Sizi özellikle son zamanlarda oldukça enerjik ve yenilenmiş görüyoruz. Hayatınızın, sanatınızın ve ruhunuzun nasıl bir dönemindesiniz?
Hayatımın en farkında olduğum dönemlerinden birindeyim diyebilirim. Geçmişin bana öğrettiklerini alıp, yüklerini geride bıraktığım bir yerdeyim. Ruhum daha hafif, kalbim daha cesur... Bu da sahneme ve müziğime doğrudan yansıyor. Kendimi yeniden keşfettiğim, kabullendiğim ve sevdiğim bir dönemdeyim. Hepimiz mutlu olmak istiyoruz. Bu yönden kendimi çok iyi hissediyorum. Sanatla, müzikle yoğurduğum bir hayat var.
Müzik üretmek ve sahnede olmak sizin için her zaman bir yeniden başlama evresi desek yanlış olmaz sanırım… Şu anki üretim sürecinizde size en çok ne ilham veriyor? Huzur mu, yoksa o tanıdığımız melankoli mi?
Aslında ikisi de… Huzur bana üretme alanı açıyor, melankoli ise o alanı derinleştiriyor. Ama artık melankoliyle savaşmıyorum, onu kucaklıyorum. İlham dediğimiz şey zaten biraz da içsel yolculuk değil mi? Şu an içimdeki denge bana çok iyi geliyor.
Klasikleşen çok fazla eseriniz var. Bir şarkının sadece ‘hit’ değil de bir ‘klasik’ olacağını, onu ilk seslendirdiğiniz anda hissediyor musunuz?
Bazen evet. O ilk anda kalbinizde bir titreşim oluyor. “Bu başka bir şey” diyorsunuz. Ama klasik olmak zamanın kararı. Dinleyicinin kalbinde yer bulması gerekiyor. Ben sadece o duyguyu en gerçek haliyle aktarmaya çalışıyorum.
Gelelim yeni heyecanınıza... ‘Seni Bana Katsam’, Neco’nun o muazzam yorumuyla 1977’den beri kulaklarımızda. Bu şarkıyı 2026 yılında yeniden yorumlama fikri nasıl doğdu? Sizi bu esere çeken özel bir anı ya da bağ var mı?
Neco’nun yorumuyla büyüdüğüm şarkılardan biri… ‘Seni Bana Katsam’ benim için sadece bir şarkı değil, bir duygu hali, yaşadığın hayatımın özeti. Bu şarkıyı yeniden söyleme fikri uzun zamandır içimdeydi. Doğru zamanı bekledim diyebilirim. Kendi hikâyemle buluştuğu noktada artık kaçınılmaz oldu.

Joe Dassin’in dünyaca ünlü melodisi, Fikret Şeneş’in kaleminden çıkan zarif sözler... Bu kadar büyük ustaların imzasını taşıyan bir eseri emanet almak size bir sorumluluk yükledi mi?
Kesinlikle. Joe Dassin ve Fikret Şeneş gibi ustaların izini taşıyan bir eseri yorumlamak büyük bir sorumluluk. Ama aynı zamanda büyük bir onur. O ruhu bozmadan, kendi kalbimi de içine katmak istedim. Bu şarkıyı tüm hücrelerimde hissettim.
Peki, kendi yorumunuzu katarken, 70’lerin o naif ruhu ile bugünün modern sound’u arasındaki dengeyi nasıl kurdunuz?
Çok hassas bir dengeydi. Şarkının ruhuna sadık kalırken, bugünün dinleyicisine de dokunması gerekiyordu. Aranjede modern dokunuşlar var ama duygusu tamamen o eski zarafeti taşıyor. Aslında kalpten gelen şeyler hiçbir zaman eskimiyor.
Geçmiş şarkılardan da söz etmişken, günümüzde özellikle rap müzikte belirgin bir yükseliş var. Bu değişimi müzik piyasası açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? İnsanların, hayatın pek çok alanında olduğu gibi şarkılarda da geçmişe bir özlem duyduğunu söyleyebilir miyiz?
Müzik yaşayan bir şey ve sürekli değişiyor. Rap’in yükselişi de bunun bir parçası. Ama evet, insanlar bir yandan da geçmişin o samimiyetini özlüyor. Duygular değişmiyor aslında, sadece ifade şekilleri değişiyor. İyi müzik her zaman kalıcı oluyor.
Klipten söz edersek… Türk sinemasının unutulmaz sahnelerini AI teknolojisiyle yeniden canlandırmak kimin fikriydi?
Bu fikir aslında ortak bir heyecanın ürünüydü. İmre Haydaroğlu ile konuşurken “Neden geçmişi bugünün teknolojisiyle yeniden yorumlamayalım?” dedik. Çok heyecan verici bir süreçti.
Kendi görüntünüzü Yeşilçam’ın o ikonik sahnelerinde görmek nasıl bir duyguydu?
Anlatması zor… Bir yandan nostaljik, bir yandan büyülü. Sanki zamanın içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissettim. O sahnelerde var olmak benim için çok kıymetliydi.
‘Seni Bana Katsam’ı tek bir kelimeyle tanımlamanızı istesek bu hangisi olurdu?
Teslimiyet... Beni bana anlatan bir şarkı. İlk duyduğumda ruhum resmen bedenimden ayrıldı. Günlerce bu şarkıyla yattım kalktım.
Son olarak, sevenlerinizi yakın zamanda neler bekliyor?
Yeni projeler, sürpriz sahneler ve bolca müzik… İçimden gelen her şeyi paylaşmaya devam edeceğim. Bu yolculukta benimle yürüyen herkese çok teşekkür ediyorum. Aslında bazı şarkılar hazırdı ama bu cover’i öne çektim. Kendi şarkılarım da var. 19 Mayıs Gökçeada konseri var. Yaz, renkli geçecek.