Bu hafta Pamphylia rotasında Side ve Manavgat’tayız. Geçen hafta Perge, Köprüçay ve Aspendos üzerinden su, ticaret ve kent ilişkisini izlemiştik. Şimdi aynı coğrafyanın doğusuna, Pamphylia’nın en önemli liman kentlerinden Side’ye ve onu tamamlayan Manavgat Irmağı’na gidiyoruz. Roma döneminde Pamphylia’nın önemli liman kentlerinden biri olan Side, deniz ticareti, tarım, zeytinyağı, şarap üretimi, balıkçılık ve ticaretle zenginleşmiştir. Side’nin baştanrıçası Athena’dır. Deniz ticaretinin koruyucusu olarak da kabul edilen Athena, Side sikkelerinde en sevilen figürlerden biri olmuştur. Kentin adıyla özdeşleşen nar motifi de sikkelerde sıkça görülür. Eski bir Anadolu dilinde ‘nar’ anlamına gelen ‘side’ kelimesi, kentin Helen kolonizasyonundan önce de var olduğuna işaret eder.
NARIN, LİMANIN VE TANRILARIN KENTİ
Side’nin tarihi İÖ 7. yüzyıla kadar götürülür; ancak adının Anadolu kökenli olması, daha eski bir geçmişi düşündürür. Sidelilerin konuştuğu dilin Luvi dil grubuna ait olduğu tespit edilmiştir. Bu ayrıntı önemlidir: Side, Helen dünyasına açılmış bir liman kenti olsa da köklerinde Anadolu’nun yerli kültürleri vardır.
Büyük İskender’den sonra Side, Selevkosların ve kısmen Ptolemaiosların egemenliği altında kalmıştır. En parlak dönemini, Roma İmparatorluğu’yla iyi ilişkiler kurduğu İÖ 2. yüzyıl civarında yaşamış; bu canlılık İS 3. yüzyıla kadar sürmüştür. Bugün kentte görülen etkileyici yapıların çoğu bu Roma refahının ürünüdür.
Side, İS 5. ve 6. yüzyıllarda yeniden önemli bir ticaret merkezi ve Doğu Pamphylia’nın dini metropolisi olmuştur. Sonrasında depremler, saldırılar ve yangınlar kentin terk edilmesine yol açmıştır. 1895’te Giritli göçmenlerin Selimiye köyünü kurmasıyla Side’de yeni bir yaşam başlamış, bugün eski kent ile modern yerleşim iç içe geçmiştir.
SURLARDAN SÜTUNLU CADDEYE…
Side gezisine iyi korunmuş kent surları arasındaki ana kapıdan başlamak gerekir. Kapı oldukça tahrip olmuş olsa da kente girişin anıtsal etkisi hâlâ hissedilir. Kapıdan sonra sütunlu cadde başlar. Modern yol, eski caddenin üzerine oturmuştur; bu durum Side’de antik ve modern yaşamın nasıl iç içe geçtiğini hemen gösterir.
Sütunlu cadde agoraya, oradan da tiyatroya ulaşır. Yol üzerinde Bizans bazilikası kalıntıları, Roma hamamı ve kırık sütun parçaları görülür. Roma hamamı onarılarak müzeye dönüştürülmüştür. Side Müzesi’nde özellikle Roma dönemine ait heykeller ve lahitler sergilenir. Bu müze, ören yerini anlamak için önemli bir duraktır.
Agoranın kalıntıları Side’nin ticari yaşamını hatırlatır. Antik kaynaklarda ve gelenekte buranın korsanların köle sattığı bir alan olarak anılması, Side’nin Akdeniz ticaret ağındaki karmaşık rolünü de gösterir. Bir liman kenti olarak Side, zenginliğini denizden, ticaretten ve verimli Pamphylia Ovası’ndan almıştır.
SİDE’NİN SİMGESİ: APOLLON TAPINAĞI
Agoradan sonra Side Tiyatrosu’na ulaşılır. Anıtsal kapı ve çeşmesiyle tiyatronun günümüze ulaşan kalıntıları İS 2. yüzyıla tarihlenir. Yaklaşık 15 bin seyirci kapasiteli bu yapı, Pamphylia’nın en etkileyici tiyatrolarından biridir. Geç Roma döneminde gladyatör dövüşleri için kullanıldığı, İS 5. ve 6. yüzyıllarda ise açık hava kilisesine dönüştüğü anlaşılır.
Tiyatronun yakınında erken Roma dönemine tarihlenen Dionysos Tapınağı bulunur. Ancak Side’nin en bilinen görüntüsü, yarımadanın ucunda, liman yakınındaki Apollon ve Athena tapınaklarıdır. Apollon, Sideliler tarafından ‘Apollon Sidetes’ olarak anılmış, kentin kurucusu ve atası sayılmıştır. Bugün ayağa kaldırılmış sütunlarıyla Apollon Tapınağı, Side’nin simgesine dönüşmüştür.
