<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Hafta |  Tüm haftayı kapsayan gazete</title>
        <description>Hafta rss servisi</description>
        <link>https://www.hafta.com.tr</link>
        <atom:link href="https://www.hafta.com.tr/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kaz-daglarinda-rafine-bir-kacis-78391</guid>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kaz Dağları’nda rafine bir kaçış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İstanbul’da doğmuş ve tasarım alanında eğitimler almış biri olarak sizi Kaz Dağları’nda bir konaklama deneyimi yaratmaya yönlendiren etken neydi?</strong></p>
<p>Her şey tesadüflerle başladı. Bir arkadaşımın doğum günü için buraya gelmiştim. O kısa süre, aslında neye ihtiyacım olduğunu fark etmemi sağladı. İstanbul’un temposundan ne kadar yorulduğumu, burada anladım.</p>
<p>Kendime “Burada nasıl bir şey yaratmak isterim?” diye sordum. Şehirden kaçan ama konforundan da vazgeçmek istemeyen insanlar için, doğayla temas kurabilecekleri, aynı zamanda kendilerini evlerinde hissedecekleri küçük ve samimi bir yer hayal ettim. Bugün baktığımda o hayalin karşılığını bulduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Mücevher tasarımı ve iç mekân dekorasyonu deneyimleriniz, Simurg Inn’in tasarım ve atmosfer anlayışını nasıl şekillendirdi?</strong></p>
<p>İstanbul’daki hayatımdan buraya taşınırken birçok şeyle vedalaştım. Bu süreç, aslında neyin gerçekten gerekli olduğunu görmemi sağladı. Eşyaları olduğu gibi taşımak yerine yeniden yorumladım. Bu yüzden Simurg Inn bir otelden çok, yaşanmış bir ev hissi taşıyor. Misafirlerin burada kendilerini rahat hissetmelerinin nedeni de bu samimiyet…</p>
<p><strong>“Yeniden doğuş ve dönüşüm” fikri sizin için ne ifade ediyor ve bunu Simurg Inn’de nasıl somutlaştırdınız?</strong></p>
<p>Simurg hikâyesi zaten dönüşümün kendisi. Benim için bu, hayatın bir noktasında durup yeniden başlamaya cesaret edebilmek demek. Simurg Inn de bunun fiziksel karşılığı. Hem benim dönüşümüm hem de misafirlerin kendi içlerine dönebildikleri bir alan.</p>
<p><img src="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/0/0/0/69f452d9ca431-1777619673.jpg" alt="" width="500" height="749" /></p>
<p><strong>Yerel kültür ve doğayla bütünleşik bir tasarım yaklaşımını hayata geçirirken hangi değerler önceliğiniz oldu?</strong></p>
<p>En başta saygı. Doğaya, yapıya ve bu coğrafyanın hafızasına. Burada olmayan bir şeyi yaratmak yerine, var olanı görünür kılmaya odaklandım. Yerel malzemeler ve ustalarla, sade bir yaklaşım benimsedik.</p>
<p><strong>Simurg Inn’in sürdürülebilirlik ve yerel üretici iş birlikleri yaklaşımını nasıl tarif edersiniz?</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, hayatın doğal bir parçası. Yerel üreticilerle çalışmak da sadece tedarik değil, bir döngünün parçası olmak demek. Kendi ata tohumlarımızla üretim yaptırıyor, tarladan sofraya ne sunduğumuzu bilerek hareket ediyoruz. Bu, hem üreticiyi destekliyor hem de misafire gerçek ve samimi bir deneyim sunuyor.</p>
<p><strong>Mutfağınıza nasıl yansıyor bunlar peki?</strong></p>
<p>Bizim mutfakta her şey topraktan başlıyor. Ürünleri bahçeden toplamak ya da misafirle birlikte toplamak günlük bir deneyim. Amacımız sadece doyurmak değil; hatırlatmak. Çocukluğumuzdan gelen tatları, bölgenin en iyi ürünleriyle yeniden sunmak.</p>
