<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/hayati-sessizce-ertelemek-83399</guid>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hayatı sessizce ertelemek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazen kahve eşliğinde kitap okurken… Bazen banyoda soğuk duşun altında… Bazen de yalnız başına yürürken… Aklınıza parlak bir fikir gelir.  O fikri tam olarak düşünmeye fırsat bulamadan kalbiniz hızlanır. İçinizde tarif edilemez bir heyecan uyanır. Karnınızda kelebekler uçuşmaya başlar.</p>
<p>Mutlu olmadığınız işten ayrılmak… İnsanların hayatına dokunacak yeni bir iş kurmak… Yeni bir kitap yazmak… Uzun zamandır hayalini kurduğunuz yolculuğa çıkmak ya da hayatınızda önemli bir değişiklik yapmak…</p>
<p>İdeal olarak gördüğünüz geleceğe atılacak bir adımdır bu heyecanın sebebi. Bir an için her şey mümkün gibi gelir.</p>
<p><em>“Ben bunu yapabilirim”</em> dersiniz. Özgüvenle o yolu yürüyeceğinize kuşkusuz inanırsınız.</p>
<p>Ancak bu heyecan fazla uzun sürmez. Tam o anda zihin devreye girer ve kendisine biçilen rolü oynamaya başlar. Bu fikrin neden mantıksız olduğunu tek tek anlatır.</p>
<p>Ona göre şimdi doğru zaman değildir. Önce halletmeniz gereken başka işler vardır. Biraz daha hazırlanmanız, biraz daha düşünmeniz gerekir. Yeterli zamanınız yoktur. En sonunda da bu işi yapmak için yeterince yetkin olmadığınıza sizi ikna eder.</p>
<p>Kalp, zihnin ürettiği bütün bu varsayımlara karşı duramaz. Kalbinizin atışı yavaşlamaya başlar. İçinizde uçuşan kelebekler dinginleşir. Hayat kaldığı yerden bütün sıradanlığıyla devam eder ama derinlerde bir sızı kalmıştır geriye.</p>
<p>O sızıyı dindirmek için tanıdık alışkanlıklar girer devreye… Bazen bir dizi açıp saatlerce izleriz. Bazen sosyal medyada amaçsızca geziniriz. Bazen de bir kısa süreliğine rahatlama sağlayacak şeylere yöneliriz.</p>
<p>Dikkatimizi her an başka yöne çeken bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Tam bir fikrin peşinden gidecekken, önemli bir işe başlayacakken ya da kendimizle baş başa kalacakken elimiz telefona uzanıyor.</p>
<p>Bir video diğerine, bir paylaşım bir sonrakine bağlanıyor. Televizyondaki bir bölüm biter bitmez yenisi başlıyor.</p>
<p>Elimiz her telefona uzandığında, ekran karşısında bir bölüm daha izlemeye karar verdiğimizde, aslında sadece birkaç dakikamızı kaybetmiyoruz. Bir başka ihtimalden vazgeçiyoruz:</p>
<p>Yazılabilecek bir sayfadan… Atılabilecek bir adımdan… Yapılabilecek bir konuşmadan…</p>
<p>Ortada gerçek bir tehdit olmasa bile, zihnimiz bizi tehlikeden korumak için makine gibi çalışır.  Aslında zihni korkutan alıştığımız düzenin bozulma ihtimalidir.</p>
<p>Her geri çekildiğimizde beynimiz bunu bir başarı gibi kaydeder. Bizi belirsizlikten, başarısızlıktan ve hayal kırıklığından koruduğunu düşünür. Ama bu konforlu alanın bir bedeli vardır.</p>
<p>İşte böyle böyle, hayatı değiştirebilecek parlak fikirler sessizce kaybolur. Değer yaratacak işler kurulamaz. Hayali kurulan yolculuklar, açık bırakılmış internet sayfalarında unutulur. Yöneticiyle yapılması gereken önemli görüşme bir sonraki haftaya bırakılır. Haftalarca araştırılan bir eğitim programı “Şimdi zamanı değil, başka fırsatlar çıkar” denilerek kapatılır.</p>
<p>Esas problem zamanımızın olmaması değildir; zamanımızı neye ayıracağımıza, dikkatimizi hangi yöne çevireceğimize karar verememektir.</p>
<p>Vazgeçilen kararlar yıllar içinde tekrarlandıkça başka bir gerçek ortaya çıkar: Hayat sessizce ertelenir. Üstelik yenilgilerle değil, her biri son derece mantıklı görünen küçük vazgeçişlerle…</p>
<p>Hayatı ertelememenin yolu, neyin gerçekten önemli olduğuna karar vermekle ve dikkatimizi çalan şeylere artık izin vermemekle başlar.</p>
