Bu hafta Pamphylia rotasına devam ediyoruz. Phaselis ve Attaleia’dan sonra Antalya Ovası’nın iki büyük antik kentine, Perge ve Aspendos’a gidiyoruz. Bu rota, Pamphylia’yı su, kent ve ticaret ilişkisi üzerinden okumak için iyi bir fırsat sunar. Perge Aksu, yani antik Kestros Nehri’yle; Aspendos ise Köprüçay, yani antik Eurymedon’la birlikte düşünülmelidir.
Bu rota bir gece iki gün planlanırsa rahat gezilir. İlk gün Perge’ye, ikinci gün Köprüçay, Belkıs Köprüsü ve Aspendos’a ayrılabilir.
PERGE: ROMA’NIN ANITSAL YÜZÜ
İlk gün Perge’ye ayrılmalı. Antalya’nın doğusunda, Aksu yakınlarında yer alan Perge, Pamphylia’nın en önemli kentlerinden biridir. Helenistik bir tepe üstü yerleşimiyken, Roma döneminde planlı ve anıtsal bir kent haline gelmiştir. Bugün tiyatro, stadion, agora, hamam, anıtsal kapı, sütunlu cadde, çeşme ve bazilika gibi temel bileşenleri birlikte görebildiğimiz önemli Roma kenti örneklerindendir.
Perge’nin ayırt edici özelliklerinden biri sudur. Kent halkı suyu içme, temizlik ve sulama için kullandığı gibi, serinlik, görüntü ve ses etkisi için de değerlendirmiştir. Perge’de su, mimariyle birleşen sanatsal bir öğeye dönüşür.
PLANCİA MAGNA’NIN GÖRKEMLİ MİRASI
Kente girişte Roma Kapısı ve Helenistik kapı alanı ziyaretçiyi karşılar. Helenistik kapı, iki yuvarlak kuleyle korunan anıtsal bir giriş düzenine sahiptir. Bu alan, İS 2. yüzyılda Perge’nin en ünlü kadınlarından Plancia Magna tarafından yeniden düzenlenmiş ve Şeref Avlusu’na dönüştürülmüştür.
Plancia Magna, Artemis’in başrahibesi, kentin hamisi ve seçkin bir hayırsever olarak Perge tarihinde özel bir yere sahiptir. Kentin girişini heykellerle, yazıtlarla ve anıtsal düzenlemelerle görkemli hale getirmiştir.
CADDELER, ÇEŞMELER VE GÜNDELİK HAYAT
Perge’nin en etkileyici bölümlerinden biri kuzey-güney doğrultulu sütunlu caddedir. Hadrianus Takı’ndan Kestros anıtsal nymphaionuna kadar uzanan bu cadde yaklaşık 480 metre uzunluğundadır. İki yanında revaklar ve dükkânlar yer alır.
Caddenin ortasından geçen açık su kanalı, Perge’yi diğer antik kentlerden ayıran güzel bir ayrıntıdır. Kanalın amacı sadece su taşımak değildir; sıcak yaz günlerinde kente serinlik, görsel canlılık ve su sesi katmak için düşünülmüştür.
Stadion, yaklaşık 12 bin kişilik kapasitesi ve tonozlu alt odalarıyla kentin spor yaşamına ışık tutar. Tiyatro ise yaklaşık 14 bin kişilik kapasitesi ve sahne binasındaki Dionysos kabartmalarıyla dikkat çeker. Günün sonunda güney hamamı, agora/macellum ve anıtsal çeşmeler gezilebilir.
KÖPRÜÇAY: ANTİK EURYMEDON’UN İZİNDE
İkinci gün rotayı Köprüçay’a çevirmek iyi olur. Antik Eurymedon olan Köprüçay, Toroslar’dan doğup dar ve derin kanyonlardan geçerek Akdeniz’e ulaşır. Yaklaşık 184 kilometre uzunluğundaki nehir, doğal güzelliğinin yanında Pamphylia kentleri arasındaki ulaşım ve ticaret bağlantılarıyla da önemlidir.
