları</li>
<li>Yerel işletmelerden alışveriş yapmaları</li>
</ol>
<p>C</p>
<p><strong>1950’lerdeki </strong><strong>gençlik aşkıyla evlenmek için </strong><strong>ABD’ye giden 86 yaşındaki Fransız kadın neden </strong><strong>ICE birimlerince </strong><strong>gözaltına alındı?</strong></p>
<ol>
<li><strong>A)</strong> Ailesi itiraz ettiği için<br /><strong>B)</strong> Vize ve oturum statüsü belirsiz kaldığı için<br /><strong>C)</strong> Konuyu yeterince derinlemesine düşünmediği için<br /><strong>D)</strong> Sağlık sigortası bulunmadığı için</li>
</ol>
<p>B</p>
<p><strong>Coachella</strong><strong> Festivali’nde</strong> <strong>sahne alan</strong><strong> Justin Bieber, en çok hangi yönüyle gündeme geldi?</strong></p>
<ol>
<li><strong>A)</strong> Sürpriz sahne performansı yapması<br /><strong>B)</strong> Yeni albümünü duyurması<br /><strong>C)</strong> YouTube’da eski şarkılarını açıp üzerine kareoke yapması<br /><strong>D)</strong> Festival alanındaki taşkın davranışlar göstermesi</li>
</ol>
<p><strong>C</strong></p>
<p><strong>14 Nisan 2026’da bilim dünyasında kutlanan özel gün hangisiydi?</strong></p>
<ol>
<li><strong>A)</strong> Dünya Uzay Günü<br /><strong>B)</strong> Dünya Kuantum Günü<br /><strong>C)</strong> Bilim ve Teknoloji Haftası<br /><strong>D)</strong> Dünya Fizik Günü</li>
</ol>
<p>B</p>
<p><strong>Prens Harry’nin kurucularından olduğu Sentebale vakfı tarafından açılan davada, Harry hangi suçlamayla karşı karşıya kaldı?</strong></p>
<p><strong>A</strong>)Vergi kaçırmak</p>
<p><strong>B)</strong>Vakıf fonlarını zimmete geçirmek</p>
<p><strong>C)</strong>Kurumun itibarına zarar veren bir medya kampanyası yürüterek iftira atmak</p>
<p><strong>D)</strong> Naylon fatura düzenlemek</p>
<p>C</p>
<p><strong>Ay ortası itibariyle yaşanan Lyrid meteor yağmuru hangi gök olayının başlangıcını simgeler?</strong></p>
<p><strong>A)</strong> Güneş tutulması dönemi<br /><strong>B)</strong> Meteor sezonunun başlangıcı<br /><strong>C)</strong> Yeni gezegen keşifleri dönemi<br /><strong>D)</strong> Ay evrelerinin değişimi</p>
<p>B</p>
<p><strong>Tayland’da 13-15 Nisan arası düzenlenen geleneksel yeni yıl festivali Songkran’ın en bilinen özelliği nedir?</strong></p>
<p><strong>A)</strong> Ateş yürüyüşleri<br /><strong>B)</strong> Su savaşları<br /><strong>C)</strong> Fener uçurma<br /><strong>D)</strong> Renkli tozlarla kutlama</p>
<p>B</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/haftanin-testi-77281</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/8/1/1280x720/haftanin-testi-1776402630.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çıkarın kağıtları! Geçen hafta dünyada neler oldu, neler bitti? Hafızanızı testimizle tazeleyelim... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/haftanin-ajandasi-77279</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın Ajandası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <ol>
<li><strong>ELEKTRONİK SAHNENİN KODLARINI YENİDEN YAZAN PERFORMANS 24 NİSAN</strong></li>
</ol>
<p><strong>Türkiye elektronik müzik sahnesinin beğenilen isimlerinden Bedük, 24 Nisan’da Salon İKSV sahnesine çıkıyor. 20 yılı aşkın kariyerinde elektronik pop, dans ve rock arasında gezinen üretimleriyle <em>'Automatik'</em>, <em>'Bi Dans Etsek'</em> ve <em>'Koyver Kendini'</em> gibi parçaları kolektif hafızaya kazıdı. 10’dan fazla albümünde söz, müzik, aranje ve prodüksiyon süreçlerinin büyük bölümünü kendisi üstlenerek çok yönlü kimliğini ortaya koydu. Yerel öğeleri Batılı elektronik estetikle harmanlayan özgün tarzı ve enerjik sahne performanslarıyla tanınan Bedük, bu özel gecede dinleyicilere ritim ve ışıkla örülü güçlü bir canlı performans sunacak.</strong></p>
<ol start="2">
<li><em><strong>30 YILLIK SES ARŞİVİ SAHNEYE TAŞINIYOR 17 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>Son dakikacılara özel bir konser öneriyle geldik! <em>‘Kyoto Jazz Massive’</em>, 30. yılını kutladığı özel projesi kapsamında <em>‘Echoes Of A New Dawn Orchestra’</em> ile hazırladığı yeni EP ile bu akşam Zorlu PSM %100 Studio’da sahne alıyor. Gospel dokunuşlu jazz-funk ve French disco enerjisinden afro, soul, rock ve elektroniğe uzanan geniş bir yelpazede şekillenen bu özel çalışma<em>; 'Power', 'Impulsive Procession', 'Love Wars', 'Stand Up' ve 'EOANDO’s Theme'</em> parçalarıyla grubun üç dekadı aşan müzikal yolculuğunu, çağdaş bir anlatımla yeniden yorumluyor. Jazz, funk, disco ve crossover ruhunun buluştuğu gecede performansın ardından <strong>Çağan Tunalı</strong> ve <strong>İlhan Erşahin</strong> de sahne alarak doğaçlamaya dayalı setleriyle sahnede olacak.</p>
<ol start="3">
<li><em><strong>UÇURTMA FESTİVALİ 18 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>23 Nisan coşkusu Uçurtma Festivali ile gökyüzüne taşınıyor. Zahit Mungan’ın dev uçurtma gösterileriyle renklenecek etkinlikte, çocuklar atölyelerde kendi uçurtmalarını tasarlayıp yüz boyama aktiviteleriyle eğlenceli anlar yaşayacak. Festival, 18 Nisan'da Fişekhane'de.</p>
<ol start="4">
