Havalar daha fazla ısınmadan Efes’e gitmenin tam zamanı. Üstelik Efes, bu yıl gece müzeciliği kapsamındaki ören yerlerinden biri olduğu için yaz sıcaklarına yakalanmadan, akşam ışığında da gezilebilecek özel bir avantaja sahip. Gündüz antik kentin ayrıntılarını görmek, akşam ise Celsus Kütüphanesi ve mermer caddeler arasında farklı bir atmosfer yaşamak mümkün.
Efes, antik dünyanın en görkemli kentlerinden biri... Bugünkü Selçuk ilçesi çevresinde, Küçük Menderes’in antik adıyla Kaystros Nehri’nin denize ulaştığı bölgede gelişmiştir. Antik çağda liman kenti olarak büyümüş, ticaret yollarının, Artemis kültünün, Roma kent yaşamının ve erken Hıristiyanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Zamanla Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlar limanı doldurmuş, kent denizden uzaklaşmış ve eski gücünü kaybetmiştir.
Efes’i iki günlük bir programla gezmek en doğrusu. İlk gün antik kente, Yamaç Evler’e, Efes Müzesi’ne ve Selçuk merkezine ayrılmalı. İkinci gün ise çevredeki kutsal, kırsal ve nostaljik duraklar gezilmeli: Meryem Ana Evi, Artemis Tapınağı, Saint John Bazilikası, Şirince ve Çamlık Tren Müzesi…
ROMA DÖNEMİNİN BÜYÜK KENTİNDE DOLAŞMAK GİBİ
Efes gezisine erken başlamak gerekir. Yaz sıcakları bastırmadan sabah saatleri çok daha rahattır. Ören yerinde iki giriş vardır; hafif eğim nedeniyle üst kapıdan başlamak yürüyüşü kolaylaştırır. Rahat ayakkabı, şapka ve su bu gezi için gerçekten önemli…
Efes’te yürümek, Roma döneminin büyük bir kentinde dolaşmak gibidir. Devlet Agorası, Odeion, Prytaneion, Kuretler Caddesi, Hadrianus Tapınağı, Celsus Kütüphanesi, Mermer Cadde, Büyük Tiyatro ve Liman Caddesi kentin ana duraklarıdır. Her biri Efes’in farklı bir yüzünü gösterir.
Kuretler Caddesi, Efes’in en etkileyici yürüyüşlerinden biridir. Herakles Kapısı ile Celsus Kütüphanesi arasında uzanan bu yol, kentin eski tören yollarından biriydi. Artemis adına yapılan törenlerde kortejler buradan geçerdi. Caddenin iki yanında dükkânlar, çeşmeler, anıtlar, hamamlar ve evler bulunurdu. Bugün mermer taşların üzerinde yürürken gündelik hayatın, dini törenlerin ve şehir gösterişinin iç içe geçtiği bir alandan geçersiniz.
Celsus Kütüphanesi, Efes’in simgesidir. Gaius Julius Aquila tarafından babası Celsus Polemaeanus anısına yaptırılmıştır. Ön cephesindeki zarif düzen, sütunların oranları ve heykel nişleri, Roma mimarlığının etkileyici sahneleme anlayışını gösterir. Nişlerde Celsus’un erdemlerini temsil eden heykeller yer alırdı. Yani akıl, erdem, düşünce ve bilgi burada mimariye dönüşmüştür.
Büyük Tiyatro, kentin en etkileyici yapılarından biridir. Roma döneminde 24 bin kişiye ulaşan kapasitesiyle Efes’in ne kadar büyük ve canlı bir kent olduğunu anlatır. Aziz Paulus’un vaazları ve Artemis kültü çevresinde yaşanan tartışmalarla da erken Hıristiyanlık tarihi açısından önem taşır.
Yamaç Evler’i atlamamak gerekir. Kuretler Caddesi üzerindeki bu evler, Efes’in zenginlerine aitti. Mozaikler, freskler, mermer kaplamalar, peristilli avlular, özel hamamlar, su sistemi ve ısıtma düzeni Roma dönemi elit yaşamını gözler önüne serer. Efes’te anıtsal caddeleri görmek başka, evlerin içine girip gündelik lüksü anlamak başka bir deneyimdir.
Öğleden sonra Efes Müzesi’ne zaman ayırmak gerekir. Selçuk merkezindeki müze, ören yerinde görülenleri toparlar. Artemis heykelleri, Yamaç Evler buluntuları, günlük yaşam eşyaları ve kült objeleri Efes’i daha anlaşılır hale getirir. Özellikle Artemis heykelleri, Anadolu’nun Ana Tanrıça geleneğinden Artemis kültüne uzanan sürekliliği hissettirir.
Günün sonunda Selçuk çarşısında dolaşmak iyi olur. Küçük lokantalar, esnaf sofraları ve yerel tatlar geziyi yumuşatır. Çöp şiş, zeytinyağlı otlar, yoğurtlu mezeler, incir, üzüm ve zeytin ürünleri bu bölgenin sofra hafızasını oluşturur. Efes’i gezdikten sonra Selçuk’ta oturup yemek yemek, antik kenti yaşayan bir yerle ilişkilendirir.
