Sanat dünyasında görünürlük, genç sanatçılar için giderek daha belirleyici bir meseleye dönüşüyor. Galeriler ve sergiler önemini korurken dijital platformlar, sanatçıların üretimlerini daha geniş çevrelere ulaştırmasının yeni yollarını açıyor. İVA Sanat Genel Koordinatörü Seçil Aydın ile sanat dünyasının değişen dinamikleri, genç sanatçıların karşılaştığı engeller ve dijitalleşmenin bu alandaki etkisi üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Türkiye’de sanat eğitimi alan gençlerin en büyük sorunu sizce üretmek mi, görünür olabilmek mi? Geçen aylarda hayata geçirdiğiniz ‘Fragmanlar’ projesini tasarlarken çözmeye çalıştığınız temel problem neydi mesela?
Genç sanatçılar için en büyük sorun üretmek değil; ürettiklerinin doğru kişiler tarafından görülebilmesi. Bugün okullarda çok nitelikli çalışmalar ortaya çıkıyor. Ancak bu üretimlerin önemli bir bölümü okul içindeki sergilerle sınırlı kalıyor ve profesyonel sanat ortamına ulaşamadan görünmez hâle geliyor. Mezuniyet sonrasında ise bu geçiş daha da zorlaşıyor. Fragmanlar’ı planlarken çıkış noktamız tam olarak buydu. Bizim sunmak istediğimiz şey, profesyonel standartlarda kurgulanmış bir sergi deneyimiydi.
İVA Sanat platformunda yer alacak öğrenciler için bundan sonra nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz? Bu görünürlük somut olarak hangi kapıları açabilir?
Platformumuza dahil olan genç sanatçılar dijital portfolyolarını oluşturabilecek, eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırabilecek ve üretimlerini sürdürülebilir şekilde görünür kılabilecekler.
Burada en önemli konu şu: Görünürlük, bir sanatçı için en değerli kazanımlardan biri ve somut olarak çok farklı kapıları aralayabiliyor. Bir sanatçının eserinin bir koleksiyoner tarafından fark edilmesi, başka bir sergi ya da sanat etkinliği için davet alması veya bir kurum ya da markayla ortak proje geliştirmesi çoğu zaman görünür olmakla başlıyor. Biz İVA Sanat olarak tam da bu noktada devreye giriyoruz; genç sanatçılarımıza yeni bağlantılar kurabilecekleri ve profesyonel sanat ekosistemiyle temaslarını sürdürebilecekleri bir alan oluşturmayı hedefliyoruz.
Sanat piyasasında genç isimlerin önüne sıkça ‘referans’, ‘çevre’ ve ‘galeri ağı’ gibi görünmez bariyerler çıktığı konuşuluyor. Dijital platformlar bu hiyerarşiyi gerçekten değiştirebiliyor mu, yoksa yalnızca yeni bir vitrin mi sunuyor?
Dijital platformların tek başına bütün sorunları çözdüğünü düşünmek gerçekçi olmaz. Ancak doğru kullanıldığında bu bariyerleri önemli ölçüde azaltabilir. Sanat dünyasında hâlâ fiziksel sergiler, galeriler ve profesyonel ilişkiler büyük önem taşıyor. Dijital platformlar ise bu yapının alternatifi olmaktan çok, ona erişimi kolaylaştıran ve görünürlüğü sürdürülebilir kılan önemli bir araç haline geliyor.

İVA Sanat olarak biz de yalnızca eserlerin sergilendiği bir vitrin olmak istemiyoruz. Sanatçının hikâyesini, üretim sürecini ve kimliğini de görünür kılan bir yapı oluşturmak asıl isteğimiz. Sanatçının kendini ifade edebildiği ve izleyiciyle bağ kurabildiği bir alan oluşturmanın, uzun vadede en az eser kadar değerli olduğuna inanıyoruz.
Fragmanlar projesi genç kuşağın üretim dili hakkında fikir vermiştir size muhakkak ki. Nasıl bir tablo gösterdi? Ortak eğilimler neler mesela?
Bizi en çok etkileyen noktalardan biri genç sanatçıların disiplinler arasında çok rahat hareket edebilmesi oldu. Resim, video, dijital üretim, enstalasyon ya da farklı malzeme denemeleri arasında keskin sınırlar artık eskisi kadar belirleyici değil. Genç kuşak, ifade etmek istediği fikre en uygun mecrayı seçiyor; disiplinleri birbirinden ayırmak yerine bir araya getirerek yeni anlatım biçimleri oluşturuyor.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise kavramsal düşüncenin çok güçlenmiş olması. Genç kuşak yalnızca estetik bir sonuç üretmeyi değil, üretimin arkasındaki fikri de güçlü şekilde ifade etmeye çalışıyor. Ayrıca bireysel hafıza, kimlik, kent yaşamı, çevre sorunları ve sürdürülebilirlik gibi güncel meselelerin birçok üretimde ortak olarak karşımıza çıktığını gördük. Bu da yeni kuşağın yaşadığı dünyayla güçlü bir bağ kurduğunu gösteriyor.