<p><strong>Önümüzde 2026 yaz sezonu var. Bu sezon için hedefleriniz ve beklentileriniz neler?</strong></p>
<p>Amacımız, Simurg Inn’de biriktirdiğimiz bilgiyi daha deneyim odaklı hale getirmek. Assos’u sadece görülen değil, hissedilen bir yere dönüştürmek istiyoruz. Doğa yürüyüşleri, gastronomi deneyimleri ve bölgenin hikâyelerini içeren rotalar bu yaklaşımın parçası. 2026 yazı, yeni şeyler eklemekten çok, elimizdekini daha anlamlı ve bütünlüklü deneyimlere dönüştürdüğümüz bir sezon olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kaz-daglarinda-rafine-bir-kacis-78391</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/9/1/1280x720/kaz-daglarinda-rafine-bir-kacis-1777619708.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasarımcı Dilara Karabay, Kaz Dağları’nın binlerce yıllık mitolojik mirasını Ahmetçe köyünde bir ‘yaşam alanı’ haline getirdi. Kendi dönüşüm hikâyesinden yola çıkarak yarattığı Simurg Inn’de; yerel malzemeler, kadim lezzetler ve rafine bir konfor anlayışıyla misafirlerini yavaşlamaya davet eden Karabay ile mekanın ruhunu konuştuk. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/hizli-basari-mumkun-mu-78390</guid>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hızlı başarı mümkün mü?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hafta sonu sabahlarının benim için keyifli bir ritüeli vardır.</p>
<p>Erken uyanır ve aynı kahve dükkânına giderim. Kapıdan içeri girer girmez kavrulmuş kahve kokusu karşılar beni. Raflara özenle dizilmiş kitaplar, pencere kenarından süzülen yumuşak sabah ışığı, dışarıda mor çiçeklerle bezenmiş sakura ağacı…</p>
<p>Los Angeles’ın popüler mekânlarından biri değildir burası. Ama benim için büyülü bir havası vardır. İçeride birbirini tanıyan, birbirine selam veren insanlar... Sanki büyük bir şehrin ortasında küçük bir mahalleye girmiş gibi hissedersiniz. Kahvemi yapan barista hemen her seferinde kocaman bir gülümsemeyle ismimi hatırlar. Sanki yıllardır tanıdığı bir arkadaşını karşılar gibi “Günaydın” der.</p>
<p>Kitapların arasında bir masaya oturur, düşüncelerimi kâğıda dökmeye başlarım. Köşe yazılarımı yazmak için biçilmiş kaftandır benim için.</p>
<p>Geçen hafta sonu da kahvemi yudumlayarak yeni bir yazıya başlamıştım ki yan masada oturan yirmili yaşlardaki bir gencin sözlerine istemeden kulak misafiri oldum. Karşısında oturan arkadaşına yüksek sesle şöyle diyordu:</p>
<p>“Kimse için çalışmak istemiyorum.”</p>
<p>Sonra yine aynı heyecanlı ses tonuyla “İnsanlarla uğraşmak istemiyorum. Toplantılar, konuşmalar, sürekli birileriyle iletişim kurmak… Bunlar bana göre değil.”</p>
<p>Bir an durdu ve ekledi: “Sadece çok hızlı bir şekilde başarılı olmak istiyorum.”</p>
<p>Yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu. Şaka yapmıyordu. Gerçekten bu söylediklerine inanıyordu. Karşısında oturan arkadaşı da onu dikkatle dinliyor, onaylarcasına başını sallıyordu.</p>
<p>Bu sözlerin ardında aslında sosyal medyanın güçlü bir etkisi var. Sosyal medyada sürekli olarak “hızlı başarı” düşüncesi pompalanıyor.</p>
<p>Bir gecede ünlü olan insanlar. Kısa sürede milyonlar kazanan girişimciler. Dünyayı gezerek geçimlerini sağlayan içerik üreticileri…</p>
