Bu hafta rotamızı Lykia’nın en etkileyici köşelerinden Demre, Myra, Andriake ve Kekova’ya çeviriyoruz. Fethiye çevresi yazısında Lykia’nın batı kapısına bakmıştık. Bu kez daha doğuya, Lykia’nın dini, ticari ve denizcilik hafızasının yoğunlaştığı bir bölgeye gidiyoruz.
Demre çevresi, Lykia’yı tek bir başlıkla anlatmanın zor olduğunu gösteren yerlerden biridir. Myra kaya mezarları ve tiyatrosuyla anıtsal Lykia’yı, Aziz Nikolaos Kilisesi Bizans ve Hıristiyanlık mirasını, Andriake liman ticaretini, Kekova ise denizle iç içe geçmiş arkeolojiyi anlatır.
Bu rota iki gece üç gün planlanırsa rahat gezilir. İlk gün Myra ören yeri ve Aziz Nikolaos Kilisesi’ne, ikinci gün Andriake Limanı ve Likya Uygarlıkları Müzesi’ne, üçüncü gün Kekova, Üçağız ve Simena’ya ayrılabilir. Erken başlayıp iyi planlanırsa iki güne de sıkıştırılabilir.
KAYA YÜZEYİNDE BİR ÖLÜLER ŞEHRİ
İlk güne Demre’de Myra ile başlanmalı. Bugünkü Demre ilçe merkezi ve çevresinde yer alan Myra, Lykia dönemi kaya mezarları, büyük tiyatrosu ve Aziz Nikolaos Kilisesi’yle tanınır. Antik dönemde Lykia’nın en önemli uluslararası ticaret merkezlerinden biriydi.
Myra’nın gelişiminde Demre Çayı, yani antik Myros önemli rol oynamıştır. Nehir, deniz ticaretini kolaylaştırmış; fakat korsan baskınlarına da açık bir yol yaratmıştır. Myralılar bu yüzden limanları Andriake’de nehrin ağzına zincir çekerek baskınları engellemeye çalışmıştır. Bugün deniz Myra’dan daha uzaktadır; çünkü alüvyon dolgular kıyı çizgisini değiştirmiştir.
Myra’nın en çarpıcı görüntüsü kaya mezarlarıdır. Mezarlar kaya yüzünde neredeyse bir yerleşim dokusu gibi planlanmıştır. Karşıdan bakıldığında, yamaçta kurulmuş bir kent izlenimi verir. Lykia kaya mezarları burada yalnız ahşap ev mimarisinin taşa aktarımı değildir; bir ‘ölüler kenti’ anlayışı da vardır.
Mezarların çoğu İÖ 4. yüzyılın ilk yarısına tarihlenir. Bazıları tapınak cepheli, bazıları ev tipindedir. İçlerinde mezar odaları ve yatak düzenleri bulunur. Bazı cephelerdeki kabartmalar, aile hafızasını ve yerel inanç dünyasını yansıtır. Bitkiler arasından çıkan tanrıça figürü, Myra’nın adını çağrıştıran mersin ağacıyla ve yerel tanrıça imgesiyle ilişkilendirilir.
LYKİA’NIN EN YÜKSEK KAPASİTELİ TİYATROSU
Myra Tiyatrosu, Lykia’nın en yüksek kapasiteli tiyatrosudur. Yaklaşık 11.500 kişiye hizmet edebilen yapı, hem Helenistik hem Roma özellikleri taşır. Kayalık yamaca oturan caveası, tonozlu alt yapıları ve zengin sahne süslemeleriyle bölgenin en görkemli tiyatrolarından biridir.
Sahne binasında tanrıça, mitolojik figür, maske ve girland kabartmaları yer almıştır. Tiyatrodaki yazıtlar da kentin ticari gücünü gösterir. Myra’nın Lykia Birliği’ne ödediği verginin Kaunos’tan yüksek olması, kentin önemini ortaya koyar.
Günün ikinci büyük durağı Aziz Nikolaos Kilisesi’dir. Myra, Aziz Nikolaos’un yaşadığı ve piskoposluk yaptığı kent olarak tanınır. İS 4. yüzyılda burada yaşayan Nikolaos, cömertliği ve mucizeleriyle ünlenmiş; zamanla dünyanın birçok yerinde Noel Baba figürüne dönüşen geleneğin kaynağı olmuştur.
Aziz Nikolaos Kilisesi, birçok yapı evresine sahip önemli bir Bizans yapısıdır. Mozaikleri, freskleri, apsisi ve Nikolaos’un yaşamını anlatan sahneleriyle Myra’nın dini önemini bugüne taşır.
ANDRİAKE VE LİKYA UYGARLIKLARI MÜZESİ
İkinci gün Andriake’ye ayrılmalı. Myra’nın deniz tarafındaki asıl ticaret ve savunma noktası Andriake Limanı’dır. Helenistik ve Roma dönemlerinde gelişen liman ticareti, kuleler, depolar, agora, su yapıları ve liman düzeniyle korunmuştur.
Andriake’deki en dikkat çekici yapılardan biri Granarium’dur. Hadrianus döneminde yapılan bu büyük hububat deposu, bugün Likya Uygarlıkları Müzesi olarak düzenlenmiştir. Böylece ziyaretçi, liman kentinin içinde hem yapının kendisini hem de Lykia uygarlığının arkeolojik mirasını birlikte görür.