Bundan sonraki hedefiniz yalnızca daha fazla sanatçıyı platforma dahil etmek mi, yoksa sanatçının üretim sürecini destekleyecek farklı modeller üzerinde de çalışıyor musunuz?
Bizim hedefimiz hiçbir zaman yalnızca platformdaki sanatçı sayısını artırmak olmadı. Asıl hedefimiz sanatçının üretim yolculuğuna değer katabilecek bir ekosistem oluşturmak.
Bu nedenle yalnızca sergiler değil; farklı iş birlikleri, tematik projeler, eğitim içerikleri, sanat yazıları, söyleşiler ve yeni görünürlük modelleri üzerinde çalışıyoruz. Sanatçının yalnızca eserini paylaşabildiği değil, gelişimini destekleyen bir platform oluşturmak istiyoruz.
Bugün genç bir sanatçının kariyerinde galeriler, fuarlar ve dijital platformlar arasında nasıl bir denge kurulmalı? Sizce önümüzdeki beş yılda sanatçının görünürlük haritasını en çok hangi alan değiştirecek?
Bu bir tercih değil, denge meselesi. Galeriler hâlâ sanat dünyasının en önemli aktörlerinden biri. Fuarlar farklı çevrelerle buluşmak için büyük fırsatlar sunuyor. Dijital platformlar ise bu görünürlüğün sürekliliğini sağlıyor. Bir sanatçının kariyerini tek bir mecra üzerine inşa etmesi yerine, bu alanların birbirini tamamlayan yönlerinden faydalanabilmesi çok daha sürdürülebilir bir yaklaşım.
Önümüzdeki yıllarda sanatçılar için en önemli avantajlardan biri bu üç alanı birlikte yönetebilmek olacak. Biz önümüzdeki beş yılda dijital görünürlüğün daha da önem kazanacağını düşünüyoruz. Ancak bunun fiziksel sanat deneyiminin yerine geçeceğine değil, onu tamamlayacağına inanıyoruz. Sonuçta sanatın özü hâlâ eserle kurulan doğrudan karşılaşmada saklı. Dijital dünya ise bu karşılaşmaların sayısını artıran, sınırlarını genişleten ve sürekliliğini sağlayan güçlü bir araç olarak önemini artırmaya devam edecek.
Son yıllarda sanat üretimi kadar üretimin sürdürülebilirliği de tartışılıyor. Genç sanatçıların mezun olduktan sonra üretmeye devam edebilmesi için sizce Türkiye’de hangi yapısal eksikliklerin giderilmesi gerekiyor?
Bizce en önemli konu süreklilik. Sergi olanaklarının artması, bağımsız üretim alanlarının çoğalması, sanatçı destek programlarının güçlenmesi ve özel sektörün sanata daha fazla alan açması büyük önem taşıyor. Bunun yanında mentorluk ve profesyonel yönlendirme de oldukça değerli. Üretimin sürdürülebilir olabilmesi için sanatçının yalnızca yaratıcı yönünün değil, profesyonel gelişiminin de desteklenmesi son derece kıymetli. Bu boşluğu doldurabilecek modellerin önümüzdeki dönemde daha fazla gelişmesi gerekiyor elbette.
Yakın zamanda hayata geçecek yeni bir projeniz var mı?
Evet, şu anda üzerinde çalıştığımız yeni projelerimiz bulunuyor. Farklı üretim deneyimlerine sahip sanatçıları ortak bir zeminde buluşturmayı hedefleyen yeni bir proje üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Farklı üretim pratiklerini görünür kılacak bu projeye ilişkin detayları önümüzdeki dönemde paylaşacağız. Bunun yanı sıra İVA Sanat platformunu geliştirmeye, yeni dijital içerikler üretmeye ve sanatçılarımızı farklı proje ve iş birlikleriyle desteklemeye devam ediyoruz. Bizim için önemli olan tek bir projeyi büyütmek değil; sanatçıların üretimlerini sürdürebilecekleri, birbirleriyle etkileşim kurabilecekleri ve uzun vadede gelişebilecekleri bir ekosistem oluşturmak. Önümüzdeki dönemde de aynı vizyon doğrultusunda yeni proje ve iş birlikleri geliştirmeye devam edeceğiz.