Toprağının kokusu, Kaz Dağları’ndan esen o meşhur rüzgârı ve asırlık zeytin ağaçlarıyla ruhu tazeleyen Ayvalık’a, kısa süre önce zeytin kültürünün geleceğine odaklanan anlamlı bir buluşmaya tanıklık etmek için gittim. 148 yıllık mirasıyla Komili’nin, ‘Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye’ çatısı altında hayata geçirdiği projeleri ve bu projelerin yarattığı sosyal etkiyi yerinde dinleme fırsatı buldum. Gördüklerim ve dinlediklerim, zeytinin yalnızca bir tarım ürünü değil; kuşaklar boyunca aktarılan bir yaşam kültürü olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Millî Eğitim Bakanlığı ve Komili işbirliğiyle yürütülen ‘Köklerimizdeki Bilgiyi Geleceğe Aktarıyoruz’ projesinin ‘İyi Uygulamalar Ödül Töreni’ oldu. Mardin’den Balıkesir’e, Sinop’tan Diyarbakır’a kadar Türkiye’nin 14 ilinden gelen öğretmenlerle bir araya geldim. Okullarda kurulan ‘Zeytin Ağacı Öğrenci Kulüpleri’ sayesinde çocukların doğayla ve zeytin kültürüyle erken yaşta kurduğu bağı, öğretmenlerin heyecanla anlattığı hikâyelerden dinlemek gerçekten etkileyiciydi. Proje kapsamında hazırlanan eğitim içerikleri ve EBA’da yer alan materyallerin yanı sıra ‘Zeytin Seven Çocuğun Öyküsü’ kitaplarının yalnızca öğrencilere değil, ailelere de ulaşması işin en değerli taraflarından biri. Çocukların aileleriyle birlikte fidan dikmesi, sofralarda zeytinyağının hikâyesinin konuşulması ve bu kültürün evlere taşınması, yapılan çalışmanın ne kadar güçlü bir dönüşüm yarattığını gösteriyor.
GEÇMİŞİN HAFIZASINI KORUMAK
Komili’nin çalışmaları yalnızca geleceğe değil, geçmişe de sahip çıkıyor. 2018’den bu yana yürütülen ‘Anıt Ağaç Projesi’ kapsamında 25 milyonun üzerinde zeytin ağacı taranmış, 400 yaşın üzerindeki 311 anıtsal zeytin ağacı tescillenerek koruma altına alınmış. Bunun yanı sıra Anadolu’daki yedi farklı arkeolojik kazıya verilen destekle, zeytinin bu topraklardaki 12 bin yıllık yolculuğunu anlatan ‘Zeytin Kitabı: Bir Tür, Bir Mekân, Bin Kültür’ adlı kapsamlı eser hazırlanıyor. İki cilt halinde 2027’de yayımlanması planlanan kitabın, Anadolu zeytinyağını uluslararası alanda daha görünür kılacak önemli bir kaynak olması hedefleniyor. Belki de en etkileyici gelişmelerden biri, bu çalışmaların katkısıyla Türkiye’nin geleneksel zeytin yetiştiriciliğinin ‘UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınması…
Gezici eğitim araçlarından dijital platformlara, yeni kitap serilerinden sürdürülebilir tarım ekosistemlerine kadar anlatılan her proje, zeytinin bu topraklarda yaşamaya devam etmesi için atılmış güçlü adımlar. Günün sonunda aklımda kalan en güçlü duygu ise umut oldu. Çünkü gördüm ki, doğru ellerde zeytin yalnızca bir ürün olarak değil, kültürel bir miras olarak da kuşaklar boyu yaşamayı sürdürecek.