Memleketin doğusunda Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın kurucusu olduğu Baksı Müzesi’nin tetiklediği sanat, kültür ve mimarı alanlardaki hareketlenme sevindirici bir şekilde yayılıyor.
Yaklaşık bir yıl önce Erzincan’da sanatçı ve yönetmen Kutluğ Ataman’ın ‘Palanga Sanat ve Mimarlık Çiftliği’ni ziyaret edip yazmıştım.
30 yıl önce çektiği Lola+Bilidikid filmi Berlin Film Festivali’nin açılışında gösterilen Ataman’ın “beynimi inzivaya çektim” dediği çiftlikte Hasan Çalışlar, Nevzat Sayın, Kerem Piker, Han Tümertekin gibi ülkenin önde gelen mimarlarının imzası var. Bu trend Van’da kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getiren, iş insanı Bekir Kaya’nın hayata geçirdiği ‘Tariria’ ile devam ediyor. Adını, Urartu Kralı Menua’nın eşi Tariria’dan alan cam ve çelik yapının mimarı Uzakdoğu’da pek çok ödülün sahibi Singapurlu mimar Tan Kay Ngee… Tan Kay Ngee aynı zamanda Bekir Kaya’nın ortağı.
Yazar ve sahne tasarımcısı olan, “Her projenin kendi özel mimari dilini yaratmaya çalışıyorum” diyen Tan Kay Ngee’nın ‘Tariria’ projesi izleri hala görülen tarihi su kanalı Şamran, Van Gölü, Süphan Dağı ve Ahtamar Adası’yla görsel ve kavramsal bir bağ kuruyor.
Van doğumlu, hayatının büyük bölümünü Londra’da hizmet sektöründe geçiren Bekir Kaya, İstanbul’un popüler Tayland mutfakları Çok Çok Thai ile Az Çok Thai’nin de dahil olduğu Homage Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı… Yine Tan Kay Ngee’nin imzasını taşıyan Çok Çok Thai’de Bekir Kaya ile buluştuk ve ‘Tariria’yı konuştuk uzun uzun.

Bekir Kaya
Van’da sanat, kültür, gastronomi ve mimari tasarımı bir araya getiren 10 milyon dolarlık devasa bir projeyi hayata geçirdiniz… Öncelikle neden Van?
Van doğumluyum. Tariria projesi aslında kişisel bir geri dönüş hikayesi. Benim ütopyam. Eğitim ve kariyer yolculuğum Van’dan Londra’ya, ardından Güneydoğu Asya’ya uzanıyor. Uzun yıllar yurt dışında edindiğim gastronomi ve turizm deneyimimi doğduğum topraklara taşıyorum özetle. 2700 yıllık, Urartular’dan kalma 6 hektarlık bir bağı satın almıştım vaktinde. Bağ, Babil’in asma bahçelerinden ilham almış. Şimdi üzerinde Tariria yükseliyor. Kral Menua’nın karısı için yaptırdığı mühendislik harikası 51 kilometrelik Şamran kanalı bizim bağlara su getiriyor.
Hakkâri ve Uzakdoğu’dan ilgi
Tariria’yı tasarlarken aklınızda ne vardı?
Bu proje kesinlikle klasik bir ticari yatırım değil. Yerel kalkınmayı, istihdamı ve kültürel üretimi birlikte ele alan bir dönüşüm modeli olarak tasarladık. Şehirde kalıcı, sosyal ve ekonomik değerler üretmek istiyoruz.
Ne amaçladığımızı dilersen üç başlıkla anlatayım: En önemlisi sosyal etki. Yerelde istihdam ile gençlerin Van’da kalmalarını sağlamak. Gençlerin yanı sıra sanatçılara, zanaatçılara, üreticilere alan açmak istiyoruz. Tariria’da barda çalışan gençleri görmen gerekir. Hevesle barmenliği öğreniyorlar. Aslında iş değil, umut yaratıyoruz. Kulağa çok da ukalaca gelebilir ama gerçekten öyle.
İkincisi; kültürel etki. Yıllarca daha ziyade terör gibi şeylerle bilinen Van algısının dönüşmesi gerek. Van’ın değerlerini ön plana almak istiyoruz. Birkaç kişinin bulaştığı işler bir topluma mal edilemez. Yerel kültürün çağdaş bir dille anlatılması. Aslında projenin omurgası bu. Üçüncüsü de ekonomik etki. Turizm gelirleri, yerel üreticilerin zincire dahil edilmesiyle sürdürülebilir bir kalkınma... Biz Tariria’nın tüm gereksinimlerini yerel üreticiden sağlıyoruz. Bu modelde harcanan para şehirde kalıyor, şehirde dönüyor.
Tariria’nın Van’ın turizmine etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Olmaz mı? İki yıldan beri şehirde turizm konuşuluyor. İranlılar geliyordu. Ancak son dönemde İran ekonomisi nedeniyle pek gelemiyorlar. Buna karşın bölgeden Van’a ilgi giderek artıyor. Bizim Bitlis’ten, Tatvan, Hakkari’den yemeye, içmeye, eğlenmeye gelen müşterimiz var.