<li><em><strong>GENÇ PİYANİSTLER 18 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>Tan Sağtürk Akademi Piyano Festivali kapsamında genç yetenekler sahneye çıkıyor. Akademi öğrencilerinin performans sergileyeceği piyano resitalleri, iki gün boyunca sanatseverlerle buluşacak. Etkinlik, 18-19 Nisan’da Paribu Art’ta gerçekleşecek.</p>
<ol start="5">
<li><em><strong>MUM IŞIĞINDA MÜZİK 20 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>Candela Concerts, 20 Nisan'daBeyoğlu Kastel’de düzenleyeceği '40 Yıl Sonra: Şiirden Şarkılar' konserindeHüsnü Arkan ve piyanist Dengin Ceyhan’ı sahnede buluşturuyor. Binlerce mumlaaydınlatılan mekânda gerçekleşecek etkinlik, şiir ve müziği etkileyici biratmosferde bir araya getirecek</p>
<ol start="6">
<li><em><strong>OPERA DEVLERİ 21 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin Carmina Burana eseri, 250 kişilik dev kadrosuyla 21 Nisan’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sahneleniyor. Carl Orff’un Orta Çağ metinlerinden bestelediği eser, müzik, dans ve sahne teknolojisini bir araya getiren etkileyici bir görsel şov sunacak.</p>
<ol start="7">
<li><em><strong>23 NİSAN ŞENLİĞİ 23 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>Tersane İstanbul’da bulunan Candy Candy, 23–26 Nisan tarihleri arasında yüz boyama, dans gösterileri, kortejler ve Bubble Show gibi etkinliklerle çocuklara bayram coşkusunu yaşatacak. Tatlı lezzet duraklarıyla zenginleşen program, aileleri çocuklarıyla birlikte eğlenceli bir kutlamaya davet ediyor.</p>
<ol start="8">
<li><em><strong>MİNİK ŞEFLER 23 NİSAN</strong></em></li>
</ol>
<p>Ranchero, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Ataşehir Watergarden şubesinde çocuklara özel <em>'Küçük Eller, Büyük Lezzetler'</em> etkinliği düzenliyor. Etkinlikte çocuklar taco yapımını öğrenirken İspanyolca kelimeler de keşfedecek ve keyifli bir gastronomi deneyimiyle hem eğlenip hem öğrenme fırsatı bulacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/haftanin-ajandasi-77279</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/7/9/1280x720/haftanin-ajandasi-1776402127.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Takviminize not edin: Konserlerden, özel deneyimlere kadar bu hafta kaçırmamanız gereken etkinlikler bu sayfada. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/cagdas-sanatin-genc-enerjisi-77234</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çağdaş sanatın genç enerjisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Contemporary İstanbul’un bebeği CI Bloom, giderek büyüyor… Bu yıl 5. edisyonu gerçekleşen ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden galerileri, sanat inisiyatiflerini ve yeni nesil üretimleri bir araya getiren fuar; kendini İstanbul’un kültür sanat sahnesindeki dinamizmi güçlendiren bir buluşma noktası olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Türkiye’nin farklı şehirlerinden galeriler ile uluslararası açılımları bir araya getiren CI Bloom 5. edisyonuna Anna Laudel, İstanbul, Ankara, Düsseldorf olarak katıldı. İstanbul’dan katılan sanat galerileri arasında Art On, Bozlu Art, C.A.M. Gallery, Difoart Collective, Galeri 77, Martch Art Project, Muse Contemporary, One Arc Gallery, Piramid Sanat, Ruzy Gallery, Sanatorium, Summart, Taksim Sanat, Vision Art Platform, x-ist yer alırken, DG Art Gallery &amp; Project İstanbul ve Bodrum olarak, Dirimart İstanbul ve Londra, ZILBERMAN da İstanbul-Berlin olarak fuara katılan galeriler arasındaydı. Pi Artworks İstanbul ve Londra, Ankara’dan Belm’art Space, Diyarbakır’dan Rıdvan Kuday da fuardaki diğer galerilerdi.  </p>
<p>İstanbul’dan EArt, rast. GALLERY, offgrid art project / Otmar Uras, NOKS Art Space, Kun Art Space, Collect Gallery, FAAR Gallery ise bu yıl fuara ilk kez katılım gösteren galeriler arasındaydı. Diyarbakır’dan Loading Art Space, İstanbul’dan KOLİ Art Space ve antalya’dan Are Projects ise sanat inisiyatifleri olarak fuardaki yerini aldı.   </p>
<p>CI Bloom’un 5. edisyonu için Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucusu Ali Güreli ise, şu ifadelere yer veriyor: “Bugün sanat piyasasında asıl değişim, değer hiyerarşisinden çok erişim ve keşif üzerinden şekilleniyor; yeni koleksiyoner profili bu dönüşümü hızlandırıyor. CI Bloom, bu dinamikleri yakalayan ve Türkiye’de çağdaş sanatın en güncel üretimlerini görünür kılan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/cagdas-sanatin-genc-enerjisi-77234</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/3/4/1280x720/cagdas-sanatin-genc-enerjisi-1776340523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kendisini ‘Türkiye’deki çağdaş sanatın büyümesine odaklanan bir sanat fuarı’ olarak konumlandıran CI Bloom, bu yıl 5. edisyonuyla Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda sanatseverlerle buluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/euphoria-evreninde-degisim-zamani-77230</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Euphoria evreninde değişim zamanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir grup liseli gencin seks, bağımlılık ve kimlik bunalımını sansürsüz, abartılı ve çarpıcı bir şekilde anlatan ‘Euphoria’ yayınlanmaya başladığı günden bu yana tartışmalı bir yapım oldu. Anlaşmazlıklar, hayatını kaybeden oyuncular, Covid, grevler derken yeni sezonun gelip gelmeyeceği bile belirsizdi. Derken üçüncü sezon müjdesi geldi ve beklenti de yükseldi. Euphoria bu sezonunda gençlik hikayesinden kopuyor, liseli toy çocuklar artık özgür yetişkinler ve bu kez seçimlerinin sonuçlarıyla yüzleşmek zorundalar.  