En önemli soruyla başlayalım:Avustralya Açık’ta kimin yüzü gülecek, erkekler tablosunda favoriniz kim?
Bu gerçekten çok zor bir soru. Daha önce de söyledim, bana soran olmasa da ben Sinner’a çok az bir avantaj verirdim. Burada daha rahat, burayı seviyor ve iki kez kazandı. Carlos için ise kariyer Grand Slam’i tamamlayan en genç oyuncu olma ihtimali var; bu da ekstra baskı yaratır. Ama Carlos nereye gitse çok seviliyor, seyirciler onun arkasında oluyor. Jannik burayı iki kez kazandığı için belki seyirci biraz daha Carlos’tan yana olur. Bu yazı tura atmak gibi. Carlos şu ana kadar daha az stres yaşadı, hem fiziksel hem zihinsel olarak çok iyi durumda. İnanılmaz görünüyor. Yani iki taraf için de şans var.
Yakın geçmişte Federer-Nadal mücadelesini izliyorduk. Şimdi sahne Sinner ve Alcaraz’ın. Bu ikilinin bu kadar baskın olması tenis için bir risk mi?
Öyle düşünmüyorum. Şu anda çok şanslıyız. Üç büyükten sonra bu kadar iyi iki oyuncunun çıkması inanılmaz. İnsan ister istemez “Bunlar daha mı iyi?” diye soruyor. Ama önümüzdeki bir–iki yıl içinde birkaç oyuncunun daha bu seviyeye çıkması gerekiyor. Kimse bu iki oyuncu için yıllarca yem olmak istemez. Daha önce üç kişi vardı, Andy Murray de bir süre oradaydı, Stan Wawrinka üç Grand Slam kazandı. 2016–17’den sonra yine birkaç isim vardı. Şimdi yeniden buna ihtiyacımız var.
Sinner mı, Alcaraz mı daha fazla gelişti?
Bunu söylemek çok zor. Sinner daha istikrarlı, Alcaraz biraz moduna bağlı. Ama ikisi de inanılmaz. Şunu da belirteyim: Sinner’ın file oyunu ve drop shot’ları çok gelişti.
Bu ikiliden birine koçluk yapma şansınız olsa, hangisini seçerdiniz?
İkisine de saygım sonsuz. Ama Carlos izlemekten en keyif aldığım oyuncu. Kortta yaptıkları inanılmaz. Açıkçası bu iki oyuncuya çok fazla bir şey söylemeye gerek olduğunu bile sanmıyorum.
Peki en iyi döneminizde bu oyunculara karşı oynasaydınız ne olurdu?
Muhtemelen on maçın yedisini kaybederdim. Oyun tamamen değişti. Return artık bir silah. Ama kendimi test etmeyi çok isterdim.
Djokovic’in ikinci haftada yalnızca iki set oynamış olması yarı final öncesinde ona yardımcı mı olur, zarar mı verir?
Fiziksel olarak yardımcı olur, çünkü dinlenmiş durumda. Ama gördüğüm su toplaması beni endişelendirdi. Oldukça kötü görünüyordu. Bu kadar tenis oynamış, bu kadar tecrübeli bir oyuncunun “daha fazla maça ihtiyacım var” diyeceğini sanmıyorum. Altı gün içinde sadece iki set oynamış olması tuhaf; üstelik ikisini de kaybetti. Ama belki şu an kendini biraz “bedava oynuyormuş” gibi hissediyordur. Açıkçası burada olmayı bile beklemiyor olabilirdi. Mensik’le oynamasını çok isterdim. Grand Slam kazanabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Miami’de finalde karşılaşmışlardı; yeniden görmek ilginç olurdu.
Djokovic’in turnuvanın başlarında gergin görünmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Bence kendini motive etmeye çalışıyordu. Odaklanmak, enerjisini yukarı çekmek istiyordu. Bu turnuvayı on kez kazanmış biri için bazen böyle bir şeye ihtiyaç duyarsınız. Ayrıca şanslıydı; top kızına iki santim farkla isabet etmedi. Yoksa diskalifiye edilirdi. Yani şu an yarı finalde olması gerçekten inanılmaz. Botik’e karşı oynarken neye bu kadar sinirlendiğini bile bilmiyorum ama şansı yanındaydı. Sonra biri diskalifiye oldu, sonra Musetti çekildi. Belki de şu an şansın kendi tarafında olduğunu düşünüyordur.
Djokovic bu seviyede ne kadar daha oynayabilir?
Bu tamamen motivasyonla ilgili. Kazanmıyorsanız ne kadar devam edebilirsiniz? Eğer Grand Slam kazanamazsa, bir–iki yıldan fazla sürmesine şaşırırım.
Günümüz oyuncularının birbirleriyle daha az sürtüşme yaşamasını nasıl yorumluyorsunuz?
Biz rakiplerimizle dost değildik, hatta düşmandık. Bu işi daha ilginç kılıyordu. Şimdi oyuncular daha iyi anlaşıyor. Bu kötü bir şey değil ama bazen o gerilimi görmek oyunu daha yoğun hâle getiriyordu.
