Bu hafta rotamızı Marmara’nın güneyine, İznik Gölü kıyısından Bursa’ya, oradan Cumalıkızık, Mudanya ve Trilye’ye çeviriyoruz. Bu yol, Roma-Bizans mirasını Osmanlı’nın kuruluş dünyasıyla aynı çizgide buluşturur. İznik’te Nikaia’nın konsillerini, surlarını, çini sanatını ve göl kıyısındaki sakinliğini; Bursa’da Osmanlı’nın ilk başkent ruhunu, hanlarını, türbelerini ve ipek kültürünü; üçüncü gün ise Cumalıkızık’ın kırsal dokusunu, Mudanya ve Trilye’nin Marmara kıyısındaki yavaş hayatını görürüz.
NİKAİA’DAN ÇİNİ ŞEHRİNE
Gezinin ilk günü İznik’e ayrılmalı. İznik Gölü kıyısındaki bu kent, eski adıyla Nikaia, tarih boyunca Bithynia, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşır. Büyük İskender’in generallerinden Antigonos burayı ele geçirmiş, daha sonra Lysimakhos kente eşi Nikea’nın adını vermiştir.
İznik’i özel yapan başlıklardan biri Hıristiyanlık tarihindeki yeridir. 325 yılında toplanan I. Nikaia Konsili, kilise tarihinin ilk ekümenik konsili kabul edilir. 787 yılında toplanan II. Nikaia Konsili ise ikonalar konusunda alınan kararlarla önem taşır. Bu nedenle İznik, küçük bir göl kenti gibi görünse de dünya dinler tarihinde büyük bir yere sahiptir.
Kente girerken önce surlar ve kapılar fark edilir. Kent içinde Ayasofya Camii mutlaka görülmeli. Bir zamanların başkilisesi olan yapı, Osmanlı döneminde camiye çevrilmiş, günümüzde kilise geçmişini ve cami kimliğini birlikte hissettiren özel bir mekân haline gelmiştir.
Yeşil Cami, İznik’in Osmanlı dönemindeki en güzel anıtlarından biridir. Sırlı tuğla ve çini kaplı minaresi yapıya adını vermiştir. İznik Müzesi, Roma tiyatrosu ve çini atölyeleri de bu günün önemli duraklarıdır. 14. ve 16. yüzyıllar arasında İznik, dünyaca ünlü çinilerin üretildiği büyük bir sanat merkeziydi. Bugün atölyelerde bu geleneğin izlerini görmek, geziye yaşayan bir el sanatı boyutu katar.
Günün sonunda İznik Gölü kıyısında yürümek iyi olur. Marmara Bölgesi’nin en büyük gölü olan İznik Gölü, zeytinlikler, meyve bahçeleri ve sazlıklarla çevrilidir. Su yüzeyinin altında tespit edilen erken Hıristiyanlık dönemine ait bazilika da gölün tarihsel hafızasına ayrı bir derinlik katar.
OSMANLI BAŞKENTİNİN İPEĞİ
İkinci gün Bursa merkeze ayrılmalı. Eski adı Prusa olan Bursa, Osmanlılar tarafından 1326’da alındıktan sonra Orhan Gazi döneminde beyliğin merkezi yapılmış ve Osmanlı’nın ilk başkenti olmuştur. Bu nedenle Bursa’yı gezerken güzel camilerin, hanların ve türbelerin yanında bir devletin şehirleşme hafızasını da okuruz.
Güne Tophane’den başlamak güzel olur. Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri burada yer alır. Bursa’ya yukarıdan bakarken Osmanlı’nın küçük bir beylikten imparatorluğa uzanan hikâyesini düşünmek için iyi bir noktadır.
Ulu Cami, Bursa’nın en güçlü simgelerinden biridir. I. Bayezid döneminde yaptırılan cami, 20 kubbesi, geniş iç mekânı, ortasındaki şadırvanı ve duvarlarını süsleyen hat levhalarıyla etkileyici bir yapıdır. İç mekân adeta bir hat müzesi gibidir.
Ulu Cami’den sonra Kapalıçarşı ve hanlar bölgesine geçilmeli. Koza Han, Bursa’nın ipek kültürünü anlamak için en doğru duraktır. İpek kozası ticareti nedeniyle bu adla anılmıştır. Bugün hanın avlusunda oturup çay içmek, eski ticaret hayatının izlerini sakin bir ritimle hissettirir.
Yeşil Cami ve Yeşil Türbe, Bursa’nın başka bir yüzünü gösterir. Çelebi Mehmed tarafından yaptırılan Yeşil Külliye, çinileriyle ünlüdür. Yeşil Türbe’nin turkuaz çinileri, Bursa’nın “Yeşil Bursa” kimliğini güçlü biçimde anlatır. Zaman varsa Muradiye Külliyesi de ikinci güne eklenebilir.
