Profesyonel müzik kariyerinizin başında sizi en çok besleyen şeyler nelerdi?
Ben farkında bile olmadan çekildim müziğe sanırım. Sahne en çok ilgimi çeken yerdi, orada olmak istiyordum. İlk profesyonel sahneme ise 13 yaşımda Antalya Devlet Operası’nda çıktım.
Bugün geldiğiniz noktadan geriye baktığınızda, “O dönem iyi ki böyle yapmışım” dediğiniz dönüm noktaları var mı peki?
İyi ki Ankara’da okulu bırakıp İstanbul’a gelmişim ve yine iyi ki pandemi döneminde kendi şarkılarımı yazmaya başlamışım…
Sahne deneyimleriniz, stüdyo kayıtlarına ve şarkı yorumlarınıza nasıl yansıyor?
Ne kadar çok pratik yaparsam o kadar alan açılıyor. Sahnede insanların tepkisini birebir görerek denediğim teknikler, direk reaksiyon verdiği için çok daha iyi oluyor. Sesimin gidebileceği yerleri iyi tanıyorum.
‘Istanbul Sessions’ ismi, bir EP’den çok daha fazlasını çağrıştırıyor. Bu projeyle İstanbul’un hangi ruh hâlini, hangi yüzünü anlatmak istediniz?
Aslında 5 şarkının 5 klibi de farklı yerlerde çekildi. Bu yüzden İstanbul’un gecesini, gündüzünü, nostaljisini ve dokusunu fazlasıyla görebildik. Ruhunu tam anlamıyla anlatabilmem mümkün değil, yaşamadan anlaşılacak bir şey değil ama ilhamımı biraz olsun görsel dünyaya akıtabildiğimi düşünüyorum.

Peki, İstanbul sizin için sadece bir şehir mi, yoksa üretim sürecinizin aktif bir parçası mı diye sorsam?
Kesinlikle üretim sürecimin aktif bir parçası derim. Uzun bir süredir, üretim tıkanıklığı yaşadığım her an sokağa atarım kendimi ve kalemim bir anda yazmaya başlar. Belki bir sergi, belki sadece yolda gördüğüm, tanımadığım bir çift ilham olur bana… Bu yüzden sokaklar ilham kaynağım diyebilirim.
EP’de üç cover ve iki özgün beste var. Çalışma süreciniz nasıl şekillendi?
Projenin ilk odak noktası cover’lar oldu. Çocukluğumdan beri severek söylediğim ve duygusal bağ kurduğum parçaları seçtikten sonra ilk ‘Sevemezsin’ daha sonra da ‘Eksik’ çıktı. Aslında E.P yapılırken ‘Eksik’ sonradan plana dahil oldu. İyi ki de oldu.
Cover’ları kendi sound’unuzla dönüştürürken “Burada Melis Karaduman imzası olmalı” dediğiniz anlar oldu mu?
Hiç bunu düşünerek başlamadım ama finalde bir şekilde şarkı bana dönüşüyor zaten. Okuma tarzımdan, enerjimden kendimi yansıttığımı düşünüyorum.
Çıkış şarkınız ‘Eksik’, oldukça kişisel bir hikâye anlatıyor. Bu şarkıyı yazarken sizi en çok zorlayan duygu neydi?
Bu şarkı tamamen kurgusal bir aşk hikayesi ile başlayıp daha sonra fark etmeden kendi hikayemi anlatmaya başladığım bir şarkıya dönüştü. Şarkı tamamlandığında bunu anlamıştım ve bunu fark etmek en ilginciydi.
‘Istanbul Sessions’ bugün kariyerinizde nasıl bir yere oturuyor?
Geçmişimi ve şu anki beni birleştiren bir mini albüm oldu. Eskiden annemin “hadi kızım bir şarkı söyle” dediğinde söylediğim şarkıları sizlere söyledim ve şu an hissettiğim müzikalite ile buluşturdum. Bu yüzden temeli oturtan bir yerde duruyor.
Önümüzdeki dönemde Melis Karaduman’ı yeni besteler mi, yeni projeler mi bekliyor?
Aslında ikisi de diyebiliriz. Şu an çok heyecanlandığım bir projeye başlıyorum. Beni manevi olarak tatmin edecek bir proje olacak. Yeni şarkılarım ise yoldalar, şimdiden birçok demo biriktirdim ve sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
Son olarak, ‘Istanbul Sessions’ı ilk kez dinleyecek birine bu EP’yi tek cümleyle nasıl anlatırsınız?
Küçüklüğümden bugüne taşıdığım şarkılar, bugünün Melis’iyle İstanbul’un görsel dünyasında buluşuyor diyebilirim.