<p>Dışarıdan bakıldığında başarı kolaymış gibi görünüyor. Sanki “bir fikrin olacak, bir video paylaşacaksın ve hayatın bir anda değişecek” diye düşünülüyor. Bu yüzden hızlı ve kolay başarının mümkün olduğuna inanılıyor.</p>
<p>Bu düşünce yalnızca sosyal medyanın yarattığı bir algıdan ibaret değil. Aynı zamanda çocukların nasıl yetiştirildiğiyle de yakından ilgisi var.</p>
<p>Yeni nesil daha küçük yaşlardan itibaren sürekli gereğinden fazla takdir görüyor. En küçük başarıları alkışlanıyor, en küçük çabaları bile övgüyle karşılanıyor. Onlara sürekli aynı mesaj veriliyor: “Sen harikasın.” “Sen özelsin.” “Sen başarabilirsin.”</p>
<p>Elbette çocukların desteklenmesi ve takdir edilmesi çok kıymetlidir. Ancak hayat yalnızca alkıştan ibaret değildir. Hayat aynı zamanda eleştiriyle, hayal kırıklıklarıyla ve zorluklarla doludur.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden, yeni nesil ilk ciddi zorlukla karşılaştığında çok daha çabuk vazgeçebiliyor. Sabır gerektiren yollar yerine hızlı sonuçlar arıyor, uzun soluklu emek yerine kolay başarı hayallerinin peşine düşülebiliyor.</p>
<p>Bir iş veya bir kariyer inşa etmek, sağlıklı bir bedene sahip olmak ya da güçlü bir ilişki kurmak… Bunların hiçbiri tek bir anın ürünü değildir. Tıpkı bir kez sağlıklı yemek yiyerek formda kalamayacağımız gibi, kısa süreli yoğun bir çabayla da kalıcı başarı elde edilemez. Hepsi zaman, emek ve sabır ister.</p>
<p>Üstelik başarıya giden yolun taşları başarısızlıklarla, hatalarla örülmüştür. Hayat başarısı olan insanlara baktığınızda en değerli dersleri her şey yolunda giderken değil, zor zamanlardan geçerek öğrenmişlerdir.</p>
<p>Bir işin neredeyse batma noktasına gelmesi, bir projenin çökmesi ya da bir kariyerin büyük bir kriz yaşaması… Bunlar ilk bakışta felaket gibi görünür. Aslında bu anlar insana dayanıklılık ve deneyim kazandırır. Kalıcı başarı da bu iki temel üzerine kurulur.</p>
<p>Sosyal medya bize sanal hızlı başarı hikâyeleri gösterir. Öte yandan hayat öğretir ki “hızlı başarı” hedefi bir yanılsamadır. Kalıcı başarı, sabırla atılan adımların, dayanıklılığın ve insanlarla kurulan anlamlı bağların üzerine inşa edilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/hizli-basari-mumkun-mu-78390</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/9/0/1280x720/hizli-basari-mumkun-mu-1777619345.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir iş veya bir kariyer inşa etmek, sağlıklı bir bedene sahip olmak ya da güçlü bir ilişki kurmak… Bunların hiçbiri tek bir anın ürünü değildir. Hepsi zaman, emek ve sabır ister. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/vanda-zamanin-izini-surmek-78388</guid>
            <pubDate>Mon, 04 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Van’da zamanın izini sürmek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em><strong>Şerif Yenen ile Geziyoruz</strong></em></p>
<p>Göbeklitepe’de insanın anlam arayışını, Hattuşa’da devlet kurma becerisini görmüştük. Van Gölü kıyısına geldiğimizde sahneye bu kez Demir Çağı’nın güçlü bir uygarlığı çıkar: Urartular. Dağların ortasında ayakta kalmayı başaran, suyu yöneten, kaleleriyle coğrafyaya hâkim olan bir krallık. Urartular, Anadolu’nun Demir Çağı uygarlıklarından biridir. Demirin hayatın içine girmesiyle birlikte üretimden savaşa kadar birçok alanda yeni bir dönem başlamıştı. Van ve çevresi, bu dönüşümün en güçlü sahnelerinden biridir.</p>
