Bavyera’nın küçük kasabası Buchloe’daki küçük bir atölyede başlayan, yıllarca Münih’in kendi ürünlerini bile gölgede bırakan o efsane, artık resmen büyük evin çatısı altında. BMW Grubu’na katılan Alpina, markanın DNA’sını koruyarak yukarıya, Rolls-Royce’un hemen altına, ama M’in de üzerine konumlanmak üzere, artık yepyeni bir yola giriyor. Modifiyeden özel üretim departmanına uzanan bu yeni maceranın ilk konseptini ise geçen hafta sonu Como Gölü kıyısındaki Villa d’Este bahçelerinde düzenlenen Concorso d’Eleganza “dünyanın en güzel otomobilleri” buluşmasında gördük: Vision BMW Alpina…
Öncelikle hatırlatalım; Alpina hiç bir zaman bir modifiyeci değildi. Hep ayrı bir üretici olarak kalmıştı. Kendi KBA numarası, kendi üretim bandı ve ABD dışında tamamen bağımsız bir satış ağı vardı. 2022’de verilen kararla, on yıllardır konuşulan evliliğin nihai imzası atıldı. BMW, markayı satın almadan, bu yıl yani 2026’dan itibaren isim haklarını devralıyordu. Klasik iş, Buchloe’de Bovensiepen ailesinde kalacak, fakat Alpina isminde bambaşka bir gelecek ise Münih’te şekillenecekti. İşte bu sonraki adımın ilk “yön bildirimi” karşımıza antika otomobillerin arasından parlak, altın ışıklı bir konsept olarak çıktı.
Vision BMW Alpina, 5.20 metre boyunda, dört kişilik, V8 mild-hybrid kalpli bir lüks Coupe… Ancak bu gördüğümüz prototipin seri üretime girmeyeceğini de söyleyelim. Belki bu Coupe formunda çok sınırlı adetlerde sipariş usulü üretilebilir. Fakat Alpina’nın 2027’de gelecek ilk seri modelinin yeni 7-Serisi olacağını da belirtelim. Bu vizyon, Alpina’nın nasıl bir taslaksal ruha sahip olacağına işaret ediyor. BMW Grubu baş kreatifi Adrian van Hooydonk da, “Bu bir model ön izlemesi değil, bir yön işareti” derken, bizler de bu sinyali anakronik olmaktan korkmayan bir cesaret taşıdığını kabulleniyoruz.
Tasarıma baktığımızda; köpekbalığı burnu olarak anılan sivri ön yüz, retro bir tekrar olmanın ötesinde üç boyutlu bir heykel gibi görünüyor. BMW’nin 507’sinden ilham alan detış felsefesinde gösterişli kromlar yerine, kromu sadece böbrek ızgaranın iç yüzeyinde kullanmak vardır. Yani ikinci bakış zenginliği… Alpina’nın 1974’ten beri vazgeçilmezi olan deko çizgileri de, artık bant değil, boya altında incecik birer çizgi. Eskiye sadık, ancak yöntem artık modern… Aynı kavram, logoda da geçerli. Ortada hala iki karbüratör ve bir eksantrik mili var, fakat o göz alıcı mavi-kırmızı artık yok. Çünkü Adrian van Hooydonk’a göre renkler, diğer tüm detayları ezmemeli. Artık logo, aracın rengiyle uyumlu, saydam bir arka plana sahip. Yazı tipi ise Alpina’nın 60’larda motor kapaklarına kazıdığı eşit olmayan kalınlıktaki harflere dönüş yapıyor.

