Bir festival beş yılda ne kadar değişebilir, ne kadar aynı kalabilir? 2022’de yola çıkan ‘Bu Festival Bizim’, ilk yıllarındaki kamusal alanlara yayılan ve büyük ölçüde ücretsiz program modelinden, daha belirgin bir küratöryel kimliğe sahip biletli bir festivale doğru evrildi. Fakat festivalin merkezindeki soru pek değişmedi: Müzik dünyasında başka türlü bir program, başka türlü bir temsil ve başka türlü bir buluşma alanı mümkün mü?
Kreşendo tarafından hayata geçirilen festival, beşinci edisyonunda 12 Kasım’daki Stella & The Longos konseriyle Komünite’de başlayacak, 13 ve 14 Kasım’da ise Paribu Art’a taşınacak. Melody’s Echo Chamber, Güneş, aisu, Lady Shaka, Dilan Balkay, ARKADAŞ, 2MUCH!, Okay Vivian ve OD BAND gibi isimleri aynı programda buluşturan seçki, festivalin bu yıl sık sık başvurduğu ‘geçişkenlik’ fikrinin de karşılığı. Fakat Beril Sarıaltun için mesele yalnızca farklı isimleri aynı afişe yerleştirmek değil. Büyük booking ağlarının müzik festivallerini giderek birbirine benzettiği bir dönemde risk alabilmekten, küratöryel bağımsızlığı korumaktan söz ediyor.
‘Bu Festival Bizim’ beşinci edisyonuna ulaştı. Festivalin kimliği ilk edisyondan bugüne nasıl evrildi? Beşinci yıl, festivalin olgunlaşma sürecinde neyi simgeliyor?
En büyük değişim, ücretsiz modelden biletli edisyona doğru geçiş oldu. Hâlâ yerel yönetimlerle ya da daha kamusal mekânlarda projeler yapmaya devam ediyoruz. Fakat zaman geçtikçe biletli bir şekilde seyirciye ulaşmasının başka bir anlam taşıdığını düşündük. Çünkü ‘ücretsiz etkinlik takip etmek’ diye bir davranış var ve o zaman tam anlamıyla kendi seyircinizi geliştirmiş olmuyorsunuz. Bunu özellikle ikinci festivalde fark ettik. O nedenle biletli denemeler yapmak istedik. Bir de ‘Bu Festival Bizim’, festival ekosisteminde farklı bir line-up’ın, farklı bir içeriğin ve farklı bir yaklaşımın mümkün olduğunu söylemeye çalışıyor. Beş yıldır program olgunlaşıyor ama kök amacımız değişmedi.

Festival manifestosundaki “Her şeyin birbirine benzediği ve hızla tüketildiği bir dönemde yaşadığımız zamanı dönüştürmek” ifadesi oldukça güçlü. Günümüz tüketim çağında, “zamanı dönüştürme” iddiasını katılımcıya pratikte nasıl hissettireceksiniz?
“Her şeyin birbirine benzemesi” derken bizim için en kritik referans noktalarından biri gerçekten line-up’taki farklılık. Bunun meselesi yalnızca kadın sanatçılara yer vermek değil. Dünyadaki festivallerin sanatçı booking sisteminde bazı standartlar var. Turlayan sanatçılar arasından, o sırada müsait olan isimlerle program oluşturuyorsunuz. Biz biraz akıntının tersine gitmeye çalışıyoruz. Slovakya, Danimarka ya da İspanya farklı ülkeler ama festivalleri birbirine çok benzeyebiliyor. Bu, müzik endüstrisinin giderek standartlaşmasıyla ilgili. Dünyada bazı festivaller vardı; o festivalin sahnesine çıkmak kendi başına bir şey ifade eder. Çok naçizane, ‘Bu Festival Bizim’i de zaman içinde biraz böyle bir yere oturtmak istiyoruz. Booking anlamında daha bağımsız menajerlerle çalışan, daha farklı söz söyleyebilen sanatçılar bizim için önemli. Bugün kültür ekosistemine baktığımızda reklam ajanslarından müzik dergisi gibi görünen yapılara ve festivallere kadar birbirini tekrar eden çok şey görüyoruz. Biz onun dışında hareket etmeye çalışıyoruz.
Programda geniş ve cesur bir yelpaze var. Bu geçişken ve sınırları aşan kürasyonu oluştururken zihninizdeki temel anlatı ya da ortak duygu neydi?