Alcaraz’ın voleleri sizce Federer’den bile iyi mi?
Evet. Söylemesi zor ama öyle. Edberg, Cash, Henman, Navratilova… Hepsi harikaydı ama Carlos’un yaptıkları gerçekten özel.
Sizce Sinner ve Alcaraz’ı kim zorlayabilir?
Shelton, Menšík, belki Learner Tien. Birileri mutlaka çıkacak. Kim olacağını bilmiyoruz ama çıkacak.
Turnuvanın en tartışmalı anları
Jannik Sinner’ın üçüncü tur maçında yaşanan ısı molası kararını eleştirdiniz. Sinner, Eliot Spizzirri karşısında üçüncü sette aşırı kramp yaşarken 1-3 gerideydi. O sırada ‘aşırı ısı ‘kuralı devreye girdi ve çatı kapatıldı, bu da Sinner’a yaklaşık 10 dakikalık bir ara verdi. Bu mola sonrası Sinner toparlayarak maçı kazanmayı başardı. Siz de bu durumu ‘Sinner lehine ayrımcılık’ olarak yorumladınız. Üst sıralardaki oyuncuların finale daha avantajlı koşullarda ulaşması adil mi?
Hayır, ben bunu söylemiyorum. 1987’de Roma’da oynadığım turnuvayla ilgili Sergio Palmieri’ye sorarsanız, benzer bir hikâye anlatır. Şu an aklıma net bir örnek gelmiyor ama programlama meselesi olabilir; gece maçları oynayabilirsiniz. Bu, bir numara ya da iki numara olmanın getirdiği ayrıcalıklardan biridir ve zaten bu yüzden en üst sıralara çıkmaya çalışırsınız. Elbette herkesin eşit muamele görmesi gerektiği fikri var ama gerçek dünyada bunun her zaman böyle olup olmadığından emin değilim, hatta her zaman böyle olması gerektiğinden de emin değilim. Burada mesele kimin daha iyi oyuncu olduğu değildi; mesele bu acımasız sıcak koşullarda kimin ayakta kalabildiğiydi. Benim için en zor rakip her zaman sıcak olmuştur. Jannik için de öyle olduğunu düşünüyorum. İkimiz de açık tenliyiz ve o sıcak gerçekten acımasız. O dönemde çatı kapatma gibi bir seçenek yoktu, sıcaklık endeksiyle ilgili kurallar yoktu. Hava inanılmaz derecede sıcaktı. Aslında maç başlamadan önce çatının kapatılması gerektiği bile savunulabilirdi. O zaman bunların hiçbiri yaşanmazdı.
Naomi Osaka ile Sorana Cîrstea arasındaki fair-play tartışması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Belki Cîrstea servis atarken Osaka kendi kendine konuşuyordu. Bunun sinir bozucu olabileceğini anlıyorum. Ben hoşlanmazdım ama gerçekten rahatsız oluyorsanız bunu söyleyebilirsiniz. Maçın sonunu beklemek zorunda değilsiniz, hakeme de söyleyebilirsiniz. Bu çok zihinsel bir oyun. Sadece fiziksel olarak kim daha güçlü değil; aynı zamanda bir satranç oyunu. Zihin oyunları var. Eğer gerçekten rahatsız ediyorsa Osaka’ya doğrudan söyleyebilirdi. Talihsiz bir durum.
Coco Gauff’un kulis arkasındaki görüntülerinin yayınlanması hakkındaki fikirlerinizi sorsam?
Bir oyuncu olarak konuşursam, ben olsam “bu insanları buradan çıkarın” derdim. Bunu yapmalarının hiçbir gerekçesi yok. Günümüzde sadece tenis turnuvalarında değil, dünyanın her yerinde kameralar var ve saklanacak yer kalmamış gibi hissediliyor. Coco’yu suçlamıyorum; ben de aynısını yapardım. Muhtemelen kimsenin görmediğini düşündüğü bir yere gitti. Ama ben o koridordan her gün geçiyorum ve orada kameralar olduğunu biliyorum. Oyuncuların kameraların olmadığı, kendilerini güvende hissedebilecekleri alanlara ihtiyacı var. Bağırıp çağırabileceğiniz, buhar atabileceğiniz bir yer olmalı. Ben de bunu yaptım ama ne yazık ki çoğu zaman herkesin önünde yaptım.
Avustralya Açık’ta atmosfer değişti- Müzikler, etkinliklerle biraz festival tadında. Bugünün atmosferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Turnuva eskisinden çok daha büyük. Müzik meselesine gelince, ben oynarken müzikten enerji alırdım ama bugün oynuyor olsaydım muhtemelen sinir olurdum. Yayın kabininde olduğum için çok duymuyorum, genelde kulağımda kulaklık var ama kortta olsam işler değişirdi tabii…
31 Aralık Cumartesi ve 1 Şubat Pazar’da yaşanacak Avustralya Açık finalini, Eurosport ve HBO Max’ten canlı olarak izleyebilirsiniz.