Bir kız çocuğunun geleceğini yalnızca kendi hayalleri değil, ona sunulan imkânlar da belirler. Okula gidebilmek, güvende büyümek, düşüncesini özgürce ifade edebilmek ve kendisine çizilen sınırları aşabilmek… Tüm bunlar çocukluktan yetişkinliğe uzanan hayatın en temel hakları aslında. Üstelik, bu haklara erişebilen her kız çocuğu, kendi geleceğini kurarken bir yandan da toplumun geleceğine yeni bir yol açar. Tam da bu nedenle kız çocuklarının karşılaştığı eşitsizlikleri görünür kılmak, fırsatlara erişimlerini desteklemek ve haklarını korumak büyük önem taşıyor.
11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nün UNICEF tarafından açıklanan 2026 teması, çocuk yaşta evlilikleri sona erdirmek ve kızların haklarına yatırım yapmak. Bu çağrının temelinde kızların okulda kalması, güvenli bir ortamda büyümesi ve kendi geleceklerini belirleyen kararlara katılabilmesi var. Türkiye’de yakın dönemde yürütülen çalışmalar, bu hedefleri farklı yöntemlerle ele alıyor.
TEKNOLOJİYE AÇILAN KAPI
SistersLab–Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği’nin Sabancı Vakfı desteğiyle yürüttüğü ‘Dijital Kızlar’, 13–18 yaşındaki kız çocuklarına yönelik bir eğitim projesi. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarına yönelimi artırmayı amaçlayan çalışma, teknik becerilerle sosyal becerileri aynı programda buluşturuyor. Kadın rol modellerle temas ve akranlarla bağ kurma da projenin yaklaşımında yer alıyor.
1 Temmuz 2025–15 Temmuz 2026 dönemi için açıklanan programda, 49 farklı başlıkta çevrim içi eğitim ve bir yüz yüze STEM eğitimiyle toplam 1.530 kız çocuğuna ulaşılması hedeflendi. Afet bölgelerinde, kırsal alanlarda ve okul terk oranının yüksek olduğu illerde yaşayan kızlara öncelik verildi. Projenin odağında dijital becerilerin yanında, kızların eğitimlerini sürdürme motivasyonunu ve bilim alanlarında kendilerine duydukları güveni desteklemek bulunuyor.
HAREKETLE GÜÇLENMEK
BoMoVu–Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği’nin ‘Kız Çocukları İçin Özgür Adımlar’ projesi ise hareket, dans ve psikolojik öz savunma çalışmalarını bir araya getiriyor. Sabancı Vakfı’nın desteğiyle 1 Aralık 2025–31 Mayıs 2026 arasında yürütülen proje, farklı sosyoekonomik ve kültürel koşullarda yaşayan kız çocuklarının bu çalışmalara erişimini artırmayı amaçladı.
Kadıköy Belediyesi Sosyal Hizmet Birimi ile kurulan iş birliği kapsamında Kuşdili Eğitim Merkezi’nde 10–14 yaşındaki kız çocuklarıyla çalışmalar yapıldı. Proje, kızların güçlenmesine beden hareketi üzerinden yaklaşıyor. Dans ve psikolojik öz savunmayı aynı çerçevede ele alması, destek programlarının okul ve meslek hedeflerinin yanı sıra kızların kendileriyle kurdukları ilişkiye de odaklanabileceğini gösteriyor.
YAŞAM BECERİLERİNE YATIRIM
UNICEF Türkiye Milli Komitesi’nin ‘Kız Çocukları Geleceğe Hazırlanıyor’ projesinde ise ergenlik çağındaki kızlara altı haftalık yapılandırılmış eğitimlerle destek verilmesi amaçlanıyor. Program, bilgi ve yaşam becerilerinin geliştirilmesini, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinç kazanılmasını ve toplumsal yaşama daha aktif katılımı hedefliyor.
