Malum, elektronik müzik sahnesi uzun süredir görsellik ile sesi buluşturmaya çalışıyor. Ancak bunu bir üst seviyeye taşıyarak sahneyi bağımsız bir anlatı alanına dönüştüren bir isim var: Anyma. Coachella Festivali’nde popüler kültür fenomeni, şarkıcı Lisa ile gerçekleştirdiği ‘destansı’ performansı, onu rakiplerinin bir adım ötesine taşıdı. Zira yaptığı şey, DJ’likten çok, insan, makine ve bilinç üzerine kurgulanmış bir deneyim.
Bu ‘deneyim mimarı’nı tanıyalım: Gerçek adıyla Matteo Milleri, New York doğumlu, İtalyan kökenli 37 yaşındaki bir prodüktör. Çocuk yaşta İtalya’ya taşınıyor, ardından Berlin merkezli elektronik müzik sahnesine yerleşiyor. SAE Institute’ta ses mühendisliği eğitimi alıyor ve burada tanıştığı Carmine Conte ile birlikte ‘Tale of Us’ı kuruyor. Bu ikili, 2010’ların başından itibaren melodik techno’nun en etkili aktörlerinden biri haline gelirken, Milleri’nin solo projesi Anyma ise 2021’de doğuyor. Bu projeyle sadece müzik değil, disiplinlerarası bir sanat pratiği kuruyor. Onun sahnesi, klasik DJ kabininden çok bir “dijital tiyatro.”
Sosyal medya tarafında da bu etki net: Instagram’da yaklaşık 4 milyon takipçiye sahip. Spotify’da ise milyonlarca aylık dinleyiciye ulaşan bir elektronik müzik yıldızı… Coachella performansında bu ölçek görsel olarak zirveye ulaştı. Dev ekranlar yalnızca dekor değil, anlatının kendisiydi. İnsan bedeninin çözülüp yeniden kurulması, dijital avatarların organik forma evrilmesi ve yapay zekâ estetiğini çağrıştıran akışkan yüzeyler… Tüm bu görsel dil, müziğin ritmiyle birebir senkronize ilerledi.
TEKNOLOJİK ÇAĞDAŞ SANAT
Anyma’nın röportajlarında sıkça altını çizdiği nokta da bu: İnsan ve makine arasındaki sınırın erimesi. 2024’te Vogue dergisinin Avustralya edisyonuna verdiği bir söyleşide bu yaklaşımı şöyle özetliyor: “İnsanlık ve yapay zekâ arasındaki kusursuz sinerji” onun üretiminin merkezinde yer alıyor. Bu ifade, sahnedeki görsel dilin de anahtarını veriyor: Teknoloji bir araç değil, hikâyenin kendisi.
Müzikal yapı ise bilinçli olarak minimal tutuluyor. Hipnotik ritimler, uzun build-up’lar ve sınırlı vokal kullanımı, görsellerin önünü açan bir altyapı gibi çalışıyor. Bu da Anyma’yı çağdaş DJ’lerden ayıran kritik farkı ortaya koyuyor: onun müziği tek başına değil, sahneyle birlikte tamamlanıyor.
Bugün elektronik müzikte prodüksiyon ölçeği büyürken, Anyma’nın yaptığı şey yalnızca “daha büyük sahne” kurmak değil. O sahneyi bir sanat formuna dönüştürüyor. Bu nedenle performansları kulüp kültüründen çok dijital çağın performans sanatına daha yakın. 12 Eylül’de İstanbul’da sahne alacak Anyma, Coachella’da izlediğimiz o dijital anlatıyı bu kez Ataköy’de yeniden kuracak. Bu performans, elektronik müziğin yalnızca sesle değil, görselle de var olduğu yeni bir çağın yerel sahnedeki en güçlü karşılığı olacak. İstanbul, bir gece için sadece bir konsere değil, insan ile makine arasındaki sınırın sahnede eridiği bir deneyime ev sahipliği yapacak.