<p>Her insanın zaman ayırması gereken temel sorular vardır: Ben kimim? Ne istiyorum? Kendimden büyük hangi amaca hizmet ediyorum?</p>
<p>Bu sorulara dürüstçe cevap vermek, kalbin gösterdiği yöne cesaretle yürümek gerekir.</p>
<p>İnsanı ileri taşıyan, aklın kalbi susturması değil; kalbin aklı harekete geçirmesidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/hayati-sessizce-ertelemek-83399</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/9/9/1280x720/hayati-sessizce-ertelemek-1784269486.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hayat, büyük kırılmalardan çok küçük vazgeçişlerle ertelenir. Dikkatimizi geri kazanmak ise çoğu zaman ilk cesur adımı atmakla başlar. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/maviliklerin-selam-durdugu-kaptan-83397</guid>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Maviliklerin selam durduğu kaptan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uzak yol ve kılavuz gemi kaptanlığında elde ettiği başarılarla profesyonel iş yaşamlarında maviliklere yönelmeyi isteyen kadınlara ilham veren bir isim Nildeniz Sütçü Şen… Babasının denize sevdalı olması ve her fırsatta maviliklere açılması çocukluk yıllarından itibaren hafızasında silinmez izler bıraktı. Dahası, onu da yavaş yavaş denizcilik dünyasının içine çekti. Günümüzde sahip olduğu uluslararası saygınlık ve sergilediği etkinlikle Türkiye’deki mesleki kuruluşları arasında ‘Kutup Yıldızı’ gibi parlayan ve aynı zamanda Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de sürdüren <strong>Nildeniz Sütçü Şen</strong>, 1999 yılında İTÜ Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümü’nü kazandı. İlk stajını ise 7 ay süreyle Hindistan’da yaptı. Üniversite döneminde İTÜ’nün köklü gelenekleri ve disiplini ile geleceğe hazırlanan deneyimli isim, meslek yaşamının ilk yıllarında hissettiği duyguları sorduğumda tereddüt etmeden şunları söylüyor: <em>“İş hayatına atıldığımda denizcilik sektörünün tutucu bir yapıya sahip olduğunu gördüm. Hatta ‘Gemide kadın çalıştıramayız!’ cümlesini defalarca duyduk. Pek çok firma kadınların gemi yaşamına uyum sağlayamayacağını, ağır çalışma koşullarına dayanamayacağını, kısa sürede mesleği bırakacağını düşünüyordu. Denizcilikte bir stajyeri gemiye göndermek ciddi maliyettir. Dünyanın herhangi bir limanında gemiye katılır, kontrat bitiminde yine uygun bir limanda gemiden ayrılırsınız. Bu nedenle birçok firma kadın stajyerlere yatırım yapmayı gereksiz bir risk olarak görüyordu. O yıllarda staj yeri bulmak bile başlı başına büyük mücadeleydi. Çalışma hayatıma kimyasal tankerlerde başladım. Dört aylık kontratlarla uzak yol vardiya zabiti olarak çıktığım mesleki yolculukta deniz hizmetlerimi tamamlayıp ehliyet yükseltme sınavlarını geçerek uzak yol gemi kaptanı unvanını aldım. </em></p>
<p><em>Çalışmalarım yeterli görülmesine rağmen cinsiyetim nedeniyle reddedildiğim, yeni yollar aramak zorunda kaldığım çok dönem oldu. Günümüzde kadın denizcilerin sayısı geçmişe oranla önemli ölçüde arttı. Ancak eşit şartlardan söz etmek mümkün değil! Kadınlar bu meslekte hala azınlıkta ve genç meslektaşlarımızla konuştuğumuzda benzer önyargılarla karşılaştıklarını görüyoruz. Geçmişe oranla önemli ilerleme kaydedildi ancak hala gidilecek çok yol var.”</em></p>
<p><strong>İLK OLMAK </strong></p>
