Digital Report’un hazırladığı “Türkiye'de Kadın ve Teknoloji” araştırma raporuyla ortaya çıkan tablo, kutlama mesajlarından çok soru işaretleri yaratıyor. Türkiye’de STEM bölümlerinden mezun olan her 100 kadından yalnızca 27’si teknoloji sektöründe iş buluyor. Diğerleri ya farklı alanlara kayıyor ya da iş hayatından tamamen çekiliyor. Eğitim dünyasına coşkuyla adım atan kadınlar, eğitim sonrası hayatta adeta görünmez oluyor.
AÇIĞI KAPATMAK İÇİN 40 YILA İHTİYAÇ VAR
OECD verileri konuya somut bir çerçeve koyuyor. Türkiye’de kadın işgücü katılım oranı yüzde 36,31. İzlanda yüzde 70,29 ile birinci, iki ülke arasında 34 puanlık bir uçurum var. Mevcut artış hızıyla bu uçurumu kapatmak yaklaşık 40 yıl sürecek.
Peki sorun eğitim mi? Değil. Yükseköğretimde kadın öğrenci oranı yüzde 53,2 ile erkekleri geride bırakmış durumda. STEM tamamlama oranı yüzde 81, bu oran da OECD ortalamasının tam 23 puan üzerinde. Üstelik kadınların mezuniyet oranı erkeklerinkinden (yüzde 80) de yüksek. Yani eğitim başarısında herhangi bir sorun yok.
MEZUNİYETTEN SONRA SORUN BAŞLIYOR
McKinsey ve Deloitte’un 2025 raporları bu noktada hayli sert bir tablo ortaya koyuyor. Teknoloji şirketlerindeki kadınların kariyerlerinde ilerlemenin önünde gördüğü en büyük engel, yetenek değil fırsat. Şirketlerin erkek egemen kültürü, kariyer ilerleme olanaklarındaki eşitsizlik ve esnek çalışma modellerinin kısıtlılığı, kadınları sistemin dışına itiyor. Deloitte’un “Women @ Work 2025” raporuna göre, TMT (teknoloji, medya ve telekomünikasyon) sektöründeki kadınların yüzde 57’si iki yıl içinde işinden ayrılmayı planlıyor. Sadece yüzde 5’i beş yıldan fazla kalmayı düşünüyor. Bu iki rakam, bir sektörün kendini nasıl tükettiğini de özetliyor.
KADINLAR ANNE OLUNCA NE OLUYOR?
Raporda bir veri daha var. Ve bu, belki tablonun en ağır parçası. Üç yaş altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam edilme oranı yüzde 27,1. Aynı koşullarda erkek istihdam edilme oranı yüzde 90,1. Aradaki 63 puanlık fark, G20 ülkelerindeki en büyük cinsiyet uçurumlarından birini ortaya koyuyor.
Anne olmak, Türkiye’de fiilen kariyer sonu anlamına gelebiliyor. Çocuk sahibi olmayan kadınlarda bu oran yüzde 58’e yükseliyor. Demek ki bir kadın çalışıyor, kariyer inşa ediyor, teknoloji sektöründe yer ediniyor; sonra anne olunca, sistem onu dışarı itiyor. Kreş imkânları yetersiz, esnek çalışma modelleri kısıtlı. 150 kişinin altında çalışanı olan şirketlerde işveren kreş açmak zorunda değil; bu eşiğin altında yüz binlerce kadın yer alıyor.
START UP EKOSİSTEMİ: İLERLEME Mİ, YANILSAMA MI?
Girişimcilik tarafına bakılınca da karışık bir resimle karşılaşıyoruz. İyi haber: Kadın kurucu oranı 2024’teki yüzde 12,9’dan 2025’te yüzde 19’a yükseldi. Trendyol'un eş kurucusu Demet Suzan Mutlu, Insider’ın kurucusu Hande Çilingir, Hepsiburada’nın mimarı Hanzade Doğan Boyner gibi isimler, Türkiye’nin kadın kuruculu unicorn tarihini zaten yazmış durumda.
Kötü haber ise bir o kadar ağır. Aynı dönemde kadın girişimciye giden yatırım payı yüzde 29'dan yaklaşık yüzde 6'ya gerilemiş durumda. 2024'te 177 kadın kuruculu girişim yatırım alırken, 2025'in ilk yarısında bu sayı 18'e iniyor. Ekosistem daraldığında, kadın girişimciler orantısız biçimde etkileniyor.
Üstelik şöyle bir ironi var: Kadın kurucuların doktora oranı yüzde 28,5 ve bu, erkek kuruculardan (%19,7) 9 puan yüksek. Yani kadınlar sisteme girmek için ekstra nitelikle geliyor ama aldıkları kaynak hâlâ çok daha az. BCG'nin 2024 araştırmasına göre kadın kuruculu girişimler erkek kurucululara kıyasla yüzde 63 daha yüksek yatırım getirisi sağlıyor. Buna karşın yatırımın yalnızca yüzde 2,3'ü kadınlara gidiyor. Bu istatistikler start up dünyasında da gözle görülür bir önyargı sorunu olduğunu gösteriyor.
