Geometrik formlar, canlı renkler ve optik illüzyonlarla şekillendirdiği multidisipliner üretimleriyle tanınan Güney Koreli sanatçı Vakki, Contemporary Istanbul’un 21. edisyonu kapsamında İstanbul’a geldi. Kinetik heykellerden illüstrasyona, grafik tasarımdan video enstalasyonlarına ve dijital sanata uzanan çalışmalarında modadan mimariye farklı alanlarda üretimler yapan sanatçı, bu kez fuara özel hazırladığı ‘Spaces of Memory and Cycles’ ile İstanbul’da.
Samsung Art TV iş birliğiyle hazırlanan çalışmada Vakki, ekranı yalnızca görüntünün bulunduğu bir yüzey olmaktan çıkarıyor. Hareket, renk ve görsel tekrar, mekânın içine yayılan bir deneyimin parçalarına dönüşüyor. Sanatçının dinamik formları ve optik hareketleri, bu projede The Frame, The Frame Pro, Micro RGB ve OLED TV teknolojileriyle buluşuyor.
Dijital görüntüler, eserin çevresindeki mekânla birlikte düşünülerek kurgulanıyor. Işık ve renklerin sürekli değişen yapısı, izleyicinin çalışmaya farklı açılardan bakmasına olanak tanırken ekran teknolojisi de görsel bütünlüğün bir parçası haline geliyor.
Vakki, İstanbul’un Doğu ile Batı arasında kurduğu bağın üretimine ilham verdiğini belirtiyor. Kentin kendisinde bıraktığı hissi sorduğumuzda ise şöyle yanıtlıyor: “İstanbul, farklı kültürlerin, geçmiş ve bugünün, Doğu ve Batı’nın kesiştiği bir şehir. Bu nedenle Contemporary Istanbul’da gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, benim için farklı dünyaların bir araya gelmesi açısından gerçekten çok özel bir anlam taşıyor.”
Teknolojiyle sanatı buluşturan iş birliğini ise şöyle anlatıyor: “Çalışmalar, ekran teknolojisi ile görüntünün, ekran sınırlarının ötesine geçerek ışık, renk ve hareket aracılığıyla mekânla ilişki kurmasına olanak sağlıyor.”
EKRANDAN TAŞAN DENEYİM
Samsung Electronics Türkiye Ses ve Görüntü Sistemleri Grubu Kıdemli Satış ve Pazarlama Direktörü Ulaş Soytürk ise, projeyi şu sözlerle anlatıyor: “Bu yıl Samsung Art TV deneyim alanımızda sanatseverleri Vakki’nin özgün dünyasının yanı sıra farklı sanat eserleriyle buluştururken, sanat ve teknolojinin bir araya geldiği bu özel deneyimi daha geniş bir perspektiften keşfetme fırsatı sunuyoruz. Contemporary Istanbul gibi sanatın farklı disiplinlerini ve kültürlerini bir araya getiren önemli bir platformun parçası olmak bizim için çok değerli. Sanat ve teknolojinin birlikte yeni deneyimler yaratabileceğine inanıyoruz.”

Pazarlama Direktörü İbrahim Akdağ da fuarda yer almanın önemine değinerek şunları söylüyor: “Teknolojinin yalnızca hayatımızı kolaylaştıran bir araç değil, hayata, tasarıma ve sanata yeni deneyim alanları açan bir güç olduğuna inanıyoruz. Burada yalnızca sanat eserlerini ekranlarımızda göstermiyoruz; ekranın kendisinin sanat deneyiminin bir parçasına dönüşebileceğini ortaya koyuyoruz. Teknoloji ve sanatın birlikte nasıl yeni bir deneyim yaratabileceğini keşfetmek bizim için büyük önem taşıyor.”
Fuardaki deneyim bununla da sınırlı değil. Ziyaretçiler, Vakki’nin optik illüzyonlara dayalı kinetik ve dijital çalışmalarının yanı sıra Samsung Art Store’un 5 bini aşkın eserden oluşan koleksiyonunu da inceleyebiliyor. Tate, Louvre ve İstanbul Modern gibi sanat kurumlarının seçkilerinden eserlerin yer aldığı dijital koleksiyon, sanat deneyimini fiziksel sergi alanının dışına taşıyor.
Etkinliğin bir diğer ayağında ise izleyici üretim sürecine dahil oluyor. ‘Görünmeyen Bir Ritmin Portresi’ başlıklı interaktif atölyede katılımcılar, Vakki’nin sanat pratiğinde öne çıkan ritim, hareket ve geometrik döngülerden yola çıkarak kendi dijital eserlerini üretiyor. Böylece Vakki’nin disiplinlerarası yaklaşımı, yalnızca sergilenen işler üzerinden değil, ziyaretçilerin doğrudan dahil olduğu bir atölye aracılığıyla da karşılık buluyor.