<p>Günümüzde ülkemizde yaklaşık yedi kadın, kılavuz kaptan görev yapıyor. Dileğimiz bu sayının katlanarak artması ancak bu görev sanıldığından da zor! Deneyim, fiziki güç, yüksek konsantrasyon ve stres yönetimi yeteneği gerektiriyor. Nildeniz kaptanın güvenle limana yanaştırdığı ticari gemilerin çoğu yabancı bayraklı. Görev süresi içinde beş gün 24 saat çalışıyor, devamında on gün istirahat ediyor. Zor bir tempo. Peki, ailesi bu durumu nasıl karşılıyor? Kendisine yönelttiğim soruyu şu cümlelerle yanıtlıyor: <em>“Denizcilik yalnızca benim mesleğim değil, ailemin de yaşam biçimi oldu. Eşim görevimin getirdiği sorumlulukları her zaman anlayışla karşıladı. Kızım dünyaya geldikten sonra annelikle iş arasında denge kurdum. Yine de bazen doğum günlerinde, bayramlarda veya özel günlerde görev nedeniyle denizde olabiliyorum. Ancak ailemin desteği sayesinde hiçbir zaman hayallerimle anneliğim arasında seçim yapmak durumunda kalmadım. Bu meslek bana zamanı planlamayı ve birlikte geçirdiğimiz günlerin değerini bilmeyi öğretti.”</em></p>
<p>Peki, ya tehlikeler?  Maviliklerin hırçınlığı an gelir en büyük riskleri yaratır. Deneyimli kaptana bunu da sordum. Soğukkanlılıkla söylediği şu cümleleri not defterime kaydettim: <em>“Deniz hiçbir zaman öngörülebilir değildir. Fırtınalı havalarda yüksek bordalı gemilere pilot merdiveniyle çıkmak mesleğimizin riskli anlarındandır. Bunun yanı sıra makine arızası yaşayan gemiler, kuvvetli akıntılar ve ani hava değişimleri nedeniyle saniyeler içinde kritik kararlar vermek zorunda kaldığımız çok sayıda olay yaşadım. Böyle anlarda en büyük güvencemiz eğitimimiz, ekip çalışması ve yılların verdiği tecrübedir.” </em></p>
<p>Uluslararası Deniz Kılavuz Kaptanlar Derneği (IMPA) ve Avrupa Deniz Kılavuz Kaptanları Birliği (EMPA) gibi kuruluşlarda da Türkiye’yi temsil eden başarılı isim bu mesleği seçmeyi düşünen kadınlara şu sözlerle sesleniyor: <em>“Zorlu olacak, evet! Ancak imkansız değil. Kendinize ve emeklerinize inanın. Başkalarının sizler için çizdiği sınırlara değil, kendi hedeflerinize ve potansiyelinize odaklanın.</em>”</p>
<p>Yazımı tamamlarken Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği’nin üyelerini saygıyla selamlıyorum. Tüm denizcilerimizin pruvası neta, rüzgar kolayına olsun. Gelecek yazıda görüşmek üzere esen kalın.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/maviliklerin-selam-durdugu-kaptan-83397</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/9/7/1280x720/maviliklerin-selam-durdugu-kaptan-1784269349.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizle çocuklukta kurduğu bağ, Nildeniz Sütçü Şen&#039;i uluslararası alanda saygı gören bir kılavuz kaptana dönüştürdü. Başarılarla örülen bu yolculuk, maviliklerde kadınların varlığını güçlendiren ilham verici bir hikâyeye dönüşüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/ruzgarla-yaristi-rekorla-dondu-83393</guid>
            <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rüzgârla yarıştı rekorla döndü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Artvin Hopa’dan İskenderun'a uzanan 1500 deniz millik zorlu parkuru yalnızca rüzgârın gücüyle aşan millî yelkenci <strong>Doğukan Kandemir</strong>, 11 gün 9 saat 40 dakikalık derecesiyle Solo Türkiye Turu Rekoru’nun yeni sahibi oldu. Günler süren uykusuzluk, sert hava koşulları ve tek başına alınan kritik kararlarla örülen bu yolculuk, bir spor başarısının ötesinde; insan iradesi, hazırlık disiplini ve bağımsız mücadelenin de dikkat çekici bir örneği olarak kayıtlara geçti. Rekorun ardından sorularımızı yanıtlayan Kandemir, son 50 milde karşılaştığı fırtınaya rağmen büyük yelkenlerle devam etme kararının finiş süresini belirlediğini söylerken, yolculuğun ilk derin uykusunu ise starttan altı gün sonra uyuduğunu anlatıyor. Bu tarihî denemenin kamera arkasında ise yönetmen <strong>Seçkin Tonbak’</strong>ın, rekorun ardındaki insan hikâyesini anlatmayı hedefleyen bağımsız belgeseli bulunuyor.</p>
<p><strong>Solo Türkiye Turu Rekoru’nun yeni sahibi oldunuz. Karaya ilk ayak bastığınız o ilk saniyede fiziksel ve zihinsel olarak ne hissettiniz?</strong></p>
