Bu hafta rotamızı Alanya’ya çeviriyoruz. Side ve Manavgat’tan sonra Pamphylia kıyılarının doğusuna ilerliyoruz; burada manzara değişiyor. Antik liman kentleri, nehirler ve tiyatrolardan sonra karşımıza kale, kule, tersane ve Selçuklu denizciliği çıkıyor.
Alanya, Türkiye kıyı şeridinin doğusundaki son büyük tatil merkezlerinden biridir. Geniş kumsalı, denize doğru uzanan kayalık yarımadası ve tepesinde taç gibi duran kalesiyle hemen tanınır. Bugün çok hareketli bir turizm merkezidir; ama kalenin surlarına, Kızıl Kule’ye ve tersaneye bakınca Alanya’nın yalnız deniz, güneş ve tatil kenti olmadığını görürüz.
Alanya’nın antik adı Korakesion’dur. Luvi dilinde “uç” ya da “çıkıntılı şehir” anlamına geldiği kabul edilir. Bu ad bile kentin coğrafyasını anlatır: Deniz içine doğru uzanan, korunması kolay, stratejik bir yarımada.
KORAKESİON’DAN ALAİYE’YE…
Alanya’nın tarihi, Akdeniz’in güç mücadeleleriyle iç içedir. Antik Korakesion, İÖ 2. yüzyılda korsan Diodotos Tryphon tarafından köle ticareti için üs haline getirilmiştir. Akdeniz’de korsanlığın Roma için büyük bir sorun haline geldiği dönemde, İÖ 65’te Pompeius korsanlara karşı sefer düzenlemiş ve Korakesion çevresindeki korsan gücünü ortadan kaldırmıştır.
Daha sonra Marcus Antonius’un Korakesion’u Kleopatra’ya düğün armağanı olarak verdiği anlatılır. Kleopatra’nın denize inmek için kayalardan aşağıya uzanan merdivenleri kullandığına dair yerel anlatılar da Alanya’da tarih ile efsanenin nasıl iç içe geçtiğini gösterir.
Alanya’nın asıl büyük dönüşümü Selçuklular döneminde gerçekleşir. 1221 yılında Sultan I. Alaeddin Keykubad kenti almış, Korakesion’un adı onun onuruna Alaiye olmuştur. Burası kısa sürede Selçuklu sultanlarının kışlık sarayının bulunduğu güçlü bir Akdeniz üssüne dönüşmüştür.
YARIMADANIN TACI
Alanya gezisine kaleden başlamak gerekir. Kale, Helenistik dönemde kurulmuş; bugün gördüğümüz ana yapı ise 1221’den sonra Alaeddin Keykubad tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Deniz seviyesinden 117 metre yüksekteki yarımadanın çevresinde yaklaşık 6 kilometrelik sur hattı uzanır. Toplam 83 kule ve 140 burç, kalenin askeri gücünü gösterir.
Ortaçağda surların içinde yaşayan nüfusun su ihtiyacını karşılamak için çok sayıda sarnıç yapılmıştır. Bu ayrıntı önemlidir: Alanya Kalesi yalnız savunma yapısı değildir; içinde yaşamın sürdüğü, suyu, ibadet mekânları, sarayı ve mahalleleri olan bir kale kenttir.
Yarımadanın zirvesindeki İç Kale, bugün müze alanı olarak düzenlenmiştir. Alaeddin Keykubad’ın sarayı da burada yer alıyordu. Kalede bugün hâlâ yerleşim bulunması, Alanya’nın geçmişle bugünü bir arada yaşatan karakterini güçlendirir.
İç Kale’ye çıkış biraz zaman ister. Yürüyerek çıkmak isteyenler için rota, manzara ve tarih açısından çok keyiflidir. Yarımadanın her noktasında Akdeniz farklı bir açıdan görünür. Bir yanda Kleopatra Plajı ve geniş kumsal, diğer yanda liman ve Kızıl Kule manzarası vardır.
Kale içinde Aya Yorgi Kilisesi de görülmelidir. İS 6. yüzyıla tarihlenen bu Bizans yapısı, Alanya’nın Selçuklu öncesi katmanını hatırlatır.
KENTİN SİMGESİ
Alanya’nın simgesi olan Kızıl Kule, denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmıştır. 1226 yılında Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan bu sekizgen planlı kule, Selçuklu askeri mimarisinin Akdeniz kıyısındaki en etkileyici eserlerinden biridir.
Kule adını, üst bölümünde kullanılan kırmızı tuğlalardan alır. Alt kesimlerde taş bloklar, üst kesimlerde tuğla kullanılmıştır. Sekizgen gövdesi, 33 metre yüksekliği ve 29 metre çapıyla liman siluetine hâkimdir. İçinde zemin katla birlikte beş kat bulunur. Tepesine çıkan taş merdivenler, ziyaretçiyi hem mimarinin içine hem de Alanya manzarasına taşır.