<p><strong>GÜCÜN TAŞLA </strong><strong>KURDUĞU İLİŞKİ</strong></p>
<p>Van gezisinin kalbi, hiç kuşkusuz Van Kalesi’dir. İlk günü buraya ayırın. Van Gölü kıyısında yükselen bu uzun kaya kütlesi, Urartu’nun başkenti Tuşpa’nın merkezidir. </p>
<p>Kaleye uzaktan baktığınızda bile neden buranın seçildiğini anlarsınız. Hem savunması güçlü hem de ovaya hâkim. Yukarı çıktığınızda ise bir kaleden fazlasıyla karşılaşırsınız. Kaya mezarları, tapınak kalıntıları ve yazıtlar, buranın sıradan bir yerleşim olmadığını açıkça gösterir.</p>
<p>Urartular için ölüm bile düzenliydi. Kayalara oyulmuş mezarlar bir ev gibi planlanmıştı. Birden fazla oda, nişler ve tören alanları bulunuyordu. Bu düzen, onların dünyayı nasıl algıladığını da anlatır. Kalenin çevresindeki ‘Analı Kız’ nişleri ve yazıtlar, din ile devletin nasıl iç içe geçtiğini gösterir.</p>
<p>Gün batımında Van Gölü kıyısına inin. Kalenin silueti yavaşça karanlığa karışırken, bu coğrafyada kurulan gücü daha iyi hissedersiniz.</p>
<p>Van denince akla gelen bir başka simge de Van kedisidir. Bembeyaz tüyleri, biri mavi diğeri kehribar olabilen gözleriyle tanınır. Suyla kurduğu ilişkiyle de bilinir. Bu coğrafyanın karakterini yansıtan canlı bir sembol gibidir.</p>
<p><strong>DUVARLARIN ÜZERİNE </strong><strong>İŞLENEN HİKAYELER</strong></p>
<p>Van’a gelip Akdamar Adası’nı görmemek büyük eksiklik olur. İkinci gün rotanız burası olsun. Gevaş’tan kısa bir tekne yolculuğuyla ulaşılan ada, gölün ortasında bambaşka bir dünya sunar. Adanın en önemli yapısı Kutsal Haç Kilisesi’dir. 10. yüzyılda inşa edilen bu yapı, dış duvarlarını kaplayan kabartmalarla öne çıkar. </p>
<p>Bu kabartmalar Akdamar’ı benzersiz kılar. İncil ve Tevrat’tan sahneler, peygamber hikâyeleri, av tasvirleri ve günlük yaşam detayları taşın üzerine işlenmiştir. Âdem ile Havva’dan Davud ile Golyat’a kadar uzanan sahneler, adeta bir anlatı dizisi oluşturur. Burada yürürken bir yapıya bakmazsınız; taşın üzerine işlenmiş bir hikâyeyi okursunuz. Bu anlatı, dönemin dünyasını ve estetik anlayışını da yansıtır.</p>
<p>Adayı gezdikten sonra Gevaş’a dönün. Burada yer alan Halime Hatun Kümbeti kısa ama etkileyici bir duraktır. 14. yüzyıla tarihlenen bu yapı, Selçuklu mezar mimarisinin zarif örneklerinden biridir. </p>
<p><strong>DAĞLARIN İÇİNDEKİ HÂKİMİYET</strong></p>
<p>Üçüncü gün rotayı Van’ın güneyine çevirin. İlk durak Çavuştepe. II. Sarduri tarafından kurulan bu yerleşim, Urartu şehir planlamasının en iyi örneklerinden biridir. Saray, tapınak ve depo yapıları düzenli bir bütün oluşturur. Büyük küplerle dolu depolar, bu devletin ne kadar organize olduğunu gösterir. Daha sonra Hoşap Kalesi’ne geçin. Kayalık bir tepe üzerine kurulu bu yapı, bölgeyi kontrol etmek için ideal bir noktadadır. İç içe geçmiş savunma hatları, bu coğrafyada güçlü olmanın nasıl bir planlama gerektirdiğini anlatır. </p>
<p><strong>VAN MÜZESİ: HİKÂYEYİ </strong><strong>TAMAMLAYAN YER</strong></p>
