İstanbul’da doğmuş ve tasarım alanında eğitimler almış biri olarak sizi Kaz Dağları’nda bir konaklama deneyimi yaratmaya yönlendiren etken neydi?
Her şey tesadüflerle başladı. Bir arkadaşımın doğum günü için buraya gelmiştim. O kısa süre, aslında neye ihtiyacım olduğunu fark etmemi sağladı. İstanbul’un temposundan ne kadar yorulduğumu, burada anladım.
Kendime “Burada nasıl bir şey yaratmak isterim?” diye sordum. Şehirden kaçan ama konforundan da vazgeçmek istemeyen insanlar için, doğayla temas kurabilecekleri, aynı zamanda kendilerini evlerinde hissedecekleri küçük ve samimi bir yer hayal ettim. Bugün baktığımda o hayalin karşılığını bulduğunu düşünüyorum.
Mücevher tasarımı ve iç mekân dekorasyonu deneyimleriniz, Simurg Inn’in tasarım ve atmosfer anlayışını nasıl şekillendirdi?
İstanbul’daki hayatımdan buraya taşınırken birçok şeyle vedalaştım. Bu süreç, aslında neyin gerçekten gerekli olduğunu görmemi sağladı. Eşyaları olduğu gibi taşımak yerine yeniden yorumladım. Bu yüzden Simurg Inn bir otelden çok, yaşanmış bir ev hissi taşıyor. Misafirlerin burada kendilerini rahat hissetmelerinin nedeni de bu samimiyet…
“Yeniden doğuş ve dönüşüm” fikri sizin için ne ifade ediyor ve bunu Simurg Inn’de nasıl somutlaştırdınız?
Simurg hikâyesi zaten dönüşümün kendisi. Benim için bu, hayatın bir noktasında durup yeniden başlamaya cesaret edebilmek demek. Simurg Inn de bunun fiziksel karşılığı. Hem benim dönüşümüm hem de misafirlerin kendi içlerine dönebildikleri bir alan.

Yerel kültür ve doğayla bütünleşik bir tasarım yaklaşımını hayata geçirirken hangi değerler önceliğiniz oldu?
En başta saygı. Doğaya, yapıya ve bu coğrafyanın hafızasına. Burada olmayan bir şeyi yaratmak yerine, var olanı görünür kılmaya odaklandım. Yerel malzemeler ve ustalarla, sade bir yaklaşım benimsedik.
Simurg Inn’in sürdürülebilirlik ve yerel üretici iş birlikleri yaklaşımını nasıl tarif edersiniz?
Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, hayatın doğal bir parçası. Yerel üreticilerle çalışmak da sadece tedarik değil, bir döngünün parçası olmak demek. Kendi ata tohumlarımızla üretim yaptırıyor, tarladan sofraya ne sunduğumuzu bilerek hareket ediyoruz. Bu, hem üreticiyi destekliyor hem de misafire gerçek ve samimi bir deneyim sunuyor.
Mutfağınıza nasıl yansıyor bunlar peki?
Bizim mutfakta her şey topraktan başlıyor. Ürünleri bahçeden toplamak ya da misafirle birlikte toplamak günlük bir deneyim. Amacımız sadece doyurmak değil; hatırlatmak. Çocukluğumuzdan gelen tatları, bölgenin en iyi ürünleriyle yeniden sunmak.
Önümüzde 2026 yaz sezonu var. Bu sezon için hedefleriniz ve beklentileriniz neler?
Amacımız, Simurg Inn’de biriktirdiğimiz bilgiyi daha deneyim odaklı hale getirmek. Assos’u sadece görülen değil, hissedilen bir yere dönüştürmek istiyoruz. Doğa yürüyüşleri, gastronomi deneyimleri ve bölgenin hikâyelerini içeren rotalar bu yaklaşımın parçası. 2026 yazı, yeni şeyler eklemekten çok, elimizdekini daha anlamlı ve bütünlüklü deneyimlere dönüştürdüğümüz bir sezon olacak.