Köprülü Kanyon, 14 kilometrelik uzunluğu ve yüksek kayalıklarıyla bölgenin etkileyici doğa alanlarından biridir. Bugün rafting alanı olarak tanınır, ancak antik dünyada Selge, Aspendos ve Side gibi kentleri birbirine bağlayan yolların ve köprülerin önemli bir geçiş noktasıydı. Köprüçay üzerindeki Oluk Köprü, Pisidia’daki Selge ile Pamphylia kentleri Aspendos ve Side arasındaki bağlantıyı sağlaması bakımından önemlidir. Nehrin aşağı kesimindeki Belkıs Köprüsü ise Roma temelleri ve Selçuklu onarımlarıyla farklı dönemleri birlikte taşır.
ASPENDOS’UN ZAMANA DİRENEN TİYATROSU
Köprüçay’dan sonra Aspendos’a geçilir. Aspendos, Antalya’ya yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta, Eurymedon Nehri yakınındaki tepede kurulmuş önemli bir Pamphylia kentidir. Nehir bağlantısı ve ticaret ağı, kentin zenginliğinin temelidir.
Aspendos denince akla ilk gelen yapı tiyatrodur. Marcus Aurelius döneminde, İS 2. yüzyılda Aspendoslu Zenon tarafından yapılan tiyatro, Akdeniz dünyasının en iyi korunmuş Roma tiyatrolarından biridir. Sahne binasının büyük ölçüde ayakta kalması yapıyı benzersiz kılar.
Tiyatronun korunmasında Selçuklu dönemi kullanımı da etkili olmuştur. Selçuklular bu yapıyı saraya dönüştürerek kullanmış, onarımlar sayesinde tiyatro günümüze sağlam ulaşmıştır. Aspendos’un diğer büyük eseri su kemerleridir. Kente su, yaklaşık 15 kilometrelik uzaklıktan bu sistemle getirilmiştir. Ayakta kalan su kuleleri ve sifon bölümleri, antik mühendisliğin gücünü gösterir.
BU ROTAYI ÖZEL YAPAN NE?
Bu rotayı özel yapan şey, Pamphylia’nın su, kent ve ticaret ilişkisini göstermesidir. Perge’de su, caddenin ortasındaki kanal, çeşmeler ve hamamlarla kamusal yaşamın parçasına dönüşür. Köprüçay, Toroslar’dan Akdeniz’e inen doğal ve tarihsel bir koridor oluşturur. Aspendos ise tiyatrosu, su kemerleri ve nehir bağlantısıyla Roma dönemi Pamphylia’sının zenginliğini anlatır.
LEZZETLER
- Antalya usulü piyaz
• Tahinli kabak tatlısı
• Serik çevresinde köfte ve et yemekleri
• Köprüçay çevresinde alabalık
• Narenciye, turunç reçeli ve yerel ürünler
PERGE, KÖPRÜÇAY VE ASPENDOS ROTASI
- Perge: Planlı Roma kenti ve su mimarisi
• Aksu/Kestros: Perge’yi Akdeniz’e bağlayan nehir
• Plancia Magna: Perge’nin hayırsever kadın hamisi
• Pergeli Apollonios: Büyük Geometrici
• Köprüçay/Eurymedon: Toroslar’dan Akdeniz’e tarihî suyolu
• Belkıs Köprüsü: Roma ve Selçuklu izlerini taşıyan köprü
• Aspendos: Tiyatrosu ve su kemerleriyle ünlü Pamphylia kenti
Rota
1. gün: Antalya – Perge – stadion – tiyatro – Helenistik kapı – sütunlu cadde – agora – hamamlar
2. gün: Köprüçay – Belkıs Köprüsü – Aspendos Tiyatrosu – su kemerleri – Antalya’ya dönüş
Süre
1 gece 2 gün idealdir. Erken başlanırsa Perge, Köprüçay ve Aspendos aynı güne de sığdırılabilir; ancak Perge için geniş zaman ayırmak gerekir.
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en rahat dönemlerdir. Yazın şapka, su ve rahat ayakkabı şarttır; ören yerleri sabah erken saatlerde gezilmelidir.