Euphoria hala kışkırtıcı. Ancak o neon ışıklar altında yaşanan şok eden dünyasının yerinde daha ‘western’ atmosferine sahip başka bir dünya var. Hikaye, uyarıcı maddeler, seks ve para etrafında dönerken, Amerikan rüyasının cazibesi sürüyor ama bu kez sonuçları daha da ağırlaşıyor. Lost ve Oz dizileriyle tanınan Adewale Akinnuoye-Agbaje diziye Alamo Brown olarak katılıyor, Rue’yu koruması altına alıyor ve akılda kalacak bir performans sergiliyor. Agbaje ve onun karanlık ekibine katılan Darrell Britt-Gibson ve Marshawn Lynch ile dizi hakkında konuştuk.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><em><strong>İHANET EDENE İKİNCİ ŞANS YOK</strong></em></span></p>
<p><strong>ADEWALE AKINNUOYE-AGBAJE / ALAMO BROWN</strong></p>
<p><strong><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0cbaec970d-1776339886.jpg" alt="" width="500" height="333" /></strong></p>
<p><strong>Bu projede Zendaya ile kurduğunuz işbirliğinden ve birlikte çalışma deneyiminizden biraz bahsedebilir misiniz?</strong><br />Gerçekten çok özel bir deneyimdi. Zendaya çok yetenekli bir partner. Aynı zamanda esprili ve çok hızlı düşünen biri; bu da Rue karakterine doğrudan yansıyor. Alamo’nun onda en çok saygı duyduğu şey de bu zeka, ama bunu kendi çıkarı için kullanıyor. Aralarındaki ilişki tek bir kalıba sığmıyor: biraz mentor-öğrenci, biraz baba-kız, biraz da amca-yeğen gibi. Rue onun dünyasında yolunu bulmaya çalışırken, Alamo ona sert gerçeklerle yüzleşeceği anlar sunuyor; Rue da ona karşılık veriyor. Sahnelerde karanlık bir ton olsa da aralarında belirgin bir çekim ve mizah var. İki karakterin birbirini yokladığı bir alan bu.</p>
<p><strong> <img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0cbd8a9fb6-1776339928.jpg" alt="" width="500" height="384" /></strong></p>
<p><strong>Alamo’nun kendi kuralları olan bir dünyası var. Sizce Rue gibi birini bu dünyanın içine çeken şey ne?</strong></p>
<p>Alamo, striptiz kulüpleri üzerinden kendi sistemini kurmuş bir figür. Bu dünyaya giren herkes onun kurallarına bağlı çünkü gücü elinde tutan o. Karizmatik, baştan çıkarıcı ve manipülatif; aynı zamanda gizemli bir “kovboy filozofu” gibi. Rue’yu çeken şey de tam olarak bu güç ve cazibe. Ancak bu dünyanın net bir bedeli var: Sadakat. İhanetin edenin ikinci şansı yok. Bu sert yaklaşımın kökü de geçmişindeki travmalara dayanıyor. Rue ise zekasıyla bu sisteme giren nadir kişilerden biri. Asıl soru, bu düzenin içinde ne kadar ayakta kalabileceği. Alamo kendini tek bir kimlikle tanımlamıyor. Hem iş insanı, hem hayatta kalan, hem de kendi düzeninin hükümdarı. Dışarıdan kaotik görünen yapı, onun için bilinçli bir yöntem. Kaos onun normali ve bundan besleniyor. İstese her şeyi hızla bitirebilir ama süreci uzatmayı, gerilimi canlı tutmayı seçiyor. Onu ayakta tutan da bu kontrol duygusu.</p>
<p><strong>Alexa Demie (Maddy) ile olan sahneleriniz de dikkat çekiyor. Bu dinamiği nasıl tanımlarsınız?<br /></strong>Maddy karakteri Alamo’nun mizahını ortaya çıkaran ilk kişi. Onun yanında Alamo daha rahat, hatta yer yer savunmasızlaşıyor. Aralarında flörtöz bir mizah var. Bu da karakterin sadece tehditkâr değil, daha insan tarafını da açığa çıkarıyor.</p>
<p><strong> <img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0cbfeb61c1-1776339966.jpg" alt="" width="500" height="492" /></strong></p>
<p><strong>Sam Levinson’ın sizi yıllar önceki performansınızdan hatırlayıp bu role davet etmesi ve diziye sonradan dahil olmanız, Alamo karakterine yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi?</strong></p>
<p>Sam’in beni yıllar önceki bir işimden hatırlayıp bu rol için düşünmesi benim için çok anlamlı. Hep şuna inanırım: Dürüst bir iş yaparsanız, karşılığını yıllar sonra bile bulur. Bunun gerçekleştiğini görmek hem gurur verici hem de alçakgönüllü hissettiren bir şey. Üstelik HBO’ya bir anlamda geri dönmek, bu süreci benim için daha da özel kılıyor. Alamo karakteri de bu yüzden cazipti; sadece bir “kötü adam” değil, geçmişi ve motivasyonları olan çok katmanlı bir figür.</p>
<p>Diziye zaten aşinaydım ama katılmadan önce ilk iki sezonu yeniden izledim. Sam’in kurduğu dünyayı ve o görsel dili daha iyi anlamak istedim. Özellikle western etkisi dikkatimi çekti. Sergio Leone referansları, karakteri daha geniş ve derin bir yerden kurmamı sağladı. Rue’nun kırılganlığı, mizahı ve zekası da Alamo’nun hem kullanabileceği hem de karşılık vereceği alanlar açtı.</p>
<p><strong>Alamo gibi sizden oldukça farklı bir karaktere hazırlanırken sizi en çok zorlayan ve besleyen unsurlar nelerdi?</strong></p>
