Kariyeriniz boyunca sayısız yarış anlattınız. 100. Gazi Koşusu bunların arasında nasıl bir yerde duruyor? Bu yıl koşuyu anlatacak olmak sizin için ne ifade ediyor?
Spikerlik hayatım boyunca birbirinden önemli yarışlarda heyecanı yarışseverlerle paylaşma şansı buldum. Çok önemli şampiyonları, çok önemli yarışlarda anlatma fırsatına sahip oldum. Ancak 100. Gazi Koşusu’nu anlatacak olmak, 30 yıllık kariyerimin belki de zirve noktası. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mirası olan böylesine büyük bir koşuyu anlatmak ve bu heyecana 100. kez tanıklık etmek benim için tarifsiz bir gurur ve onur kaynağı. Atatürk'ün, “At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır” sözü bugün de geçerliliğini koruyor. O gün hem Veliefendi Hipodromu’nda hem de ekranları başındaki yarışseverlerle birlikte bu mirasa sahip çıkacağız. Böylesine büyük bir organizasyonda mikrofon başında olmak heyecanımı daha da artırıyor.
İlk anlattığınız Gazi Koşusu’nu hatırlıyor musunuz? O günkü heyecanla bugünkü heyecan arasında nasıl bir fark var?
İlk Gazi Koşusu anlatımım 2000 yılındaydı. Milenyum yılı olması nedeniyle zaten başlı başına heyecan verici bir dönemdi. Yarışı kazanan Kapris’in jokeyi Sadettin Boyraz askerden yeni dönmüştü ve ilk Gazi Koşusu zaferini kazanmıştı. Ben de henüz dört yıllık bir spikerdim. Son metrelerde favori safkanın yakalanması ve dışarıdan gelen dişi tayın kazanmasıyla sesimin nasıl yükseldiğini bugün bile hatırlıyorum. O günkü heyecanım bambaşkaydı. Ama bu yıl koşulacak 100. Gazi Koşusu’nun heyecanı tarif edilemeyecek kadar farklı.
Yarış başlamadan hemen önceki o birkaç dakikada neler hissediyorsunuz?
Her yarış öncesinde heyecanlanırım. Grup yarışı ya da şartlı yarış olması fark etmez; hepsine aynı özeni gösteririm. Yarış başlamadan önce tamamen odaklanırım. Atları tek tek hafızama yerleştiririm, arkadaşım tanıtımı yaparken son kez gözden geçiririm. Start verildiği anda ise bambaşka bir ruh hâline geçiyorum. Nabzım yükseliyor ve kendimi yarışın akışına bırakıyorum.

Spikerliğe başlama hikâyeniz oldukça ilginç. Sizden duymak isteriz.
Gençlik yıllarımda futbol oynuyordum ve Ziraat Fakültesi’nde okuyordum. Mahallemizde bir ganyan bayisi vardı. Bir gün orada yarış anlatan spikerin sesini duydum. Daha sonra bunun, benim de idolüm olacak Gültekin Alpay’a ait olduğunu öğrendim. O sesi duyduktan sonra yarış spikerliğine büyük bir ilgi duymaya başladım. Televizyonun sesini kısıp yarışları kendim anlatıyordum. Bayiye gelen yarışseverlerden olumlu yorumlar aldıkça kendime güvenim arttı. Sonrasında yarışmalara katıldım, İstanbul’a gelip hipodromda kendimi tanıttım. Çok meşakkatli bir süreç yaşadım ama sabrettim. Sonunda mikrofonuma kavuştum.
İyi bir yarış spikerini diğerlerinden ayıran özellikler neler peki?
Bence her şey heyecanı doğru yönetebilmekle başlıyor. Yarışseverle aynı heyecanı yaşarken soğukkanlı kalabilmek çok önemli. Diksiyonunuz düzgün olmalı, Türkçeyi doğru kullanmalı, vurgu ve tonlamaları yerinde yapmalısınız. Yarış temposunu doğru okumak, sesinizi nerede yükseltip nerede sakin tutacağınızı bilmek gerekiyor. Bunun yanında çok çalışmak, dikkatli olmak ve yaptığınız işi gerçekten sevmek başarıyı beraberinde getiriyor.
Bir yarışı anlatmadan önce nasıl hazırlanıyorsunuz?
