ABD ve İsrail’in, İran’a saldırısından, dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesinden 20 saat önce, Asmalımescit’te, iki yıldan beri Türkiye’de yaşayan sanatsever ve koleksiyoner Shiva Zahed’in kendi adını taşıyan galerisinin ilk sergisi ‘Echos’un açılışındaydım.
İran’ı, çağdaş sanatını, İranlı sanatçılarla konuştuktan sonra, saldırının şokunu kolay atlatmazken, aileleri, dostları Tahran’da olan konuştuğum insanlar kim bilir ne yaşıyorlar?
Galeri sahibi Shiva Zahed ve ‘Echos’ sergisinin sanatçıları Paris’te yaşayan Fereydoun Ave ile stüdyosu Dubai’de olan Shaqayeq Arabi ülkeleriyle bağlarını kopartmış değiller. Dediklerine göre imkanlar el verdikçe Tahran’a gidip, geliyorlar.

Fereydoun Ave
Pera’nın eski apartmanlarından birinde, titizlikle elden geçirilmiş ferah ve aydınlık bir alana yayılan Shiva Zahed Galeri, İstanbul ile Tahran arasında bir sanat köprüsü oluşturmanın ötesinde uluslararası bir sanat diyaloguna ev sahipliği yapmak iddiasında.
Alımlı bir genç kadın olan Shiva Zahed aslında tıp eğitimi almış ancak 18 yaşında Tahran’da başladığı sanat koleksiyonerliği nedeniyle sanata ağırlık vermiş.
Koleksiyonunda çağdaş İranlı sanatçılar ağırlıkta.

Shaqayeq Arabi
Shiva Zahed’i desteklemek üzere Tahran’dan gelen galerici arkadaşı Orkide, sanatçı Shaqayeq (Şakayık) Arabi ile sohbetimizde, dünyanın en eski uygarlıklarından biri olan İran’da çağdaş sanatın Türkiye’den çok daha eski bir geçmişe sahip olduğu gündeme geliyor.