<p>Van Müzesi’ne mutlaka zaman ayırın. En az bir-iki saat gerekir. Türkiye’nin en iyi Urartu müzelerinden biridir. Kalelerde gördüğünüz mimariyi burada eserlerle tamamlıyorsunuz. Günlük yaşamdan silahlara, takılardan yazıtlara kadar geniş bir koleksiyon var.</p>
<p>Müzenin en dikkat çekici bölümlerinden biri Hakkâri stelleridir. Demir Çağı öncesine, MÖ 2000’lere tarihlenen bu dikilitaşlar, bölgedeki eski elit sınıfları temsil eder. Üzerlerindeki figürler, dönemin yaşam biçimi hakkında önemli ipuçları verir. </p>
<p><strong>COĞRAFYANIN KARAKTERİ </strong><strong>TABAĞA YANSIYOR</strong></p>
<p>Van mutfağı güçlüdür ve karakterlidir. İlk akla gelen Van kahvaltısıdır. Otlu peynir, kavut, murtuğa ve bal-kaymak sofranın temelini oluşturur. Ana yemeklerde keledoş, ayran aşı, tandır etleri ve yöresel çorbalar öne çıkar. Ev mutfağında uzun süre pişirilen yemekler yaygındır. Van Gölü’nün kendine özgü bir lezzeti daha var: inci kefali. Sodalı suda yaşayabilen nadir balıklardan biridir. Tadı herkese hitap etmeyebilir ama burada denenmesi gerekir. Çünkü bu balık, bu coğrafyaya aittir.</p>
<p><strong>NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?</strong></p>
<p>Van ilk bakışta kolay bir destinasyon gibi görünmez. Ama biraz yaklaştığınızda bu coğrafyanın gücü ortaya çıkar. Burada doğayla mücadele eden bir uygarlığın izlerini görürsünüz. Urartular, dağların ortasında bir düzen kurmuştu. Bugün Van’da dolaşırken bu düzenin izlerini adım adım takip edebilirsiniz. Bu yüzden Van gezisi, klasik bir seyahatten daha fazlasıdır. İnsan ile doğa arasındaki ilişkinin nasıl şekillendiğini anlamak için güçlü bir fırsattır.</p>
<p><strong><em>Van’da kaçırılmaması gerekenler</em></strong></p>
<ul>
<li>Van Kalesi<br />• Akdamar Adası<br />• Çavuştepe<br />• Hoşap Kalesi<br />• Van Müzesi</li>
</ul>
<p><strong>PRATİK BİLGİ</strong></p>
<p><strong><em>Nasıl gidilir?<br /></em></strong>Van’a uçakla ulaşım en kolay seçenek. Şehir içi geziler için araç kiralamak avantaj sağlar.</p>
<p><strong><em>Rota önerisi</em></strong></p>
<p>Van Kalesi ve şehir, Akdamar Adası, Çavuştepe – Hoşap</p>
<p><strong><em>Süre<br /></em></strong>2–3 gün ideal</p>
<p><strong><em>Ne zaman gitmeli?<br /></em></strong>İlkbahar ve sonbahar en uygun dönemler</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/vanda-zamanin-izini-surmek-78388</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/8/1280x720/vanda-zamanin-izini-surmek-1777619195.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazen bir coğrafyaya bakarsınız ve ilk anda mesafeli gelir. Serttir, yalındır, hatta biraz suskundur. Ama biraz zaman geçirdiğinizde o sessizliğin aslında ne kadar yoğun bir hikâye taşıdığını fark edersiniz. Van ve çevresi tam olarak böyle bir yer. Demir Çağı’nın güçlü krallığıyla, gölün ortasında saklı hikâyeler arasında bir yolculuk… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.hafta.com.tr/kuresel-donusum-hamlesi-cheryden-tiggo-v-78387</guid>
            <pubDate>Mon, 04 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KÜRESEL DÖNÜŞÜM HAMLESİ  Chery’den Tiggo V</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Chery, 2026 Auto China fuarında gelecek çeyrek yüzyılına yön verecek kapsamlı bir stratejik dönüşümü gözler önüne serdi. ‘For Family, Towards a Better Future’ manifestosuyla duyurulan bu yeni rota, markayı uluslararası arenada tanınan bir oyuncu olmaktan çıkarıp, küresel ölçekte sorumluluk alan bir aktöre dönüştürmeyi hedefliyor. Şirketin 2030 yılı için koyduğu 10 milyon aileye hizmet etme vizyonu, agresif bir büyüme arzusundan ziyade, köklü bir felsefi değişimin sayısal yansıması...</p>