Yarış programı iki gün önceden belli oluyor. Önce programı ayrıntılı şekilde inceliyorum. Yarış günü ise mesafeleri, rakipleri, atların son performanslarını tekrar gözden geçiriyorum. Ekip arkadaşlarımızla telaffuz çalışmaları yapıyoruz. Daha sonra padoka çıkıp atları tek tek inceliyorum. Renkleri, aksesuarları, jokey formaları... Bunların hepsini hafızama yerleştiriyorum. Yılların verdiği tecrübeyle bu süreç artık daha kolay ilerliyor ama hazırlık disiplinim hiç değişmedi.
Kariyeriniz boyunca unutamadığınız bir yarış anlatımı var mı?
Binlerce yarış anlattım. Birbirinden değerli şampiyonlara tanıklık ettim ama 2009 yılında Turbo ile Kafkaslı’nın mücadelesi benim için çok özel bir yere sahip. Arap atçılığı tarihinin en unutulmaz yarışlarından biriydi. Ankara'da koşulan o mücadelede Turbo ilk kez Kafkaslı’yı geçmişti. Benim “Yarış bitmiş, heyecan bitmemiş” sloganım da o gün ortaya çıktı. O yarışı hâlâ büyük bir heyecanla hatırlıyorum.
Sizce Gazi Koşusu'nu diğer tüm yarışlardan ayıran en önemli özellik nedir?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olması... Elbette her yarış özeldir ancak Gazi Koşusu, yılda yalnızca bir kez koşulan, İngiliz taylarının hayatlarında sadece bir kez mücadele edebildiği ve Türk atçılığının derbisi kabul edilen eşsiz bir organizasyon. Bu nedenle tüm yarışların üzerinde ayrı bir yere sahip. Böyle bir koşuyu anlatabilmek de benim için büyük bir gurur ve onur.
Yarış dünyasının içinde olan biri olarak Gazi Koşusu’nun at sahiplerine, jokeylere ve yetiştiricilere ne ifade ettiğini nasıl anlatırsınız?
Bir İngiliz tayının sahibi için hayal, tay daha doğduğu gün başlar. O tayın bir gün Gazi Koşusu’nda mücadele etmesi ve kendi renklerini temsil etmesi en büyük hedeftir. O yarışı kazanmak ise tarif edilmesi güç bir mutluluk ve gururdur. Jokeyler açısından da durum farklı değildir. Yıl boyunca Gazi Koşusu’nda iddialı olabilecek tayları takip eder, en doğru tercihi yapmaya çalışırlar. Gazi Koşusu’nu kazanmak her jokey için kariyerinin en önemli başarılarından biridir. Yetiştiriciler için ise bambaşka bir anlam taşır. Şampiyon bir tay yetiştirmek, yıllar süren planlama, doğru eşleştirmeler ve büyük emek gerektirir. Bu nedenle Gazi Koşusu’nu kazanan bir tayın yetiştiricisi olmak da atçılığın en büyük gururlarından biridir.
Gazi Koşusu gibi büyük bir yarışa hazırlanırken normal yarışlara göre farklı bir çalışma yapıyor musunuz?
Normal yarışlara iki gün önceden hazırlanmaya başlarım. Ancak Gazi Koşusu söz konusu olduğunda bu süreç haftalar, hatta aylar öncesinden başlıyor. Böyle büyük bir yarışta yapılacak küçük bir hata bile insanın içine sinmiyor. Bu yüzden çok daha ayrıntılı çalışıyorum. Yarışseverlerin yıllardır ilgiyle takip ettiği betimlemelerim, doğaçlama ifadelerim ve yarışın ruhuna uygun cümlelerim için de önceden hazırlık yapıyorum. Gazi Koşusu’nun atmosferine yakışacak anlatımı oluşturabilmek adına uzun süre çalışıyorum.
Foto-finişe kalan yarışlar mı, yoksa sürpriz sonuçlar mı sizin için daha heyecan verici?
Her yarışın heyecanı farklıdır. Çok farklı kazanan yarışlarda anlatım daha sakin ilerleyebiliyor. Ancak foto-finişe kalan mücadeleler gerçekten bambaşka bir heyecan yaratıyor. O anlarda hem yarışın temposu hem de anlatım doğal olarak zirveye çıkıyor. Benim anlatımımda yarışseverlerin özdeşleştirdiği bazı ifadeler var. Atların burun buruna mücadele ettiği finişlerde kullandığım betimlemeler de artık benim imzam hâline geldi. Böyle anları anlatmak gerçekten büyük keyif veriyor.
Anlatım sırasında duygularınızı ne kadar kontrol edebiliyorsunuz?
