İngiliz lüksünün iki efsanevi kolu, lüksü farklı tanımlar… Biri tahtı sihirli sükunet içinde arka koltuğa, diğeri ise bırakmak istemeyeceğiniz direksiyona kurar. Bentley’nin yeni GT S’i, 680 HP’lik hibrit gücü ve sürücüyü merkeze alan en gelişmiş şasiyi bir araya getirerek, Gran Turismo keyfini dinamik performans keyfine dönüştürüyor.
Tarih boyunca; sahibinin kendisini sürmesini tercih eden Bentley, şimdi bu felsefeyi daha da yükseklere taşıyor. Continental GT S, elektrik dopingli motoruyla ve akıllı şasisiyle, kontrolün ve saf sürüş zevkinin ne anlama geldiğini yeniden yazıyor.
Bentley yeni Continental GT S Coupe ve GTC S Cabrio, İngiliz otomotiv lüksünün zirvesinde iki kola ayrılan bir nehrin sanki azgın tarafı… Azami konfor ve statüyü önceleyen bir yaklaşım geliştirmiş olan ihtişamlı Rolls-Royce zarafetine karşı; yol ile daha doğrudan kurulan bir ilişkiyi benimseyen ikinci kolun güçlü temsilcisi Bentley, 20. yüzyılın başında markanın mimarı W.O. Bentley’in, “hızlı, dayanıklı, güvenilir bir otomobil” yaratma tutkusuyla, doğuştan yarışçı ruha sahip otomobiller olarak yola çıkmış. Zaman içinde yolları ayrılan bu iki marka, biri sürücüden ziyade yolcuyu, diğeri yolcudan ziyade sürücüyü önemseyen aynı lüks evrenin iki ayrı kutbunu tanımladılar.
Bentley’nin günümüzdeki kimliği, bu tarihi ayrışmanın net bir yansıması… Marka, Gran Turismo kavramını, sadece lüks bir otomobille uzun yol yapmak olarak değil, o yolda aktif bir katılımcı ve keyif alan bir pilot olmalı şeklinde yorumluyor. Bu felsefe, Bentley’de lüksün, sadece deri dikişleri ve ahşap kaplamalarla değil, aynı zamanda pedallardan gelen keskin hissiyat, direksiyonun ilettiği hassasiyet ve virajda şasisinin sergilediği özgüvenle de ölçülmesi anlamına geliyor. İşte tam da bu tarihi miras ve felsefi arka planın gölgesinde, yeni Continental GT S ve GTC S modelleri, markanın sürücü odaklı DNA’sını günümüzün teknolojik imkanlarıyla yeniden yorumluyor.
Bentley’nin Continental ailesi, bu Grand Touring statüsünü her seferinde yeni bir boyuta taşımakta ısrarlı… Son olarak tanıtılan Supersports adlı en yeni modelde bile sınırlı serinin ruhu ana ürün gamına taşınıyor, performans tutkunu sürücüye özel bir niş sunuluyor. Bu araçlar, sadece daha güçlü motorlar değil, aynı zamanda sürüşte daha derin bir diyalog oluşturabilen şasi ve bütünsel karakter iddiası taşıyorlar.
Bu iddianın altı ise, 680 HP güç ve 930 Nm tork üreten Yüksek Performanslı Hibrit aktarmayla dolduruluyor. Bu sistem, sadece bir önceki nesil S modelinden 130 HP daha fazla güç anlamına gelmiyor; aynı zamanda markanın efsanevi W12 Speed motorunu da tork ve performans parametrelerinde geride bırakıyor. 0-100 km/h hızlanmasını 3.5 saniyede tamamlayan araç, 306 km/h azami sürate ulaşırken, elektrikli modda 80 km’ye varan “yeşil” menzil sunabiliyor. Bu teknik altyapı, özel ayarlı bir spor egzost sistemiyle birleşerek, 4.0 litrelik V8 motorun kendine özgü ‘crossplane’ ses karakterini vurguluyor.

LÜKS VE SÜRÜŞTEKİ DENGENİN EN SOFİSTİKE İFADESİ
Asıl dönüşüm, yol ile temas noktasında gerçekleşmiş. Continental GT S, daha önce sadece GT Speed ve GT Mulliner modellerine özgü olan Bentley Performance Active Chassis’i standartta bulunduruyor. Bu sistem; aktif dört teker çekiş, çift valfli amortisörler, tork vektörleme, 48V aktif yuvarlanma denge sistemi, yeni nesil elektronik stabilite kontrol yazılımı ve bir Continental GT S’de ilk kez kullanılan elektronik kilitli diferansiyel ile arka tekerli yönlendirmeyi içeriyor. Bu kompleks yapı, sürücüye alışılmadık genişlikte bir sürüş davranışı yelpazesi sunuyor. Dinamik modda, köşe dönüşlerinde aracın tutuşunda hafif bir kaymaya izin veren sistem, tüm kontroller kapatıldığında ancak, sürücüsüne gaz komutuyla aracın yanal dengesini tamamen kendi kontrol etme heyecanını yaşatıyor.
Bu teknik yoğunluğu dışarıya vuran tasarım ayrıntılarında ise; Blackline donanımda matris panjur, siyah Bentley kanatları ve koyu renkli ön spoiler ile araca gizemli ve agresif bir duruş kazandırılmış. Beluga siyahı ayna kapakları, marşpiye uzantıları ve arka difüzör bu izlenimi pekiştirirken, yalnızca GT Speed’te gördüğümüz koyu renkli Precision tasarımlı tam LED matriks farlar, ön grafiği tamamlıyor. Standarttaki 22 inçlik 10 kollu jantlar, gümüş rengiyle tercihe sunulurken, tamamen siyah veya parlak yüzeyli siyah versiyonları da seçenek listesinde…
Kabin içi ise, bu sporcu kimliği iki renkli döşeme düzeni ve yivli koltuk tasarımı, performans odaklı bir ortam ile malzeme ve renk seçimiyle başarıyla yansıtıyor. Direksiyon, vites topuzu, koltuklar ve kapı panelleri gibi temel temas noktalarında Dinamika teknik kumaş kullanımı, hem dokunsal bir deneyim hem de hafiflik hissi katıyor. Standart olarak sunulan ‘piyano siyahı’ kaplama, dışarıdaki Blackline temasını içeriye taşırken, yüksek parlaklıklı karbon fiber gibi seçenekler de, kişiselleştirme imkanı tanıyor.
Bentley’nin Azure’daki wellness odaklı lüks anlayışından, GT Speed’deki saf performansa uzanan geniş yelpazesinde, yeni GT S modelleri kendilerine çok özgün bir yer yaratıyor. Sürüş zevkini ön planda tutan, teknik karmaşıklığı sürücü dostu bir deneyime dönüştüren ve bunu tartışmasız en şık İngiliz zarafetiyle sunan British Grand Touring dünyasının yeni ikonları oluyorlar.
Performans, lüks ve sürüş keyfi arasındaki dengenin günümüzdeki en yeni en sofistike ifadesi, hibrit güç tekniği ve markanın özünde yatan “sürücü otomobili” fikri artık daha öz bir karşıtlıkla anlatılıyor.