<p>Karakterin en zor yanı, bana oldukça uzak bir yerden gelmesiydi. Güneyli bir siyahi kovboyu canlandırmak için aksan, beden dili ve o kültürü öğrenmem gerekti. Ata binmeyi bile baştan öğrendim. Araştırma sürecinde “kovboy” kavramının siyah tarihine uzandığını görmek de önemliydi. Bu geçmiş, Alamo’nun kimliğini kurarken bana güçlü bir zemin sağladı; onu sadece bir karakter değil, kendi yolunu açmış biri olarak düşünmemi sağladı.</p>
<p>Hazırlık sürecinde en çok Sergio Leone filmleri besleyici oldu. O dünyanın karakterlerinden ilham aldım ama bunu bugüne taşıdım. Müzik de önemliydi; özellikle Isaac Hayes parçaları Alamo’nun ruhunu yakalamama yardımcı oldu. Sette bunlar adeta onun tema müziği gibiydi. Bir de pratik bir yöntem kullandım: Los Angeles’a indiğim andan itibaren herkesin bana karakterin adıyla hitap etmesini istedim. Bu da karakterin içinde kalmayı kolaylaştırdı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><em><strong>BEKLENMEDİK MİZAH UNSURU VAR</strong></em></span></p>
<p><strong>DARRELL BRITT-GIBSON / BISHOP</strong></p>
<p><strong><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0cc22b94c5-1776340002.jpg" alt="" width="500" height="333" /></strong></p>
<p>Bishop, klasik gangster kalıplarını kıran bir karakter. Darrell Britt-Gibson’a göre bu ton, planlı bir tercihten çok setin doğal akışıyla oluşuyor; özellikle Marshawn Lynch ile kurduğu ritim sahneleri belirliyor. Gibson, sete gelmeden karakterin temelini netleştirip Sam Levinson’ın yaklaşımıyla bunu esnetmiş. Bu da Bishop’ı oynamaktan çok keşfetmesine alan açmış. Gene ile olan dinamik de bu süreçte şekillenmiş; Bishop daha sabitken Gene’in kimliği zamanla ortaya çıkıyor. Bu belirsizlik sahnelere beklenmedik bir mizah katmanı eklerken, Bishop’ın bulunduğu ortama rağmen mesafesini koruması karakterin en ayırt edici yönlerinden biri oluyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><em><strong>AYNI YERDEN GELMENİN SAĞLADIĞI SESSİZ BAĞ</strong></em></span></p>
<p><strong>MARSHAWN LYNCH / G</strong></p>
<p><strong><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0cc4d17601-1776340045.jpg" alt="" width="500" height="281" /></strong></p>
<p>Marshawn Lynch, Zendaya gibi Oakland kökenli. Lynch’e göre bu, “özel” bir bağdan çok aynı dili konuşabilmekle ilgili; ortak kültürel zemin, sahneleri akışına bırakıyor. Zendaya’nın deneyimi ise onun için önemli bir referans noktası olmuş. Lynch’e göre üçüncü sezonun ana teması ise net: Büyüme. Hem karakterler hem de hikâye genişlerken, yeni gelen karakterlerle bu dünya daha da derinleşiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/euphoria-evreninde-degisim-zamani-77230</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/3/0/1280x720/euphoria-evreninde-degisim-zamani-1776340120.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çarpıcı görsel dünyası ve provokatif anlatımıyla ‘Euphoria’ geri döndü. Zendaya, Sydney Sweeney ve Jacob Elordi gibi oyuncuları dünyaya tanıtan fenomen dizi, zaman atlamasıyla açılıyor. Yeni sezonda kadroya katılan Adewale Akinnuoye-Agbaje, Darrell Britt-Gibson ve Marshawn Lynch, ‘Euphoria’yı Hafta’ya anlattı. Dizi HBOMax’te... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/gecici-bir-yaz-hitiyle-ilgilenmiyorum-77229</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geçici bir yaz hitiyle ilgilenmiyorum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazı piyanistler sahneye yalnızca müzikle çıkar. Maksim Mrvica ise yıllardır müziğin etrafına bir atmosfer, bir ritim ve neredeyse sinematik bir gerilim kuruyor. Onun konserleri klasik müziğin ağırbaşlı geleneğine yaslanmaktan çok, o geleneği başka bir enerjiyle yeniden kurmayı deniyor: Daha yüksek, daha görsel, daha fiziksel. ‘<em>Segmenti’</em> adını taşıyan yeni albümü ve turnesi de tam olarak bu anlayışın uzantısı. Farklı müzikal damarlardan beslenen parçalar, onun dünyasında tek bir bütünün parçaları haline geliyor. <br />Maksim, büyük ilgi gören <em>‘Segmenti World Tour’</em> kapsamında 5 Mayıs’ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde, Stagepass organizasyonuyla İstanbul seyircisiyle buluşacak. Konserinde, Segmenti’den eserlerin yanı sıra klasik müziğin efsaneleri Chopin, Prokofiev ve Tchaikovsky’nin eserleri, Queen, ABBA ve diğer dünya çapında tanınan müziklerin modern ve rock etkileriyle yeniden yorumlanmış halleri, sahnede Maksim’in tarzıyla hayat bulacak. Öncesinde müzisyenle detayları konuştuk.</p>
<p><strong>Son albümünüzün ve turnenizin adı </strong><em><strong>Segmenti</strong></em><strong>. Bu ismi seçerken hayatınızın, kariyerinizin ya da müzikal evriminizin farklı dönemlerini bir araya getirmeyi mi amaçladınız?</strong><br />Albümün adındaki <em>Segment</em> fikri aslında bütün albümlerimin farklı müzikal tarzlardan oluşmasıyla ilgili. Bu albüm için de aynı durum geçerli. İçinde film müziklerinden parçalar var, çok yüksek enerjili işler var, bir yandan da klasik repertuvarımdan gelen güçlü bir klasik müzik damarı var. Bunların hepsi farklı müzikal segmentler ve bir araya geldiklerinde albümü oluşturuyor.</p>
