Oyunculuğuyla yıllardır geniş kitlelerin hafızasında yer eden Beren Saat için bugün çıkan EP’si ‘Exuberance’, çocukluğundan beri İngilizce müzikle kurduğu bağın, kadınlık hâllerine dair düşüncelerinin, yasın, özgürleşmenin ve doğayla kurduğu ilişkinin müziğe dönüştüğü kişisel bir adım.
Beren Saat, uzun süredir merak edilen şarkılarını, arasında bulunduğumuz küçük bir gazeteci grubuyla paylaştı. ‘Beren’ adıyla yayınladığı ‘Exuberance’ için düzenlenen samimi buluşmada önce lobide biraz sohbet ettik, yeni klibini izleyip, şarkılarını birlikte dinledik. Ardından bizlere, şarkıların arkasındaki kişisel hikayeleri, ses dünyasını ve üretim sürecini anlattı; hepimizin sorularını yanıtladı. Tüm şarkıların söz ve müziği Beren Saat’e ait yapımın, ortak yapımcılığını Kenan Doğulu üstleniyor. Miksler Grammy ödüllü mühendis Brendan Morawski tarafından yapıldı. Klip ise ‘CapitaliZoo’da olduğu gibi VMA ödüllü Ecem Lawton yönetmenliğinde Los Angeles’ta çekildi. Albümdeki tüm şarkılar İngilizce; zira bu dilde kendini daha rahat ifade ettiğini söyleyen Beren Saat, Türkçe şarkı ihtimaline de kapıyı tamamen kapatmadığını söylüyor. Şarkılar nasıl mı? Bana kalırsa Beren Saat gibi ünlü bir isim olmasa bu kadar yargılanmaz, daha fazla kucaklanırdı. Özellikle ‘Anyways’, ‘Horizon’ gibi parçaların her biri çıkış parçası niteliğinde...
Şarkı yapmaya karar verdiğiniz o an neydi?
‘Shero’ şarkısı, kafamda uçuşan fikirlerden öte sözler açısından daha iyi yazmaya başladığımı hissettiğim andı. Aynı zamanda -çok daha sade bir prodüksiyon hayal ediyorum gibi- fikirlerimin de olgunlaşmaya başladığını hissettiğim zamandı. O dönemde -sanırım 2022 yılında- Atiye'nin çekimlerinde Mardin'deydim. Yani ‘Shero’ Mardin’de oluştu. Bütün süreçler kafamda oturdu ve sadeleşti. Shero'dan sonra biraz daha özgüvenim arttı. Vokal koçum da hem fikirlerimin doğruluğuna dair hem onların peşinden gitmem adına çok destek oldu. Ayrıca sesimde yeni bir konfor alanı bulmam anlamında da gelişim yaşattı. İyi bir ekiple de çalıştım, çok şanslıyım; ne diyebilirim ki?
EP bittiğinde ilk kime dinlettiniz? Kenan Doğulu işin içinde olduğu için o sayılmaz…
(Gülüyor.) Anneme ve anneanneme. Çok sevdiler. İlk andan beri hep destekleyici oldular, beni çok motive ettiler. Çok heyecanlıyım, bakalım dinleyicilere ulaşınca neler olacak.
EP’ye girmeyen şarkılarınız var mı?
Evet var ama EP’ye koymayı başta zaten düşünmemiştik. O şarkıların çalışmaları sürüyor, sıradaki albümde yer alacaklar. Tabii bu albümü çıkarmam epey zaman aldı, o da belki bir bu kadar sürebilir; zaman gösterecek.
6 şarkılık bir EP bu; peki şarkıların sıralamasını nasıl yaptınız?
Alışkanlıklara baktığınızda aslında şarkıları sırayla dinlemiyor dinleyiciler. Fakat biz yine de Kenan ile şarkıdan şarkıya geçişlerde denge kurmaya çalıştık. Devamlılığı ve hikaye örüntüsü üzerinde düşünerek konumlandırdık. Sırayla da, karışık da dinlediklerinde umarım keyif alırlar dinleyiciler.