Proje için açılan güncel bağış kampanyalarından biri, 18 Ekim’deki Kapadokya koşusuyla bağlantılı. 21 Eylül–2 Kasım 2026 tarihlerini kapsayan kampanya, kızların eğitim programına katılımı için kaynak oluşturmayı amaçlıyor.
ONLARIN GELİŞTİRDİĞİ ÇÖZÜMLER
Aydın Doğan Vakfı da 8 Ekim’de İstanbul’da düzenlediği Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı ile kızların güçlenmesini ve toplumsal yaşama katılımını gündeme taşıdı. ‘Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar’ temasıyla düzenlenen buluşmada, gençlerin geliştirdiği sosyal sorumluluk projeleri sivil toplum kuruluşlarının deneyimleriyle bir araya geldi.
‘Yarını Değiştirmek’ panelinde ‘Bi’ Ablama Sorayım’, ‘Hayal Et, Kur, Yönet’, ‘Bilimin Kızları’, ‘Sağlıkta Tabulara Yolculuk’, ‘Mor Rehber’ ve ‘Kadın ve Çocuk Hakları’ projeleri ele alındı. ‘Etkiyi Birlikte Büyütmek’ panelinde ise Eskişehir Toplum ve Sanat Derneği, Konuşmamız Gerek Derneği, Kodluyoruz ve Malatya YADER temsilcileri yer aldı. İyi örnekler sergisi, proje sohbetleri ve atölyelerle zenginleşen program, kız çocuklarının yalnızca desteklenen değil, kendi çözümlerini geliştiren ve toplumsal değişime katkı sunan aktörler olarak ele alınmasına da alan açtı.
AYNI KOŞULLARDA VAR OLMAK
Mercedes-Benz Türk ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) iş birliğiyle 2004 yılında hayata geçirilen ‘Her Kızımız Bir Yıldız’ projesi, kız öğrencilerin eğitim hayatına devam etmelerine destek oluyor. Lise ve üniversitede eğitim gören öğrencilere burs sağlayan program; kişisel ve mesleki gelişim eğitimleri, bilişim teknolojileri ve kodlama çalışmaları, kültürel etkinlikler ve mentorlukla destekleniyor. Eğitimini tamamlayan bursiyerlere Mercedes-Benz Türk bünyesinde istihdam olanağı da sunuluyor. Böylece proje, eğitime erişimin yanı sıra kız öğrencilerin mesleki gelişimlerine ve iş hayatına geçişlerine de uzanan bir destek modeli oluşturuyor.
MESLEKLERİN CİNSİYETİ OLUR MU?
2015 yılında Limak Vakfı ile T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirilen ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları’ projesi ise kız öğrencilerin mühendislik ve STEM alanlarında eğitim almasını ve iş hayatında daha fazla yer bulmasını destekliyor. Üniversitelerde mühendislik eğitimi alan öğrencilere burs, mentorluk, mesleki ve kişisel gelişim eğitimleri, İngilizce, staj ve kariyer desteği sağlanıyor. Lise programında ise öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik farkındalık çalışmalarıyla mühendisliğin yalnızca erkeklere özgü bir meslek olmadığına dikkat çekiliyor. Program kapsamında bugüne kadar 1.546 öğrenciye burs, 281 mezuna istihdam ve 135 öğrenciye staj desteği sağlandı. Üçüncü fazı 2026’da başlayan proje, Eşitlik Mührü Programı ile şirketlerde fırsat eşitliğine yönelik çalışmaları da kapsıyor.
Farklı alanlara odaklanan bu çalışmaların ortak noktası ise kızların kendi hayatları üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmelerine alan açmaları. Teknolojiyle üretmek, hareket ederek kendini ifade etmek, yaşam becerileri kazanmak ya da geleceğin mesleğine hazırlanmak… 11 Ekim’in gündeme taşıdığı kız çocuklarının haklarına yatırım çağrısı, bu farklı başlıklarda karşılık buluyor.