Valerie ile ilk tanıştığımızda, 90’lardan kalma bir sitcom yıldızı olarak kendi reality şovuyla kariyerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan bir oyuncuydu. Kameralar karşısında kendini yeniden var etmek için çabalarken, sıkça komik ama bir o kadar da rahatsız edici durumlar içinde buluyordu kendini. Dizi ilk başladığında tartışma şuydu: Reality TV televizyonu ele geçirecek mi? Bugün bu soru anlamını yitirdi. Çünkü artık mesele televizyon değil; hayatın kendisi. Sosyal medya çağında herkes kendi hikayesinin yıldızı, kurgucusu; herkes biraz Valerie.
Sezon, 2023’te açılıyor; Valerie’yi Chicago sahnesinde, SAG-AFTRA grevinin tam ortasında izliyoruz. Fran Drescher’ın “AI hepimizin işine geliyor” uyarısı olacakların habercisi. Aradan birkaç yıl geçiyor, sektör toparlanmaya çalışırken Valerie’ye yeni bir sitcom teklifi geliyor ve bu onun için yeniden “oyuna dönme” fırsatı gibi duruyor. Ama asıl sorun şu: Dizinin tüm senaryosu yapay zeka tarafından yazılıyor, Valerie ve ekip bunu biliyor ancak durum gizli tutuluyor. “Yapay zeka hepimizin işini elinden alacak, özgün sesler yok oluyor, dünya kötüye gidiyor” diye her gün her masada konuşulan bu konu karşısında Valerie ne yapacak? Diziye Andrew Scott da stüdyo yöneticisi olarak katılıyor. Sektörün durumunu, diziyle yeniden ekranda olmayı ve işbirliklerini Lisa Kudrow ve usta yapımcı Michael Patrick King anlatıyor.
Önemli olan ayakta kalmak
LISA KUDROW (YÜRÜTÜCÜ YAPIMCI, YARATICI, BAŞROL)
The Comeback’e geri dönmek için neden doğru zaman olduğunu düşündünüz? Role yeniden girmek kolay mı?
Aslında mesele hiçbir zaman “doğru zaman” değildi. Yıllardır kendi aramızda “Valerie şimdi ne yapıyordur acaba?” diye konuşup duruyorduk ama içimize sinen bir fikir çıkmıyordu. Bu kez Michael gelip “Valerie’ye hayalindeki gibi çok kameralı bir dizide başrol teklif ediliyor ama diziyi yapay zeka yazıyor” dedi. Ben de direkt “Tamam, işte bu” dedim. Çünkü bu sefer karşısında bir yazar yok, yapay zekâ var ve bunun ne anlama geldiğini kurcalamak istedik. Valerie’ye geri dönmek ise aslında zor değil. Zor olan şey bazen “Gerçekten onun içine girdim mi?” diye kendime sormak. Aradan 10 yıl geçtiği için o da değişmiş; kendini daha çok savunuyor ama hala aynı direnç var. Süreç çok eğlenceli, ama biraz da tuhaf bir tarafı var. Çekimlerde kendimizi tamamen kaptırıyoruz, sonra bir an geliyor ve herkesin izleyeceğini hatırlıyorsun.
Bu sezonda daha özgüvenli görünüyor…
Evet. Artık eski menajeri Billy, yapımcı olmak konusunda ısrarcı. Valerie ise bu işin hiyerarşisini biliyor; showrunner’ların alanına girmemesi gerektiğinin farkında. Ama ironik bir şekilde işi gerçekten önemseyen tek kişi o.
Neden bunun son sezon olacağını baştan açıkladınız?
Artık bir üçleme oldu; tamamlanmış bir hikaye. Her sezon aslında kendi döneminin bir kaydı gibi. İlkinde reality TV yükseliyordu, sonra prestij diziler geldi, bölümler azaldı, daha az yazar ihtiyaç doğdu. Şimdi ise sektör daha da daraldı ve daha az insan iş bulabiliyor. Bu işte her zaman bir panik vardır. Ama Valerie panik yapmıyor; uyum sağlıyor. Ben de yapay zekâ konusunda böyle hissediyorum, sonuçta izleyici neyi izlemek istediğini belirler.

