Malum, her Mayıs’ın ilk pazartesisi, New York’un ışıltılı siluetine ayrı bir parlaklık geliyor. Modanın en ihtişamlı gecesi olan Met Gala, birçok parlak yıldızı gökyüzünden koparıp, Metropolitan Sanat Müzesi’nin merdivenlerindeki kırmızı halıya indiriyor. Her ne kadar amaç müzeye kaynak yaratmak olsa da, bu, şöhretler arasında öne çıkma rekabetinin yaşandığı bir arena aslında… Kazananlar ve kaybedenler sosyal medya hesaplarını kaplıyor, aylarca kareler paylaşılıyor, yorumlanıyor… Daha iyi bir reklam gücü olabilir mi?
1948’den günümüze uzanan gelenek, bu sene de değişmedi. ‘Costume Art/Kostüm sanatı’ teması, ‘Fashion is Art/Moda sanattır’ dress code’u ile tahmin edileceği üzere moda ile sanatın kesişimini kutlayan gece, Anna Wintour ve halefi Chloe Malle liderliğinde Beyoncé, Nicole Kidman ve Venus Williams gibi isimlerin eş başkan olduğu güçlü bir kadroyla gerçekleşti. Ancak bu yıl bir değişiklik vardı: Jeff Bezos ve Lauren Sánchez ise ana sponsor ve onursal eş başkan olarak gecenin merkezindeydi. Bu tartışmalı çiftin gecenin ‘hamisi’ tadında öne çıkmaları, zaten baştan çarşı-pazarı karıştırdı. Öyle ki Bezos sponsorluğu, New York’ta tartışmaları tetikledi, milyarderin loft’unun tam karşısındaki binaya protesto enstalasyonu yansıtıldı, Metropolitan Müzesi çevresinde kurulan ‘Kırmızı halı direnişi’ gibi alternatif etkinlikler düzenlendi. Hatta müzenin içine idrar dolu şişeler yerleştirildi!
Aktivistler, moda dünyasının milyarderlerle kurduğu ilişkiyi sorgulayadursun, Hollywood içinden de sesler yükseldi. Taraji P. Henson gibi isimler sosyal medyadan “Hayırdır, ne yapıyoruz böyle” tadında paylaşımlar yaparken, etkinliğin en göze çarpan isimleri Zendaya ve Bella Hadid, bu kez “yokuz” dedi. ‘Şeytan Marka Giyer 2’ filminin yıldızı ve bu ayki Amerikan Vogue’unun kapağını Anna Wintour ile paylaşan Meryl Streep’in gala davetini geri çevirmesi, hatta eş başkanlık rolünü reddettiği yönündeki iddialar, gecenin kırılma anlarından biri oldu. Filmde finansal güç bulma ve bağımsız dergicilik arasında dengeleri kurmakta cebelleşen Miranda Priestly, bu çelişkiyi gerçek hayatta yaşamak istememiş olmalı…
Gelelim gecenin ‘büyüleyici’ anlarına… Tüm bu tartışmaların ortasında kırmızı halı ise yine teatral bir sahneydi. Beyoncé, Olivier Rousteing imzalı kristal kaplı ‘iskelet’ elbisesiyle gecenin en çarpıcı görünümlerinden birine imza atarken; Emma Chamberlain, boyalı yüzey etkisi veren Mugler tasarımıyla sanat temasını birebir yorumladı. Rachel Zegler, ‘The Execution of Lady Jane Grey’ tablosundan ilham alan görünümüyle öne çıkardı, gecenin ‘hanımağası’ Lauren Sánchez Madame X referanslı elbisesiyle doğrudan sanat tarihine gönderme yaptı. Heidi Klum Yunan heykellerini çağrıştıran görünümüyle adeta yaşayan bir enstalasyona dönüşürken, Sabrina Carpenter, Audrey Hepburn’ün başrolünü oynadığı ‘Sabrina’ filminin şeritlerinden oluşan Dior tasarımıyla moda-sinema kesişimini sahneye taşıdı.
Gecede Rihanna, Madonna ve Bad Bunny gibi isimlerin teatral yorumları, Met Gala’nın ‘güçlü bir görsel anlatı alanı’ olduğunu hatırlattı. Ancak bu anlatı, ilk kez net bir şekilde kendine bir yoldaş buldu ve onunla el ele yürüdü: Güçlü sermaye!
Yalan yok: Met Gala her zaman eleştirilirdi; elitizmi, astronomik bilet fiyatları ve ‘beyaz’ odaklı yapısıyla… Ancak bu yılki fark, eleştirinin doğrudan sponsorluk ilişkisine yönelmesi. Çünkü mesele artık sadece “kim ne giydi” değil; “kim, neden finanse ediyor?” sorusuna evrildi. Moda, belki de ilk kez bu kadar açık ve net biçimde finansal güç ilişkilerinin sahnesine dönüştü.

BURÇ AKYOL’UN YÜKSELİŞİ
Şu noktada gururlanacağımız bir gelişmenin altını çizmemek olmaz… Fransız içerik üreticisi Léna Mahfouf’un taşıdığı heykelsi elbiseyle ilgi çeken tasarımcı Burç Akyol, etkinliğin ‘kazananlarından’ oldu. Bilmeyenler için tasarımcı hakkında kısa bilgi: Anne ve babası Türk olan, Fransa doğumlu Akyol, son yıllarda uluslararası moda sahnesinde öne çıkan isimlerden biri. Paris’te L’Institut Français de la Mode’da moda tasarımı eğitimi alan tasarımcı, kariyerine Dior’da, John Galliano’nun ekibinde asistan tasarımcı olarak başladı. Ardından Balenciaga, Emanuel Ungaro ve Esteban Cortazar gibi önemli markalarda yaklaşık 12 yıl boyunca çalıştı. Bu birikimin ardından 2019’da kendi adını taşıyan markasını kuran tasarımcı, akışkan silüetler, keskin terzilik detayları ve maskülen-feminen dengesiyle dikkat çeken bir estetik anlayışı geliştirdi. 2022’de LACMA Art + Film Gala’da Kendall Jenner’ı giydiren Akyol, Mahfouf’un elbisesini tasarlama öyküsünü Instagram hesabında şöyle anlattı: “Bu büstiyeri ilk olarak 2019’da tasarladık. İlham kaynaklarımız arasında, Rolling Stone dergisinin kapağında Janet Jackson’ın yer aldığı ve partnerinin göğsünü nazikçe kapattığı o ikonik görüntü ile Max Ernst’in dönemin sevgilisi, büyük sanatçı Leonora Carrington’ın göğsünü şefkatle örttüğü daha sade ve dokunaklı bir fotoğraf bulunuyor. Sanat, moda ve aşk çoğu zaman birbirine dolanır; çoğu zaman anlamı ve kendimizi ifade etmenin en yakın hâlini bu kesişimde buluruz. Aynı zamanda inandıklarımızı taşımanın ve desteklemenin de bir yolu olur.”

Burç Akyol