‘The Mandalorian’, Disney+’ın Star Wars evreninden çıkan en sevilen yapımlarından biri. Bu başarının arkasında ise “bebek Yoda” olarak gördüğümüz Grogu var. Üç sezondan oluşan dizi, İmparatorluk sonrası kaos içindeki galakside yaşayan yalnız ödül avcısı Din Djarin’in, bir görev sırasında Grogu’yla karşılaşınca değişen hayatını anlatıyordu. Başta onu teslim etmeye çalışsa da, ufaklık ya da onların tabiriyle “çocuk” üzerinde deneyler yapıldığını görünce sistemi karşısına alıp onu korumayı seçmiş; hikâye de klasik bir ödül avı macerasından güçlü bir baba-oğul yolculuğuna dönüşmüştü. İlk sezon western tonuyla ilerlerken, sonraki sezonlarda Ahsoka Tano, Boba Fett ve Luke Skywalker gibi tanıdığımız karakterlerle hikâye Star Wars mitolojisinin daha büyük parçalarına bağlandı. Yine de dizinin duygusal merkezinde Din ve Grogu arasındaki bağ vardı. Son sezonun ardından geçen dört yılın ardından ‘The Mandalorian & Grogu’, bu ilişkiyi beyazperdeye taşıyor.
Hikâye, İmparatorluk’un çöküşünün ardından galakside düzenin hâlâ tam olarak kurulamadığı bir dönemde geçiyor. Yeni Cumhuriyet sistemi toparlamaya çalışırken, dış bölgelerde eski İmparatorluk savaş lordlarının etkisi sürüyor. Din Djarin ise artık yalnızca görev peşinde koşan bir ödül avcısı değil. Grogu’yla birlikte daha korumacı, daha temkinli ve giderek daha “baba” bir karaktere dönüşmüş durumda. Zaten ‘The Mandalorian’ın bu kadar karşılık bulmasının nedeni de biraz buydu. Star Wars’ın büyük savaşlarının ortasında odağını hiçbir zaman iki karakter arasındaki bağdan uzaklaştırmadı. ‘The Mandalorian and Grogu’ da bu ilişkiyi büyüterek devam ediyor. Din Djarin artık Yeni Cumhuriyet adına görevler üstlenirken, Grogu da yalnızca korunması gereken gizemli bir çocuk olmaktan çıkıyor. Luke Skywalker’dan aldığı Jedi eğitiminin etkisini taşıyan karakter, aynı zamanda bir Mandalorian çırağı olarak yetişiyor. Bu ikili yapı da Grogu’yu Star Wars evrenindeki en ilginç figürlerden birine dönüştürüyor. Bir yanda Güç’le kurduğu bağ, diğer yanda hayatta kalmayı öğrenen savaşçı tarafı var.
Eğlenceli bir macera
Jon Favreau ve Dave Filoni’nin yaklaşımıysa dizinin sevilen ruhunu koruyor. Western estetiği, yalnız kovboy hissi, diğer galaksilerde geçen görevler dizideki gibi var ancak bu kez ölçek daha büyük. Film IMAX için çekilirken yapım ekibi gerçek setler, minyatürler, animatronikler ve kuklalarla Star Wars evrenini olabildiğince canlı hâle getiriyor. Grogu yalnızca sonradan eklenen bir CGI figüründen ziyade, konuşmasa da yaşayan bir karakter hissi yaratıyor. Pedro Pascal’ın performansı da yine serinin en güçlü yanlarından biri olmaya devam ediyor. Sigourney Weaver’ın canlandırdığı Colonel Ward karakteri de hikâyeye Yeni Cumhuriyet tarafında önemli bir figür olarak dahil oluyor. ‘The Bear’ın şefi Carmy olarak son dönemde büyük başarıya imza atan Jeremy Allen White ve Jonny Coyne gibi isimler de filmin dünyasını genişleten oyuncular arasında. Star Wars evrenini ve diziyi seven, ailece keyifli vakit geçirmek isteyenler için ‘The Mandalorian and Grogu’, büyük galaktik savaşlardan çok eğlenceli bir macera vadediyor. Yeni yaratıklar, hareketli aksiyon sahneleri ve Grogu’nun o sempatik halleriyle film, keyifli bir Star Wars yolculuğu sunuyor.