<p><strong>Bu segmentler sahnede birleştiğinde İstanbul’daki dinleyici nasıl bir büyük resim görecek? </strong><br />Konserlerim daha çok bir pop ya da rock konseri gibi görünüyor. Çünkü çaldığım müzik çok dinamik, sahnede davullar ve tam bir grup oluyor. Işıklar, sahne düzeni, ekranlar ve videolar oldukça kapsamlı. Sahnede pek çok unsurun bir arada işlediği büyük bir gösteri bu. Yeni albümden parçalarla birlikte, crossover kariyerimin 23 yılı boyunca dinleyicinin en çok sevdiği işlerimden bir seçki de olacak.</p>
<p><strong>Sahnede gördüğümüz kişiyle, performans bittikten sonra piyanodan uzaklaşan kişi arasında ne kadar mesafe var?</strong></p>
<p>Sahnede performans sergilerken oldukça dinamik biriyim. Özel hayatımda da öfkeli olabildiğim zamanlar var, birçok farklı duyguyu yoğun biçimde yaşarım ve bunları sahnede de gösteririm. Performans sırasında çok görsel ve dışavurumcu biriyim. Bence bu da dinleyiciyle bağ kurmayı kolaylaştırıyor çünkü müziği nasıl yaşadığımı ve nasıl ifade ettiğimi doğrudan hissedebiliyorlar.</p>
<p><strong>Konserleriniz yalnızca sesten ibaret değil. Işık, ses ve görsel tasarımla tam anlamıyla sinematik bir deneyim sunuyor. Dijital çağda artık saf müziğin tek başına seyirciyi etkilemeye yetmediği bir noktaya mı geldik?</strong></p>
<p>Pek de öyle olduğunu düşünmüyorum. Sahnedeki unsurları fazla kaçırmamaya her zaman çok dikkat ediyorum. Çünkü odağın bende, müzisyenlerimde ve müziğin kendisinde olması gerekiyor. Ama daha önce de söylediğim gibi, çaldığım müzik çok özel bir yerde duruyor, beat’ler, davullar ve diğer unsurlarla zaman zaman daha çok pop müzik gibi tınlıyor. Bu yüzden bütün bu görsel ve teknik öğelerin müziğe iyi bir arka plan oluşturduğunu düşünüyorum. Yine de en önemli şey her zaman müziğin kendisi olmalı.</p>
<p><strong>Repertuvarınızda Prokofyev’in teknik zorluklarıyla Queen’in stadyum enerjisini buluşturuyorsunuz. Bir parçayı “Maksim usulü” dönüştürmeye karar verirken temel ölçütünüz ne oluyor?</strong></p>
<p>Ben hep dinleyiciyi müzikal bir yolculuğa çıkardığımı söylerim. Parça seçerken, özellikle klasik müzikten ya da pop-rock ana akımından bir şey alıyorsam, birkaç kuşağa yayılabilecek kadar etkili olmuş, çok sayıda insana dokunmuş işler seçmeye dikkat ederim. Geçici bir yaz hitiyle ilgilenmiyorum. Bu yüzden ABBA ya da Queen gibi sanatçıların parçalarının gerçekten büyük ve zamansız hitler olduğuna inanıyorum.</p>
<p><strong>Crossover türü bir dönem klasik müziği ucuzlatmakla suçlanıyordu. Kendinizi bu kalenin kapılarını halka açan bir Robin Hood gibi görüyor musunuz?</strong><br />Ben her zaman crossover müziğin, normalde klasik müzik dinlemeyecek genç dinleyicileri klasik müzik dünyasıyla tanıştırmanın iyi bir yolu olduğuna inandım. Yani onlar için klasik müziğe ilk giriş kapısı olabiliyor. Ama yine de klasik müziğin kendi haliyle kalması gerektiğini düşünüyorum. Bana göre klasik müzik niş bir alan ve aslında arena mekanlarına ait değil, orada crossover çalışıyor. Klasik müzik ise hâlâ konser salonlarının daha mahrem atmosferine ait.</p>
<p><strong>Game of Thrones gibi popüler kültür fenomenlerini piyano için yeniden yorumladınız. Mesela Dark gibi daha karanlık dizileri yeniden hayal etmeyi düşünür müydünüz?</strong><strong><br /></strong>Uzun zamandır yapmak istediğim bir sonraki parça sanırım <em>Star Wars</em>tan <em>Imperial March</em> olurdu. Güçlü bir piyano düzenlemesiyle harika duyulacağını düşünüyorum. Bir de Stravinsky en sevdiğim bestecilerden biri. Bu albümde çalıştığım Prokofyev’i de, Şostakoviç’i de çok seviyorum. Dolayısıyla biraz o yöne doğru da gidebilirim.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/gecici-bir-yaz-hitiyle-ilgilenmiyorum-77229</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/2/9/1280x720/gecici-bir-yaz-hitiyle-ilgilenmiyorum-1776339721.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Segmenti albümü ile yeniden yola çıkan Maksim Mrvica, klasik müziği yalnızca çalınan değil, aynı zamanda görülen, hissedilen ve sahnede büyüyen bir deneyime dönüştürüyor. 5 Mayıs’taki İstanbul konseri öncesi müzisyen ile konuştuk. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/pop-kultur-fenomeni-yeniden-canlaniyor-77227</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pop kültür fenomeni yeniden canlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya sahne sanatları tarihine adını altın harflerle yazdıran pop kültür fenomeni ‘Grease’, yepyeni prodüksiyonuyla İstanbul’u selamlıyor. 1950’lerin rock’n’roll enerjisini ve gençlik aşklarının büyüsünü sahneye taşıyan müzikal; Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde perdelerini açıyor. ‘Summer Nights’ ve ‘You’re the One That I Want’ gibi kült şarkılarıyla izleyiciyi ritme davet eden bu yüksek enerjili gösteri, aynı zamanda bir dönemin özgürlükçü ruhunu yansıtan zamansız bir hikâye anlatıyor. Işıl ışıl dekorları ve nefes kesen koreografileriyle 19 Nisan tarihine dek 8 özel gösteriyle sahnelenecek olan yapım, nostaljiyi modern teknolojiyle harmanlıyor. Biz de bu büyüleyici atmosferin perde arkasını müzikalin oyuncuları <strong>Ellie Stevens</strong> ile <strong>Christopher Foley</strong>’den dinledik.</p>
<p><strong>Bu müzikalle nasıl tanıştınız?</strong></p>