MERYEM ANA EVİ, ŞİRİNCE VE ÇAMLIK TREN MÜZESİ
İkinci gün Selçuk çevresine ayrılmalı. Meryem Ana Evi, Bülbül Dağı’nda yer alan küçük ama çok ziyaret edilen bir hac mekânıdır. Meryem Ana’nın Havari Yuhanna ile Efes’e geldiğine ve hayatının son dönemini burada geçirdiğine inanan çok sayıda ziyaretçi buraya gelir. Yapının orijinalliği konusunda kesin bir ifade kullanılmasa da burası güçlü bir kutsal gelenekle yaşar.
Ayasuluk Tepesi’ndeki Saint John Bazilikası da bu rotanın önemli duraklarından biridir. Aziz Yuhanna adına yapılan bazilika, İmparator İustinianos döneminde büyük bir yapıya dönüştürülmüştür. Bugün kalıntıları bile yapının ölçüsünü hissettirir. Aynı çevredeki Ayasuluk Tepesi ve Selçuk manzarası, Efes’in antik kentten Bizans ve Türk dönemlerine uzanan hikâyesini birlikte gösterir.
Artemis Tapınağı bugünkü görünümüyle mütevazı kalabilir; ama anlamı çok büyüktür. Antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan Artemision, Efes’i binlerce hacının ziyaret ettiği bir kült merkezine dönüştürmüştü. Bugün az şey görürüz; ama bilerek bakarsak bir zamanların görkemini hayal edebiliriz.
Günün devamında Şirince’ye çıkmak güzel olur. Selçuk’tan kısa bir yolculukla ulaşılan bu eski Rum köyü, taş evleri, dar sokakları, meyve bahçeleri ve manzarasıyla Efes programına sıcak bir mola katar. Acele etmeden yürümek, kahve içmek ve köy ürünlerini tatmak yeterlidir.
Çamlık Tren Müzesi ise rotaya beklenmedik bir renk katar. Selçuk’tan Aydın yönüne giderken Çamlık Köyü içinde yer alan müze, Türkiye’nin en büyük demiryolu müzelerinden biridir. İzmir-Aydın Demiryolu’nun Anadolu’daki ilk demiryolu hattı olduğunu hatırlarsak, burası ulaşım ve ekonomi tarihi açısından da anlamlı bir duraktır.
EFES’İ ÖZEL KILAN TAM OLARAK NE?
Efes’i anlamak için üç kavram önemli: Liman, kült ve katman. Liman, çünkü Efes antik dünyanın en büyük ticaret merkezlerinden biriydi. Kral Yolu’nun batı ucuyla Ege ve Akdeniz dünyasını birbirine bağlıyordu.
Kült, çünkü Efes önce Ana Tanrıça, sonra Artemis, ardından Meryem Ana ve Hıristiyanlık tarihiyle güçlü bir kutsal merkez kimliği kazandı.
Katman, çünkü burada Hitit kaynaklarındaki Apasa tartışmalarından İon yerleşimine, Roma başkentinden Bizans Ayasuluk’una, Selçuk çarşısından Şirince’ye kadar uzanan uzun bir hikâye vardır.
BÖLGEYE NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?
Efes, yaz sıcaklarında yorucu olabilir. Bu yüzden havalar fazla ısınmadan yola çıkmak en iyisi. Gece müzeciliği ise önemli bir avantaj sağlıyor. Akşam ziyareti mümkün olduğunda Efes’in taşları başka bir ışık altında görülür. Gitmeden önce güncel saatleri kontrol etmekte yarar var.
Efes’e gitmek, Anadolu’nun en görkemli kentlerinden birini Selçuk’un yaşayan dokusu ve çevre rotalarıyla birlikte okumaktır.
LEZZETLER
- Selçuk’ta çöp şiş
• Zeytinyağlı Ege otları
• Yoğurtlu mezeler
• İncir, üzüm, zeytin ve zeytinyağı
• Şirince’de köy kahvaltısı
• Ev yapımı reçeller
• Çamlık ve çevresinde köy ürünleri
EFES
- Coğrafya: İzmir’in Selçuk ilçesi çevresi
• Antik adı: Ephesos
• Öne çıkan yerler: Liman kenti, Artemis kültü, Roma kent yaşamı
• Simge yapı: Celsus Kütüphanesi
• Özel durak: Yamaç Evler
• Kutsal alanlar: Artemis Tapınağı, Saint John Bazilikası, Meryem Ana Evi
• Müze: Efes Müzesi
• Yakın çevre: Şirince ve Çamlık Tren Müzesi
PRATİK BİLGİ
Nasıl gidilir?
İzmir’den Selçuk’a araçla veya trenle ulaşılabilir. Kuşadası ve İzmir üzerinden gelenler için de kolay bir rotadır.
Rota
- gün: Efes Antik Kenti – Yamaç Evler – Efes Müzesi – Selçuk çarşısı
- gün: Meryem Ana Evi – Saint John Bazilikası – Artemis Tapınağı – Şirince – Çamlık Tren Müzesi
Süre
2 gün idealdir. Gece müzeciliği döneminde ilk gün Efes’i akşam saatlerine denk getirmek geziyi daha rahat hale getirebilir.
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve yaz başı en uygun dönemdir. Yazın gündüz sıcakları yüksek olabilir; şapka, su ve rahat ayakkabı önemlidir.