Bir yanı Akdeniz, diğer yanı Karadeniz… İkisinin arasında ise her köşesi ayrı güzel Marmara. Bu muhteşem ülkenin bir diğer zenginliğine gelecek olursak; Çanakkale'den Datça'ya uzanan eşsiz kıyılara kucak açan Adalar Denizi… İnsan, böylesine güzel ve masmavi bir ülkede enginlere sevdalı olmaz mı?
Avrupa ile Asya'nın buluşma noktası olan, insanından yeşiline, mavisinden on binlerce yıldır ışık tuttuğu kadim uygarlıklara kadar her yönüyle bir başka güzel benim memleketim. Şimdi gel de saygı ve rahmetle andığım Ayten Alpman'ı hatırlama. Onun benzersiz sesiyle hafızalarımızda yankılanan o muhteşem şarkıyı dinlememe imkân var mı?
Anadolu coğrafyasını havadan, karadan ya da denizden keşfeden bilinçli insanlara ayrı bir saygı duyuyorum. Dahası, ben de ay yıldızlı sevdamızın insan ruhunda estirdiği yaz rüzgârlarını ve bu eşsiz coğrafyanın benzersizliğini kelimelere sığdırmakta zorlanıyorum. Hele hele konu mavilikler olunca… Zira Hopa'dan İskenderun'a kadar yaklaşık 1.500 deniz mili uzunluğundaki kıyılarımızın her noktası adeta cennet. Bu durum yalnızca su ürünleri sektörümüz ya da amatör denizcilerimiz için geçerli değil. Aynı zamanda bacasız sanayi olarak nitelendirilen turizmde de her yıl bayrağı daha yukarı taşıyan önemli bir ekonomik güce sahibiz.
Yüzen oteller
Benim tanımımla kısaca ‘bacalı turizm’ dediğim kruvaziyer gemileri, dünya genelinde oldukça popüler. Her biri adeta maviliklerde yüzen birer döviz bürosu gibi. Nitekim son yıllarda bu gemilerle ülkemize gelen yolcu sayısındaki artış da bu görüşümü doğruluyor ve yüzümüzü güldürüyor.
Somut bir örnek vereyim, konu havada kalmasın: T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın verilerine göre 2024 yılının Ocak-Haziran döneminde kruvaziyer gemileriyle ülkemize 574 bin 509 turist geldi. Bu sayı, bir yıl sonra aynı dönemde 732 bin 302'ye yükseldi. İçinde bulunduğumuz 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde ise 756 bin 455 yolcuya ulaşıldı.
Henüz yaz bitmedi. Ilıman aylarda gerçekleştirilecek seferler de dikkate alındığında bu rakamların yıl sonunda çok daha yukarı çıkacağı anlaşılıyor. T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü'nün değerli bürokratlarını ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ülke genelinde görev yapan başarılı personelini yürekten kutluyorum. Konunun diğer tarafında yer alan ve sektörü iyi okuyan, analiz eden isimler ne diyor, ona da bakalım. Sea Genesis Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı da ortaya çıkan tablodan memnun. Miting meydanlarında ve yurt gezilerinde yıllarca yakından izlediğim merhum Süleyman Demirel'in "Bir bilene sormak lazım." sözü aklıma geliyor. Ben de o anlayışla Ahmet Yazıcı'nın paylaştığı değerlendirmeleri dikkatle inceledim. Gördüğüm tablo gelecek adına umut verici. Türkiye'nin yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, liman altyapısı ve hizmet kalitesiyle de dünya genelinde üst sıralarda yer aldığını belirten deneyimli isim şu değerlendirmeyi yapıyor: "Küresel kruvaziyer turizminde yaşanan toparlanma, ülkemizi Doğu Akdeniz'in öne çıkan destinasyonlarından biri hâline getirirken sektör ekonomiye sağladığı katma değerle de dikkat çekiyor. Liman altyapısına yapılan yatırımlar, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye'ye artan ilgisi ve destinasyon çeşitliliği yolcu sayısındaki istikrarlı yükselişi beraberinde getiriyor. Ülkemiz, artan yolcu sayısıyla birlikte küresel kruvaziyer pazarındaki rekabet gücünü her geçen yıl artırıyor. Sektördeki bu pozitif ivme; turizm gelirlerinden yeme içmeye, perakendeden ulaşıma ve liman hizmetlerine kadar birçok alanda ekonomik hareketliliği destekleyerek kruvaziyer turizminin stratejik önemini ortaya koyuyor."
Karadeniz rotası
Yazımı tamamlamadan önce konuyla ilgili bir değerlendirmemi ilgili bakanlıkların üst düzey yöneticilerinin dikkatine sunmak istiyorum. Değerli yöneticiler; lütfen Karadeniz rotasını da yeniden canlandırın. Sinop, Samsun, Ordu ve Trabzon'da kruvaziyer gemilerinin yanaşabileceği limanlara sahibiz. Karadeniz kentlerimiz; mutfak zenginliklerinden yaylalarına, doğal güzelliklerinden kültürel mirasına kadar son derece cazip bir rota sunuyor. Her biri Anadolu coğrafyasının adeta nazar boncuğu. İlgili bakanlıklarımızın bu konuda ciddi ve geleceğe dönük çalışmalar yürüttüğünü düşünüyorum. Yıldan yıla artan kruvaziyer hareketliliği elbette umut verici. Bilgilendirilmem hâlinde kalemimle ilgili bakanlıklarımızın yanında olacağımı da şimdiden belirtmek isterim.
Netice itibarıyla her şey Türkiye için. Sözün özü; ülkemiz kruvaziyer turizminde parlayan bir yıldız. Üstelik bu sektör, ekonomide güçlü bir hareketlilik de yaratıyor. Topraklarımıza adım atan yabancı turistler ören yerlerini geziyor, lokantalarımızda lezzet şöleni yaşıyor, esnafımızdan alışveriş yapıyor. Bu nedenle kruvaziyer turizmine yönelik kamu ve özel sektör yatırımlarının her biri büyük önem taşıyor. Ankara'dan gelecek müjdeli haberleri bekliyorum.