Dünya sahne sanatları tarihine adını altın harflerle yazdıran pop kültür fenomeni ‘Grease’, yepyeni prodüksiyonuyla İstanbul’u selamlıyor. 1950’lerin rock’n’roll enerjisini ve gençlik aşklarının büyüsünü sahneye taşıyan müzikal; Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde perdelerini açıyor. ‘Summer Nights’ ve ‘You’re the One That I Want’ gibi kült şarkılarıyla izleyiciyi ritme davet eden bu yüksek enerjili gösteri, aynı zamanda bir dönemin özgürlükçü ruhunu yansıtan zamansız bir hikâye anlatıyor. Işıl ışıl dekorları ve nefes kesen koreografileriyle 19 Nisan tarihine dek 8 özel gösteriyle sahnelenecek olan yapım, nostaljiyi modern teknolojiyle harmanlıyor. Biz de bu büyüleyici atmosferin perde arkasını müzikalin oyuncuları Ellie Stevens ile Christopher Foley’den dinledik.
Bu müzikalle nasıl tanıştınız?
CHRISTOPHER FOLEY (DANNY): Hepimiz ilk önce seçmelere katıldık. İlk aşamada sadece gösteriden bazı şarkıları söyledik ve birkaç sahne oynadık. Ertesi gün tekrar geldik ve bu sefer koreografi çalıştık. Son aşamada ise her şeyi yaptık; şarkılar, sahneler ve koreografi… Ardından karar verildi.
ELLIE STEVENS (SANDY): Başrol karakterleri için biraz da kimya uyumu test edildi. Partnerli koreografi çalışmayı öğrendik ve Danny’ler ile Sandy’lerin sahnede birbirleriyle uyumlu olup olmadığını görmek için birlikte sahneler oynadık. İşe başlamadan önce birbirimizle çalışabilmek ve herkesi tanımak çok güzeldi.
Danny ve Sandy gibi ikonik karakterlere kendi imzanızı nasıl kattınız?
C.F.: Bu filmle büyüdüm diyebilirim, her zaman çok sevmişimdir. 50’ler ve 60’lar müziğini, zaten çok seviyordum. Bu tarz bana çok yakın olduğu için o yönümü sahneye taşımak benim için çok keyifli oldu.
E.S.: Ben de benzer hissediyorum. Bu karakterler çok sevilen ve çok iyi bilinen karakterler. Sandy rolünü her zaman sevmişimdir, onun yerine geçmek harika bir duygu. Özellikle dikkat ettiğim nokta, onu fazla zayıf göstermemekti. Bazen fazla ezilen bir karakter gibi algılanabiliyor ama bence aslında oldukça güçlü ve atak bir yapısı var. Ona bu derinliği katmak çok keyifliydi.
Gösteride sizi fiziksel olarak en çok zorlayan an hangisiydi?
C.F.: Gösteride bir bölüm var; bir sahneden doğrudan Grease Lightning’e, oradan başka bir sahneye, sonra bir şarkıya, tekrar sahneye ve yeniden bir şarkıya geçiliyor. Başta bu bölüm gerçekten çok zorlayıcıydı.
Ama zamanla bir ritim yakalıyorsun; suyu nereye koyacağını, sahnede nasıl hareket edeceğini, nerede dinlenip nerede tekrar enerjiyi yükseltmen gerektiğini öğreniyorsun. Zor ama artık gösteride en keyif aldığım bölümlerden biri.
E.S.: Benim için özellikle ikinci perde çok zorlayıcı. Aslında genel olarak tüm ekip için öyle. Bu perdede solo şarkılarım var ve gösterinin finalinde hepimiz uzun süre sahnedeyiz. Çok eğlenceli, seyirci de çok dahil oluyor ama dayanıklılığı gerçekten test eden, en yorucu kısım burası.
Sizce bu hikâye neden her nesli hala etkilemeye devam ediyor?
E.S.: Bence bunun nedeni hikâyenin her zaman herkesle bağ kurabilmesi. 1950’lerde geçmesine rağmen ilk aşk, arkadaşlıklar, bir gruba ait olma isteği, sevilmek ve kabul görmek gibi temalar her zaman geçerli. Bu da insanları tekrar tekrar geri getiriyor. Ayrıca büyük bir nostalji var. İnsanlar müzikleri çok iyi biliyor, filmi defalarca izlediler ve sevdikleri bu hikâyeyi yeniden görmek istiyorlar.
C.F.: Tamamen katılıyorum.
İstanbul seyircisiyle bu kadar büyük bir sahnede buluşmak nasıl bir duygu?
C.F.: Dün tiyatroya ilk girdiğimizde salonu görmek gerçekten çok etkileyiciydi. Turnede farklı tiyatroları görüp ister istemez karşılaştırıyorsunuz ve burası gerçekten çok özel. Sahne arkası da inanılmaz büyük. Buradaki seyircinin enerjisini görmek için çok heyecanlıyız.
E.S.: Evet, gerçekten çok heyecan verici. Çok güzel bir tiyatro ve böyle mekânlarda sahne alabilmek büyük bir şans. Önümüzdeki günler için çok heyecanlıyım ve umarım buradaki seyirci de diğer izleyicilerimiz kadar bu gösteriyi sever.
