Akdeniz’den İç Anadolu’ya geçerken ilk durağımız Ankara… Başkent denince akla devlet kurumları ve Cumhuriyet gelir. Oysa eski adının ‘çapa’ anlamına gelen Ankyra olduğu söylenen kentin geçmişi Friglerden Roma ve Osmanlı’ya uzanır. Bu hafta Ulus’un tarihî sokaklarında dolaşacak, Anıtkabir’i ziyaret edecek, ardından Polatlı yakınındaki Gordion’da Friglerin dünyasına gireceğiz.
ANADOLU’NUN HAFIZASI
Ankara gezisine Kale’nin eteğindeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden başlamak en doğrusu. 15. yüzyıldan kalma Mahmut Paşa Bedesteni ile Kurşunlu Han’ın yeniden işlevlendirilmesiyle oluşturulan müze, Anadolu tarihini tarihöncesinden Demir Çağı’na uzanan eserlerle anlatıyor.
Neolitik yerleşimlerden figürinler, Alacahöyük’ün törensel güneş kursları ve geyikleri, Kültepe’nin çivi yazılı tabletleri, Hititler’in İnandık Vazosu ve dev taş kabartmaları… Birkaç salonda binlerce yıllık kültürel dönüşümü izlemek mümkün. Kültepe tabletleri ticaretin yazıyla ilişkisini, İnandık Vazosu ise müzikli ve törenli bir Hitit dünyasını gözler önüne seriyor. Gordion’dan getirilen Frig buluntuları, daha sonra gideceğimiz antik başkente güzel bir hazırlık.
CANLANAN SOKAKLAR
Müzeden birkaç dakikalık yürüyüşle Kale’ye çıkıyoruz. Ankara Kalesi, yüzyıllar boyunca farklı yönetimlerce onarılıp kullanılan, kentin en eski yerleşim alanlarından biri. Surların içindeki geleneksel Ankara evleri, dar geçitler ve seyir noktaları başkentin alışılmış görüntüsünü değiştiriyor. Son yıllarda Kale çevresi yeniden ilgi görüyor. Restorasyon çalışmalarıyla çok sayıda tarihî yapı elden geçirildi; avlulu evler, küçük kafeler, sanat mekânları ve antikacılar sokaklara canlılık kattı. Özellikle Atpazarı ve Koyunpazarı çevresinde bakırcılar, kilimciler, eski eşya dükkânları arasında dolaşmak keyifli. Ancak kimi yapılarda koruma ihtiyacı sürüyor.
Hamamönü’nün restore edilmiş evleri ve hat, ebru, seramik atölyeleriyle canlanan Sanat Sokağı da uğramaya değer.
ROMA ANKYRA’SI
Ulus’ta en çarpıcı karşılaşmalardan biri Hacı Bayram-ı Veli Camii ile Augustus Tapınağı’nın yan yana duruşudur. 15. yüzyılda yapılan cami, Anadolu tasavvufunun büyük isimlerinden Hacı Bayram-ı Veli’nin türbesiyle birlikte bugün de ziyaret ediliyor. Hemen bitişiğindeki Roma tapınağının duvarlarında ise İmparator Augustus’un icraatlarını anlattığı ünlü Res Gestae yazıtının izleri bulunuyor. Aynı meydanda iki bin yıllık Roma mirasıyla Osmanlı inanç hayatı buluşuyor.
Zamanı olanlar Çankırı Caddesi’ndeki Roma Hamamı’nı da görmeli. İS 3. yüzyılda Caracalla dönemine tarihlenen yapının spor alanı ve hamam bölümleri, antik Ankyra’nın (Ankara) kamusal yaşamını hatırlatır. Yakındaki Julianus Sütunu ise kentin Roma geçmişinden kalan başka bir işarettir.
CUMHURİYET’İN BELLEĞİ
Ankara yolculuğu Anıtkabir olmadan tamamlanmaz. Atatürk için açılan uluslararası yarışmayı kazanan Emin Onat ve Orhan Arda’nın tasarladığı anıtın yapımına 1944’te başlandı. Atatürk’ün naaşı 10 Kasım 1953’te buraya taşındı.