İnsan anlatımına her zaman ihtiyaç olacak gibi görünüyor…
Kesinlikle. İnsanlar hala ‘Friends’i izliyor. Bu biraz da bağ kurmaya duyulan özlemin bir yansıması.
Friends’e bakışınız değişti mi?
Evet! Ross ve Rachel’ın “ara verdiği” bölüm… Eskiden sorun yok diyordum ama tekrar izleyince “Hayır, bu hiç de normal değil!” dedim. Asıl sorun aldatma değil, Rachel’ın yaptığı işi ciddiye almamasıydı.
Valerie Cherish’in nasıl hatırlanmasını istersiniz?
Dayanıklı biri olarak. Hepimizin uyum sağlaması gerekiyor, çünkü bazı şeyleri değiştiremeyiz. Önemli olan ayakta kalmak. Başta onunla dalga geçiyordum. Ama zamanla şunu fark ettim: O sadece ne istediğini bilen biri.
Bu bir uyarı hikayesi
MICHAEL PATRICK KING (YÜRÜTÜCÜ YAPIMCI, YARATICI)
Sezonlar arasındaki uzun boşluklar pek alışılmış değil. Bu bilinçli bir tercih mi?
The Comeback, Lisa’nın talk show’da kendini çok önemli sanan bir oyuncu fikriyle başladı ama biz her zaman karakterin yaşadığı dünyayı da anlatmak istedik. İlk sezonda reality TV’nin yükselişi, ikinci sezonda ise streaming ve “prestij diziler” dönemi vardı. Yıllar sonra tekrar bir araya geldiğimizde farklı fikirler denedik ama asıl kırılma noktası 2023’teki SAG grevini hatırlamamız oldu. Hikayeyi üç yıl öncesinden başlatıp yapay zekanın yükselişine odaklandık. Valerie’nin, yapay zeka tarafından yazılan bir sitcom’da rol alması fikri de buradan çıktı ve hızlıca onay aldı. Araştırmalarımız şunu gösterdi: İnsanlar yapay zekayı birçok alanda kabul ediyor ama sanatta hala mesafeli. Bu yüzden dizide bu durumun gizli tutulması fikrini kullandık.
İnsanların yapay zeka tarafından yazılmış eserleri reddetmesi umut verici…
Kesinlikle. Bu, sanatın hala insana ait olması gerektiğine dair bir can simidi gibi.

Neden bunun son sezon olacağını baştan söylediniz?
Aslında bu dizinin dönüşü hiçbir zaman planlı değildi. Her seferinde geri gelmek için gerçekten güçlü bir fikir gerekiyordu. Yıllar önce Lisa’ya “Bir gün tekrar yapar mıyız?” diye sorulduğunda “Ancak dijitalleştirilirsem” demişti. Şimdi geldiğimiz noktada bu sezon, Valerie için çok doğal bir kapanış gibi hissettiriyor.
Andrew Scott’ın kadroya katılması nasıl oldu?
Başta büyük konuk oyuncular istemiyorduk. Ama Andrew’un dizinin hayranı olduğunu duyunca fikrimiz değişti. Onun canlandırdığı karaktere büyük bir derinlik kattı. Rolün büyüklüğünü başta bilmiyordu ama geldi ve harika bir iş çıkardı.
Kariyerinizde yaşadıklarınız diziye nasıl yansıdı?
Valerie benim için bir uyarı hikayesi. Şöhret uğruna her şeyi feda etmemek gerektiğini hatırlatıyor. Bu sektör hem büyüleyici hem de zorlayıcı. Işıklar her zaman sıcak değildir; bazen yakıcıdır. Bu yüzden hayatın diğer alanlarını da ihmal etmem.