Bir takı ne anlatabilir? Sevdiğiniz bir insanı, kaybetmek istemediğiniz bir anıyı, hayatınızın yeni bir dönemini, belki de yalnızca sizin bildiğiniz bir hikâyeyi… Avustralya’da büyüyen ve ardından İngiltere’ye giderek Londra’da kendine yeni bir hayat kuran Charlie Shires’ın tasarım dünyasının merkezinde bu sorular var. Bugün kendi adını taşıyan markasıyla özgün bir mücevher dili yaratan Shires için takı, görünümü tamamlayan bir aksesuardan çok, insanın hayatından bir parçayı üzerinde taşımasının yolu.
Charlie Shires’ın tasarım yolculuğunun temelleri Avustralya’da atıldı. Mücevher dünyasının zanaatla, hikâyeyle ve güçlü bir kişisel ifadeyle buluşabileceğini burada keşfetti.
Kariyerinin ilk döneminde, Melbourne merkezli Metal Couture’un kurucusu ve sıra dışı tasarım diliyle tanınan Avustralyalı mücevher tasarımcısı William Llewellyn Griffiths’in yanında çalıştı. Geleneksel kuyumculuk tekniklerini güçlü semboller ve alışılmışın dışında bir estetikle bir araya getiren bu yaratıcı dünyanın içinde edindiği deneyim, Charlie Shires’ın kendi tasarım anlayışının şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Daha sonra Avustralya’dan İngiltere’ye uzanan yeni bir hayat kuran Shires, bu birikimini kendi hikâyesiyle birleştirerek Charlie Shires markasını yarattı. Her parçasında bir anlam, kişisel bir bağ ve sahibine özel bir hikâye taşıyan tasarımlarının arkasında da aslında bu yolculuk var.
Bugün Charlie Shires takıları Londra’daki atölyesinde sipariş üzerine üretiliyor. Markanın koleksiyonlarında geri dönüştürülmüş gümüşün yanı sıra altın, inciler ve farklı değerli taşlar kullanılıyor. Kafatasları, çiçekler, iskeletler, kalpler ve doğadan gelen formlar ise Shires’ın dünyasında yaşam ile ölüm, kırılganlık ile güç arasındaki ilişkiyi anlatan sembollere dönüşüyor.
TAKILARIM, İNSANLARIN ÖYKÜLERİNİ TAŞIMASININ YOLU
Charlie Shires tasarımlarının çıkış noktasını şöyle anlatıyor: “Benim için mücevher hiçbir zaman sadece güzel bir obje olmadı. Takılarımızı hayatımızın çok özel anlarında seçiyoruz; sevdiğimiz birini, bir kaybı, yeni bir başlangıcı ya da kim olduğumuzu hatırlatmaları için üzerimizde taşıyoruz. Ben, insanların baktıklarında kendilerinden bir şey bulabilecekleri parçalar yaratmak istiyorum.”

Bu nedenle kişiselleştirme Charlie Shires dünyasının önemli bir parçasını oluşturuyor. Taş seçimi, yüzey alternatifleri, gravürler ve sipariş üzerine yapılan uygulamalar sayesinde tasarım, onu satın alan kişinin hikâyesine göre şekillenebiliyor.
Shires, “Bir parçayı ben tasarlıyorum ama onun gerçek anlamını çoğu zaman onu takacak kişi yaratıyor. Bence mücevheri bu kadar güçlü ve kişisel yapan da bu” diyor.
KAZANCIN YÜZDE 15’İ KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNE
Charlie Shires için Türkiye’ye açılmak markanın uluslararası yolculuğunda yeni bir adım olmanın ötesinde, oldukça kişisel bir anlam taşıyor. Bir Türk ile evli olan Shires için Türkiye, aslında uzun zamandır hayatının bir parçası. İstanbul’a birçok kez gelip giden tasarımcı, kenti yalnızca ziyaret ettiği bir yer olarak değil, bir gün yaşamayı hayal ettiği şehirlerden biri olarak görüyor. İstanbul’un tarih katmanları, Boğaz’ın iki kıtayı birleştiren yapısı ve gündelik yaşamın içine sinmiş estetik duyarlılık, Shires’ın yaratıcı dünyasında da güçlü bir karşılık buluyor.