Aslanlı Yol’un iki yanındaki 24 aslan heykeli, Hitit sanat üslubuyla yapılmıştır. Kuvvet ve sükûneti temsil eden heykeller, ziyaretçileri Atatürk’ün huzuruna hazırlayan yolun önemli unsurlarından biridir. Tören Meydanı, kuleler, kabartmalar ve Şeref Holü, Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyet’in kuruluşunu mimari bir dille anlatır. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi de bu anlatıyı tamamlar.
Anıtkabir’in bulunduğu Rasattepe’de eskiden Frig tümülüsleri vardı. Kazılarda çıkarılan eserler Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne taşındı.
MİDAS’IN KENTİ
Ankara merkezinden yaklaşık 90 kilometre güneybatıya, Polatlı yakınlarındaki Yassıhöyük’e gidiyoruz. Burası Frig Krallığı’nın başkenti Gordion. Kentin surları, anıtsal yapıları ve çevresindeki çok sayıdaki tümülüs, İÖ 1. binyılda burada oluşan siyasal gücü gösteriyor. Gordion 2023’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi.
Gordion adı, ünlü düğüm efsanesiyle de anılır. Anlatıya göre Büyük İskender, kimsenin çözemediği düğümü kılıcıyla kesmiştir. Bu öykü, tarih ile efsanenin Anadolu’da nasıl birbirine karıştığını gösterir.
Bölgenin en etkileyici yapısı, halk arasında Midas Tümülüsü diye bilinen Büyük Tümülüs’tür. Yaklaşık 53 metre yüksekliğindeki bu dev mezarın içinde İÖ 8. yüzyıldan kalma, olağanüstü iyi korunmuş ahşap bir mezar odası bulunur. Mezarın Midas’tan çok babası Gordias’a ait olduğu düşünülüyor. Gordion Müzesi’nde Frig seramikleri, metal işçiliği ve gündelik yaşam araçları görülebilir. Böylece müzedeki eserler, çıktıkları coğrafyayla buluşur.
ROTAYI ÖZEL YAPAN NE?
Bu yolculuk, Ankara’yı tek bir dönemin başkenti olarak görmemizi engelliyor. Kale ve Roma kalıntıları antik Ankyra’yı, Hacı Bayram çevresi Osmanlı mirasını, Anıtkabir Cumhuriyet’i, Gordion ise Friglerin Anadolu’daki gücünü anlatıyor. Müze salonlarından yaşayan sokaklara, oradan bozkırın tümülüslerine uzanan bir tarih çizgisi oluşuyor.
LEZZETLER
Ankara tava, Beypazarı güveci ve yöresel et yemekleri
Ankara simidi ve ince belli bardakta çay
Çubuk turşusu, Beypazarı kurusu
Kalecik Karası üzümü ve bölgenin bağcılık geleneği
NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?
Sonbaharda Ankara’nın serin havası, Kale ve Ulus çevresindeki yürüyüşleri keyifli kılar. Gordion’un açık bozkırında ise rüzgâra hazırlıklı olmak gerekir. Başkentin tarihî merkezindeki yenileme çalışmaları da eski Ankara’yı yeniden keşfetmek için güzel bir vesile.
ANKARA’DAN GORDİON’A
Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Anadolu’nun tarihöncesi ve antik uygarlıkları
Ankara Kalesi: Surlar, geleneksel evler ve kent manzarası
Atpazarı–Koyunpazarı: Tarihî çarşılar, antikacılar, zanaat dükkânları
Augustus Tapınağı: Roma imparatorunun ünlü yazıtı
Hacı Bayram-ı Veli Camii: Osmanlı dönemi inanç mirası
Anıtkabir: Cumhuriyet’in anıtsal hafızası
Gordion: Frig başkenti ve Büyük Tümülüs
PRATİK BİLGİ
Rota: Ankara Kalesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Atpazarı, Hacı Bayram ve Augustus Tapınağı, Roma Hamamı, Anıtkabir; ayrı bir geziyle Gordion.
Süre: 1 gece, 2 gün. Ankara’nın tarihî merkezine ve Anıtkabir’e bir gün, Gordion’a ikinci gün ayrılabilir. Hamamönü için ek zaman planlayın.