Çok sesli vokal müziğin kutlandığı, 25 ülkeden 600 müzisyeni ağırlayan DenizBank VoiceUp A Cappella Festival, bu yıl İstanbul’u dünyanın farklı sesleriyle buluşturdu. İBB Kültür Dairesi ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nın desteğiyle gerçekleşen festivalin en çok merak edilen ismi ise Grammy ödüllü sanatçı Avi Kaplan oldu. 22 Ağustos’ta verdiği konserde, Duygu Soylu, Evrencan Gündüz, Chromas, Vokal Akademi Pop&Caz Korosu ve atölye katılımcısı koristlerle aynı sahneyi paylaşan Kaplan, dinleyicileri büyülü bir yolculuğa çıkardı. Konser öncesinde Kaplan ile hem Grammy sonrası solo kariyerini hem de İstanbul deneyimini konuştuk.
Türkiye’deki ilk konseriniz bir performanstan fazlasını içeriyor; atölye ve soru-cevap bölümü de var. Sizin için bu interaktif yaklaşım neden önemli?
Sahnede insanlara şarkı söylemektense onlarla birlikte söylemek benim için çok daha kişisel bir deneyim. Konser, bağ kurmak için çok güzel bir yol ama ben, sadece müziğimi, sesimi değil aklımı ve kalbimi de paylaşmak istiyorum. Özellikle de topluluk ruhu bu kadar güçlü bir festivade.
Pentatonix ve Grammy kazanmanızdan solo kariyerinize uzanan süreçte vokal felsefeniz nasıl evrildi ya da değişmeyen ne oldu?
Hiç değişmeyen şey bağlantımız oldu. Vokal müzik en kırılgan müzik türüdür çünkü doğrudan bedenimizden ve ruhumuzdan çıkar. Değişen şey ise solo sanatçı olarak başkalarıyla nasıl bağ kuracağım konusu oldu. Grup deneyiminden farklı bir süreç bu ve zamanla gelişti. Hala derinleşmeye ve keşfetmeye çalışıyorum.

Farklı kültürlerden müzisyenlerle aynı sahnede olmak size nasıl hissettiriyor? Bu çeşitlilik sanatçı olarak öğrenme sürecinizi nasıl şekillendiriyor?
Dünyanın dört bir yanındaki insanlarla bağ kurmak hayatımda en sevdiğim şeylerden biri. Bizi müzikten daha çok birleştiren hiçbir şey yok. Bunu mesleğim olarak yapabilmek bir hayalin gerçekleşmesi. Hep farklı kültürlerin müziklerini sevdim, dünyadaki sayısız köşeden ilham alıyorum. Böyle yoğun bir biçimde farklı müzik türlerine dalabilmek inanılmaz bir deneyim.
Türk müziğinde sizi etkileyen isimler ya da ögeler oldu mu?
Türk halk müziği ve enstrümanları bana her zaman ilham verici gelmiştir. Bu müzikte kullanılan makamlar ve enstrümantasyon bana çok yakın hissettiriyor.
Atölyenizde genç vokalistlerle birebir çalışacaksınız. Bu etkileşimler size sanatçı olarak ne kazandırıyor?
Genç vokalistlerin müziğe olan tutkusu bulaşıcı. Bu bana müziğe ilk aşık olduğum günleri hatırlatıyor. Neden yaptığımı hatırlatıyor ve kalbimi derinden dolduruyor.