ŞERİF YENEN
Anadolu uygarlıkları serimizde bu hafta Çanakkale’nin güneyine, antik Troas bölgesine gidiyoruz. Burası, Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasından Ege kıyılarına uzanan; Troya, Alexandria Troas, Apollon Smintheion, Assos ve Kaz Dağı gibi güçlü durakları içine alan tarihî bir coğrafya...
Troas’a gitmek, güzel manzaralar görmenin ötesinde bir yolculuktur. Burada mitoloji, arkeoloji, felsefe ve deniz kültürü birbirine karışır. Troya’da Homeros’un dünyasına, Assos’ta Aristoteles’in izlerine, Kaz Dağı’nda tanrıların mitolojik bakış noktasına yaklaşırız.
Bu haftaki gezimizi iki üç günlük, kolay uygulanabilir bir gezi olarak düşünelim.
TROYA: EFSANENİN ARKASINDAKİ KENT
Troya, Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasında, Karamenderes Nehri’nin Ege’ye yaklaştığı deltaya yakın bir yerde kurulmuştur. Antik çağda bir liman kenti olan Troya, zamanla Karamenderes’in taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış ve eski liman karakterini kaybetmiştir.
Dünyada Troya’yı ünlü yapan en güçlü anlatı, Homeros’a atfedilen ‘İlyada Destanı’dır. Paris, Helena, Hektor, Akhilleus, Priamos, Agamemnon ve ünlü Troya Atı hikâyesi bu coğrafyayı bütün dünyanın hafızasına yerleştirmiştir. Ama Troya’yı yalnız bir savaş efsanesi olarak görmek eksik olur.
İlk bakışta bir höyük, taş duvarlar ve farklı dönemlere ait kalıntılar görürsünüz. Dikkatle baktığınızda ise MÖ 3000’lerden Roma ve Bizans dönemlerine kadar üst üste kurulmuş kentleri fark edersiniz. Troya’da dokuz ana yerleşim tabakası vardır. Bu da buranın kısa ömürlü bir efsane kenti değil, binlerce yıl boyunca yaşayan stratejik bir Anadolu merkezi olduğunu gösterir.
Troya’nın gücü, Asya ile Avrupa arasındaki geçiş noktasında bulunmasından geliyordu. Boğazlara, deniz yollarına ve ticaret hatlarına yakınlığı, kenti tarih boyunca önemli kıldı. Hitit kaynaklarında Wilusa adıyla ilişkilendirilmesi de Troya’yı Anadolu tarihi içinde daha sağlam bir yere oturtur.
Troya’yı gezerken ören yeriyle yetinmemek gerekir. Troya Müzesi, bu ziyaretin ayrılmaz parçasıdır. Müze, katmanları, buluntuları ve Troya’nın dünya kültüründeki yerini çok daha anlaşılır hale getirir. Gezinin bu bölümüne bir gün ayırabilirsiniz.
ALEXANDRIA TROAS VE APOLLON SMINTHEION
Troya’dan sonra rota güneye, Ezine ve Ayvacık yönüne çevrilebilir. Bu hattın önemli duraklarından biri Alexandria Troas’tır. Büyük İskender sonrasının Hellenistik dünyasında gelişen bu kent, Troas’ın denize açılan büyük merkezlerinden biriydi. Limanıyla, geniş yerleşim alanıyla ve Roma dönemi kalıntılarıyla bölgenin Troya’dan sonra da önemini koruduğunu gösterir.
Yakın çevrede Gülpınar’daki Apollon Smintheion kutsal alanı da programa eklenebilir. Burası Troas’ın dini dünyasını anlamak için güzel bir duraktır. Tapınak kalıntıları ve kırsal çevre, bu bölgenin savaş anlatıları kadar kutsal alanlarıyla da okunması gerektiğini hatırlatır.
Bu güzergâh, Troya’dan Assos’a geçerken yolculuğu zenginleştirir. Vakit sınırlıysa Alexandria Troas veya Apollon Smintheion’dan biri seçilebilir. Daha sakin bir gezi için ikisini de görmek iyi olur.
FELSEFEDEN TAŞ KÖYLERE…
Üçüncü gün Assos’a ayrılmalı. Assos, Behramkale’de, Ege Denizi’ne hâkim bir kayalık üzerinde yer alır. Açık havalarda Midilli Adası’nın manzarası harikadır. Assos’un bugün ziyaretçiyi en çok etkileyen yanı manzarasıdır; ama bu manzaranın arkasında çok güçlü bir tarih vardır.
Kent, antik dönemde önemli bir liman yerleşimiydi. Aristoteles’in burada üç yıl boyunca bir felsefe okulunun başında bulunması Assos’a ayrı bir anlam kazandırır. Platon’un öğrencilerinden Hermias’ın davetiyle Assos’a gelen Aristoteles, burada yaşamış, dersler vermiş ve doğa üzerine çalışmalar yapmıştır. Daha sonra Makedonya’ya giderek Büyük İskender’in eğitiminde rol alacaktır.
