Bugün IF Beşiktaş’ta dinleyicilerle buluşacaksınız. Konserin repertuvarını nasıl hazırladınız?
MURAT BAŞDOĞAN: Repertuvarın kendi içinde bir hikayesi, inişleri çıkışları, temposu olmalı. IF Beşiktaş gibi seyirciyle yakın temas kurabildiğimiz mekanlarda bu hikaye biraz daha kendiliğinden şekillenebiliyor. Bir tarafta artık bizim olduğu kadar dinleyicilerin de olan şarkılar var. Diğer tarafta da belki uzun zamandır çalmadığımız, sahnede çalmayı özlediğimiz şarkılar.
Yıllardır çaldığınız bir şarkının anlamı sizin için zamanla değişiyor mu?
M.B.: Kesinlikle. Çünkü şarkı aynı kalsa da biz aynı insanlar değiliz. Yirmili yaşlarında başka duygularla çaldığın bir şarkıyı kırklı yaşlarında bambaşka bir yerden hissedebiliyorsun.
Seyirci şarkılarınıza eşlik ettiğinde sizi en çok ne etkiliyor?
M.B.: Bir şarkıyı yazarken ya da kaydederken oldukça kişisel bir yerden yola çıkıyorsunuz. Sonra yıllar geçiyor ve o şarkının başkalarının hayatında da bir karşılığı olduğunu görüyorsunuz. Birbirini hiç tanımayan yüzlerce insanın birkaç dakika boyunca aynı duyguda buluşması bizim için çok özel.
Gripin’in müziğinde hep bir kırgınlık hissi var. Bugün sizi en çok ne besliyor?
BİROL NAMOĞLU: Bugün kafalar karışık. Hayat ve iyisiyle kötüsüyle insanlık.
Eski şarkılarınızı dinlerken “Bugün olsa bu sözü değiştirirdim” dediğiniz oluyor mu?
B.N.: Şarkı sözleriyle ilgili bir pişmanlık olduğunu düşünmüyorum. Benim yok. Gripin’in sözlerini seviyorum.

Bunca yıl birlikte kalmak size ne öğretti?
M.B.: Her şeyden önce, aynı fikirde olmak zorunda olmadığımızı. Zamanla her anlaşmazlığın çözülmesi gerekmediğini, bazen birbirinize alan tanımanın daha önemli olduğunu öğreniyorsunuz. Bir grubun içinde olmak biraz da kendi egonla kurduğun ilişkiyi sorgulamak demek. Üstelik yıllar geçtikçe herkes değişiyor. Birlikte kalabilmenin en önemli tarafı belki de birbirinizin değişmesine izin verebilmek.
Bir şarkı üzerinde anlaşamadığınızda son kararı nasıl veriyorsunuz?
M.B.: Bazen birimizin çok sevdiği bir fikir diğerine hiçbir şey ifade etmeyebiliyor. Böyle durumlarda mümkün olduğunca fikirleri denemek gerekiyor. Stüdyoda harika olduğunu düşündüğünüz bir şeyin provada çalışmadığını ya da tam tersini görebiliyorsunuz.
Sizi ilk kez dinleyen gençlerle yıllardır takip edenler arasında nasıl bir fark görüyorsunuz?
M.B.: Eski dinleyicilerimizle paylaştığımız çok uzun bir geçmiş var. Bazı şarkılarımızın onların hayatındaki belirli dönemlere eşlik ettiğini biliyoruz. Genç dinleyiciler ise aynı şarkılarla bambaşka bir zamanda, farklı koşullarda tanışıyor. Bazı duyguların gerçekten yaşı yok. Sahneden baktığımızda iki kuşağın aynı şarkıyı birlikte söylemesi aradaki bütün farkları ortadan kaldırıyor.
Şarkıların hızla tüketildiği bir dönemde kendi üretim ritminizi nasıl koruyorsunuz?
İLKER BALİÇ: Yıllar içinde tüketim alışkanlıkları tamamen değişti. Artık hızlı tüketiyoruz ama tükettiklerimizin ne kadar tadına varabiliyoruz? Üretim hızı da arttı ama kaliteyi koruyarak üretmek zorlaştı. Biz de geçmişe göre daha hızlı üretmeye ve bunu yaparken kendi ölçülerimize göre kaliteyi korumaya çalışıyoruz.
Gripin için en büyük hayaliniz ne?
İ.B.: Ölene kadar beraber müzik yapabilmek…