Bursa günü, çarşıda yürüyerek ve yerel lezzetlerle tamamlanmalı. İskender kebabı, pideli köfte, cantık, tahinli pide, kestane şekeri ve Kemalpaşa tatlısı bu gezinin lezzet hafızasını oluşturur.
KÖYDEN SAHİLE…
Üçüncü gün daha yavaş bir ritimle planlanmalı. Sabah Cumalıkızık’a gidilebilir. Uludağ eteklerindeki bu eski Osmanlı köyü, taş sokakları, cumbalı evleri, avluları ve kahvaltı sofralarıyla Bursa merkezden bambaşka bir atmosfere geçiş sağlar. Burada acele etmeden yürümek, dar sokaklara ve köy hayatının ayrıntılarına bakmak gerekir.
Cumalıkızık’tan sonra rota Mudanya’ya çevrilebilir. Mudanya, Marmara kıyısında Bursa’nın denize açılan yüzüdür. Sahilde yürümek, eski evleri görmek, Mütareke Evi’ni ziyaret etmek ve deniz kenarında mola vermek günü yumuşatır.
Günün son durağı Trilye olmalı. Bir dönem Zeytinbağı adıyla da anılan Trilye, eski Rum evleri, dar sokakları, zeytin kültürü ve sahil lokantalarıyla Marmara kıyısının en hoş kasabalarından biridir. Taş Mektep, eski kiliseler, denize inen sokaklar ve zeytinlikler, Trilye’ye kendine özgü bir karakter kazandırır. Burada balık ve zeytinyağlılarla uzun bir akşam yemeği, üç günlük rotaya güzel bir final olur.
ROTAYI ÖZEL YAPAN NE?
Bu rotayı anlamak için üç kavram yeterli olabilir: İnanç, başkent ve üretim.
İnanç, çünkü İznik iki büyük konsille Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ayasofya Orhan Camii, farklı dönemlerin üst üste geldiği bir yapıdır.
Başkent, çünkü Bursa Osmanlı’nın ilk başkentidir. Ulu Cami, türbeler, hanlar ve külliyeler, bir devletin şehir kurma anlayışını gösterir.
Üretim, çünkü İznik’te çini, Bursa’da ipek, Cumalıkızık’ta kırsal yaşam, Trilye’de zeytin kültürü bu rotanın yaşayan tarafını oluşturur.
NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?
Bu rota bize şunu hatırlatır: Anadolu’da tarih, yalnız büyük anıtlarla anlatılmaz. İznik’te bir konsil hafızasında, Bursa’da bir han avlusunda, Cumalıkızık’ta taş bir sokakta, Trilye’de zeytin kokulu bir sahil akşamında da geçmişle karşılaşırız.
İznik’ten Bursa’ya, oradan Cumalıkızık, Mudanya ve Trilye’ye gitmek, Marmara’nın güneyinde inanç, başkent kültürü, zanaat, köy yaşamı ve sahil kasabası ruhunu aynı yol üzerinde okumaktır.
LEZZETLER
- İznik Gölü çevresinde balık
• Bursa İskender kebabı
• Pideli köfte
• Cantık
• Tahinli pide
• Kestane şekeri
• Kemalpaşa tatlısı
• Cumalıkızık’ta köy kahvaltısı
• Mudanya ve Trilye’de balık
• Trilye’de zeytinyağlılar ve zeytin ürünleri
İZNİK, BURSA VE MARMARA KIYISI
- İznik: Nikaia, konsiller, surlar, Ayasofya Orhan Camii, çini
• Bursa: Osmanlı’nın ilk başkenti
• Ulu Cami: Erken Osmanlı mimarisinin güçlü simgesi
• Koza Han: İpek ticaretinin merkezi
• Yeşil Külliye: Çini ve türbe geleneği
• Cumalıkızık: Erken Osmanlı kırsal dokusu
• Mudanya: Bursa’nın Marmara kıyısındaki liman kasabası
• Trilye: Eski Rum evleri, zeytin ve sahil kültürü
PRATİK BİLGİ
NASIL GİDİLİR?
İstanbul, Yalova, Bursa veya Eskişehir yönünden araçla ulaşım kolaydır. İstanbul’dan gelenler için Osmangazi Köprüsü üzerinden İznik’e geçip rotayı Bursa’ya bağlamak pratik olur.
Rota
- gün: İznik, surlar, Ayasofya Orhan Camii, Yeşil Cami, İznik Müzesi, çini atölyeleri, göl kıyısı
- gün: Bursa merkez, Tophane, Ulu Cami, Kapalıçarşı, Koza Han, Yeşil Külliye, Muradiye
- gün: Cumalıkızık, Mudanya, Trilye
Süre
3 gün idealdir. İki güne sıkıştırılabilir; ancak Cumalıkızık, Mudanya ve Trilye eklendiğinde üç gün çok daha dengeli olur.
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en rahat dönemlerdir. Yazın Bursa merkezde sıcak olabilir; sabah erken saatler ve sahil molaları geziyi daha keyifli hale getirir.