Duygusal anlamda zor bir hikâye… Oynarken neler hissettiniz?
BERKAY ATEŞ: İyi bir prova süreci geçirdiğimiz için aslında sette daha rahat ettik. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Maalesef bütçelerden dolayı bu tarz filmleri kısa zamanda çekmek zorundayız. Bu yüzden sete hazır gelmek ve daha önemlisi Emin Alper'in dünyasını anlamak çok önemliydi. Güçlü bir atmosfer kuruluyor bence Emin Alper'in filmlerinde. Onun içinde rolü genişletebilmenin yolunu, ihtimallerini aradım diyebilirim.
‘Kurtuluş’ vaadi üzerinden ilerleyen bir köy hikâyesinde karakterinizin içsel yolculuğunu nasıl inşa ettiniz? Canlandırdığınız karakterlerden de söz eder misiniz?
FEYYAZ DUMAN: Bir tarikat şeyhinin hiçbir gündelik rutinine hakim değildim. Verdiği vaazlar, okuduğu dualar, yaptırdığı zikirler… Hem danışmanlarımızın yardımlarıyla hem hocanın yönlendirmesi hem de provalarda beraber uzun vakitler geçirdiğimiz oyuncu arkadaşlarımla bu süreci elimden geldiğince daha realist bir hale getirmeye çalıştım.
NAZ GÖKTAN: Fatma; köydeki korucu kadınlardan biri, hatta belki de tek kadın korucu... Cesur, tuttuğunu koparan, akıllı, güçlü, dominant bir karakter. Kendisi gibi korucu olan kocası Seyit’le ilişkisinde de baskın ve güçlü enerjisini sezdiğimiz Fatma, sözünü sakınmayan, inandığı ve hak ettiğini düşündüğü her şey uğruna ses çıkartan bir yapıda.
B.A.: Yılmaz, topraklarını kaybetmek istemeyen, bunun uğruna her şeyi göze alabilen bir karakter. Hırslı, kararlı. Olayların bu noktaya gelmesinin en büyük tetikleyicilerinden biri. Böylesine bir gözü kara 'kurtuluş' hayalinin de bedelini ödeyen bir karakter.
Ekip olarak çok şanslıyız
Film, Berlin’de büyük bir ilgi gördü. Bu uluslararası başarıya tanıklık etmek neler uyandırıyor sizde? Ben şahsen ülkemizin buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum... Siz neler söylemek istersiniz?
N.G.: Yaptığınız işin, böylesi prestijli ve kıymetli bir platformda değer görüyor olması, binlerce kişi tarafından izleniyor olması tarifsiz bir mutluluk. Temsil etme duygusu çok önemli ve unutulmaz bir duygu gerçekten. Bize dair, bizim toprağımıza ait hikayelerin ve dertlerin evrensel duygu ve evrensel kapsamda bir söz söyleyebiliyor olması da işin en önemli taraflarından biri. Tüm bunların bir parçası olduğum için önce Emin Hocamla sonra da tüm ekiple gurur duyuyorum. Nicelerine…
F.D.: Berlin, dünyanın sayılı festivalleri arasında yer alıyor. Bütün oyuncuların da en büyük hayali böyle platformlarda, içerisinde yer aldığı projelerle bulunmak. O yüzden ekip olarak çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Dediğiniz gibi ülkemizin, sektörün buna çok ihtiyacı vardı. Uluslararası başarılar herkes tarafından sahipleniliyor çünkü. Ama hala sinemamızdaki başarılar maalesef hak ettiği değeri ya da karşılığı bulamıyor. Bu ödül, bu gurur hepimizin.
Emin Alper ‘Gümüş Ayı’ ödülü için sahneye çıktığında ayakta alkışlayanlar arasında siz de vardınız. Nasıl bir atmosferdi sizin için?
B.A.: Evet ben Berlin'de kaldım, ödül alacağımızı hissediyordum. Diğer filmleri de izlemek istedim çünkü. Festivali takip ettim. Böylesine büyük bir ödül almak hem ekibimiz adına hem ülkemiz adına çok gurur verici. Heyecanlı bir törendi bizim için. Ödül aldıktan sonra da hepimizin mutluluğu, Türkiye'den gelen mesajlar unutulmaz bir akşam yaşattı bize.
