İzlanda’ya geldiğinizde önce ülkenin jeolojisine şaşırıyorsunuz: Kuzey Amerika ile Avrasya levhalarının Orta Atlantik Sırtı’nda birbirinden ayrıldığı, buzullarla volkanların yan yana geldiği bir coğrafya burası. Vatnajökull’un eriyen damarları dereleri beslerken, ortalama üç yılda bir kendini yeniden hatırlatan magma hareketleri zemini bazalt, kül ve çakıla dönüştürmüş. Bu topraklarda yol almak, Huldufólk’un taşlara sinen hikâyeleri, Reynisfjara’daki sütunlarında donmuş trollerin gölgesi ve kış gecelerinde manyetosferin yeşil kıvılcımları arasından geçmek gibi…
Iceland Highlands’e doğru lav akıntılarının soğumasıyla oluşmuş kızıl, siyah ve koyu yeşil sert andezit kayaçlar, tüf ve kükürtlü zeminlerde ilerlerken, Land Cruiser Prado’nun dayanıklı ve güvenilir mühendisliğini de ciddi bir sınava sokuyorduk.
Tam 75 yıl önce Fujiyama’nın yukarı istasyonuna tırmanan Toyota BJ’nin mirasını taşıyan bu karakterin temelinde, “her yere gidip sağ salim dönmek” fikri yatıyor. “Genchi genbutsu” disipliniyle gerçek arazi koşullarında yapılan testler, bugüne kadar bir milyon kilometrenin üzerine çıkan dayanıklılık denemeleriyle bu anlayışı daha da ileriye taşıyor.
Günümüzde ise bu miras, Land Cruiser 300’den uyarlanan GA-F platformunda şasi rijitliğini yüzde 50, gövde-şasi birleşimini yüzde 30 artıran bir omurgaya dönüşmüş. 4.925 mm uzunluk, 1.980 mm genişlik, 1.935 mm yükseklik ve 2.850 mm aks mesafesiyle Prado, devasa buzulların yanında derin yarıklarla parçalanmış platoların dar geçit patikalarına göre hesaplanmış bir kütle gibi davranıyor; LC40 ve LC70’ten ödün alınan keskin köşeler, yükseltilmiş kaput uçları, dik A sütunu ve alçaltılmış yan hat, etrafındaki kaya ve nehir coğrafyasını okumayı kolaylaştırıyor.
Sıralı 4 silindirli, DOHC 16 supaplı, Common-Rail direkt enjeksiyonlu 2.755 cc D-4D dizel; 48V 4,3 Ah Li-ion mild hybrid desteğiyle 3.000-3.400 1/min’de 151 kW 205 HP ve 1.600-2.800 1/min aralığında 500 Nm üretiyor. 8 ileri otomatik şanzıman ve sürekli 4x4 aktarma, vadi tabanından volkanik sırtlara çıkarken torkunu yol tutuşa eksiksiz veriyor. 12,3 saniyelik 0-100 km/h hızlanması, 170 km/h son hızı ve 75-67 dB gürültüsüzlüğünün haricinde asıl önemli olan, 2,5 tonluk yürür ağırlığın 3,1 tonluk azami yüklü ağırlığa ulaştığında bile 241 mm yerden yüksekliğini koruması… 32 derece yaklaşma, 22 derece uzaklaşma, 25 derece karın, 42 derece tırmanma ve 44 derece yanal eğim açıları da değişmiyor. 700 mm’lik su geçiş derinliği ise İzlanda’daki buzul kaynaklı derelerde, özellikle Jökulhlaup sonrası değişen yataklarda, “acaba” duygusunu yönetilebilir bir riske çeviriyor.
Önde bağımsız çift salıncak, arkada 4 kollu rijit aks ve Stabilizatör Bağlantı Kesme Mekanizması, hem gevşek kül zeminde hem de ıslak bazalt blokta dengeliyor. SDM devreye girdiğinde akslar birbirinden bağımsızlaşarak tekerleklerin kayalıklardaki profiline uyum sağlıyor; daha önce ise stabilizatörler gövdeyi toparlayıp şehirli premium SUV kimliğini geri getiriyor. 18 ve 17 inç havalandırmalı diskler, uzun inişlerde fade’e karşı güven verirken; A-TRC, hıza duyarlı EPS, S-VSC, ABS/EBD/BA, HAC, BH, EBS, ikinci çarpışma freni ve lastik basınç uyarısı, aracın fizik kurallarını sürücünün reflekslerinden önce okuyor.
