Müziğini yalnızca şarkılarla sınırlamayan TUANA, her yeni üretiminde kendine ait bir dünyanın kapılarını aralıyor. Duygusal hikâyelerini görsel bir anlatımla tamamlayan sanatçı, yeni şarkısında da iki suç ortağının dünyasına uzanırken, bu hikâyenin kapak tasarımından klip estetiğine kadar her detayında kendi imzasını taşıyor. Çocukluk yıllarında müzikle kurduğu ilk bağdan yalnızlık duygusunu şarkılarına taşıma biçimine, kendi görsel evrenini nasıl şekillendirdiğinden yeni şarkısının hikâyesine kadar TUANA ile üretim dünyasını konuştuk.
Sohbetimize yeni çalışmanızla başlayalım. Şarkı bize ne anlatıyor?
Yeni şarkım ‘bu dünya yıkılsa üzülmem’ sırt sırta verip tüm dünyaya karşı ayakta durulan o benzersiz aşkı anlatıyor. Biraz boş vermişlik, biraz da içten içe bastırılmış bir öfke…
İlk kaleme aldığınız anı hatırlıyor musunuz? Nasıl bir dünyanın içerisine çekilmiştiniz?
Hatırlıyorum evet. Bir süredir içimden atamadığım bir üzüntüyü, öfkeyi kaleme almıştım. Dünyanın bireyci, çıkarcı; gündelik zevkler ve materyaller uğruna bir insanın sağlığını riske atabildiği hâliyle her yüzleştiğimde bu öfkeyi hissediyorum. Biraz hızlı bitirdim yazım sürecini (gülüyor).
İkili ilişkilerin yanı sıra kişinin kendiyle kurduğu bağa da odaklanan şarkılar yazıyorsunuz. Çoğu şarkı aşkı anlatırken sizin için bu içsel yolculuğa yer vermek neden önemli?
Aslında neyi kaleme alırsanız alın, dinleyen onu kendi tecrübesiyle bağdaştırıyor zaten. Özellikle odaklanmasam bile kişisel yolculuğumu, ne olursa olsun ayakta durmaya dair tutkumu kaleme almayı seviyorum; çünkü içimden taşan da o. Yazdığım her şey gerçek hikâyelerden, kaçamadığım hislerden oluşuyor. Bu sebeple ister istemez benim büyük bir parçam da bir kadın olarak her mücadelemin sonunda hâlâ ayakta kalmakla ilgili.
Yanlış hatırlamıyorsam bir söyleşinizde, çevrenize kıyasla daha içe dönük biri olduğunuzdan söz etmiştiniz. Müzik sizin için bu içe dönüklüğün alanı, hatta hayattan bir kaçış noktası mı?
Kesinlikle. İnsanlarla dertlerimi neredeyse hiç paylaşmam. 13-14 yıllık arkadaşıma dahi hayatımın en kötü gününde bile “biraz canım sıkkın fakat önemli bir şey değil” derim, onu da üzmemeye çalışırım. Tek ve yalnız bir çocuk olarak büyümenin bir getirisi sanırım, her şeyi içimde hallederim. Buradaki yalnızlığı şarkılarımla dindirebiliyorum.

Peki, biraz da geçmişe dönelim… Çok küçük yaşlarda müzikle tanışıyor, koroda yer alıyorsunuz. Bugünden geriye baktığınızda, müziğin hayatınızdaki yerini nasıl tanımlarsınız? Müzikle kurduğunuz bu bağın başladığı ilk anı hatırlıyor musunuz?
İçine kapanık, yalnız bir çocuğun en büyük tutkusu müzik olduğunda ne hisseder bir düşünelim… Su neyse müzik de benim için oydu. Müzik üretmek kadar, dinlemek, araştırmak, keşfetmek… Günlük rutinimin büyük bir bölümünü kaplardı. Hafızam çok kuvvetli değildir, çok fazla anı hatırlamam ama koronun kulak sınavına yürüdüğüm koridoru bile hatırlıyorum. Prova yaptığımız sıralarda bana solak sıra kaldığını hatırlıyorum mesela. Öyle heyecan verirdi bana her anı.
Tasarıma nasıl yöneldiniz?
Müzikle birlikte çizim yapmaya ve yaratıcı süreçlere çok ilgim vardı. Zaten iyi bir Anadolu lisesinden mezun olmuştum. İTÜ’de mimarlık fakültesini kazandım. Daha sonra daha yaratıcı bölümleri araştırırken ürün tasarımı okuyan insanlarla kantinde karşılaştım. Projeleri çok hoşuma gitti, bu sebeple o bölüme geçtim.
Sahne dekorlarınıza baktığımızda tasarıma olan ilginizi anlamak zor değil aslında. Sahne ne kadar renkli ve görsel bir dünyaysa, şarkılarınız da dinleyiciyi kendi duygularıyla baş başa bırakacak kadar yoğun. Peki, bir şarkı yazarken görsel dünyanızla duygusal dünyanız nasıl buluşuyor?
Şarkıyı yazmayı bitirdiğimde aklımda mutlaka bir senaryo, visualizer modu ya da bir renk olur. Şarkı bana rengiyle geliyor. Bunun üzerine biraz çalışıp görsel hazırlarım. O dünya doğrultusunda da işin profesyonelleriyle bir klip ya da visualizer hazırlarız. Zaten kapaklarımı ve tasarımlarımı çoğunlukla ben yapıyorum...
Son olarak, önümüzdeki günler için yeni çalışmalarınız var mı?
Bu akşam İstanbul Paribu Art’ta bir konserimiz olacak, daha sonrasında Soft Tour adlı bir tura çıkıyoruz!