Müziğin, teknolojinin ve görsel dünyanın iç içe geçtiği Sónar İstanbul’da Cora Novoa sahneye sadece bir DJ setiyle değil, bütünlüklü bir evrenle çıkıyor. Klasik müzik eğitiminin disiplinini elektronik prodüksiyonun sezgisel alanına taşıyan sanatçı, son projesi ‘Mental Diary’ ile hem kişisel bir iç döküm hem de kolektif bir deneyim yaratmanın peşinde. Onun dünyasında müzik, sahne tasarımından ışığa, görsellerden stile kadar uzanan bir anlatının parçası.
Sónar İstanbul performansı öncesinde Cora Novoa ile müziğini besleyen sezgiyi, ‘Mental Diary’nin iç dünyasını ve bugün yaratıcı kalmanın ne anlama geldiğini konuştuk.
Klasik müzik eğitiminizden elektronik prodüksiyona uzanan yolculuğunuz, disiplin ve sezgiyi aynı alanda buluşturuyor gibi görünüyor. Bugün üretim pratiğinize baktığınızda, bu geçmişin müziğinizde en görünür izini nerede hissediyorsunuz?
Harmoni, müzik teorisi ve besteciliğin daha geleneksel yönleriyle çalışmamı kolaylaştırıyor. Ama bence en önemli şey müzikal sezgi ve iyi eğitilmiş bir kulak. Bunlar olmadan geri kalan her şey anlamsız kalıyor.
Mental Diary oldukça içsel, neredeyse mahrem bir alanı çağrıştırıyor. Bu kadar kişisel bir çıkış noktasını dans pistinde bir deneyime dönüştürürken dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Albümün kavramsal anlatısını canlı performansa taşımaya çalışıyorum. Bunun için sahnenin her detayına dikkat ediyorum: Sahne tasarımı, ışık, görseller ve stil. Müziğin ötesine geçen, bütünlüklü bir vizyon yaratmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Dünya giderek daha kırılgan, gergin ve parçalı bir hal alırken sizce elektronik müzik ve kulüp kültürü bugün insanlar için nasıl bir ortak alan yaratıyor?
Kulüp sahnesi her zaman bir sığınak, topluluklar için özgürlük ve koruma sunan güvenli bir alan oldu. Müziğin birleştirdiği bir yer burası, nereden geldiğinizin, ne kadar paranız olduğunun ya da hangi dine inandığınızın bir önemi yok. Bazı kulüplerin ya da bölgelerin, Ibiza’da olduğu gibi, bu değerlerden uzaklaştığını görsek de, elde ettiğimiz bu kültürü korumak ve farklı ülke ve kültürlere taşımak çok önemli.
Elektronik müzik dünyası giderek daha kalabalık, hızlı ve görünür oluyor. Böyle bir ortamda kendi sesinizi korumak ve derinliği muhafaza etmek sizin için ne gerektiriyor?
Bugün her alanda ‘relevant’ kalmak zor. Bu yüzden keyif aldığımız ve bizi gerçekten heyecanlandıran projeler seçmek çok önemli. Eğer yaptığınız işten keyif almıyorsanız, zamanla motivasyonunuzu ve tutkunuzu kaybedersiniz. Ben her yıl gerçekten yapmak istediğim projelere odaklanmaya çalışıyorum ve daha az ilham verenlerle de uyum sağlayarak bir denge yakalıyorum.
Teknoloji yeni ifade alanları açarken, aynı zamanda dikkat dağınıklığını, yüzeyselliği ve sürekli bir aşırı uyarılma halini de artırıyor. Böyle bir çağda üretim yapmayı nasıl tarif edersiniz?
Teknoloji onu nasıl kullandığımızdan sorumlu değil, sorumluluk bize ait. Teknoloji ne iyi ne de kötü, tamamen ona yüklediğimiz niyete bağlı. Google, Meta, Apple ya da Amazon gibi şirketler bizi mutlu etmeyi değil, zamanımızı ve paramızı en verimli şekilde kullanmayı hedefliyor. Eğer biz insanlar teknoloji karşısında sorgulamayı bırakır ve bilinçsizleşirsek, özgürlüğümüzü ve var olma kapasitemizi kaybederiz. Bu yüzden teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurmak ve onu hayatımızı kolaylaştıran bir araç olarak kullanmak önemli, hayatımızı elimizden alan bir şey olarak değil.
Sónar İstanbul’da dinleyicinin geceden bir görüntü değil de bir fikirle ayrılmasını isteseydiniz, bu fikir ne olurdu?
Oldukça kutuplaşmış bir toplumda yaşıyoruz. Bu yüzden değişimi başlatmanın en iyi yolu, günlük hayatımızda yapabileceğimiz küçük şeylerden geçiyor. Biraz daha sevgi göstermek, başkalarını daha çok düşünmek ve çevremizdeki insanlara destek olmak.
