Dünyanın tüm ülkelerinde ve elbette otomotiv dünyasının yüksek platosunda çok az isim, Toyota Land Cruiser kadar yüksek saygı ve güven uyandırabilir. Yaklaşık 75 yıllık bir destanın mirasçısı olan bu efsane, 1954’ten bu yana sadece basit bir taşıt olmanın ötesinde, kullanıcısını dünyanın en ücra köşelerine götüren ve güvenle geri getiren sadık bir yol arkadaşı haline gelmişti. Bu çok uzun soluklu başarı hikayesinde üç paralel serinin evrimini izledik… Afrika’nın, Orta Doğu’nun ve Pasifik’in zorlu coğrafyalarında yorulmak bilmeyen Heavy Duty 70 serisi, Avrupa’nın ana akım tercihi olan Light Duty 250 serisi ve bu teknik kompozisyonun odak noktasındaki konforla kapasiteyi birleştiren Station Wagon, yani 300 serisi!.. Şimdi bu zirve model, tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, Toyota’nın otuz yılı aşkın elektrifikasyon birikimini kadim DNA’sıyla harmanlıyor…
Yeni Land Cruiser 300 Performance Hybrid ile tanışırken, önce yeni güç ünitesinden bahsetmeliyiz. Bu araç, Toyota’nın karbon nötrlüğe giden yolda farklı coğrafyaların ve ihtiyaçların farklı çözümler gerektirdiği felsefesinin en iddialı örneklerinden biri… Fakat sıradan bir yakıt tasarrufu ve düşük emisyonlu hibrit model değil; adı gibi “performans” odaklı, mekanik bir şaheser olarak ortaya çıktı. Toyota’nın fazlasıyla tecrübeli mühendisleri, 3.5 litrelik çift turbolu V6 benzinli ünitenin gücüne, şanzımanla motor arasına stratejik bir noktaya yerleştirilmiş debriyajlı bir elektrik motorunu entegre ederek, paralel hibrit mimarisinin en olgun örneklerinden birini yaratmışlar. Bu karmaşık dansın sonucu ise, 457 HP 227 kW ve 790 Nm’lik devasa bir tork gibi etkileyici rakamlar… Bu, şimdiye kadar üretilmiş en güçlü Land Cruiser olmasının yanı sıra, tork değerindeki yüzde 20’lik artışla adeta bir dev çekici haline gelmiş.
Ancak asıl teknik sürpriz, hibrit sistemin doğası gereği, elektrik motoru anlık torkunu devreye sokarak, gaz tepkisini hibrit olmayan 3.3 litrelik dizel kardeşine kıyasla yüzde 40 oranında iyileştirmesi… Arazi şartlarında hassas gaz kontrolü gerektiğinde ya da otobanda hızlanma şeridine girdiğinizde sıra dışı bir kontrol ve doğrusal bir ivmelenme sunan sistemin akıllı yapısı sayesinde araç, 30 km/h altındaki hızlarda tamamen sessiz ve titreşimsiz bir şekilde, sadece elektrik motoruyla hareket edebiliyor. Sürücü hiçbir şey fark etmeden, otomatik ve kusursuz bir geçişle içten yanmalı motordan elektrikli sürüşe geçilebiliyor. Tüm bu işlemler, nikel-metal hidrit bataryadan beslenen sistem tarafından, enerji rejenerasyonu da dahil olmak üzere ustaca yönetiliyor.
KARAKTERİNDEN ÖDÜN VERMİYOR
Japon mühendislerinin diğer bir büyük başarısı da, tüm bu sofistike elektrifikasyon donanımını, Land Cruiser’ın efsanevi arazi yeteneklerinden en ufak bir ödün vermeden paketleyebilmiş olmaları. Dev araç, dünyanın dört bir yanındaki en ekstrem koşullarda, dondurucu soğuklardan kavurucu çöllere ve binlerce kilometrelik çamurlu patikalara kadar sayısız teste tabi tutulmuş. Batarya muhafazasının sızdırmazlığı gibi önlemlerle, aracın 700 mm’lik su geçiş kabiliyeti de aynen korunmuş. Ayrıca yeni elektrikli hidrolik direksiyon sistemi, her türlü zeminde daha keskin bir geri bildirim ve hassas bir kontrol imkanı vadediyor.
Yeni 300 serisi, üç farklı donanım seviyesiyle yollara çıkarken; hepsi beş koltuklu iç mekana sahip bu versiyonlar, Land Cruiser’ın hem prestijli bir otomobil hem de zorlu arazilerin korkusuz fatihi olma karakterini yansıtıyor. Giriş seviyesi VX, 18 inçlik parlak alaşım jantları, LED farları, 1500W’lık pratik AC prizi ve 12.3 inçlik dijital gösterge paneli ile multimedya ekranının oluşturduğu teknolojik kokpitle dikkat çekiyor. JBL imzalı 14 hoparlörlü ses sistemi, dört bölgeli klima ve ısıtmalı direksiyon gibi donanımlar konforu üst seviyeye taşırken; Çoklu Arazi Seçim Sistemi Multi-Terrain Select, Yokuş İniş Kontrolü ve Panoramik Görüş Monitörü gibi sistemler güvenliği garantiliyor.
ZX donanımı ise aerodinamik gövde kitiyle daha da güçlü bir duruş sergiliyor. Adaptif Suspansiyon Sistemi AVS, beş modlu sürüş seçici, head-up display ve arka sınırlı kaydırmalı diferansiyel gibi üst düzey ekipmanla donatılan bu versiyon, asfalt konforuyla arazi kabiliyetini en üst seviyede birleştiriyor.
Ancak; serinin zirvesi GR Sport, Toyota Gazoo Racing’in dünya şampiyonası zaferlerinden ilham alan versiyon olarak, tasarımın sınırlarını zorluyor. Kendine özgü ön ve arka tamponlar, geniş çamurluklar ve klasik Toyota amblemli ön panjur ile karakter bulan GR Sport’un 18 inçlik jantları da tamamen off-road kullanımı için özel olarak tasarlanmış. Bu donanıma eklenen elektronik Kinetik Dinamik Suspansiyon Sistemi e-KDSS ise, belki de en önemli farkı… Bu sistem, son sert engebeli arazilerde otomatik olarak viraj denge çubuklarını devre dışı bırakarak, aksların bağımsız hareket kabiliyetini maksimuma çıkarıyor ve tekerleklerin sürekli olarak zemine temas etmesini sağlıyor. Bu sayede GR Sport, görünüşüyle olduğu kadar, mekanik yetenekleriyle de Land Cruiser efsanesine yeni bir soluk getiriyor. Kısacası, dayanıklılığını da koruyan bu yeni hibrit canavar, “güçten ödün yok” diyerek, İngilizlerin lüks, Almanların hassas, Amerikalıların kaba ve Çinlilerin narin SUV’larına karşısında gerçek, sağlam ve modern OIffRoader duruşuna devam ediyor.
GÜÇ
457 HP
TORK
790 NM