<p><strong>CHRISTOPHER FOLEY (DANNY):</strong> Hepimiz ilk önce seçmelere katıldık. İlk aşamada sadece gösteriden bazı şarkıları söyledik ve birkaç sahne oynadık. Ertesi gün tekrar geldik ve bu sefer koreografi çalıştık. Son aşamada ise her şeyi yaptık; şarkılar, sahneler ve koreografi… Ardından karar verildi.</p>
<p><strong>ELLIE STEVENS (SANDY):</strong> Başrol karakterleri için biraz da kimya uyumu test edildi. Partnerli koreografi çalışmayı öğrendik ve Danny’ler ile Sandy’lerin sahnede birbirleriyle uyumlu olup olmadığını görmek için birlikte sahneler oynadık. İşe başlamadan önce birbirimizle çalışabilmek ve herkesi tanımak çok güzeldi.</p>
<p><strong>Danny ve Sandy gibi ikonik karakterlere kendi imzanızı nasıl kattınız?</strong></p>
<p><strong>C.F.</strong>: Bu filmle büyüdüm diyebilirim, her zaman çok sevmişimdir. 50’ler ve 60’lar müziğini, zaten çok seviyordum. Bu tarz bana çok yakın olduğu için o yönümü sahneye taşımak benim için çok keyifli oldu.</p>
<p><strong>E.S.:</strong> Ben de benzer hissediyorum. Bu karakterler çok sevilen ve çok iyi bilinen karakterler. Sandy rolünü her zaman sevmişimdir, onun yerine geçmek harika bir duygu. Özellikle dikkat ettiğim nokta, onu fazla zayıf göstermemekti. Bazen fazla ezilen bir karakter gibi algılanabiliyor ama bence aslında oldukça güçlü ve atak bir yapısı var. Ona bu derinliği katmak çok keyifliydi.</p>
<p><strong>Gösteride sizi fiziksel olarak en çok zorlayan an hangisiydi?</strong></p>
<p><strong>C.F.: </strong>Gösteride bir bölüm var; bir sahneden doğrudan Grease Lightning’e, oradan başka bir sahneye, sonra bir şarkıya, tekrar sahneye ve yeniden bir şarkıya geçiliyor. Başta bu bölüm gerçekten çok zorlayıcıydı.</p>
<p>Ama zamanla bir ritim yakalıyorsun; suyu nereye koyacağını, sahnede nasıl hareket edeceğini, nerede dinlenip nerede tekrar enerjiyi yükseltmen gerektiğini öğreniyorsun. Zor ama artık gösteride en keyif aldığım bölümlerden biri.</p>
<p><strong>E.S.:</strong> Benim için özellikle ikinci perde çok zorlayıcı. Aslında genel olarak tüm ekip için öyle. Bu perdede solo şarkılarım var ve gösterinin finalinde hepimiz uzun süre sahnedeyiz. Çok eğlenceli, seyirci de çok dahil oluyor ama dayanıklılığı gerçekten test eden, en yorucu kısım burası.</p>
<p><strong>Sizce bu hikâye neden her nesli hala etkilemeye devam ediyor?</strong></p>
<p><strong>E.S.:</strong> Bence bunun nedeni hikâyenin her zaman herkesle bağ kurabilmesi. 1950’lerde geçmesine rağmen ilk aşk, arkadaşlıklar, bir gruba ait olma isteği, sevilmek ve kabul görmek gibi temalar her zaman geçerli. Bu da insanları tekrar tekrar geri getiriyor. Ayrıca büyük bir nostalji var. İnsanlar müzikleri çok iyi biliyor, filmi defalarca izlediler ve sevdikleri bu hikâyeyi yeniden görmek istiyorlar.</p>
<p><strong>C.F.: </strong>Tamamen katılıyorum.</p>
<p><strong>İstanbul seyircisiyle bu kadar büyük bir sahnede buluşmak nasıl bir duygu?</strong></p>
<p><strong>C.F.: </strong>Dün tiyatroya ilk girdiğimizde salonu görmek gerçekten çok etkileyiciydi. Turnede farklı tiyatroları görüp ister istemez karşılaştırıyorsunuz ve burası gerçekten çok özel. Sahne arkası da inanılmaz büyük. Buradaki seyircinin enerjisini görmek için çok heyecanlıyız.</p>
<p><strong>E.S.:</strong> Evet, gerçekten çok heyecan verici. Çok güzel bir tiyatro ve böyle mekânlarda sahne alabilmek büyük bir şans. Önümüzdeki günler için çok heyecanlıyım ve umarım buradaki seyirci de diğer izleyicilerimiz kadar bu gösteriyi sever.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0c88024817-1776339072.jpg" alt="" width="500" height="333" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/pop-kultur-fenomeni-yeniden-canlaniyor-77227</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/2/7/1280x720/pop-kultur-fenomeni-yeniden-canlaniyor-1776339157.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Deri ceketler hazırsa, 1950’lerin o dur durak bilmeyen temposuna geri dönüyoruz! İstanbul’da sahne alacak ‘Grease Müzikali’nin perde arkasını, ikonik karakterlerin bugünkü temsilcileri anlattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/ikinci-hayatin-izleri-77226</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkinci hayatın izleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Genellikle bu mevsimde geldiğim Londra’da bu yıl gezecek o kadar çok sergi var ki.<br />Çoğunun ortak özelliği kadın sanatçılar. Tate Modern’de İngiltere’nin en ünlü kadın sanatçılarından <strong>Tracey Emin</strong>’in 40 yıllık kariyerini kapsayan ‘İkinci Hayat’, Southbank Center’da İstanbul Modern’deki sergisinden tanıdığımız Japon sanatçı <strong>Chiharu Shiota</strong>’nın ‘Hayatın Bağları’ ve Çinli heykeltıraş <strong>Xin Xiuzhen</strong>’in ‘Kalp Kalbe’si, Royal Academy’de 92 yaşındaki İngiliz ressam <strong>Rose Wylie</strong>, Serpentine Gallery’de dinamik resimleriyle tanınan <strong>Cecily Brown</strong>’un sergileri, Victoria &amp; Albert Müzesi’nde ise ünlü İtalyan moda tasarımcısı <strong>Elsa Schiaparelli</strong>’nin sergileri var. Bu saydıklarım arasında en çarpıcı ve İngiliz basınında en çok konuşulanı kuşkusuz Tracey Emin’in Tate Modern’deki sergisi.</p>