<p>Finişe 50 mil kala güçlü bir fırtına geldi. Yelkenleri küçültmek yerine büyük yelkenlerle devam etmeye karar verdim. Bu, finiş saatini ciddi boyutta öne çekti. Bu adrenalinle karaya ilk adım attığımda beni karşılamaya gelen ailem ve yakın dostlarımla çok sıcak bir sohbette bulunduk. Fiziksel olarak kendimi çok iyi hissediyordum.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6a59c42076c26-1784267808.jpg" alt="" width="500" height="281" /></p>
<p><strong>Karadeniz’i 4 gün 19 saat gibi çok agresif bir sürede geçtiniz, ardından Boğazlar’ı da geride bırakıp hedefinize ulaştınız. Federasyon programında görülen o ortalama 13 günlük sürenin ve uyguladığınız stratejinin tam anlamıyla tutmasını ve başarıya ulaşmanızı sağlayan ana faktörler neler oldu?</strong></p>
<p>İlk derin uykumu start sabahından 6 gün sonra yaptım, 4 saat uyudum. Bu süreçte tekneyi full kontrada en hızlı hâliyle kullanmaya çalışmam, süreyi bu kadar azaltmamdaki ana faktördü.</p>
<p><strong><em>Hiçbir teknik aksaklık olmadı</em></strong></p>
<p><strong>Daha önce bu rotayı 2 ve 4 kişilik ekiplerle geçmiştiniz. Şimdi ise tek başınızaydınız. Parkur boyunca teknik bir arıza, lojistik bir kriz veya hava patlaması yaşadınız mı? </strong></p>
<p>Teknemi son 7 aydır büyük bir titizlikle hazırladım. Şükürler olsun ki hiçbir teknik aksaklık olmadı. Sert havalarda yelken değişimi ve manevra yapmak beni çok zorladı ama bir şekilde üstesinden geldim.</p>
<p><strong>Rekor denemesinin 1500 millik rotasında, stratejik veya fiziksel anlamda sizi en çok zorlayan, <em>“Acaba rekor riske mi giriyor?”</em> dediğiniz kritik bir kırılma ânı yaşadınız mı?</strong></p>
<p>Rodos'u geçtikten sonra Kıbrıs'a direkt gitmedim, açıktan büyük bir yay çizdim. Bunu düşük hava basıncı merkezinin etrafından dolaşmak için yaptım. Bu süreçte herhangi bir şey ters gitseydi rekor tehlikeye girebilirdi.</p>
<p><strong>Bu rekor, Türkiye’deki spor endüstrisine ve <em>“Büyük sponsorlar olmadan bu işler yapılamaz”</em> algısına nasıl bir yanıt oldu sizce?</strong></p>
<p>Büyük sponsor olmadan bu işler yapılamaz algısı doğru, bence de. Seçkin (Tonbak) ve benim kişisel hırsımız olmasaydı bu rekor kırılamazdı.</p>
<p><strong>YOLCULUĞUN ANLAMINA DAHA ÇOK YAKLAŞACAĞIZ</strong></p>
<p><strong>SEÇKİN TONBAK - YÖNETMEN</strong></p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/6a59c406b303a-1784267782.jpg" alt="" width="500" height="889" /></p>
<p>Karada başlayan hazırlıklardan İskenderun’daki o son ana kadar, “yeni Doğukan versiyonu” hikâyesini kamerayla yakalayıp yakalayamadığını soruduğumuz Yönetmen Seçkin Tonbak’ın yanıtı şöyle oluyor: “Menajerliğini de ben yaptığım için sürecin o kadar çok içindeydim ki değişimi dışarıdan gözlemleme şansım olmadı. Ben kendimin de çok değiştiğimi düşünüyorum. Şimdi rekor sonrası, iyice düşünülmüş sorularla bu yolculuğun anlamına daha da yaklaşacağımıza inanıyorum. Belgeselimiz sadece rekor denemesinin belgeseli değil, bir insan hikâyesi üzerinden kurguladığım bir senaryo üzerine çekildi. Ondan dolayı izleyici kitlesi sadece deniz tutkunları değil, olabildiğince genel izleyici olacak. Kurgusal platformlarla görüşmeye başladım, yayınlanma konusuna sıcak bakıyorlar. Ödül de alabileceğini düşünüyorum bu belgeselin. Belki iki farklı versiyonunun çalışılması gerekecektir: yarışma ve platform için.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/ruzgarla-yaristi-rekorla-dondu-83393</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/9/3/1280x720/ruzgarla-yaristi-rekorla-dondu-1784267839.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Artvin’den İskenderun’a 1500 deniz millik parkuru tek başına ve yalnızca rüzgârın gücüyle tamamlayan millî yelkenci Doğukan Kandemir, Solo Türkiye Turu Rekoru’nun yeni sahibi oldu. Rekorun perde arkası ise yönetmen Seçkin Tonbak’ın kamerasıyla belgeselleşiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