Ne istediğini bilen bir yönetmen…
Emin Alper’in yönetmenliğinin, set ortamında sizi en çok etkileyen yanlarından biri neydi?
N.G.: Emin Alper; bugün her oyuncunun çalışmayı hayal ettiği, ülkemiz için çok kıymetli biri. Ben de elbette onunla çalışma hayalini her zaman içimde taşıyordum. Ne istediğini çok iyi bilen, bunun için çok hazırlık yapmış, istediği şeyin ne olduğunu çok açık ve samimi bir şekilde ifade edebilen biri Emin Alper. Dinlemekten, üretmekten, paylaşmaktan ve kolektif bir üretimin içinde olmaktan çok mutlu olan ve bir bütünün parçası olduğumuza bizi her an ikna eden şahane bir yönetmen. Şanslıyız.

F.D.: Bugüne kadar onlarca yönetmenle çalıştım. Ne istediğini bilen ve yazdığı ya da çekeceği işe hakim olan yönetmenler hem tanışma ve prova süreçlerinde hem de sette hep daha sakin oldular. Emin Hoca da onlardan biriydi benim için. Bu oyuncuya müthiş bir konfor alanı sağlıyor. Böyle bir konfor alanı sunulunca da karakterle ilgili araştırmalarımızı hocayla özgürce paylaşabiliyorduk. Hele bir de çok iyi anlaştığın oyuncu ve ekip arkadaşların da varsa, coğrafyadan da kaynaklı zorlu set koşullarını çok dert etmiyorsun. O yüzden de şu an filmin festival yolculukları devam ediyor ve biz hala neredeyse bütün ekip beraberiz.
Berkay Bey, siz daha önce çalışmıştınız sanırsam…
B.A.: Evet, 2015 yılında 'Abluka' filminde birlikte çalışmıştık. Emin Hoca ne istediğini bilen, üzerinde çok fazla düşünmüş, çalışmış ve sahnenin nereden nereye gelmesi gerektiğine emin bir şekilde o anın getirdiklerine de izin veren bir yönetmen. Bu da bir oyuncu için çok kıymetli. Bu anlamda setimiz koşullarımız zor olsa da çok rahat ve keyifli geçti. Hepimiz filmin iyi olmasına odaklıydık.
Anadolu'dan evrensel bir hikâye
Bu film, seyirciye hangi duygusal veya düşünsel mesajı aktarmayı amaçlıyor?
B.A.: Bugün dünyada da üzülerek takip ettiğimiz bir savaş var. Sadece kendi çıkarlarını düşünen buradan hareketle bir düşman yaratan ve bu düşmanı yok etmek için insanlığı hiçe sayan her fikir her hareket geri dönülemeyecek sonuçlar yaratıyor. Biz de aslında küçük bir ölçekten büyük bir resmi anlatmak istedik.
Filmin ülkemizdeki vizyon sürecinin nasıl geçeceğini ön görüyorsunuz?
F.D.: Genel olarak seyircinin büyük bir beklenti içerisinde olduğunu biliyoruz. Hem Emin Alper sinemasını yakından takip eden seyirci potansiyeli hem de ödülün yapmış olduğu reklam açısından vizyon sürecinin yoğun geçeceğini tahmin ve umut ediyorum. Umarım hak ettiği değerin karşılığını vizyonda bulacaktır.
N.G.: Biz kendi hikayelerini seven ve merak eden bir ülkeyiz; çünkü Anadolu çok büyük bir kültür, şahane bir tarihe sahip. Buraya ait bir olayın, evrensel dille ve duygularla anlatılıyor oluşunu seyircinin de merakla takip edeceğine inanıyorum. Bence seyirci hiçbir Emin Alper filmini kaçırmamalı zaten. Herkesi sinema salonlarına bekliyoruz.
B.A.: Son yıllarda sinemaya gitme konusunda maalesef ki büyük azalmalar yaşanıyor. Ancak filmimizin çok güçlü ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. Seyircinin etkilenerek çıkacağı, üzerine tartışacağı bir film. Seyirci sayısını bilemiyorum bugünden ancak herkesi sinemalara davet ediyorum.