Assos’un en etkileyici yapısı akropoldeki Athena Tapınağı’dır. MÖ 6. yüzyıla tarihlenen bu Dor düzenindeki tapınak, Ege’ye bakan konumuyla Anadolu’nun en güzel antik manzaralarından birine sahiptir. Tapınağın sütunları, taş döşeli yollar, agora, tiyatro, nekropolis ve liman birlikte düşünüldüğünde Assos küçük ama yoğun bir tarih kitabı gibidir.
Assos’tan sonra rota Kaz Dağı eteklerindeki Adatepe ve Yeşilyurt köylerine uzatılabilir. Adatepe, taş evleri, dar sokakları, zeytinlikleri ve sakin atmosferiyle Troas gezisinin ritmini değiştirir. Burada antik dünyanın sert taşlarından köy yaşamının yumuşak dokusuna geçersiniz.
Yeşilyurt da taş mimarisi, köy dokusu, zeytinyağı kültürü ve Kaz Dağı manzaralarıyla rotayı tamamlar. Bu köylerde uzun anlatılardan çok yavaş yürümek, bir kahve molası vermek, zeytinyağı tatmak ve Ege’nin gündelik hayatını hissetmek gerekir.
MİTOLOJİNİN SEYİR TERASI
Assos, Adatepe ve Yeşilyurt çevresinde dolaşırken Kaz Dağı’nı anmadan bu bölgeden ayrılmak olmaz. Antik adı İda olan Kaz Dağı, mitolojide neredeyse Olympos kadar ünlüdür. Paris’in Athena, Hera ve Aphrodite arasında ‘en güzel’i seçtiği güzellik yarışması burada geçer. Troya Savaşı’nı tanrıların bu dağlardan izlediği anlatılır.
Bugün Kaz Dağı çevresi zeytinlikleri, taş köyleri, ormanları ve serin havasıyla rotayı tamamlayan doğal bir duraktır. Troas’ı anlamak için yalnız antik kentlere değil, bu coğrafyayı çevreleyen dağlara, vadilere ve köylere de bakmak gerekir.
NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?
Troas rotası, Anadolu’yu anlamak isteyenler için çok değerli bir durak. Troya’da efsanenin arkasındaki gerçek kenti, Alexandria Troas’ta Hellenistik ve Roma dönemlerinin büyük liman dünyasını, Assos’ta felsefe ile Ege manzarasının buluşmasını görürsünüz.
Bu rota bize şunu hatırlatır: Anadolu tarihi büyük krallıkların ve savaşların olduğu kadar anlatıların, limanların, düşünürlerin, kutsal alanların ve yolculukların tarihidir.
Troas’a gitmek, Homeros’un dizeleriyle başlayan bir hikâyeyi Çanakkale rüzgârı, Assos taşları, Kaz Dağı etekleri, Adatepe ve Yeşilyurt’un zeytin kokulu sokaklarıyla yeniden okumaktır.
LEZZETLER
- Çanakkale’de peynir helvası
• Ezine peyniri
• Bayramiç beyazı
• Assos ve Ayvacık çevresinde zeytinyağlılar, ot yemekleri ve deniz ürünleri
• Adatepe ve Yeşilyurt çevresinde zeytinyağı, köy kahvaltısı, kekik ve bal
• Kaz Dağı eteklerinde ev yapımı reçeller, otlar ve yerel ürünler
• Bozcaada eklenirse ada mutfağı, domates reçeli ve yerel bağ ürünleri
TROAS
- Coğrafya: Çanakkale’nin güneybatısı, Biga Yarımadası’nın batı ve güney kesimleri
• Ana duraklar: Troya, Alexandria Troas, Apollon Smintheion, Assos, Kaz Dağı
• Öne çıkan: Mitoloji, arkeoloji, felsefe, liman kentleri
• Troya: UNESCO Dünya Mirası, çok katmanlı tarihöncesi ve antik kent
• Assos: Athena Tapınağı, Aristoteles bağlantısı, Ege manzarası
• Kaz Dağı: Antik İda, mitolojik güzellik yarışması ve Troya Savaşı anlatıları
• Köy durakları: Adatepe ve Yeşilyurt
PRATİK BİLGİ
Nasıl gidilir?
Çanakkale merkez bu rota için en pratik başlangıç noktasıdır. Araçla gezmek en verimli seçenektir.
Rota
- gün: Çanakkale – Troya – Troya Müzesi
- gün: Alexandria Troas – Apollon Smintheion – Assos
- gün: Assos – Behramkale – Adatepe – Yeşilyurt – Kaz Dağı etekleri
Süre
2 gün hızlı bir gezi için yeterli olabilir. Adatepe, Yeşilyurt ve Kaz Dağı etekleri eklendiğinde 3 gün çok daha dengeli olur.
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en keyifli dönemlerdir. Yaz aylarında Assos ve kıyı hattı kalabalık olabilir.