ZEMİNİN DİLİNE UYUM
Multi-Terrain Select, kum, çakıl, kar, balçık ve kaya modlarıyla direksiyon, tahrik ve fren karakterini zeminin diline göre ayarlarken; Crawl Control, dik ve kaygan rampalarda motor torku ile fren basıncını üstlenip sürücüyü yalnızca direksiyona odaklıyor. Eğim İniş Destek Kontrolü, ıslak volkanik tüf yüzeylerinde sabit bir ritim yaratıyor. Merkezi diferansiyeldeki TorSen sınırlı kaymalı kilit ve tork sensörlü arka diferansiyel kilidi, çapraz aks durumunda tekerleklerden biri havada kaldığında bile çekişin boşluğa kaçmasını önlüyor. Çoklu Arazi Monitörü ise yüksek çözünürlüklü kameralarla aracın altını, arka tekerleklerin konumunu ve dört farklı açıyı ekrana taşıyor; dar bir lav tünelinde ya da nehir yatağındaki gizli kayanın üzerindeyken, “görünmeyen tehlike” kavramını ekranın içine hapsediyor.
Highlands’ten dönüşte kabin, dışarıdaki jeolojik şiddetin tam tersine yumuşak bir sığınak sunuyor. Shift by Wire elektronik vites, elektrikli park freni ve akıllı çalıştırma sistemi, arkada 12V çıkış, 120V bagaj prizi ve 573 litrelik bagaj hacmi, tavana kadar ölçüldüğünde 954 litreye çıkıyor. Koltuklar yatınca 1.895 litreye çıkan yükleme hacmi, hafta sonu kaşifinin çanta, drone, kurtarma ekipmanı ve termos mantığını destekliyor. Premium yumuşak deri döşeme ve kapı panelleri, titanyum detaylar, dijital kameralı ayna, ışığın düştüğü sürüşlerde bile kabinin dinginliğini koruyor.
12,3 inçlik multimedya ekranı ve dijital gösterge paneli, ön camdaki head-up display ile birleşince navigasyon, açı ve sürüş verileri de gözü yormuyor; sesli komut, 14 hoparlörlü JBL audio, uzun menzillerde bile dijital konforu kesintiye uğratmıyor. Çift bölgeli otomatik klima, arkada da otomatik klima, İzlanda’nın değişken mikro iklimlerinde cam buğusunu ve nemli soğuğu hızla yönetirken; ısıtmalı/soğutmalı ön ve arka koltuklar ve 4 yönlü yolcu koltuğu, uzun rampaların yorgunluğunu unutturuyor.
Adaptif uzun hüzmeli premium LED farlar, far yıkama sistemi, otomatik far yükseklik ayarı, köpekbalığı yüzgeci anteni, parlak siyah arka tavan spoyleriyle 250 VX Prado, otoriter duruşunu Highlands’in renk paletine taşıyor.
Günlük riskleri kapsamlı biçimde gözeten Toyota Safety Sense 3, normal trafikte güvenliği desteklerken, ekstrem arazide bu güven hissi; sivri kayalıklardan önünüzde yığılan nehir dalgalarına, çamurlu zeminde ise arazi sürüşünü kolaylaştıran sistemlere kadar genişliyor.
Unutulmayacak heyecanlar ve manzaralarla dolu bu inanılmaz sürüşte 250 VX Prado’yu tek cümleyle tarif etmek gerekirse; İzlanda’nın sürprizlerle dolu zeminini öngören, adeta jeolojiyle sözleşme imzalamış bir araç. Menzil ve emisyon sorumluluğunu aynı cümleye koyan, Euro 6 EB normuyla geçtiği doğaya da iz bırakmayan bu iri Toyota’nın neden Antartika’dan Afrika’ya kaşiflerin çevre dengesine saygılı, sağlam ve engelleri uğraştırmadan aşan aracı olduğunu, Highlands’in nemli taş ve toprak kokusuyla yeniden hatırladık. Sıcak kabininin içinde en güvenilir yol tutuş ve geçişleri başaran gerçek Off-Roader kabiliyetleriyle yaşattığı keyif, eğlence ve sorunsuzluk; sağlamlık ve dayanıklılıkla birleşiyordu.