HALA UZUN YOL KRALI
En çok şaşırdığımız konu ise, şimdilik elektrikli olmayan güç aktarma organı. Çünkü, Alpina’nın mevcut müşterisi, V8’in o tok sesini ve sınırsız otoban keyfini istiyormuş. Alpina’nın yeni yöneticisi Oliver Viellechner, teknolojiye açık olduklarını söylüyor, ama mevcut elektrikli lüks segmentindeki durgunluğa bakıp “Önce sadık müşterimizi mutlu edelim” diyor. Dolayısıyla Vision’ın motor kaputunun altında mild-hybrid bir V8 BiTurbo yatıyor. Cevval kısımda da artık Sport modu yok, yerine Speed ve Speed Plus, orta konsolda görünüyor. Daha da önemlisi, elektronik hız sınırlaması yok!.. Alpina’nın en temel vaadi olan “konforlu sürücü, hızlı sürücüdür” mottosu, burada opsiyonel bir software tuning’e kurban edilmiyor. Bu, günümüz otomotiv dünyasında neredeyse başkaldıran bir duruş ile BMW M’in sert ve pist odaklı karakterinin aksine, Alpina uzun yol kralı olmaya devam edecek. Aklımıza Burkard Bovensiepen’in endurans yarışlarında koltuk minderini kalınlaştırdığı geliyor ve “önce pilot konforu, sonra hız” üzerine BMW Alpina felsefesinin korunacağını anlıyoruz.
Bu felsefenin yansıması, kabin içinde devasa panoramik iDrive ekranı tüm ön panele yayılıyor; ancak, Alpina’ya özel arayüzde mavi ve yeşil sadece Speed moduna geçildikçe koyulaşacak. Arkada iki ayrı koltuk, ortada kristal bardaklar ve bir cam sürahi de, çok ayrıcalıklı. Karbon fiber yerine açık gözenekli ahşap, krom yerine saatçilik işçiliğiyle parlatılmış metal… Bu bir performans otomobili değil; bir uzun yolculuk makinesi. İmza gibi 20 kollu önde 22 arkada 23 inçlik devasa jantlar da, hep aklımızda.
Peki bu devir, M GmbH’yi nasıl etkileyecek, diye düşünüyoruz. Garching’den çıkan M5 ve M3 de aslında birer otoban canavarı değil miydi? Ancak, Alpina akıllıca yukarı çekiliyor. Mercedes’in Maybach’ı lüks segmentte konumlandırması gibi… Beklenen ilk modellerin 7 Serisi ve X7 üzerine olacağı, fiyatlarının Almanya’da bile çeyrek milyon bandına çıkacağı konuşuluyor. Yani B3 gibi ufak ama 100 bin Euro’dan başlayan modelleri örnek alırsak, büyük boy yeni BMW Alpina’ların fiyat etiketlerinde okunacak misli rakamlara korkarak bakacağız.
BMW’nin planlarında 2030 sonrası için büyük bir tam elektrikli Coupe olduğu fısıldanırken; “tabii henüz” diye ekleniyor. Mevcut geçiş döneminde hem V8’lere sımsıkı sarılan, hem de kağıt üzerinde elektriğe olabilir diyen bir modern “Alpina”… 2027’de çıkacak o ilk seri (büyük ihtimalle) 7-Serisi bazlı bir B7 ile Alpina tutkunlarının kalbi çalınacak. Gerçek sınav ise, Alpina’nın o bağımsız, inatçı ruhunun korunup korunamayacağı olacak. Sadece BMW’nin pahalı bir paketi olarak kalmamalı!.. Vision’daki V8, açık deko çizgiler ve kısıtlanmamış hız politikasını, ümit verici bir başlangıç diye yorumluyoruz.
Artık bir sub-marka… Ne M ne de Rolls-Royce… Geçmişine saygılı, bugünü V8 ile domine eden, yarını ise belki elektrikli bir marka… Çok şık bu konsept, BMW mühendis ve tasarımcılarının piyasa eğilimlerine inat ne kadar lüks, konforlu ve hızlı bir otomobil yapabileceklerinin bir kanıtı…
Fiyat listesine değil, kişiselleştirmeyi önemseyen sürüş hissine yatırım yapabilenler için...