2026’ya girerken erkek modasında asıl dönüşüm podyumlarda değil, kulislerde yaşandı. Büyük moda evleri, kreatif direktör değişimleriyle estetik dillerini güncelliyor; terzilikten dış giyime, aksesuar kullanımından “modern erkek” fikrine kadar uzanan yeni bir anlatı kuruyor. Bu yalnızca “yeni bir isim” değil; kimi markalar miraslarına daha sıkı sarılırken, kimileri arşivle bugünü çarpıştırarak taze bir enerji yaratıyor. 2026 sezonu, imzaların yeniden yazıldığı bir dönemi işaret ediyor.
Bu beş değişim, erkek modasında tek bir yönü değil; çok katmanlı bir dönüşümü işaret ediyor. Kimi evler miraslarına daha sıkı tutunurken, kimileri modern şehir diliyle sınırları zorluyor. 2026 sezonu, maskülenliğin daha rafine, daha duygusal ve daha bilinçli bir estetikle yeniden tanımlandığı bir dönem olarak okunuyor.
RAFİNE ESTETİK ANLAYIŞI
Hermès cephesindeki en dikkat çekici hamle, Grace Wales Bonner’ın markanın yeni erkek giyim kreatif direktörü olarak atanması oldu. İlk koleksiyonunun Ocak 2027’de sunulması beklenirken, bu karar Hermès’in “sessiz lüks” anlayışını daha kültürel ve entelektüel bir düzleme taşıyacağının sinyalini veriyor. Wales Bonner’ın kimlik, miras ve terzilik odaklı dili; Hermès’in usta işçiliğiyle birleştiğinde daha rafine, daha anlam yüklü bir erkek estetiği vadediyor.
AKSESUAR ODAKLI ŞIKLIK
Dior’da 2026 sezonunu belirleyen en büyük kırılma, Jonathan Anderson’ın önce erkek koleksiyonlarının, ardından tüm ana hatların yaratıcı liderliğini üstlenmesiyle yaşandı. Bu, ‘Dior erkeği’nin artık yalnızca klasik takım elbise kodlarıyla değil; anlatı, zanaat ve modern romantizmle yeniden tanımlanacağı anlamına geliyor. Anderson’ın zekâ dolu detayları, beklenmedik oranları ve dokuyla kurduğu dramatik gerilim, daha katmanlı ve aksesuar odaklı bir Dior estetiğine işaret ediyor.
ZANAATTEN ŞEHİRLİ RAFİNELİĞE
Loewe’de yaratıcı direksiyon Jack McCollough ve Lazaro Hernandez ikilisine emanet edildi. Bu atama, markanın zanaat merkezli kimliğini korurken daha keskin bir şehirli rafineliğe yönelmesinin işareti. Güçlü yapı duygusu, modern formlar ve malzeme cesareti; erkek koleksiyonlarında daha net çizgili dış giyim, heykelsi ama giyilebilir oranlar ve zanaat referanslarının çağdaş bir gardırop diline çevrilmesi olarak okunuyor.
SOKAKLA LÜKSÜN ÇARPIŞMASI
Gucci’de 2026 sezonunun en kritik gelişmesi, Demna’nın markanın yeni sanatsal direktörü olması. Kimlik değiştirme refleksi güçlü bir ev olan Gucci, Demna ile birlikte erkek giyim tarafında daha iddialı siluetlere, sokak estetiğiyle lüksün daha sert biçimde karşı karşıya geldiği bir dile yöneliyor. Demna’nın oran anlayışı ve çağdaş şehir dili, Gucci arşiv kodlarıyla birleştiğinde güçlü omuzlar, net hacimler ve aksesuarın yeniden merkezde olduğu bir atmosfer yaratabilir.
DUYGUSAL ZARAFETİN GERİ DÖNÜŞÜ
Valentino’da ise Alessandro Michele’in kreatif direktörlüğe gelişi, sezonun en dikkat çekici değişimlerinden biri. Michele, erkek modasında romantizmi, teatral detayları ve duygusal anlatımı yeniden öne çıkarıyor. Valentino’nun couture mirasıyla birleşen bu maksimalist ama şiirsel estetik; yumuşak siluetler, akışkan kumaşlar ve detaylara verilen önemle 2026 erkeğini daha özgür, daha cesur ve daha zarif bir noktaya taşıyor.