Stuttgart çıkışlı Alman indie-pop grubu ‘Rikas’, hafiflik hissini neşeli melodiler, çok sesli vokaller, sıcak ritimler ve sahnede kurdukları doğal enerjiyle taşıyor. 2016’dan bu yana birlikte müzik yapan Chris Ronge, Ferdinand Hübner, Sam Baisch ve Sascha Scherer, sokak performanslarından Avrupa festivallerine uzanan hikâyelerini bugün çok daha geniş bir dinleyiciyle paylaşıyor.
Bu yıl Pozitif organizasyonuyla 22-23 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek ve iki gün boyunca farklı sesleri aynı frekansta buluşturacak Babylon Soundgarden’ın ilk gününde sahne alacak Rikas’ın, İstanbul’a dair heyecanını Sam’le konuştuk.
Müziğinizde insanı ilk yakalayan şeylerden biri, neredeyse fiziksel olarak hissedilen bir hafiflik duygusu. İnsanları hareket ettiriyor ama hiçbir zaman klişe bir parti müziğine sıkışmıyor. Sizin için Rikas’ın iyi hissettiren sound’unu yüzeysel bir neşeden ayıran şey ne?
‘Hafiflik hissi’ ifadesini çok sevdim. Bazen insanların parti müziğinin ya da mutlu bir sound’un mutlaka basit olması gerektiğini düşündüğünü hissediyorum. Oysa Stevie Wonder bunun harika bir örneği. Müziği çok mutlu hissettirir ve dünyanın dört bir yanından pek çok insan onunla bağ kurabilir. Buna rağmen müziğinin büyük bir kısmı oldukça komplekstir. Bilmiyorum ne kadar anlamlı geliyor ama bence neşe hem basit hem de kompleks bir şekilde aynı anda aktarılabilir.
Bir röportajınızda insanların konserlerinizden mutlu ve pozitif enerjiyle ayrılmasını istediğinizi söylemiştiniz. Dünyanın ağır, hızlı ve gürültülü hissettirdiği bir dönemde, sahnede bu ‘iyi his’i yaratmak sizin için daha bilinçli, hatta belki daha politik bir şeye dönüştü mü?
Bir şekilde politik hissettirdiği doğru. Dünyaya neşe katmak, müziğimiz aracılığıyla insanlarla ve hikâyelerle bağ kurmak istiyoruz. Ama müziğimiz çoğu zaman ‘feel-good’ olarak tanımlansa da şarkı sözlerimiz daha politik ve karanlık temalara da dokunuyor. Yakın zamanda ‘Mr. Anxiety’ adlı bir şarkı yayımladık. Kulağa çok mutlu geliyor ama sözleri depresyon ve anksiyete ataklarıyla baş etmeye dair. Bir diğer örnek de ‘Party on a Rooftop’. Bence bu şarkı, hayatın şu an pek çok açıdan nasıl hissettirdiğini çok iyi anlatıyor.
Şarkıları yaratım sürecinin oldukça erken bir aşamasında canlı olarak denemeyi sevdiğinizi söylemiştiniz. Bir şarkıyı sahnede çaldıktan sonra izleyicinin tepkisi o şarkının kaderini gerçekten değiştirebilir mi?
Kesinlikle bir şarkıya dair his oluşturmaya yardımcı oluyor. Ama bunu çok fazla okumamaya çalışıyoruz. Bizim için en önemli öğrenme şu oldu: Yeni müziğin her şeyden önce bize iyi hissettirmesi gerekiyor. Yayımlanmış şarkılarımızı sürekli çaldığımızda bazen sıkılabiliyoruz. Bu yüzden zaman zaman yeni bir şey denemenin heyecanına ihtiyaç duyuyoruz.
İstanbul gibi ritmik, kalabalık ve duygusal yoğunluğu yüksek bir şehirde çalacak olmak size nasıl hissettiriyor? Bu konser için nasıl bir Rikas performansı hayal ediyorsunuz?
Birkaç yaz önce İstanbul’da biraz zaman geçirme şansım olmuştu ve o seyahatten çok güzel anılarım var. Bu güzel şehre geri dönmek ve burada bir konser vermek gerçekten bir hayalin gerçekleşmesi gibi. İçimde bunun harika bir gün batımı seti olacağına dair bir his var. Ayrıca arkadaşlarımız ‘Zimmer90’, geçen yıl sizin festivalinizde çalmıştı ve festivalde çok iyi vakit geçireceğimizi söylediler. Bu da bizi daha da heyecanlandırıyor. Seyahatimden hatırladığım yerleri çocuklara göstermek için sabırsızlanıyorum.
Avrupa’daki bağımsız ya da orta ölçekli gruplar için turne artık sadece yola çıkmanın romantik hikâyesi değil. Maliyetleri, lojistiği, bilet fiyatlarını, festival bütçelerini ve görünürlük mücadelesini de düşünmek gerekiyor. Bugün turne yapan bir grup olarak bu değişimi en çok nerede hissediyorsunuz?
Bu gerçekten çok iyi bir soru. Özellikle son birkaç yılda turneye çıkmak çok pahalı hale geldi. Şu anda dünyanın birçok farklı yerinde turne yapabildiğimiz için şanslı bir konumdayız ama herkes zorlanıyor. Bazı çok büyük sanatçılar ve şirketler dışında tüm sektör için durum zor. Festivaller, ekipler ve sanatçılar pek çok zorlukla baş etmek zorunda. Geldiğimiz yer olan Almanya’da birçok küçük festival kapanıyor ve bunun nasıl gelişeceğini merak ediyorum.
Yeni bir albüm ve turne ufuktayken, Rikas hikâyesinde nasıl bir sayfa açılıyor?
Aslında yeni bölümün sayfasını çoktan açtık ama nereye varacağımızı tam olarak söyleyemem. Şu anda yeniden yaratıcı bir ruh haline girebilmek için zaman bulmaya çalışıyoruz. Bu yıl aylarca turnedeydik ve bazen yeni müziğe dalmadan önce küçük bir geri adım atmak gerekiyor.