Türkiye, Club Med’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya yönelik stratejisinde nasıl bir öneme sahip? Türk pazarını diğer Akdeniz destinasyonlarından ayıran özellikler neler?
Türkiye, en stratejik pazarlardan biri. Güçlü seyahat kültürü, köklü misafirperverlik geleneği ve Avrupa, Orta Doğu ile Asya’nın kesişimindeki konumuyla öne çıkıyor. Aynı zamanda hızla büyüyen bir pazar. 2025 yılında Türk müşterilerin hem yurt içi hem de yurt dışı seyahatlerini kapsayan iş hacmimiz yaklaşık yüzde 45 arttı. Bu büyüme, Türk gezginlerin premium ve deneyim odaklı tatillere yönelik artan ilgisini ortaya koyuyor. Türkiye, dünyanın en gelişmiş her şey dahil tatil pazarlarından biri. Bu nedenle misafirler hizmet kalitesi, gastronomi, kişiselleştirilmiş hizmetler ve genel tatil standardı konusunda oldukça seçici. Türkiye bizim için yalnızca önemli bir müşteri pazarı değil, aynı zamanda modern premium turizmin temel değerlerini yansıtan bir destinasyon.
Son yıllarda Türk gezginlerin beklentileri ve seyahat alışkanlıkları nasıl değişti?
Konfor, hizmet kalitesi ve gastronomi hâlâ çok önemli ancak artık daha deneyim odaklı bir seyahat anlayışı öne çıkıyor. Misafirler yalnızca bir yerde konaklamak yerine iyi yaşam, spor, doğa, kültürel keşif ve aileleriyle ya da arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri anlamlı deneyimleri bir arada sunan tatilleri tercih ediyor. Maldivler, Seyşeller ve Mauritius gibi uzun mesafeli destinasyonlara olan ilginin yanı sıra premium kayak ve plaj tatillerine yönelik talep de devam ediyor.
Club Med’in Türkiye’deki varlığını genişletmesi veya yeni konseptler geliştirmesi için nasıl fırsatlar görüyorsunuz?
2026 yılında Türkiye’deki tatil köylerimize yönelik iş hacmimiz yüzde 15 arttı. Mevcut misafir kitlemizin sadakatinin yanı sıra iyi yaşam, aile deneyimleri ve premium yaşam tarzına ilgi duyan yeni nesil gezginlere ulaşmayı da hedefliyoruz. Özellikle kayak tatil köyleri konusunda yeni yatırımlar yapma potansiyelimiz var. Ancak doğru lokasyonu bulmak büyük önem taşıyor. Geniş alanlara, eşsiz manzaralara sahip, deneyim standartlarını eksiksiz karşılayabileceğimiz yerler arıyoruz.

Lüks seyahat anlayışı artık gösterişten çok sizin de söz ettiğiniz gibi kişiselleştirilmiş hizmetler ve anlamlı deneyimlere odaklanıyor. Club Med bu değişime nasıl uyum sağlıyor?
Deneyim odaklı tatil anlayışı Club Med’in temelinde yer alıyor. Ancak günümüzde değişen beklentilere yanıt verebilmek için aynı tatil köyü içerisinde farklı ihtiyaçlara hitap eden alanlar oluşturuyoruz. Bu doğrultuda bölgelendirmeye büyük önem veriyoruz. Örneğin, çocuklarıyla eğlenceli ve hareketli vakit geçirmek isteyen aileler için aktivitelerle dolu, canlı havuz alanları sunarken sessizlik ve mahremiyet arayan misafirlerimiz için yalnızca yetişkinlere özel alanlar oluşturuyoruz.
Kayak tatil köylerimizde de sakinlik arayan misafirlerimiz için konforlu dinlenme alanları tasarlıyoruz. Böylece hem kendi başına huzurlu vakit geçirmek isteyenlere hem de sosyalleşmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı tercih edenlere hitap edebiliyoruz.
Her şey dahil konseptini, günümüzün lüks tatil anlayışında beklenen ayrıcalıklarla nasıl dengeliyorsunuz?