İlk günden milyonlara ulaşan ‘CapitaliZoo’ya hala yorumlar geliyor…
Çok izlendi, çokça yorum aldı. Çocuklar çok sevdi ama ben ilerleyen zamanda daha fazla sevileceğini düşünüyorum. Dolby Atmos altyapısının yaygınlaşmasıyla farklı dinleme deneyimleri keşfedilecektir. Çünkü telefonlarda izlendiğinde o katmanlı yapı keşfedilemiyor.
Atmosferi biraz farklı bir parça
‘Honey Bee’ ikinci kliple geldi. EP’nin ilk şarkısı olarak bu parçayı seçme sebebiniz var mı?
‘CapitaliZoo’ EP’nin beşinci şarkısıydı. Her şeyi test etmek için yayınlamıştık. İkinci klipte de hayvanlar üzerinden bir anlatım var yine. Aslında hikayenin tohumu, yıllar önce Greenpeace ile yaptığımız arıları kurtarma kampanyasıyla atıldı. Arıları incelemem, onların mükemmel uyumları, koloni olarak hayatta kalmaları ve bizim hayatımızın da sürdürülebilirliği açısından bize kattıkları beni çok etkiledi ve büyüledi. O yüzden EP’nin başlangıç şarkısı oldu.
En son dinlediğimiz ‘Angel o’Clock’ diğer şarkıların daha farklı bir versiyonuydu. Gerek sound, gerek sözler açısından. Kenan Doğulu da vokal... Bu şarkının ortaya çıkış hikayesi neydi?
Evet, Kenan da var. Akapella Kenan’ın fikriydi, Kenan'la Bade'nin sesi var orada. Hatta çok iyi şarkıcılardan oluşan 8 kişilik bir koro eşlik ediyor. Bütün şarkılarımda duyduğumuz o çok sesliliği aslında onlara borçluyuz. ‘Angel O'Clock’ atmosfer ve sound olarak da diğerlerine göre biraz daha karanlık bir şarkı. Çünkü ailemden bir kaybın hemen arkasından yazdığım bir şarkı. Kayıplar bizi üzse de kimi zaman da kişinin özgürleşmesini sağlayabiliyor. O yüzden de şarkı, öleni onore etmek ve onun özgürlüğünü kutlamakla ilgili. Cenaze sonrası yazılmış bir şarkı. Bu denenle atmosferi görsel olarak da, kişisel olarak da biraz farklı. Sound olarak içinde aslında halay melodisi var. Anadolu'dan tanıdığımız folklorik bir melodi. Ama onu biz tekno biçimde duyuyoruz. Tanıdık bir melodi ama bambaşka bir formda.
Kadın gücünün şarkılarınızda öne çıkmasının ardındaki yaklaşımınız nedir?
Öncelikle ben kadın olmanın bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Fiziksel yaratılışımız, düşünme biçimimiz bize hayattan bir ödül... O yüzden de bir şekilde sınırlandırılarak ve cezalandırılarak yaşamak zorunda kaldığımızı düşünüyorum. Kendini ifade edemeyen ya da çocukluktan beri kadın olarak bir adım geride kalması öğretilmiş bütün o kadınlara farklı bir bakış açısı sunmak istiyorum. “Kadınlığınızdan gurur duyacağınız bir özgürlük alanı var” demek istiyorum. Çünkü bizler birbirimizin neler yaşadığını biliyoruz. Doğurganlığın ne demek olduğunu, kolektif olarak ne kadar güçlü olduğumuzu biliyoruz. Bildiğiniz üzere arılar aslında anaerkil sistemde yaşıyor. Belki kadın liderlerimiz biraz daha fazla olsa bu kadar nefret suçları, savaşlar, öfkeler, cinayetler yaşamayız. O nedenle kendi alanımda ben bunu ifade etmeye çalışıyorum.