<p>1963 doğumlu sanatçının 40 yıllık kariyeri boyunca ürettiği resim, video, nakış, neon işleri, yerleştirme ve heykellerini bir araya getiren ‘İkinci Hayat’ sergisini Londra’ya adım atar atmaz ayağımın tozuyla ziyaret ettim; zira müthiş merak ediyordum. Emin’in <strong>Jessica Baxter</strong> küratörlüğündeki en kapsamlı sergisine ‘İkinci Hayat’ adını vermesinin nedeni, 2020 yılında geçirdiği ağır kanser ve ameliyatlardan sonra hayata yeniden dönüşünü kutlamak. Sanatçı bununla ilgili <em>“İkinci Hayat bazı şeyleri değiştirmek ve bazı şeyleri yapmak becerisini göstermekle ilgili. İkinci hayatımda, birincisinden çok daha fazla bunu yapacak gücü kendimde buluyorum. İkinci hayat, şimdi hayatta olmam anlamında ve pek fazla insanın böyle bir şansı yok” </em>diyor. Tracey Emin’in hem birinci hem ikinci hayatının güçlü eserlerini kapsayan sergi; gençliğin uçarılığını, boş vermişliğini, yaşanan aşk acılarını, hüznü, kanseri, ameliyatları ve yeni arayışları, yeni beklentileri bir film şeridi gibi gözlerinizin önüne seriyor. The Guardian gazetesine göre <em>“Tracey Emin yaşıyor, hissediyor, seviyor, acı çekiyor ve bunu sanata dönüştürüyor.”</em></p>
<p><strong>SANAT DÜNYASINDAKİ EN ÜNLÜ YATAK</strong></p>
<p>Serginin odak noktası elbet Tracey Emin’in 1998 yılında yaptığı, bir yıl sonra Tate Modern’de sergilenen ve o dönemde sanat çevrelerinde “sanat mı değil mi” diye çokça tartışılan ‘Yatağım’ eseri.</p>
<p>Waterloo’da bir belediye evinde otururken yaşadığı bir ayrılık depresyonu yüzünden dört gün sadece alkol tüketerek yatağından çıkmayan sanatçının dağınık yatağı ilk günkü gibi korunmuş. Tate ziyaretçilerinin merakla resmini çektiği yatağın çarşafları kirli ve lekeli; yanındaki ucuz peluş mavi halıya külot, terlikler, boş votka şişeleri, boş sigara kutuları, sigara izmaritleri ve gazeteler saçılmış.</p>
<p>İşte bu dağınık yatak, Tracey Emin’in kaderini değiştiren eser. Zira 1999 yılında Tate Modern’de gösterildikten sonra Turner Ödülü için kısa listeye girmiş ve 2000 yılında Tracey Emin’in de aralarında olduğu Genç İngiliz Sanatçıları (YBA) koleksiyoncusu <strong>Charles Saatchi</strong> tarafından 150 bin dolara satın alınmış. Tracey Emin, almak istediği eve böylelikle depozitoyu yatırabilmiş. 2014 yılında Christie’s’deki açık artırmada yatağı 4.35 milyon dolara satın alan Alman iş insanı ve koleksiyoner <strong>Kont Christian Duerckheim</strong>, ‘İkinci Hayat’ sergisi için Tate Modern’e yatağı ödünç veren kişi. Tracey Emin bugün ‘Yatağım’ eseri için <em>“Ben değiştikçe yatak odam, yatağım da değişti. Yaşlandıkça yatak ve etrafındaki objeler giderek benden uzaklaşıyor. Artık içki içmiyorum, sevişmiyorum ve çarşaflarım sıkça değişiyor. Bu eseri bugün yapmış olsaydım yatak tertemiz ve aşırı sıkıcı olacaktı”</em> diyor.</p>
<p><strong>NEDEN ASLA DANSÇI OLAMADIM?</strong></p>
<p>Kıbrıslı Türk bir baba ile Warwickshire’lı İngiliz Roman bir anneden sahil kasabası Margate’te dünyaya gelen Tracey Emin’in çocukluğu, gençliği hayli sancılı geçmiş. Başka bir ailesi olan baba <strong>Enver Emin</strong> genellikle evde değil ve sahil kasabasında sahibi olduğu, ikinci ailesini yerleştirdiği otel iflas edince ortadan kayboluyor. <em>“Babamla birlikte bir aile yemeğimiz hemen hemen olmadı. Bunca çocukluk fotoğrafı arasında babamın da dahil olduğu fotoğraflar dört beşi geçmez”</em> diyen sanatçının sergisinde bunlardan biri var.</p>
<p>Baba Enver Emin ve anne <strong>Pamela Cashin</strong>, Tracey ve ikizi Paul’un olduğu bebek arabasıyla poz verirken görülüyor. Babasının aileyi terk etmesi ve bu yüzden çocukluğunun yoksulluk içinde geçmesi sanatçının travmalarından biri. Tracey Emin, Margate’te bir yılbaşı gecesi eve dönerken kendinden hayli büyük bir adamın tecavüzüne uğradığında 13 yaşında. Tecavüzden altı ay sonra bugün “çok pişmanım” dediği, kendinden hayli yaşlı erkeklerle baş döndürücü cinsel hayatı başlıyor. 15 yaşında Margate’teki evden kaçıyor ve okulu terk ediyor. Sanata ilgisi nedeniyle tasarım, baskı ve sanatla ilgili çeşitli okullarda eğitim almayı başarıyor ve 20’li yaşlarda Kraliyet Sanat Koleji’nde okumak üzere Londra’ya taşınıyor.</p>
<p>Tecavüz dahil Margate’teki travmatik çocukluğunu anlattığı ‘Neden Asla Dansçı Olmadım?’ videosu serginin en can alıcı noktalarından biri. İyi bir hikâye anlatıcısı olan Tracey Emin’in bir diğer çarpıcı video işlerinden biri, 1990’lı yılların başında yaşadığı trajik kürtaj olayını altı yıl sonra anlattığı ‘How It Feels.’ Deneyimini kürtaj olduğu kliniğin önünde anlatan sanatçı, 2002 yılında ise yine sergide yer alan ‘The Last of The Gold’ işinde örtüye işlediği harflerle kürtaj sorununu yaşayan genç kadınlara aydınlatıcı bilgiler veriyor. <em>“O dönemde ne yapacağımı bilmiyordum, doktor kürtajımı geciktirince ölümden döndüm. Gençler bilsin istedim” </em>diyor bu işiyle ilgili. ‘Feeling Pregnant’ (Hamile Hissetmek) ise küçük çocuk ayakkabılarının olduğu bir yerleştirme.</p>
<p><strong>AŞK, KAYIP, ARZU, ÖLÜM</strong></p>