KRİPTODAKİ TABLO ÇOK DAHA FARKLI
En beklenmedik veri, teknoloji istihdamında değil, dijital finans dünyasında karşımıza çıkıyor. Türkiye, kripto para sahipliğinde dünyada üçüncü sırada, ülkemizde her beş kişiden biri kripto sahibi ama asıl dikkat çekici olan şu: 18-30 yaş grubundaki kripto yatırımcılarının yüzde 47’si kadın. Bu oran, Gemini’nin 2025 küresel araştırmasında saptadığı yüzde 32’lik dünya ortalamasının epey üzerinde. Genç Türk kadınlar, geleneksel finans sisteminin dışında kalan bir kanalda yaşıtlarına göre çok daha aktif.
Bunun tam karşısında şu gerçek duruyor: Türkiye’de banka hesabı sahipliğinde 29 puanlık cinsiyet farkı var. Hesabı olmayan yetişkinlerin yüzde 77’si kadın. Geleneksel finans sistemi kadınları dışarıda bırakırken, kripto bir alternatif kapı aralıyor gibi görünüyor.
Fakat bu kapının arkası da her zaman aydınlık değil. Küresel blok zinciri alanındaki iş gücünde kadın oranı yalnızca yüzde 27. Kripto şirketlerinin CEO’larının yüzde 94’ü erkek. Kriptoya ilgi duyup henüz yatırım yapmayanların yüzde 53’ü kadın. Elbette potansiyel büyük, ama engeller de bir o kadar büyük.
SIRALAMADA GERİYE DOĞRU GİDİYORUZ
Bu köşede zaman zaman verilerle konuşmayı tercih ediyorum, yorumdan önce rakamları ortaya koymayı seviyorum. Şimdi de öyle yapayım.
WEF’in Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi’nde Türkiye, 2024’te 127. sıradayken 2025'te 148 ülke arasında 135'inci sıraya geriledi. Puan yüzde 65'ten yüzde 63,3'e indi. Şu anki durumda Avrupa'nın en gerisindeyiz.
Bu sıralama, eğitim alanındaki başarıyla tam bir çelişki içinde. Üniversite sıralarında her alanda öne çıkan kadınlar, iş dünyasına adım attıklarında görünmez oluyorlar. Ve bu, yıllardır böyle. Ben değil, istatistikler söylüyor.
DEVLET POLİTİKASINA DÖNÜŞÜNCE PROBLEM ÇÖZÜLÜYOR
İzlanda, İsveç ve Estonya örneklerine bakıldığında ortak bir örüntü dikkat çekiyor. Bu ülkeler kadın istihdamını soyut bir toplumsal hedef olarak değil, somut bir devlet politikası olarak ele aldılar. Zorunlu babalık izni, erişilebilir kreş sistemi, esnek çalışma güvencesi, yönetim kurullarında kota gibi uygulamalarla, kadınların yaşadığını makus talih olmaktan çıkardılar.
Üstelik elbette öyle de olabilir ama bunlar siyasi bir saikle değil, ekonomik hesaplamayla yapılmış değişiklikler. Türkiye'nin durumuna “irade ve politika sorunu” demek artık bir klişe gibi geliyor. Ama klişe, doğru olmadığı için değil; çok fazla tekrar edildiği için klişe oluyor.
STEM'de dünyanın birincisiyiz; bu potansiyeli teknoloji sektörüne taşıyacak altyapımızsa henüz kurulmuş değil. Kreş zorunluluğu 150 kişi eşiğine bağlı, esnek çalışma modelleri kâğıt üzerinde var ama pratikte sınırlı, diğer yandan eşit ücret denetimi yok.
McKinsey ve TÜSİAD'ın ortak analizi şunu söylüyor: Kadın istihdamı OECD ortalamasına çıksaydı, Türkiye GSYİH'sini yüzde 20 artırabilirdi. Yaklaşık 240 milyar dolar! Bu rakam, içinde bulunduğumuz durumun ne kadar büyük bir ekonomik bedeli olduğunu gösteriyor.
Bir noktada bu hesabın yapılması gerekecek.
Bakalım, ne zaman yapılacak?
TÜRKİYE’DE KADINLARIN TEKNOLOJİ ALANINDAKİ DURUMU
- Kadın işgücü katılımı: %36,31 ile 38 OECD ülkesi arasında son sırada
- STEM mezunlarında kadın oranı: %37,4 ile dünya birincisi
- Teknoloji sektöründe kadın: %9-10 ile dünya ortalamasının yarısının altında
- Annelik uçurumu: 3 yaş altı çocuğu olan kadın istihdamı %27,1 / erkek: %90,1
- Start up kurucularında kadın oranı: 2024’te %12,9’dan 2025’te %19’a çıktı
- Kadın girişimciye yatırım payı: 2024’teki %29, 2025’te %6 oldu
- 18-30 yaş kripto yatırımcılarının %47'si kadın (dünya ortalaması %32)
- WEF Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde 2024’teki 127. sıradan 2025’te 135. sıraya geriledi
- TMT sektöründeki kadınların %57'si 2 yıl içinde işten ayrılmayı planlıyor
Digital Report’un Türkiye’de kadın ve teknoloji adlı 2026 özel raporu, TÜİK, OECD, McKinsey, Deloitte, StartupCentrum, WEF, Gemini 2025 ve sektörel raporlardaki verilere ışık tutuyor. Raporun tamamını digitalreport.com.tr/rapor adresine girerek okuyabilirsiniz.