Bize göre kolaylık ve ayrıcalık birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlayan unsurlar. Club Med’i farklı kılan, her şey dahil konseptinin sunduğu kolaylığı premium ve kişiye özel hizmetlerle bir araya getirebilmesi. Örneğin, Exclusive Collection kapsamındaki bir tatil köyünde konaklayan misafirlerimiz kişiselleştirilmiş hizmetlerden, iyi yaşam deneyimlerinden, seçkin gastronomi seçeneklerinden ve yalnızca yetişkinlere özel alanlardan yararlanırken her şey dahil konseptinin rahatlığını da yaşayabiliyor. Çünkü günümüzün lüks anlayışında ayrıcalık, işleri karmaşık hâle getirmekten değil; hizmet kalitesinden, mahremiyetten ve değerli zamanı kişinin kendi tercihleri doğrultusunda değerlendirebilme özgürlüğünden geliyor. Artık lüks, insanları etkilemekten çok onların hayatına değer katan ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan deneyimler sunmakla ilgili.
Sürdürülebilirlik turizm sektörü için giderek daha önemli hâle geliyor. Club Med’in bugün çevre konusunda öncelikleri neler?
Sürdürülebilirlik, Club Med’in küresel sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk stratejisi olan ‘Happy to Care’ programının merkezinde yer alıyor. Bu stratejiyi üç temel taahhüt üzerine kuruyoruz: çevreye duyarlı tatil köyleri inşa etmek ve işletmek, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yerel ekonomiye katkı sağlamak ve çalışanlarımıza yalnızca iş değil, gelişim ve kariyer fırsatları sunmak. 2021'den bu yana çevresel kriterleri karşılayan tüm tatil köylerimiz ‘Green Globe’ sertifikasına sahip. Yeni tesislerimizi planlarken doğal yaşamı korumaya da büyük önem veriyoruz.
Tatil köylerimizin arazilerinin ortalama yüzde 10'undan daha azında yapılaşmaya giderek biyolojik çeşitliliği korumayı hedefliyoruz. Plastik kullanımımızı da 2019'dan bu yana yüzde 50 oranında azalttık. Bizim için sürdürülebilirlik yalnızca çevresel hedeflerden ibaret değil. Doğayı korumak, yerel topluluklarla birlikte değer yaratmak ve çalışanlarımızın gelişimini desteklemek...
Gezginler artık daha çok iyi yaşam, doğa, otantik deneyimler ve yavaş seyahate yöneliyor. Sizce bu trendlerden hangisi konaklama sektörünü uzun vadede en çok etkileyecek?
Wellness, doğa, otantiklik ve yavaş seyahat trendlerini birbirinden bağımsız görmüyorum. Bunların hepsi, insanların dengeye ve zamanlarını daha kaliteli geçirmeye yönelik artan arzusunun bir yansıması. Günümüzün gezginleri, seyahatin kendilerini daha iyi hissettirmesini istiyor. Artık sadece günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaşmak için değil; kendileriyle, doğayla, sevdikleriyle ve gerçekten anlamlı deneyimlerle yeniden bağ kurmak için seyahat ediyorlar. Misafirler fiziksel ve zihinsel iyilik hâlinin yanı sıra kaliteli uyku, açık hava etkinlikleri, dijital dünyadan uzaklaşma, aileleriyle bağ kurma ve duygusal açıdan değerli deneyimler arıyor. Club Med olarak bu yaklaşımı ‘The Art of Free Time’ olarak adlandırıyoruz. İnsanların sürekli bağlantıda olduğu ve her şeyi en verimli şekilde yapmaya çalıştığı bir dünyada, en değerli lüks artık daha fazla şeye sahip olmak değil, zamanı daha anlamlı deneyimlerle geçirmek.

Önümüzdeki 10 yılda başarılı bir tatil deneyimini neler belirleyecek ve siz bu geleceğe nasıl hazırlanıyorsunuz?
Geleceğin en başarılı tatil köylerinin, sundukları hizmetlerin sayısıyla değil, yarattıkları deneyimlerin kalitesi ve misafirlerine kattıkları duygusal değerle öne çıkacağına inanıyorum. Önümüzdeki 10 yılda gezginler, kendilerini daha iyi hissetmelerini, kendileriyle ve sevdikleriyle yeniden bağ kurmalarını ve zamanlarını anlamlı şekilde değerlendirmelerini sağlayan deneyimlere daha fazla yönelecek. Öte yandan otantiklik ve sürdürülebilirlik, markaları birbirinden ayıran özellikler olmaktan çıkıp temel beklentilere dönüşecek. Sonuç olarak, 10 yıl sonra başarılı olacak tesislerin insanlara giderek daha nadir bulunan bir şeyi sunabilenler olacağını düşünüyorum: Zamanlarını kendileri için anlamlı, yenileyici ve unutulmaz bir şekilde değerlendirme özgürlüğü…