Özellikle hamam kültürünün ritüel, arınma ve dönüşüm fikri, onun tasarımlarında sıkça işlediği ‘bedensel hafıza’ temasını derinleştiriyor. Bu nedenle Charlie Shires markasının Türkiye’ye gelişi, onun açısından yeni bir pazara açılmaktan çok, uzun süredir bağ kurduğu ve kendisini yakın hissettiği bir coğrafyada kendi hikâyesinin yeni bir bölümünü başlatmak anlamına geliyor. Kendi ülkesinden ayrılarak başka bir ülkede hayatını ve kariyerini sıfırdan kurmuş bir kadın olarak Charlie Shires, Türkiye yolculuğunu özellikle kız çocuklarının geleceğine dokunacak bir modelle başlatmak istiyor.
Marka bu nedenle Türkiye’de elde edeceği kazancın yüzde 15’ini kız çocuklarının eğitimine aktaracak. Shires bu kararını şöyle anlatıyor: “Avustralya’dan ayrılıp Londra’ya geldiğimde önümde hazır bir yol yoktu. Kendi hayatımı, mesleğimi ve sonunda kendi markamı kurdum. Bugün geriye baktığımda, bir genç kadının kendi geleceğini seçebilmesinin ne kadar değerli olduğunu çok daha iyi görüyorum. Bunun başlangıç noktalarından biri eğitim. Markam Türkiye’de gelişirken, aynı zamanda kız çocuklarının kendi yollarını çizebilmelerine katkıda bulunmak istiyorum.”
Shires, markasının yeni dönemine ilişkin yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: “Kendi markamı kurarken özgürce yaratabileceğim bir hayat kurmak istedim. Şimdi markam büyürken başarıya biraz daha farklı bakıyorum. Başarı yalnızca ne kadar sattığınız ya da kaç ülkede olduğunuz değil; büyürken arkanızda nasıl bir iz bıraktığınız da. Türkiye’deki hikâyemizin böyle başlamasını istiyorum.”
Avustralya’da başlayan, Londra’da bir markaya dönüşen Charlie Shires’ın hikâyesi şimdi Türkiye’de yeni bir sayfa açıyor. Bir yanda kişinin kendi hikâyesini taşıyabileceği, elde üretilmiş takılar; diğer yanda başka genç kadınların kendi hikâyelerini yazmalarına katkı sağlayacak bir iş modeli. Charlie Shires’ın dediği gibi; “Mücevherin gerçek değeri yalnızca hangi taştan yapıldığıyla değil, taşıdığı ve yarattığı anlamla ölçülüyor.”
KAYIP MUM TEKNİĞİ İLE ÜRETİM
2021’de Londra’nın tarihi mücevher bölgesi Hatton Garden’da kurulan Charlie Shires
mücevherlerinin tamamı bugün de Hatton Garden’daki atölyede, geleneksel ‘kayıp mum tekniği’ ile üretiliyor. Her tasarım önce mum üzerinde elle şekillendiriliyor; ardından mum eritilerek yerini değerli metale bırakıyor. Dökümden çıkan parça yeniden tezgâha geliyor, tek tek işleniyor, taşları yerleştiriliyor ve son dokunuşları elle yapılıyor.
Charlie Shires’ın kullandığı taşlar arasında elmas, safir, yakut, zümrüt, alexandrite, spinel, topaz, akuamarin, ametist, sitrin, garnet, ay taşı, opal, inci, peridot, hematit, pembe kuvars ve dumanlı kuvarsın yanı sıra mozanit ve kübik zirkon da yer alıyor. Taş seçiminde yalnızca renk ve estetik değil, dayanıklılık ve parçanın kullanım biçimi de belirleyici oluyor.