Bir zamanlar ‘şoförlü makam aracı’ denildiğinde uzun kaputlu, alçak tavanlı limuzinler akla gelirdi. Statü, gücün tevazuuyla, siluetle ölçülürdü. Sonra Çin’den bir rüzgar esti ve işler değişti. Uzakdoğulu yeni zenginler, uzun basık limuzinler yerine içinde otururken bile “ben buradayım” diyebilen, ferah, hatta gösterişli VIP vanları tercih etmeye başladı. Mercedes-Benz’in yeni VLE’si işte tam bu yeni dünya düzenine yapılmış, ‘Stuttgartvari’ bir yorum. V-Klasse’in en üst seviyesini temsil eden EQV’nin pozisyonunu devralan bu model, bir van ile S-Klasse arasında daha yüksek bir köprü kuruyor.
Evet, kaputundaki dik yıldızıyla VLE, Vito’nun değil, S-Class’ın üstüne oyuna giriyor. O kaslı kaput ve arkaya doğru alçalan tavan çizgisi, 2017’de veda ettiğimiz R-Klasse’yi anımsatsa da, VLE ondan sanki biraz daha dinamik. Ön tarafta, yeni GLC EQ ve yeni S-Klasse’den tanıdığımız isteğe bağlı LED’lerle döşeli olabilen dört yatay krom lamelli panjur ve aydınlatmalı çerçevesiyle dikkat çekerken, Digital Light farlar çift yıldız deseni ve mikro-LED teknolojisiyle yeni nesil S’leri de hatırlatıyor. Arkada da ‘Arc Design’ stop lambaları, tüm genişliği kat ederek ters bir U şeklinde uzanıyor. Karşılama ve uğurlama animasyonlarıyla da bu araç artık kesinlikle bir minivan da değil, bir ‘Grand Limousine…’
Bu irilik için rekor 0.25’lik sürtünme katsayısı, 5.309 mm uzunluk, 1.999 mm genişlik ve 1.943 mm yükseklikteki bir araç için mühendisliğin sınırları zorlanmış. Ön tampondaki hava perdeleri, gömme kapı kolları, akıcı tavan çizgisi ve inceltilmiş arka spoyler... Bunların hepsi, 115 kWh’lık dev bataryayı besleyip 700 kilometreyi aşan menzili mümkün kılıyor. 800V mimarisi sayesinde bir kahve molasında 320 kilometre menzil ekleyebiliyorsunuz. 300 kW’ın üzerindeki DC şarj hızıyla, büyük bataryada yüzde 10’dan 80’e dolum süresi sadece 25 dakika... Daha sonra gelecek 80 kWh’lık LFP bataryalı versiyonlarla bu süre daha da kısalacak. Üstelik çift yönlü şarj sayesinde VLE, evinize ya da şebekeye enerji verebilecek…
VLE’nin kabin içinde ön tarafta, opsiyonel MBUX Superscreen tüm gösterge panelini kaplıyor. 10.25 inçlik dijital gösterge paneli, 14 inçlik merkezi dokunmatik ekran ve yine 14 inçlik ön yolcu ekranı, tek bir cam yüzey altında birleşiyor. Ön yolcu ekranı, sürücünün dikkatini dağıtmamak için kamera tabanlı gizlilik fonksiyonuna sahip. Yeni çok fonksiyonlu direksiyonda ise eski güzel döner kumandalar geri dönmüş.
