Reklamcılıktan yazarlığa uzanan yolculuğunu “revizyonsuz bir nefes alanı” olarak tanımlayan Aslı T. Kızmaz, yaratıcılığını bu kez toplumsal rollerle ters köşeye yatırdığı yeni romanı ‘Ev Beyi’nde ortaya koyuyor. Okurla konuşur gibi kurduğu samimi dili, günlük hayatın içinden seslenen mizahı ve şaşırtıcı gerilimleri bir araya getiren Kızmaz, bu kitapta sıradan bir ev düzeninin kapılarını, bilinmezliklerle dolu bir bahçeye aralıyor. Hem kişisel hem toplumsal bir meseleyi merkezine alan ‘Ev Beyi’, modern hayatın beklentilerini, cinsiyet rolleriyle kurduğumuz ilişkiyi ve bireyin kendini var etme çabasını çarpıcı bir hikâyeye dönüştürüyor.
Sohbetimize biraz başa sararak başlayalım. Edebiyat dünyasına iddialı bir giriş yaptınız aslında. Bu başarıyı nasıl deneyimlediniz? Kariyeriniz üzerinde sizi nasıl şekillendirdi?
Reklamcı olmam nedeniyle tüm hayatımız revizyonlarla geçiyor. Kitap yazmak bana o kadar iyi geldi ki. Sadece kendi hayallerim, yarattığım ve bağ kurduğum karakterlerle tamamen bana ait bir zaman dilimi yaratmak… Revizyon olmadan, “kim ne düşünür” diye dert etmeden yazmak… Kariyerimi bilmem ama içime çok iyi geldi.
Kurumsal bir ajans tecrübesinden yazarlığa uzanan süreç nasıl gelişti peki?
Teklif geldi aslında, ben de teklifi değerlendirdim. Başlayınca bırakamadım.
İlk kitabınızla bugünkü yazarlık tarzınız arasında bir evrim olduğunu düşünüyor musunuz?
Betimlemelere biraz daha önem veriyorum; karakterlerin bulundukları durumu ve çevreyi daha fazla betimliyorum. Ama bu bir evrim değil, minik bir değişim diyebiliriz. Konuşur gibi yazmayı çok seviyorum. Benim üç kitabımı alan insanlar da bence bunu seviyor.
Yazma sürecinizde rutinleriniz var mı?
Sabah 05:00’te uyanırım, kahvemi koyarım. 07:00’ye kadar yazarım, sonra bahçeye çıkar yürür ve yazdıklarımı okurum.
Sosyal medyada oldukça aktif bir profiliniz var. Bu kadar geniş bir kitleye ilk ulaştığınız zamanları hatırlıyor musunuz?
Evet evet… Yine bir gün hamile bir birey olarak bikinili poz vermem nedeniyle linç yemiştim. Linçlere karşı bir yazı paylaştım; oradan sonra işler çığırından çıktı. (Gülüyor)
Okurlar sosyal medyada kitaplarınızla ilgili oldukça olumlu yorumlar yapıyor, hatta yarattığınız karakterlerle ilgili mizahi içerikler üretiyorlar. Bu tür kullanıcı içeriklerini gördüğünüzde nasıl tepki veriyorsunuz?
Çok mutlu oluyorum. Gerçekten tarifsiz bir şey. Sizin ürettiğiniz bir şeyin karşılık bulması…

Gelelim ‘Ev Beyi’ kitabınıza. Böyle bir hikâye kaleme alma fikri nasıl ortaya çıktı?
Faruk Özertan’ın fikriydi aslında. Onun fikri biraz daha farklıydı ama çıkışı aynıydı. “Ben yazabilir miyim?” dedim. O da “Al Aslı, senindir” dedi sağ olsun. Bugünlere geldik…
Toplumsal roller ve cinsiyet beklentilerini altüst eden bir karakter yaratmak sizin için ne kadar kişisel bir meseleydi?
Çok kişisel bir meseleydi. Devam da edeceğim. Bu eril sistemin üzerimize yıktığı “normalleştirilmiş zorlukları” bir bir kıracağız. En azından ben başladım; kızım da arkadan gelecek, eminim.
Hikâyenin merkezindeki Halil’in sıradan ev yaşamından gizemli bir bahçeye geçişi, okuyucu için hem şaşırtıcı hem de metaforik. Bilinçlendirici bir konu üzerinde ilerlerken komediye dokunan bu geçişi baştan planlamış mıydınız, yoksa yazım sürecinde mi şekillendi?
Tamamen yazarken… Ben kafasında planlayıp yazanlardan değilim, yazdıkça açılanlardanım. O yüzden hep yazmaya gayret ediyorum. Bilgisayarımda onlarca bitmeyi bekleyen hikâye var.
Sormadan geçemeyeceğim. Evinizde iş bölümü nasıl gerçekleşiyor? Eşiniz İlker Kızmaz ev işleri dağılımında size yardımcı oluyor mu?
İlker bana yardımcı olmuyor; gerekeni yapıyor. Yani o gün kim müsaitse yemeği o yapar, Naz’ı okuldan o alır, köpekleri gezmeye o çıkarır, çamaşırları o yıkar…
İş hayatı, yazarlık, sosyal medya ve tabii bir yandan da annelik… Sizi hep enerjik bir kadın olarak görüyoruz ama yorulduğunuz anlar oluyor mu?
Oluyor, hem de çok. Ama hızlı şarj var bende bence. 1 saat sakince bir yarışma programı falan izleyince her şey geçiyor. Sonra devam… Ben çalışmazken bile çalışmayı düşünen bir işkoliğim. Yapacak bir şey yok.
Son olarak, önümüzdeki günler için üzerinde çalıştığınız, sizi heyecanlandıran yeni projeleriniz var mı?
Var ama söylemem. Söyleyince olmuyor. Bu sefer totem yaptım…
