Bir ülkenin geleceğini değiştirmek, bir kız çocuğunun okula gidebilmesinden, bir kadının kendi hayatına ilişkin kararları özgürce alabilmesinden, çalışabilmesinden, üretebilmesinden, düşüncelerini ifade edebilmesinden ve elbette geleceğe ilişkin kararların alındığı masalarda yer bulabilmesinden başlar…
Cumhuriyet’in 103. yılında, bütün bunları yeniden düşünmemizi sağlayan anlamlı bir buluşma gerçekleşti Roma’da. Türkiye’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlanırken, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda değişim yaratan girişimleri ödüllendirdiği UN SDG Action Awards 2026 sahnesinde Türkiye’den bir kadın vardı. Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, dayanıklılık alanındaki çalışmaları değerlendiren Resilience Award kategorisinin jüri üyeleri arasında yer aldı. Ümit Boyner’in Roma’da anlattıkları ise bir yıl dönümü kutlamasının çok ötesine geçti.
MİLYONLARCA KADININ TEMSİLCİSİYİM
Cumhuriyet’in kadınların hayatında yarattığı dönüşümü kendi hikâyesinden yola çıkarak anlatırken, 103 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleşen dönüşümün bugün milyonlarca kadının yaşamındaki karşılığını da hatırlattı Boyner: “Ben bu dönüşümün açtığı imkanlar sayesinde okuyabildim, çalışabildim, söz alabildim ve karar masalarında yer alabildim. Bugün bu sahnede yalnızca kendi adıma durmuyorum. Türkiye’de okuyan, üreten, çalışan, itiraz eden ve vazgeçmeyen milyonlarca kadının temsilcisi olarak buradayım.”
EŞİTLİK KENDİLİĞİNDEN OLUŞMUYOR
“Eşitlik, bir kez kazanılıp geride bırakılabilecek bir değer değil” diyen Ümit Boyner, şunları söylüyor: “Kadınların kendi hayatları hakkında özgürce karar verebildiği, eğitimde ve çalışma hayatında eşit fırsatlara sahip olduğu, şiddetten uzak yaşadığı ve karar masalarında eşit söz sahibi olduğu bir toplum kendiliğinden oluşmuyor. Bunun için hakları koruyan kurumlara, özgür düşünceye, toplumsal iradeye ve kararlı bir çabaya ihtiyaç var.”
Boyner, Atatürk’ün mirasına sahip çıkmayı da aynı çerçevede tanımlıyor: “Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak, yalnızca onu anmak değil; onun işaret ettiği çağdaş, özgür ve eşit toplum idealini bugünün koşullarında yaşatmak ve ileri taşımaktır. Bize emanet edilen mirası, daha eşit ve daha özgür bir gelecek kurarak ileri taşıyabileceğimize inanıyorum.”

GENÇ KADINLAR SÖZ ALMAK İSTİYOR
Boyner, Roma’daki konuşmasında Boyner Vakfı’nın UNDP Türkiye ile birlikte yürüttüğü She LAB-Sürdürülebilirlikte Geleceğin Kadın Liderleri Programı’nı da küresel arenada paylaştı. Hedef yalnızca genç kadınları geleceğe hazırlamak değil; bugünün toplumsal ve çevresel dönüşümünde aktif rol almalarını sağlamak.
Eğitim, kapasite geliştirme ve uygulamaya dönük öğrenme süreçleriyle genç kadınlara fikirlerini geliştirme, çözüm üretme ve liderlik potansiyellerini hayata geçirme alanı açan programa ilgi büyük. She LAB, ilk yılında 35 şehirden 6 binden fazla başvuru aldı. Bugüne kadar Türkiye’nin farklı illerinden 291 genç kadın programdan mezun oldu.
Bu rakamlar bize, Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürdürülebilirlik alanında çalışmak, bilgi üretmek, çözüm geliştirmek ve liderlik üstlenmek isteyen çok sayıda genç kadın olduğunu gösteriyor.
Genç kadınların bilgi ve becerilerini geliştirmelerine, kendi fikirlerini hayata geçirmelerine ve karar süreçlerinde yer almalarına imkân sağlamak, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma kapasitesine yapılan bir yatırım anlamına geliyor.
Sürdürülebilirlik alanında ihtiyaç duyulan dönüşümün başarısı, bu dönüşüme kimlerin katılabildiğiyle de yakından ilişkili. Kadınların bilgi birikimi, yaratıcılığı ve liderliği olmadan kapsayıcı bir kalkınma modelinden söz etmek mümkün değil.
She LAB gibi programların önemi de burada ortaya çıkıyor.