V&A Müzesi’nin 7 Kasım’da başlayacak sergisinde yer alacak ‘Hagia Sophia’nın ilham kaynağı neydi?
İstanbul, hem kişisel hikâyemizde hem de Dice Kayek’in yaratıcı dünyasında özel bir yere sahip. İstanbul Contrast koleksiyonunu hazırlarken bizi heyecanlandıran, şehrin mimarisini olduğu gibi aktarmak değil, kültürel birikimini yeni bir tasarım diline dönüştürmekti. Hagia Sophia’nın yıllar sonra bu sergide yer alması, bir tasarımın kendi döneminin ötesinde anlam taşıyabildiğini gösteriyor. İlham aldığımız şehrin tarihine farklı dönemlerden eserlerle bakılan bu sergi, yaratıcı yolculuğumuzun anlamlı bir karşılığı.
2013’te Jameel Prize 3 ödülünü kazandınız. Victoria and Albert Müzesi ile ilişkinizin bugün de sürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İstanbul Contrast ile bu ödülü kazanmamız bir dönüm noktasıydı. Ardından Hagia Sophia, Caftan ve Dome tasarımlarımız müzenin daimi koleksiyonuna dâhil edildi. Kültürel mirası çağdaş tasarımla yorumlayan yaklaşımımızın uluslararası bir sanat kurumu tarafından takdir edilmesi değerliydi. Hagia Sophia’nın şimdi yalnızca bir giysi olarak değil, kültürel ve sanatsal referanslarıyla değerlendirilmesi de o hikâyenin devamı.
Ayasofya’nın hangi özellikleri tasarımda belirleyici oldu?
Anıtsal hacmi, geometrik çizgileri ve farklı kültürlerin izlerini bir arada taşıması önemli ilham kaynaklarıydı. Amacımız mimariyi doğrudan bir giysiye aktarmak değildi. Yapının görkemini güçlü omuzlar ve heykelsi bir siluetle yorumlamak istedik. Mozaiklerdeki Başmelek Cebrail tasvirinin kanatlarından esinlenen grafik nakışlar, tasarımın belirgin unsurlarından biri oldu. Çıkış noktamız, mimari referansları kumaş, hacim ve işçilikle çağdaş bir forma dönüştürmekti.
Üç ay süren üretim süreci, zanaata yaklaşımınızı nasıl yansıttı?
Bir tasarımın değeri, yalnızca siluetinde değil, onu mümkün kılan bilgi, emek ve ustalıkta da yatıyor. Hagia Sophia için Paris’in köklü nakış atölyelerinden Maison Hurel ile çalıştık. Kullanılan 1920’lerden kalma antika Murano üfleme cam boncukları, eserin tarihsel referanslarıyla özel bir bağ kuruyor. Kırık beyaz düşes saten kumaşın yapısı, nakışların geometrisi ve siluetin mimari karakteri bir bütün olarak düşünüldü. Zanaat bizim için sonradan eklenen bir ayrıntı değil, yaratıcı sürecin ayrılmaz parçası.

Paris ve İstanbul, Dice Kayek’in tasarım dilini nasıl şekillendiriyor?
Paris, Dice Kayek’in doğduğu ve tasarım anlayışımızın geliştiği şehir. Sanat, moda ve zanaat geleneğiyle kurduğumuz ilişki, markanın kimliğinde belirleyici oldu. İstanbul ise tarihi, mimarisi, kültürel çeşitliliği ve karşıtlıklarıyla tükenmeyen bir ilham kaynağı. İstanbul Contrast da geçmişle bugünün, Doğu ile Batı’nın bir arada var olduğu bu çok katmanlı kimlikten doğdu. İstanbul’un kültürel mirasını Paris’te geliştirdiğimiz tasarım ve zanaat anlayışıyla buluşturuyoruz.
İstanbul Contrast’ın yaratıcı yolculuğunuzdaki yeri ne?
Moda ile mimari arasında kurduğumuz ilişkinin en güçlü ifadelerinden biri. Ödül kazanması ve bugün Hagia Sophia’nın yeniden sergilenmesi, koleksiyonun farklı bağlamlarda değer görmeye devam ettiğini gösteriyor. Bizi mutlu eden, bir tasarımın ortaya çıktığı dönemle sınırlı kalmayıp yıllar sonra yeni anlamlar kazanabilmesi.
Moda ile sanat arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Birbirinden tamamen ayrı alanlar olduklarını düşünmüyoruz. İkisi de dönemin kültürel, estetik ve toplumsal dünyasından besleniyor. Bizim için önemli olan, tasarımın estetik bir nesne olmanın ötesinde bir düşünce ve anlatı taşıması. Mimari bir referans ya da geleneksel bir zanaat tekniği, moda aracılığıyla farklı bir ifade kazanabiliyor. Hagia Sophia’nın tarihsel eserlerle birlikte sunulması da modanın ifade alanının genişliğini gösteriyor.
Hızlanan üretim ve tüketim döngüsünde zamansızlık anlayışınızı nasıl koruyorsunuz?
Bir tasarımın yalnızca sezonun ihtiyaçlarına cevap vermesini değil, yıllar sonra da değerini ve karakterini korumasını önemsiyoruz. Bu yaklaşım, malzeme seçimimizi ve el işçiliğine verdiğimiz önemi belirliyor. Bazı tasarımlar zaman ve büyük ustalık gerektiriyor. Süreci hızlandırmak uğruna tasarımın karakterinden ödün vermek istemiyoruz.
Gelecekte sanat ve kültürle ilişkinizi nasıl sürdürmek istiyorsunuz?
Sanat, mimari ve kültürel mirasla ilişkimizi belirli koleksiyon veya projelerle sınırlı görmüyoruz. Kültürel mirası çağdaş bir bakışla yorumlamaya, moda, sanat ve mimari arasındaki ilişkileri keşfetmeye devam etmek istiyoruz.