Yakın zamanda bir konser, hayranlarla buluşma planlıyor musunuz? Belki hayranlarınızla bir EP dinleme etkinliği de olabilir.
En başından beri, hayalden öte, şarkıların seyirci karşısında nasıl görüneceğini aslında görüyorum. Ama şimdilik 6 şarkıyla bir konser kurgulamak zor. Öte yandan diğer şarkılar oluşmaya devam ediyor. Piyano ile daha farklı şarkılar oluşturmaya başladım. Zannediyorum onlarla birlikte böyle bir sahne şovu kurgulayabiliriz. Her şey yolunda giderse bir iki sene içinde konser verebilirim. Hayranlarla dinleti neden olmasın, düşünülebilir bu da elbette.
Plak ya da farklı bir fiziki formda bu EP’yi görecek miyiz?
Plak düşünüyoruz ama o da daha sonra olabilir. Diğer şarkılarla çıkıp, belki iki albümü bir plak yapabiliriz. Biraz daha kitlesi oluşsun, ondan sonra basalım istiyoruz.
EP uzamsal sese uygun dizayn edilmiş. Bu sesleri belirli platformlarda ve belirli teknik ekipmana sahip olanlar tam alabilecek. Ama kulaklıkla dinlemesi gerçekten keyifli olacak. Siz kendi EP'nize dinleyici olarak baktığınızda nasıl hissettiniz?
Albümümü tasarlarken aslında bazı hayallerim vardı. ‘CapitaliZoo’da bazı hayvan sesleri var, onlarda yönlendirmelerim oldu. Bu tamamen sinema salonundaki izleyici reflekslerinden doğdu. Kenan'la yaptığımız konuşmalarda hayallerimi biraz daha ayakları yere basan hale getirdik tabii ki. Ve sonrasında pandemi yaşanınca aslında sinemadaki ses endüstrisi müzikle birleşmiş oldu. Benim hayallerim bir şekilde gerçeğe döndü. Bizim stüdyomuz Dolby Atmos'a döndü ve ben bu şarkıları hep böyle dinledim. ‘CapitaliZoo’da sonrasında şöyle düşündüm: Keşke telefonla 40 saniye dinleyip şarkıyı yargılamasalar. Öyle bir bas gitar solo var ki keşke Micheal League’nin çaldığını ya da bir fil sesinden yaratılan melodiyi duyabiliyor olsalar. Bence gelecekte bu albüm hakkıyla dinlenecek.
Biz filmleri 8K ile çekiyoruz ama henüz 8K izleyemiyoruz. Zannediyorum ileride dinleme sistemi de upgrade olacaktır. Belki o zaman herkes albümü “Aaa evet, bu da duyuluyormuş” diyerek dinleyecektir.
Peki setlerde uykusuz kalmak mı yoksa stüdyoda uykusuz kalmak mı? Hangisi daha tatlı bir yorgunluk?
Yaratıcı bir heyecan olunca uykusuzluk hiç fark etmiyor. Daha iyi bir fikir bulduğumda bazen yaptığım şeyleri tamamen değiştirip yeni baştan başladığımız oldu. Oralardaki sabrı için Kenan'a teşekkür ediyorum. Vokaller tamamlandıktan sonra şarkıları biraz daha yukarı mı çeksek gibi taleplerim oldu. Sabırla isteklerimi yaptı ve benim için en iyi noktaya ulaştık. Yani benim için uyumamak sorunu değildi, Kenan'a biraz ekstra mesai yaşattım.
Şarkıların son dönemde popülerleşmesini Netflix gibi platform dizilerinde yer alması çokça hızlandırıyor. Böyle tekliflere açık mısınız?
Neden olmasın, elbette isterim. Yalnızca projenin ne olduğu, şarkının o yapıma ne katacağı yani doğru eşleşme olması benim için önemli.