<p>Tate Modern’de eski ve 2020 sonrası çizimlerinin olduğu odayı Tracey Emin, <em>“Bu oda resim ve yeniden hayatı hissetmenin odası. Aşk, kayıp, arzu, seks, ölüm gibi evrensel temaları içeriyor”</em> diye tarif ediyor. Siyah ve kırmızı renklerin hâkim olduğu büyük boy çizimler, ‘Kendimi Ölürken ve Dirilirken Seyrettim’, ‘Sonuna Kadar Arkandan Geleceğim’ gibi şiirsel isimler taşıyor.</p>
<p>Dev heykellerinin yanı sıra, 2002 yılında 39 yaşındayken yaptığı ve ‘Ölüm Maskesi’ adını verdiği bronz maske, sanatçının hastalığından çok önce ölüme takıntılı olduğunun kanıtı. Kırmızı kadife bir kumaş üzerinde ve camlı bir kutuda duran ‘Ölüm Maskesi’, National Portrait Gallery tarafından satın alınmış. 2024 yılında İngiliz sanatına katkıları nedeniyle <strong>Kral Charles</strong> tarafından Dame unvanıyla onurlandırılan Tracey Emin, birkaç yıldan beri yaşamında ve sanatında önemli bir yeri olan doğum yeri Margate’te yaşıyor. 2023 yılında kurduğu Tracey Emin Vakfı, sanat eğitimi gören gençlere kira ödemeden stüdyo, sergileme ve çalışma alanları sağlıyor, misafir sanatçılar ağırlıyor. Yine The Guardian’dan bir alıntıyla sergiden belli belirsiz bir hüzünle çıktığım sanatçıyla vedalaşayım:<br /><em>“İngiltere’nin ikonu Tracey Emin bir nesli şekillendirdi, bir milleti şoke etti ve sanatın anlamını değiştirdi. 1990’ların başından beri en saf hâliyle üretirken o kadar dürüst, o kadar içgüdüsel ki sizi, kendi hissettiklerini hissetmeye zorluyor.” </em>Hüznümün nedeni bu olsa gerek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/ikinci-hayatin-izleri-77226</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/2/6/1280x720/ikinci-hayatin-izleri-1776338809.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Londra’da Tate Modern, Royal Academy, Southbank Center gibi önde gelen kurumlarda kadın sanatçıların sergileri öne çıkarken, en çok konuşulan durak Tracey Emin’in ‘İkinci Hayat’ sergisi… Kişisel travmalarını ve yeniden doğuşunu çarpıcı bir dille anlatan sanatçı, serginin başlığı ‘İkinci Hayat’ ile 2020 yılında geçirdiği ağır hastalıktan sonra yeniden yaşama tutunmasına atıfta bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/buselik-meyhane-kulturunu-ezel-akay-ile-gun-isiginda-yeniden-yorumladi-77240</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Buselik, meyhane kültürünü Ezel Akay ile gün ışığında yeniden yorumladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em><strong>ESRA ÖZARFAT </strong></em></p>
<p>Eski meyhane kültürünü modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan Buselik, “Gün Işığında Meyhane” davetiyle bu deneyimi günün erken saatlerine taşıdı. Katılımcılara gün ışığında meze deneyimi yaşatan davet, meyhane kültürüne farklı bir zaman diliminden bakma imkanı sundu. Bursa’nın sakin ritmi içinde şekillenen bu özel buluşma, akşamla sınırlı olmayan, daha uzun ve rahat bir birlikteliğe alan açtı. Buluşmanın hem konuşmacısı hem de özel davetlisi olarak etkinlikte yer alan Ezel Akay, meyhane kültürüne dair anlatılarıyla davetin içeriğini zenginleştirdi. Akay’ın sohbet, hafıza ve paylaşım ekseninde şekillenen değerlendirmeleri, “Gün Işığında Meyhane” davetinin aynı zamanda bir kültürel buluşma alanı olduğunu da ortaya koydu. Menüde Buselik’in karakteristik mezeleri yer aldı. Ara sıcaklarda güveçte yaprak ciğer, güveçte kokoreç, kalamar tava, levrek simit ve Rum böreği sunuldu. Ana yemekte beğendili kuzu saç kavurma yer alırken, finalde mevsim meyvesi ve soğuk sütlü ılık irmik helvası servis edildi.</p>
<p>Büyük Şefler Grup Pazarlama ve İletişim Direktörü Duygu Başaran Çelik, “Gün Işığında Meyhane” konseptini şöyle anlattı: “Gün ışığında kurulan bu buluşmanın da aynı paylaşım duygusunu ve birliktelik hissini taşıması, bizim için son derece değerliydi. Buselik’in İstanbul dışındaki ilk davetini Bursa’da gerçekleştirmek ve bu buluşmanın gördüğü ilgiyi deneyimlemek, markamız adına son derece kıymetli ve gurur vericiydi. Buselik, “Gün Işığında Meyhane” davetiyle meze kültürünü baharın tazeliği ve uzun sohbetler eşliğinde farklı bir zaman diliminde deneyimleme fırsatı sundu. Davete özel olarak kurgulanan bu konsept, meyhane kültürüne gün ışığında bakan özgün bir yorum ortaya koydu.”</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69e0d5584ee97-1776342360.jpg" alt="" width="500" height="333" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/buselik-meyhane-kulturunu-ezel-akay-ile-gun-isiginda-yeniden-yorumladi-77240</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/2/4/0/1280x720/buselik-meyhane-kulturunu-ezel-akay-ile-gun-isiginda-yeniden-yorumladi-1776342389.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Buselik, meyhane kültürünü alışılmış zaman diliminin dışına taşıyan “Gün Işığında Meyhane” davetiyle Bursa’da özel bir buluşma gerçekleştirdi. Gastronomi yazarları, lifestyle ve yeme-içme alanından influencer’lar ile İstanbul ve Bursa’dan basın mensuplarının katıldığı ve Ezel Akay’ın konuşmacı olarak yer aldığı bu buluşma, Buselik’in meze kültürüne getirdiği modern yaklaşımı güçlü bir şekilde misafirlerle buluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