Günün sonunda tapınakların bulunduğu alana inmek gerekir. Burada deniz, liman, gün batımı ve antik kalıntılar aynı manzaranın içinde birleşir. Side’yi özel yapan şey de budur: Antik kent bir müze alanı gibi değil, yaşayan bir sahil yerleşimi gibi karşımıza çıkar.
GEZİNİN DOĞAL TAMAMLAYICISI
İkinci gün Manavgat Nehri’ne ayrılabilir. Antik adı Melas olan Manavgat Nehri, Toroslar’dan doğup Akdeniz’e dökülen, 93 kilometre uzunluğunda bir akarsudur. Türkiye’nin akım rejimi en düzenli nehirlerinden biri sayılır. Oymapınar ve Manavgat barajlarıyla enerji üretimine katkı sağlar; dünyanın büyük yeraltı nehirlerinden Dumanlı kaynakları da Manavgat’ı besler.
Nehir, Oymapınar köyünün biraz aşağısında ve Manavgat ilçe merkezinin kuzeyinde ünlü Manavgat Şelalesi’ni oluşturur. Şelale çok yüksek değildir; ama geniş yatağı, bol suyu ve güçlü akışıyla etkileyicidir. Side’nin denizci ve ticari karakterinden sonra Manavgat bu rotaya gölge ve serinlik katar.
Manavgat Nehri, şelaleden sonra sakinleşir ve denize doğru ilerler. Tekneler kıyıdan içerideki Manavgat kasabasına kadar ulaşabilir. Bu nedenle Manavgat, Side gezisinin doğal tamamlayıcısıdır. Bir yanda antik liman ve tapınaklar, diğer yanda nehir, şelale ve ırmak kıyısı yaşamı vardır.
BU ROTAYI ÖZEL YAPAN NE?
Bu rotayı özel yapan şey, Side’nin antik liman kimliğiyle Manavgat’ın su coğrafyasını yan yana getirmesidir. Side’de Athena ve Apollon kültü, nar motifi, tiyatro, agora, hamam, müze ve liman üzerinden Pamphylia’nın denize açılan yüzünü görürüz. Manavgat’ta ise Toroslar’dan gelen suyun ovaya ve denize nasıl hayat verdiğini izleriz.
Side, eski ile yeninin iç içe geçtiği yerlerden biridir. Antik caddenin üzerinden modern yolun geçmesi, tapınakların yanında bugünkü yaşamın sürmesi, burayı durağan bir arkeolojik alan olmaktan çıkarır. Side, hâlâ yaşayan bir Akdeniz sahil kentidir.
Bu rota bize şunu hatırlatır: Pamphylia yalnızca büyük tiyatrolar ve sütunlu caddelerden ibaret değildir. Narın bereketi, limanın hareketi, tanrıların koruması, nehrin serinliği ve denize açılan yarımada bu coğrafyanın asıl ruhunu oluşturur.
LEZZETLER
- Manavgat çevresinde ırmak kıyısı balık sofraları
• Side’de deniz ürünleri ve Akdeniz mezeleri
• Antalya usulü piyaz
• Tahinli kabak tatlısı
• Nar, turunç reçeli ve narenciye
• Zeytinyağlılar ve yerel otlar
SİDE VE MANAVGAT ROTASI
- Side: Pamphylia’nın önemli liman kenti
• Nar: Side adının ve sikkelerinin simgesi
• Athena: Kentin baştanrıçası ve deniz ticaretinin koruyucusu
• Apollon Sidetes: Side’nin kurucu ata tanrısı
• Side Tiyatrosu: Yaklaşık 15 bin kişilik Roma yapısı
• Side Müzesi: Roma heykelleri ve lahitleriyle öne çıkar
• Apollon Tapınağı: Side’nin simgesel yapısı
• Manavgat Nehri: Antik adı Melas olan nehir, Toroslar’dan Akdeniz’e uzanır
Rota
- gün: Side Antik Kenti, ana kapı, sütunlu cadde, agora, Side Müzesi, tiyatro, Dionysos Tapınağı, Apollon ve Athena tapınakları…
- gün: Manavgat Nehri, Manavgat Şelalesi, ırmak kıyısı, Side’ye dönüş veya sahil molası.
Süre
1 gece 2 gün idealdir. Zamanı sınırlı olanlar Side Antik Kenti’ni ve Manavgat Şelalesi’ni aynı güne sığdırabilir; Side gün batımını kaçırmamak gerekir.
Ne Zaman Gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en rahat dönemlerdir. Yazın şapka, su ve rahat ayakkabı şarttır; antik kent gezisi günün serin saatlerinde yapılmalıdır.