Bu müze rotaya mutlaka eklenmelidir. Myra’da kaya mezarları ve tiyatroyu gördükten sonra, Andriake’deki müze Lykia’yı daha geniş bir çerçeveye oturtur. Dağ kentleri, limanlar, ticaret, mezar gelenekleri ve bölgesel kimlik burada daha anlaşılır hale gelir.
Liman yerleşiminde agora, dükkânlar, sarnıç, su kanalları, liman caddesi, gemi barınakları ve gözetleme kulesi gibi kalıntılar da görülür. Bu alan, Lykia’nın güçlü bir deniz ticareti ağına sahip olduğunu hatırlatır.
Andriake’nin en özel buluntularından biri sinagog kalıntısıdır. Burada bulunan menorah levhası, şofar, hurma dalı ve adak yazıtları, Lykia’da Yahudi varlığına ilişkin önemli kanıtlar sunar. Bu keşif, Hıristiyanlığın güçlü olduğu Myra çevresinde, İS 5. yüzyılda Yahudi cemaatinin de var olduğunu gösterir.
Günün sonunda Demre’de kalınabilir ya da zaman uygunsa Üçağız yönüne geçilebilir.
KEKOVA VE SİMENA: BATIK KENTTEN KALEYE
Üçüncü gün Kekova’ya ayrılmalı. Kekova aslında Üçağız ve Kale köylerinin karşısında yer alan ince uzun bir adadır; ama bugün bu ad, ada çevresindeki köyleri, koyları ve antik kalıntıları kapsayan daha geniş bir bölge için kullanılır. Kekova Adası ve çevresindeki doğal ve arkeolojik alanlar koruma altındadır.
Kekova’yı özel kılan en önemli özellik, adanın kuzeybatı kıyılarındaki batık kent kalıntılarıdır. Doliche ya da Dolichiste adıyla bilinen yerleşimin bazı bölümleri depremlerle su altında kalmış, bugün su yüzeyinden görülebilir hale gelmiştir.
Tersane Koyu, Bizans dönemi bazilika apsisi ve yoğun arkeolojik kalıntılarıyla tekne rotasının önemli duraklarından biridir. Burada tarih ve deniz iç içedir.
Kale köyü ise antik Simena ile özdeşleştirilir. Lykia ve Roma kalıntılarıyla iç içe yaşayan bu yerleşimde, sığlıkta duran Lykia lahti bölgenin simge görüntülerinden biridir. Kaleye çıkıldığında küçük tiyatro, sarnıçlar, nekropolis, kaya mezarları ve Kekova manzarası birlikte görülür.
BU ROTAYI ÖZEL YAPAN ŞEY NE?
Bu rotayı özel yapan şey, Lykia’nın farklı yüzlerini aynı coğrafyada buluşturmasıdır. Myra kaya mezarları ve tiyatrosuyla anıtsal Lykia’yı anlatır. Aziz Nikolaos Kilisesi, bölgenin Hıristiyanlık tarihindeki önemini gösterir. Andriake ve Likya Uygarlıkları Müzesi, liman ticaretini ve Lykia kimliğini daha geniş bir bağlama yerleştirir. Kekova ve Simena ise denizle arkeolojinin nasıl iç içe geçebileceğini gösterir.
Lykia’yı anlamak için yalnız kaya mezarlarına bakmak yetmez. Bir limanın deposu, bir kilisenin freski, bir sinagog levhası, su altında kalmış bir kent ve bir kıyı köyündeki lahit aynı büyük hikâyenin parçalarıdır.
LEZZETLER
- Demre çevresinde balık ve deniz ürünleri
• Seracılık ürünleri ve taze sebzeler
• Narenciye, portakal ve limon
• Yerel bal ve reçeller
• Üçağız ve Kale çevresinde deniz kıyısı sofraları
DEMRE, MYRA VE KEKOVA ROTASI
- Myra: Kaya mezarları ve Lykia’nın en büyük tiyatrosu
• Aziz Nikolaos Kilisesi: Bizans mirası ve Noel Baba geleneği
• Andriake: Myra’nın limanı ve ticaret merkezi
• Likya Uygarlıkları Müzesi: Granarium içinde Lykia mirası
• Andriake Sinagogu: Lykia’da Yahudi varlığına dair önemli kanıt
• Kekova: Batık kent ve koruma altındaki kıyı alanı
• Simena: Kale, küçük tiyatro, lahitler ve Kekova manzarası
PRATİK BİLGİ
Rota
- gün: Demre, Myra kaya mezarları, Myra Tiyatrosu, Aziz Nikolaos Kilisesi
- gün: Andriake Limanı, Likya Uygarlıkları Müzesi, sinagog kalıntısı, Demre veya Üçağız
- gün: Kekova tekne gezisi, Simena/Kale, Üçağız, dönüş
Süre
2 gece 3 gün idealdir. Erken başlayıp iyi planlanırsa 2 güne de sıkıştırılabilir.
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en rahat dönemlerdir. Yazın ören yerleri sabah erken gezilmeli, tekne gezisi için hava ve deniz durumu kontrol edilmelidir.