<p>Chery, 23 yılda 120’den fazla ülkeye yayılan operasyonları ve 4,5 milyon aileye ulaşan kullanıcı tabanıyla, artık her dakikada bir ailenin tercihi olma başarısını, niteliksel bir derinleşmeyle taçlandırmak istiyor. Bu dönüşümün sacayaklarını ise üç temel eşitlik prensibi oluşturuyor: Herkes için tavizsiz güvenlik, her koltukta geniş alan ve eksiksiz teknoloji... Marka, bu ilkelerle yüksek standartları yalnızca premium segmentin ayrıcalığı olmaktan çıkarıp geniş aile kitleleri için erişilebilir kılmayı taahhüt ediyor.</p>
<p>Büyümenin en kritik odak noktalarından biri Avrupa; markanın İspanya’nın Barselona kentinde açtığı ilk bölgesel genel merkez ve Ar-Ge merkezi, kıtaya yönelik yerelleşme stratejisinin komuta üssü olarak konumlanıyor. Mevcut üretim tesisleri üzerinden kurulan ortaklıklarla yatırım maliyetlerini optimize eden, tedarik zincirinden regülasyon uyumuna kadar tüm fonksiyonları yerelde toplayan bu akılcı yaklaşım, Chery’nin küresel ilk 10 otomotiv grubu arasına girme yolculuğunda hızlanmasını sağlayacak. Markanın performans ve yenilikçilik algısını güçlendirmek için Automobile Club de l’Ouest ile imzaladığı Le Mans stratejik ortaklığı ve 8 Ar-Ge merkezi, 36 üretim üssü ve 2000’i aşkın bayiye yayılan devasa ekosistemi, bu büyüme planlarının ne denli kapsamlı bir temele oturduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>Teknoloji cephesinde ise Chery, özellikle hibrit ve batarya sistemlerinde sektöre yön verecek çözümlerle Pekin fuarına damgasını vurdu. Markanın yeni nesil güç aktarma mimarisinin kalbinde ‘Chery Süper Hibrit’ sistemi yer alıyor. %44,5 gibi etkileyici bir termal verimliliğe ulaşan 1.5 litrelik GDI motor, %98,5 verimlilikle çalışan ve 360 kW güç çıkışı sunabilen DHT360 şanzımanla eşleşiyor. Bu kombinasyon, tüm hız aralıklarında elektrikli sürüş kabiliyeti sunarak verimlilik ve performans dengesini yeniden tanımlıyor. İşin daha da ileri aşamasında, %48,57’lik termal verimliliğiyle KunPeng motoru, içten yanmalı teknolojinin sınırlarını zorluyor. Depolanan enerjinin kullanımı konusunda asıl çığır açan yenilik ise ‘Rhino’ batarya ailesi. Tam katı hal yapıya sahip bu batarya, 600 Wh/kg enerji yoğunluğuyla 1.500 kilometrelik CLTC menzili mümkün kılarken, yalnızca 12 dakikada %80 şarj olabilme ve 5.000 döngüyü aşan kullanım ömrüyle elektrikli mobiliteye dair tüm kaygıları ortadan kaldırıyor. Bu güç ünitelerini yönetecek olan Feiyu Dijital Akıllı Şasi ise, steer-by-wire ve brake-by-wire teknolojilerini entegre ederek 90 km/h hızda başarıyla tamamlanabilen geyik testi performansı ve tank dönüşü gibi üstün dinamik kabiliyetler vadediyor. Tüm bu yenilikler, yalnızca bir araç üretmekten öte, çölden kutup soğuklarına kadar her koşulda test edilen ve ASIL D güvenlik standardıyla taçlandırılan bütünsel bir mobilite ekosistemi yaratma vizyonunun ürünleri…</p>
<p><strong>AİLE ODAKLI VİZYON</strong></p>