Arkada ise ikinci ve üçüncü sıra koltuklar, akıllı bir ‘koltuk balesi’yle size göre yerleştiriliyor. Manuel koltuklar, ‘Roll & Go’ sistemi sayesinde artık katlanıp mini tekerleriyle yürütülebiliyor. 34 kilogramlık koltukları sökmek artık bir eziyet olmaktan çıkmış. Elektrikli versiyonlarda multimedya ekranından dört farklı konfigürasyon seçerek koltukları düzenleyebiliyorsunuz. Exclusive Line’da ise; masaj, ısıtma, soğutma, açılır baldır desteği, kol dayama yerinde kablosuz şarj... Tavan döşemesinden süzülerek inen 31.3 inçlik 8K panoramik ekran, 22 hoparlörlü Burmester 3D surround ses sistemi ve Dolby Atmos ile birleşince arka bölüm adeta bir sinema salonuna dönüşüyor. İş toplantıları için entegre kamera, Çin pazarı için özel olarak düşünülmüş UV dezenfeksiyon bölmesi, ısıtılıp soğutulabilen saklama gözleri... Liste uzadıkça uzuyor…
VAN’DA S-CLASS HİSSİ
Fakat alçalan tavan çizgisinin, üçüncü sırada 1.90’ın üzerindeki yolcular için biraz ‘mağara hissi’ yaratabileceği de akla geliyor. Mühendisler, arkada Formula 1’deki gibi yatay yerleştirilmiş pushrod suspansiyon kullanarak tekerlek davlumbazlarından tasarruf etseler de; tavan alçalmasını göz ardı etmek, biraz zor. Neyse ki opsiyonel devasa cam tavan bu derdi önemli ölçüde bertaraf ediyor. İki seri klima standarttayken üçüncüyü de opsiyonda ekletebiliyorsunuz. Tabii bu kadar hacmi ısıtmak da, e-menzilden çalacaktır.
Bagaj hacmi, üç sıra koltuk yerindeyken, 795 litreye ve tüm koltuklar söküldüğünde 4.078 litreye ulaşıyor. Bagaj kapağındaki arka camın açılır olması, dar park yerlerinde hayat kurtarıcı olacaktır. Müşterilerin en önemli taleplerinden biri olan, yan sürgülü kapıların camlarının da tamamen açılabilmesi, artık mümkün…
VLE’nin sürprizlerinden biri de; 7 derece arka aks yönlendirmesiyle dönüş çapının 10.9 metreye düşürülmesi… Havalı suspansiyon Google Maps verileriyle en doğru yüksekliği koruyor; yani araç yolu ‘okuyor’ da diyebiliriz.
Performans ise VLE 300 272 HP ile 9.5 saniyede ve VLE 400 415 HP ile 6.5 saniyede 0-100 km/h… Maksimum hız da 180 km/h.
Güvenlik asistanları 10 kamera, 5 radar ve 12 ultrasonik sensörle çalışıyor. Seviye 2++ sistem ellerinizi direksiyondan çekmenize izin verecek kadar gelişmiş. Araç geldiğiniz son 150 metreyi hafızaya alıp aynı rotayı geri gidebiliyor.
VLE 300 1.000 kg ile sınırlı çekme kapasitesi, VLE 400’de frenli 2.5 ton çekip yüzde 30 eğimin altından kalkabiliyor. Azami yüklü ağırlık, 3,7 ton. Boş ağırlık 80 kWh bataryalı versiyonda 2.8 ton, 115 kWh’lık full donanımlıda 3 tonun üzerinde. Bu da en zengin donanımda 500 kg, bazda 900 kg faydalı yük demek…
Fiyatlar Almanya’da 57.000 Euro’dan başlayıp Exclusive Line’da 113.000 Euro’yu buluyor. Türkiye’de 8-10 milyon TL bandı bekleniyor. İleride daha da lüks VLS ve daha özel Maybach versiyonlarıyla fiyat tavanı daha da yükselecek. Yeni VL ailesinin Guard zırhlı yapımlarını da görecekmişiz…
37 yıllık otomotiv gazeteciliğimde ilk kez bir ‘van’a binip kendimi S-Class’ta hissettim. Evet üçüncü sıra 1.90 için dar, evet fiyat yüksek, evet yük kapasitesi sınırlı… Fakat, bunlar, EQV ile kapısı aralanmış, fakat şimdi dedike VAN.EA platformunun üzerinde hazırlanmış VLE’nin yaratacağı yeni segmentin önünde engel değil. Çünkü, VLE bir ihtiyaçtan çok, bir lüks konfor tercihi olacak. Ve bazı tercihler, rakamlarla açıklanamaz…