Shiva Zahed
Hatırladığım kadarıyla Contemporary İstanbul’un Lütfi Kırdar’daki yıllar önceki güzel günlerinde Türk koleksiyonerlerin özellikle ilgi çeken galeriler arasında çağdaş İran sanatını temsil edenlerdi.
Shaqayeq Arabi sohbetimizde İran’da, 1979 Devrimi’nden çok önce, yani Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin 38 yıllık iktidarı döneminde çağdaş sanatın gelişmeye başladığını ve hükümet tarafından desteklendiğini söylüyor. “Ben dördüncü nesil çağdaş sanatçı sayılırım” diyor. Özellikle Şah’ın mimarlık eğitimi alan eşi Farah Diba çağdaş sanatçılara kol kanat gerdiği gibi iyi bir koleksiyonermiş. Şah zamanında filizlenmeye başlayan çağdaş sanat, pek çok sanatçının yurt dışına gitmesine rağmen belli ki Molla rejimi sırasında devam etmiş çünkü İranlı muhataplarıma göre Tahran’da bugün yüzden fazla sanat galerisi mevcut.
İran çağdaş sanatının sağlam ayaklar üzerinde durmasının arkasında, İran’ın Batı sanat çevresiyle ilişkilerinin bize göre daha erken başlaması, dolayısıyla Batılı koleksiyonerlerin tarafından uzun yıllardan ilgiyle izlenmesi gibi nedenleri saymak mümkün.
Ayrıca yurt dışında yaşayan 5 milyon İranlı arasında ciddi koleksiyonerlerin olduğunu da hesaba katmak gerek.
İRANLI ÇAĞDAŞ SANATÇI ‘SURVIVOR’
Arabi ve Tahran’daki galerisi faal durumda olan Orkide Hanım’a Tahran’daki çağdaş sanat sanatçılarının bu zor koşullarda -sohbet saldırılardan önceydi- nasıl ayakta kaldıklarını soruyorum.
Tahran’da çağdaş sanatın çok dinamik bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Arabi “İranlı çağdaş sanatçı ‘survivor’dır. Survivor olmak zorundadır” diyor ve ekliyor: “Ekonominin bugünkü durumunda ayakta kalmaları zor ama her şeye rağmen çeşitli sanat girişimlerinin desteğiyle yollarına devam edeceklerine inanıyorum. New York, Paris’te yaşadım ve şimdi Dubai’de yaşıyorum ancak Tahran’ı hiç terk etmedim.”
Serginin ağır topu Fereydoun Ave de sohbetimizde, 1979 devriminden sonra Paris’e yerleştiğini söylüyor: “47 yıldan beri memleketimden uzak yaşıyorum ama Tahran’a yılda bir iki kez gidiyorum” diyor.
Hem Arabi’nin hem Ave’nin ülkeleriyle bağlarını hiç kopartmamış olmalarının nedeni işlerinde siyasi mesajlardan kaçınmaları.
1945 yılında Tahran’da doğan Fereydoun Ave, kökleri Yezd şehrinde olan Zerdüşt bir ailenin mensubu. Küçük yaşlardan ailesi tarafından eğitim için İngiltere’ye gönderilmiş, tiyatro uygulamalı sanat ve sinema eğitimini ise ABD’de tamamlamış.
1970’li yılların başında, Tahran’da sosyal ve kültürel hayatının en canlı olduğu dönemde memleketine dönen Ave, başkentin ilk uluslararası sanat galerisini olan Zand Galeri’nin devrime kadar sanat direktörlüğünü üstlenmiş.
Batı medyasının ‘20. yüzyılın en etkili İranlı sanatçısı’ olarak tarif ettiği, dünyanın önde gelen müzelerinde eserleri olan Fereydoun Ave sanatçı kimliğinin yanı sıra küratör, sanat eleştirmeni, sanatın hamisi ve koleksiyoner olarak biliniyor.
“Yaptığım işyeri tarif eden en iyi sözcük kolajdır” diyor.
Eserlerinin çıkış noktaları çoğunlukla ait olduğu Zerdüşt kültürü, İran’ın mitolojik ve tarihi geçmişini anlatan Firdevsi’nin ünlü eseri ‘Şehname’ destanı ve hatta Yunan mitolojisi. Zira uzun yıllardan beri Ege’de Siros Adası’nda bir stüdyo-eve sahip.
KÖRFEZ BALIKÇILARININ SEPETLERİ
2020 yılında Pera Müzesi’ndeki ‘Minyatür 2.0’ karma sergisine katılan Ave çok kültürlü ve çok katmanlı bir sanat pratiğine sahip. Sivrilmekte olan genç nesil İranlı sanatçılara sahip çıkması, onlara mentorluk yapması ve sıklıkla eserlerini koleksiyonuna katması nedeniyle sanatın hamisi olarak anılıyor.
Fereydoun Ave, sohbette işlerinde direkt bir siyasi mesaj vermemeyi tercih ettiğini söylüyor. Ancak işlerini birlikte gezerken, çini mürekkeple yaptığı mantar şeklindeki işini göstererek üstüne basa basa “Bu mantarların Fransızca adı ‘Trompette de la mort/ölümün trompeti” diyor.
Yani direkt olmasa da memleketinin ölüm havasını eserlerine sızdırıyor.
Ave’nin Shiva Zahed Galeri’nin tüm duvarlarını kaplayan yağlıboya, akrilik, çini mürekkebi tabloları, Arabi’nin Körfez balıkçılarının boğumlu metal sepetlerinden ve dallardan oluşan kırılgan görünümlü ama sanatçıya göre dayanıklı heykelleriyle diyalog halinde.
Ave’nın “jestlerden ibaret” dediği tabloları belli bir açıdan bakınca Körfez balıkçılarının eskiden palmiyeden yaptıkları geleneksel sepetlerinin örgüsüyle ahenk içerisinde.
İki sanatçı daha önce de Tahran’da, Dubai’de birlikte sergi yapmışlar, birbirlerini iyi tanıyorlar.
Sergide dört heykeli ve bir videosu olan Arabi, serginin plajlardan, çöllerden, kentsel atıklardan topladığı malzemelerini Dubai’deki stüdyosundan getirmiş ve heykellerini burada üretmiş.
Şu anda ABD ve İsrail’in hak, hukuk tanımayan, acımasız saldırıları nedeniyle sonu belirsiz bir savaşın ortasında olan İran’ın bir diğer yüzünü görmek istiyorsanız mutlaka Shiva Zahed Galeri’ye uğrayın.