Şef Sinem Özler’i dinlemek için Bitlis’teki Eren Üniversitesi’nden 400 turizm ve gastronomi öğrencisi geldi. Pırıl pırıl çocuklar. Görseniz, model aldıkları şefi nasıl can kulağıyla dinlediler. Sinem Hanım onca ilgiye şaştı. Öte yandan ortağım nedeniyle Uzak Doğu’dan ilgi var Van’a. Mesela henüz Tariria açılmadan Hong Kong Üniversitesi Mimarlık Bölümü Başkanı, Tan Kay’ın işlerini iyi bildiği için beraberinde büyük bir grupla kalktı geldi. Onları yakınlardaki Hilton Oteli’nde ağırladık. Yine Hong Kong Four Season’s’ın sahibi, beraberinde başka otel sahipleriyle -ki çoğunlukla kadındı- Tariria’yı ziyarete geldi. Van Van olalı böyle bir olay görmemiştir! Turizm Geliştirme Ajansı’ndan bir arkadaş “Bekir, bunları nasıl getirdiniz?” buraya diye aradı. 16 günlük tur ayarladık ziyaretçilere. İstanbul, Kars, Trabzon gezdiler. Eksiğimiz konaklama. İlk fırsatta 40 odalı bir otel yapmayı planlıyoruz.

Tan Kay
Lokantada evlilik teklifleri
Peki, Vanlıların Tariria’nın Gault-Millau ödülüne sahip ‘Menua’ lokantasına ilgisi nasıl?
Vanlılar giyinip kuşanıp geliyorlar lokantaya. Kadınlar özellikle kuaföre gidip, şık şık giyinip geliyorlar. Kadın kadına gelenlerin oranı da hayli yüksek. Sanırım lokantanın enerjisi de güzel çünkü burada sık sık evlilik tekliflerine tanık oluyoruz. Kimi gece 2-3 evlilik teklifi oluyor.
Şurası kesin: İnsanlar buruda kendilerini iyi hissediyorlar; zira çocukluğumda iyi bildiğim ve bu toprakların geleneği olan misafire saygı, hürmeti büyük bir özenle sürdürüyoruz.
Aslında yeni trend olan ‘Emotional Luxury’ yani ‘Duygusal Lüks’ denen şeyi biz zaten farkında olmadan yapıyormuşuz. 80 kişilik restoranda hizmet veren çocukların nezaketini görmen gerekir. Öte yandan gastronomi konusunda iddialıyız. Kuşkonmaz denemesi bile yaptığımız bostanımız var. Kendi bahçemizde yetişen ürünler kullanıyoruz.
İtalya’daki ‘Best Chef Awards 2025’ yarışmasından ödülle dönen 11 şeften altısı Tariria’yı ziyaret etti. Onları dinlemek genç şeflerimiz için önemli. Zaten ileride bir ‘Gastronomi Akademisi’ kurmayı hedefliyorum.
Gülsin Onay akustiğe şaştı
Çok amaçlı 650 kişilik konser salonundaki etkinlikleri merak ediyorum…
Konserler, konferanslar etkinlik olarak aklınıza ne gelirse yapıyoruz. Salonun akustiği müthiş. Gülsin Onay iki kez konsere geldi ve akustiğin kalitesine hayran kaldı. “Dünyanın farklı ülkelerinde konser veriyorum. Akustik olarak çaldığım salonlardan en iyisi” dedi. Biliyorsunuz akustik konusunda dünyanın önde gelen mühendislik çözümleri şirketi İngiliz Arup. Ortağım ve mimarımız Tan Kay, Londra’da Arup Şirketi’nde altı yıl çalıştı. Tan Kay sadece mimar değil kafası mühendis gibi işleyen biri. Kendi geliştirdiği akustik panelleriyle donattı salonu. Gülsin Onay ilk geldiğinde az bilet satabildik. İkinci geldiğinde çok fazla bilet satıldı. Çünkü orada aynı zamanda talep de oluşturuyoruz. Biz de öğreniyoruz, Vanlılar öğreniyorlar. Niyetim bir şey öğretmek değil. Bölge insanlarıyla birlikte bir şey yaratmak önemli. Çok amaçlı salonda ayrıca caz, rock, Türk müsikisi konserleri, moda defileleri, düğünler ağırlıyoruz. Duduk ustası Ertan Tekin eşliğinde soprano Pervin Chakar’i dinledik. Hollanda’da Kürt Alevi bir baba ile Endonezyalı bir anneden dünyaya gelen multidisipliner sanatçı Melisa Diktaş geldi Tariria’ya. Dans tiyatrosunun efsane ismi Pina Bausch sahnedeydi sanki.
Tariria’da fotolardan gördüğüm kadarıyla 250 metrekare 7 metre yüksekliğinde fuayeniz ve sergi alanınız var. Sürekli sergiler ağırlıyor musunuz?
İlk sergilerden biri Kültür Yolu kapsamında gelen Refik Anadol’un sergisiydi.
Picasso sergisini de ağırladık. Mesut Gül’ün Van kartpostalları, Ressam Necat Karakaya’nın ‘Ayartma, Simülasyon, Gerçeklik’ sergilerini düzenledik. Berlin’de yaşayan Asaf Erdemli’nin heykelleri büyük ilgi çekti. 14 Mart’tan itibaren, uluslararası bir sergi turuna çıkan Tayvan’ın önde gelen seramik sanatçısı Hsu Yunghsu’yu ağırlıyoruz.