Dünyaya en iyi şekilde yayılmayı başarmış Fransız otomotiv gücü, şimdiye kadarki en radikal ve en akıllı küresel dönüşümünü yaşıyor. Renault Grubu, geçmişin “erken ihracat” veya “fabrika kurma” dönemlerinden, bugünün jeostratejik, platform odaklı ve derin ortaklıklara dayalı çağına geçiş yapıyor. 2023’te başlatılan ve 3 milyar Euro’luk bir yatırımı temsil eden ‘International Game Plan 2027’ dönüşümün hedefinde Avrupa dışı satışların payını %37’lerin çok daha üstüne artırmak ve global pazarlardaki her üç satıştan birini hibrit veya elektrikli bir araç yapmak vardı. Bu planın özündeki köklü endüstriyel ve yönetimsel paradigma değişimini de hatırlatırsak; ürün geliştirme süresini 4 yıldan 2 yıla indirmek, bir aracın üretim enerji tüketimini 3 yılda %40 azaltmak ve bir aracı monte etme süresini 10 saate düşürmek gibi ciddi bir ‘e-Endüstrileşme’ söz konusu…
Bu kapsamlı stratejinin teknik ve sembolik yeni zirvesini ise, geçen hafta Güney Kore’de Busan’da üretilen Renault Filante ile gördük. Filante’a sadece bir ürün olarak değil, bir “teknoloji aktarım kanalı” ve “stratejik ortaklık prototipi” olarak bakacak olursak da; Çinli Geely’nin 2022’de Fransız Renault’nun Güney Kore’deki yatırımlarının %34.02’lik payını satın almasına dönmemiz gerekiyor. Finansal iştirakten ziyade, bir sinerji köprüsü kurulurken; Geely-Volvo’nun kendini kanıtlamış premium CMA platformu, Renault’nun Fransız tasarım DNA’sı “insani teknoloji” felsefesiyle buluşturuldu. Sonuçta da, D-segmenti Grand Koleos’ta olduğu gibi bir ikiz model değil, teknik mimarinin üstüne 4.915 mm’lik devasa ve heykelsi bir Fransız şıklığı giydirilen, %100 Renault bir tasarım harikası ortaya çıktı. Hatta Paris Technocenter ile Seoul Tasarım Merkezi arasındaki diyalogla yalnızca çizgilerde değil, önemli yeni mühendislikler de gerçekleştirilmiş. Örneğin; Megane’da 1.080 olan parça sayısı, Grand Koleos’ta 801’e, Filante’da ise 745’e indirilmiş ve maliyet optimizasyonunun yanında üretimde derin bir akılcılaşma başarılmış.

Diğer yanda Busan fabrikasındaki devrim niteliğinde bir endüstriyel esneklik örneği olan dahice tek hat, dünyada sadece birkaç fabrikada bulunuyor. Aynı hat üzerinde, aynı 48 saniyelik döngüde, üç farklı CMA, CMF-B, SEA platformlarından, dört farklı model Grand Koleos, Arkana, Filante ve Polestar 4 ile ICE, HEV, BEV üç farklı motorizasyonu üretebilmek, 21. yüzyıl otomotiv üretiminin adeta kutsal kasesi… Çin, İsveç ve Fransa’nın mühendislik birikimlerinin, Güney Kore üretim disiplini ve kalite standartlarıyla birleştiği küresel bir mikrokozmosu olarak üretim çevikliğinin yeniden tanımlandığı bu tesisin son ürünü Filante, ultra esnek hattın ve Renault Grubu’nun en yüksek kalite puanlarına ulaşma başarılarının bir kanıtı olarak da çok önemli bir model.
OTOMOTİVDE YENİ BİR İŞ BİRLİĞİ MODELİ
Aslında finansal ve stratejik boyutta Filante’ın izole bir proje olmadığını da belirtelim. Renault Grubu’nun geçen yıl Ağustos’ta Hindistan'daki Chennai fabrikasını ve Nissan’ın hisselerini devralması veya Kasım ayında Brezilya’daki Ayrton Senna Kompleksi’ne 3.8 milyar R$’lık dev yatırım, aynı planın farklı kıtalardaki yansımaları… Hepsi aynı üç temel sütunu güçlendirmeyi amaçlıyor; Geely ile Güney Kore’nin ardından Brezilya’da da stratejik ortaklıkları derinleştirmek, Hindistan ve Asya’yı birer rekabetçilik platformu olarak konumlandırmak ve elektrifikasyonu hızlandırmak. Filante’ın 250 HP’lık gelişmiş E-Tech hibrit sistemi ise, bu üçüncü direğin motor bölümündeki yansıması. 1.64 kWh’lık küçük bataryasıyla %75 şehir içi tam elektrikli sürüş vaadi, batarya malzeme maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde, pazar odaklı ve akıllıca bir elektrikli erişim stratejisini temsil ediyor.
Nihayetinde, Renault Filante, 19 ülkede satılma, fakat Avrupa’ya gelmeme stratejisiyle lanse edildi. Fakat bu uzun boylu yakışıklı Fransızın “olduğu gibi” değil de, belki daha farklı bir teknikle buralara aktarılması düşünülebilir. Ama özellikle D ve E segmentlerinin toplam pazarın %51.6’sını oluşturduğu Güney Kore ve Orta Doğu gibi Avrupa dışı yüksek değerli pazarlarda bir Fransız-Kore sentezi olarak rekabet etmek ve kâr etme amacıyla hazırlandığını unutmayalım. Filante’ın aynı zamanda üzerinde test edilen dijital kabin mimarisi, AR HUD, yeni nesil sürüş destek sistemleri ve verimli hibrit mimarisi, gelecekteki Avrupa modellerinin DNA’sına işleyecek birer teknoloji taşıyıcısı olma görevi de var.
Filante, Renault’nun en sofistike ve en umut verici küresel otomotiv işbirliği modeli… Batılı bir markanın Uzak Doğu’daki basit montaj operasyonlarından veya platform kiralama anlaşmalarından biri değil… Busan’daki hat, Fransız tasarım ve inovasyon tecrübesiyle Doğu Asya’nın üretim mükemmelliği, dijital çeviklik ve platform ekonomisi arasında gerçek bir iki yönlü kanal… Yepyeni bir endüstriyel diplomasi çağını başlatan Filante’ın başarısı, küresel otomotiv endüstrisinin yakın gelecekte nasıl şekilleneceğine dair çok önemli ipuçları verecek.