Her zaman soğukkanlı kalmaya çalışıyorum. Elbette büyük yarışlarda heyecan daha da artıyor ama yılların verdiği tecrübe sayesinde bunu kontrol edebiliyorum. Amacım, yarışseverleri heyecanın içine çekerken anlatımın doğruluğunu da koruyabilmek. Beklenmedik kazalar ya da jokey düşmeleri gibi anlarda ise dikkatimi tamamen o noktaya vermem gerekiyor. Böyle durumlarda hem hızlı hem de doğru bilgi aktarmak büyük önem taşıyor.

Bir spiker olarak "Bu anı hiç unutmayacağım" dediğiniz Gazi Koşusu anları var mı?
Bugüne kadar dört kez Gazi Koşusu anlattım. Kısmet olursa bu yıl beşincisi olacak. İlk anlattığım Gazi Koşusu'nda Sheer Honor ile Kapris'in son metrelerdeki mücadelesi hâlâ hafızamda. 2005 yılında Popular Demand'in etkileyici finişi, 2006'da Hızel Bey'in foto-finişle kazandığı yarış da unutamadığım anlar arasında. Ancak benim için en duygusal anlardan biri, Cumhuriyetimizin 100. yılında Urfa Aslanı'nın kazandığı Gazi Koşusu'ydu. Yarışın sonunda söylediğim, “Ne mutlu, Gazi’den ilelebet emanet bize bu Cumhuriyet” cümlesi benim için de çok özel bir anı olarak kaldı.
DENGELER KOLAYCA DEĞİŞEBİLİR
Bu yılki yarışta sizi en çok heyecanlandıran safkanlar hangileri? Kâğıt üzerinde favori görünen isimlerin dışında sürpriz yapabilecek atlar var mı?
Gazi Koşusu öncesinde son provalar tamamlandı. Mehmet Akif Ersoy Koşusu, Sait Akson Koşusu ve Kısrak Koşusu bize önemli ipuçları verdi. Hiç geçilmeyen Upa Mecano'nun mağlup olması, Bay Nalçakan'ın ortaya koyduğu performansla favoriler arasına girmesi dikkat çekiciydi. Benim beğendiğim isimlerden biri de The Real One. Antalya'daki yarışını bizzat anlattım ve performansını çok etkileyici buldum. Bunun yanı sıra Sait Akson Koşusu ve Erkek Tay Deneme Koşusu'nda başarılı sonuçlar alan Mucho Bueno ve Ballad King de öne çıkan isimler arasında. Açıkçası bu yıl birçok tayın şanslı olduğu, dengelerin kolayca değişebileceği bir Gazi Koşusu izleyeceğiz. Yarışın yüksek tempoda geçecek olması da sürpriz ihtimalini artırıyor. Umarım hak eden safkan kazanır ve hep birlikte güzel bir yarış izleriz.
Geçmişteki herhangi bir Gazi Koşusu'nu canlı izleme şansınız olsaydı hangisini seçerdiniz?
Hiç düşünmeden As Jet'in, Tınaz Adışen idaresinde kazandığı Gazi Koşusu'nu canlı izlemek isterdim. O yarışın son metrelerindeki büyük mücadele hâlâ hafızamda ilk günkü kadar canlı. Yarış tarihimizin unutulmaz finişlerinden biriydi.
Yarış tarihindeki en sevdiğiniz şampiyon safkan hangisi?
Anlatma onuruna eriştiğim şampiyonlar arasında Arap atlarından Yavuzhan'ın yeri benim için çok ayrıdır. Ardından Turbo ve Kafkaslı geliyor. Üçü de pistlerde iz bırakmış gerçek şampiyonlardı. İngiliz atları arasında ise Trapper, Bold Pilot ve Burgas benim için ayrı bir yere sahip. Gerek performansları gerekse yarış karakterleriyle unutulmaz safkanlar oldular.
Bugün yarışseverlerin hâlâ konuştuğu hangi Gazi Koşusu sizce efsane statüsünü hak ediyor?
Bu sorunun cevabı hiç kuşkusuz Bold Pilot'ın kazandığı Gazi Koşusu. 2.26.22'lik derecesiyle kırdığı rekorun yanı sıra ortaya koyduğu performans uzun yıllardır konuşuluyor. Bold Pilot sadece büyük bir şampiyon değildi; hikâyesiyle de Türk yarışçılık tarihinin en özel safkanlarından biri oldu. Hayatının filme konu edilmesi de bunun en önemli göstergelerinden biri. Bu nedenle onun kazandığı Gazi Koşusu'nun yarış tarihinin en unutulmaz mücadelelerinden biri olduğunu düşünüyorum.