<p>Bu devasa teknolojik ve stratejik yenilenmenin elle tutulur ilk sonucu ise Auto Chine fuarının yıldız modellerinden biri olan Chery Tiggo V oldu. ‘V’ harfinin ‘çok yönlülük’ (Versatility), ‘değer’ (Value) ve ‘zafer’ (Victory) kavramlarını temsil ettiği araç, global otomotiv pazarındaki kritik bir boşluğu hedef alarak, “dönüştürülebilir çok amaçlı aile SUV’u” olarak konumlandırılıyor. Tiggo V, tek bir platform üzerinde üç farklı aracın yeteneklerini birleştiriyor: SUV, MPV ve PUP (Pick-Up)... Modüler gövde yapısı sayesinde araç, günlük kullanımda yüksek kabiliyetli bir SUV, kalabalık aileler için yedi kişilik konforlu bir MPV, ticari ve outdoor ihtiyaçlar için pratik bir pikap olarak kullanılabiliyor.</p>
<p>Mühendislik verileri de, aracın bu dönüşümü ne denli ciddi bir altyapıyla gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. 2800 mm’lik uzun aks mesafesi, iç mekanda üç sıralı gerçek 7 kişilik oturma düzenini ve 1297 mm’ye ulaşan cömert bir iç yükseklik sunarak kabin içi geçişleri son derece kolaylaştırıyor. SUV modunda 220 mm’lik yerden yükseklik, engebeli arazilerde güven verirken, PHEV versiyonunda 700 mm’ye ve ICE versiyonunda 650 mm’ye ulaşan su geçiş derinliği ve %30 eğim tırmanma kabiliyeti, aracın maceracı ruhunu kanıtlıyor. Dahası, hızlı sökülebilir bariyer sistemleri ve fabrika çıkışlı aksesuar kitleri sayesinde pikap moduna geçiş, ekstra modifikasyon gerektirmeden saniyeler içinde gerçekleşiyor; 600 litrelik kargo yatağı ve akıllı bölme sistemleri her türlü yükü güvende tutuyor. Tüm bu dönüşüm yeteneği, konfordan ödün vermeden sunulmuş; 42 akıllı saklama alanı, N95 seviyesinde kabin hava filtrasyonu, APA ve RPA otomatik park teknolojileri lüks ve pratikliği bir araya getiriyor.</p>
<p>Tiggo V’nin kaputunun altında, markanın övündüğü 6. nesil Chery Super Hybrid teknolojisi ve geleneksel içten yanmalı motor seçenekleri bulunuyor. Verimlilik konusunda sınırları zorlayan PHEV versiyonu, yalnızca 6.0 litre/100 km gibi bir tüketim değeri sunarak bu boyuttaki bir araç için şaşırtıcı bir ekonomi sağlarken, benzinli versiyonun 7.84 litre/100 km’lik tüketimi de rekabetçi bir seviyede.</p>
<p>Chery, Tiggo V ile ‘2030 On Milyon Aile’ planının ilk adımını üretiyor. Ayrıca, ‘For Family’ felsefesinin tüm soyut vaatlerini somut bir kullanım senaryosuna dönüştürerek, bir aracın bir ailenin değişen tüm ihtiyaçlarına nasıl cevap verebileceğini gösteriyor. Güvenilir kalite ve düşünceli teknolojiyi, senaryo bazlı inovasyonla harmanlayan bu yaklaşım, Chery’nin küresel aile mobilitesi pazarındaki iddiasını çok daha yükseltecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.hafta.com.tr/kuresel-donusum-hamlesi-cheryden-tiggo-v-78387</link>
                            <media:content url="https://www.hafta.com.tr/storage/uploads/3/8/7/1280x720/kuresel-donusum-hamlesi-cheryden-tiggo-v-1777617906.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Chery, yeni vizyonuyla yalnızca büyümeyi değil, ‘aile odaklı’ bir mobilite anlayışıyla küresel ölçekte sorumluluk üstlenen bir dönüşümü hedefliyor; bu stratejinin ilk somut adımı olan Tiggo V ise üç farklı aracın DNA’sını tek bir gövdede birleştiriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ Hafta  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