Kreşendo ekibi olarak festival döneminin dışında da devam eden bir toplantı düzenimiz var. O sırada haftalık keşif toplantıları yapıyoruz. Türkiye’den ve dünyadan sanatçıları konuşuyoruz. Neyi neden beğendiğimizi tartışıyoruz, festivallere bakıyoruz. Dünyadaki farklı müzik dalgalarını anlamak için yaptığımız bir zihin egzersizi gibi. Bunu ekipçe yapmak bence çok kıymetli. Farklı yaş grupları, farklı müzik geçmişleri var. Bütün bunların ardından büyük bir filtreleme süreci geliyor. Keşif listelerimiz ve tablolarımız var; dünyada kim ne yapmış, daha önce festivallerde sahne almış mı, Türkiye’ye gelmiş mi, Türkiye’ye gelmesinin bizim için nasıl bir anlamı olur gibi soruların yanıtını arıyoruz.
Festival ilk yıllarından itibaren kadın müzisyenlerin ve kuir seslerin görünürlüğünü artıran bir tavır sergiledi. Bu yılki sahnede temsil ve ses çeşitliliğini nasıl kurguladınız?
‘Bu Festival Bizim’in kadın temsili açısından çeşitliliğini, iki günün müzikal türlerinin birbirinden çok farklı olması iyi özetliyor. Festival daha büyük bir yerde gerçekleşseydi dünya müziği, caz ve pop gibi birbirinden çok farklı üç büyük sahnemiz de olabilirdi. Tabii içinde bulunduğumuz mekân, o yılki önceliklerimiz, sanatçılara başka projelerde yer verip vermediğimiz gibi pek çok farklı kriter de devreye giriyor. Örneğin daha önce festivalde sahne almış isimlere çok sık ve üst üste yer vermemeye çalışıyoruz.
Beş yıldır bu sürekliliği sağlamanın ve bağımsız duruşu korurken büyük iş birlikleri yürütmenin formülü nedir?
Bunu mümkün kılan birkaç önemli kelime var. Birincisi iş birliği ve iş birliğine açık olmak. Kreşendo’nun başlangıcından beri küçükten büyüğe her ölçekte iş birliği yapmaya özen gösterdik. Şimdiye kadar iş birliği yaptığımız bütün mekânlara ve kurumlara çok müteşekkirim. İnsanlara tek tek ulaşarak bugünkü noktaya gelebildik. İkincisi inanç. Ben bir şeyleri değiştirebilme ya da bir etki yaratabilme konusunda çok kararlıydım. Ama benim inancımın sınırlı kalabileceği ya da bitebileceği yerde başkalarının inancı, gönlünü ve kalbini ortaya koyması devreye giriyor. Kreşendo’ya başlangıcından beri inanan herkese çok teşekkür ederim.
Kreşendo’nun kuruluş manifestosu adil ekosistem, bağımsızlık ve alternatif alanlar yaratmak üzerine kurulu. Ancak festivalin ana ortağı ve biletleme altyapısı finans ve kripto sermayesiyle ilişkili. Alternatif ve bağımsız bir müzik hareketi inşa ederken bu bir çeşit uzlaşma mı, yoksa hayatta kalmanın zorunlu bedeli mi?
Paribu Art bir kültür-sanat mekânı. Paribu’nun, kurucusu Yasin Oral’ın da açıkladığı biçimiyle, bu topraklara bir “geri verme” misyonuyla hayata geçirdiği bir iş. Biletleme tarafı ise bizim açımızdan oldukça teknik ve operasyonel bir konu. Mekân anlaşmalarında ortağımızla birlikte yürütülmesi ve bunun sonucunda bilet satışının da onlar üzerinden gerçekleşmesi gibi farklı sebepleri var. Uzlaşma mı bedeli mi kısmına gelirsek: ‘Bu Festival Bizim’ çok indie bir iş. Bağımsızlığı nereden geliyor? Küratöryel içerik tamamen Kreşendo’ya ait. Hani “Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” derler ya, öyle. Burası bize ait bir alan. Kreşendo’da en başından beri “küçük, sınırlı ve güvenli bir alanda kalalım” diye bir yaklaşımımız olmadı. Bir şeye etki etmek ve bir şeyi değiştirmek istediğinizde başka türlü adımlar atmanız gerekiyor. En azından kişisel görüşüm bu yönde. Ben bunu bir uzlaşıdan çok, bu alanlara etki etmenin, orayı dönüştürmenin bir parçası olarak görüyorum.