Kızıl Kule’nin ortasındaki sarnıç, yapının uzun süreli askeri kullanım düşünülerek tasarlandığını gösterir. Tepeden bakıldığında liman, tersane, surlar ve kale yarımadası tek bir savunma sistemi olarak algılanır.
SELÇUKLU’NUN AKDENİZ YÜZÜ
Kızıl Kule’den sonra Alanya Tersanesi’ne geçilir. Burası Selçukluların Akdeniz’e açılan yüzünü anlamak için çok önemli bir yapıdır. Tersane, gemilerin kışlık barınma yeri olarak kullanılmış; aynı zamanda tamiratların, yelken ve donanım işlerinin yapılabildiği işlik, depo ve idari alanlara sahip olmuştur.
57 metre uzunluğunda ve 40 metre derinliğindeki tersane, beş tonozlu bölümden oluşur. Her bölüm denize açılır; sivri kemerli duvarlar bölümleri birbirinden ayırır. Duvarlarda kesme taş, kemer ve tonozlarda tuğla kullanılmıştır.
Alanya Tersanesi’ni özel yapan şey, Selçukluların Akdeniz’deki iddiasını somutlaştırmasıdır. Anadolu Selçuklu Devleti çoğu zaman kara yolları, kervansaraylar ve ticaret rotalarıyla hatırlanır; fakat Alanya bize Selçukluların denizi de stratejik bir alan olarak gördüğünü anlatır.
KIYI MOLASI
Alanya’nın doğal durakları arasında en bilineni Damlataş Mağarası’dır. Yarımadanın batı ucunda yer alan mağara, 1948 yılında liman inşaatı için taş ocağı açılırken tesadüfen bulunmuştur. Girişte yaklaşık 50 metrelik bir geçit vardır; ardından mağaranın tabanına inilir.
Mağara adını sarkıtlardan damlayan su damlalarından alır. Sıcaklığı yıl boyunca yaklaşık 22 derece civarındadır. Damlataş, güzelliğinin yanında astım hastalarına iyi geldiği düşünülen havasıyla da tanınır. Bugün Alanya ziyaretlerinde kısa ama etkili bir doğa molasıdır.
Damlataş’tan sonra Kleopatra Plajı’na ya da liman çevresine geçilebilir. Böylece Alanya’nın üç ana karakteri aynı rota içinde görülür: Kale, liman ve kıyı.
BU ROTAYI ÖZEL YAPAN NE?
Bu rotayı özel yapan şey, Alanya’nın Akdeniz kıyısındaki çok katmanlı kimliğidir. Korakesion adı antik dönemi, korsanlık ve Roma mücadelesi Akdeniz güvenliğini, Alaiye adı Selçuklu dönemindeki büyük dönüşümü hatırlatır.
Alanya’da kale yalnız tepede duran romantik bir manzara değildir. Kızıl Kule, tersane, surlar, sarnıçlar ve limanla birlikte düşünülmesi gereken büyük bir savunma ve denizcilik sistemidir. Bu nedenle Alanya, Pamphylia kıyılarından Selçuklu Akdeniz dünyasına geçişin güçlü duraklarından biridir.
LEZZETLER
- Alanya ve çevresinde balık ve deniz ürünleri
• Muz, avokado ve tropik meyveler
• Antalya usulü piyaz
• Tahinli kabak tatlısı
• Yerel reçeller ve narenciye
• Liman çevresinde Akdeniz mezeleri
ALANYA ROTASI
- Korakesion: Alanya’nın antik adı
• Alaiye: Selçuklu döneminde kente verilen ad
• Alanya Kalesi: 83 kuleli, 140 burçlu kale kent
• İç Kale: Alaeddin Keykubad’ın sarayının bulunduğu alan
• Aya Yorgi Kilisesi: Bizans döneminden kalma yapı
• Kızıl Kule: Selçuklu liman savunmasının simgesi
• Alanya Tersanesi: Beş tonozlu Selçuklu denizcilik yapısı
• Damlataş Mağarası: Sarkıtları ve sabit havasıyla ünlü doğal durak
PRATİK BİLGİ
Rota
Alanya Kalesi, İç Kale, Aya Yorgi Kilisesi, Kızıl Kule, Alanya Tersanesi, liman, Damlataş Mağarası, Kleopatra Plajı.
Süre
1 gece 2 gün idealdir. Zamanı sınırlı olanlar kaleyi, Kızıl Kule’yi, tersaneyi ve Damlataş Mağarası’nı yoğun bir günlük programla gezebilir.
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en rahat dönemlerdir. Yazın kale yürüyüşü için sabah erken saatler tercih edilmeli; şapka, su ve rahat ayakkabı unutulmamalıdır.