MUSTAFA TÜYSÜZ
Kuruluş yılı olan 2005’ten bu yana, sektördeki iyi uygulamaları referans alarak sürdürülebilir büyümeyi ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefleyen Trio Deniz, planlanan hedeflerin yakalandığı, 2025’ten sonra, 2026’da bu kazanımları daha sürdürülebilir ve kurumsal bir büyüme modeline dönüştürmeyi amaçlıyor.
Sanlorenzo, Bluegame, Prestige, Jeanneau, Sacs, Ryck, Hanse, Moody ve Excess markalarının Türkiye’deki resmî distribütörlüğünü yürüten marka, yalnızca ticari faaliyet yürütmekle kalmıyor, aynı zamanda sektörde kalite ve hizmet standartlarının gelişimine de katkı sağlamayı önemsiyor.
Trio Deniz Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, “Hedefimiz yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek değil; sektörün geleceğine kalıcı değer bırakacak bir kurumsal yapı inşa etmek” diyor. Aynı zamanda Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği’nde (YATED) YK Başkanı olan Bekiroğlu ile markanın gelecek planlarını ve sektörü konuştuk.
2025 yılı firmanız açısından nasıl geçti? Yılın genel performansını, öne çıkan yatırımlarınızı ve büyüme alanlarınızı değerlendirebilir misiniz? Bu çerçevede, 2026 yılına yönelik beklentileriniz ve planlarınız neler?
2025 yılı, firmamız açısından belirlediğimiz projeksiyonlara paralel ve kontrollü bir şekilde tamamlandı. Yılın başında ortaya koyduğumuz satış ve ciro hedeflerine ulaştık. 2025 yılının en önemli stratejik adımlarından biri ise Marmaris’te bulunan Top Leisure markasının satın alması oldu. Bu adımla birlikte, yelkenli segmentinde güçlü bir konuma sahip olan Jeanneau markasının yetkili distribütörlüğünü bünyemize kattık. Böylece ürün gamımızı daha da genişletirken, farklı müşteri segmentlerine ulaşma kapasitemizi artırdık.
Ayrıca 2025 yılı, organizasyonel yapımızı güçlendirdiğimiz bir dönem de oldu.
2026 yılına ilişkin hedeflerimiz ise bu sağlam zemini daha ileri taşımak üzerine kurulu. Öncelikle satın alma sonrası entegrasyon sürecini tam anlamıyla tamamlayarak operasyonel sinerjiyi en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra satış hacmimizi istikrarlı şekilde artırırken, kârlılık dengesini korumaya devam edeceğiz.
Özetle 2025 yılı, planlanan hedeflerin yakalandığı, mali disiplinin güçlendirildiği ve stratejik bir satın alma ile büyüme yolculuğumuzda önemli bir adım attığımız bir yıl oldu. 2026’da ise bu kazanımları daha sürdürülebilir ve kurumsal bir büyüme modeline dönüştürmeyi amaçlıyoruz.
Peki ya sektör için ne söylersiniz?
Sektör özelinde baktığımızda, ekonomik göstergelerde beklenen iyileşmenin gerçekleşmesi halinde 2026 yılında talep tarafında daha dengeli bir seyir öngörüyoruz. Bu çerçevede, temkinli ancak fırsatları doğru zamanda değerlendiren bir yaklaşım benimsemeye devam edeceğiz.

Kısa ve orta vadede gerek kapasite artışı gerek insan kaynakları gerekse teknoloji alanlarında ne gibi yatırım planlarınız var?
Kısa vadede önceliğimiz, mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması ve operasyonel süreçlerin güçlendirilmesi. Özellikle üretim planlaması, maliyet kontrolü ve kalite standardizasyonu alanlarında iyileştirme odaklı adımlar atıyoruz.
Orta vadede ise seçici ve kontrollü bir kapasite artışı gündemimizde yer alıyor. Sektörümüzün ihracat potansiyeli ve katma değer üretme gücü dikkate alındığında, talep koşullarının iyileşmesi ile birlikte üretim altyapısını destekleyen yatırımların devreye alınması söz konusu olacaktır.
İnsan kaynakları tarafında en önemli başlığımız nitelikli iş gücü. Uzun süredir sektör genelinde hissedilen vasıflı personel açığı, yatırım planlamasında belirleyici bir unsur haline gelmiş durumda. Bu nedenle hem kurum içi eğitim süreçlerini güçlendirmeyi hem de mesleki ve teknik eğitime daha fazla destek verilmesini önemsiyoruz. Teknoloji tarafında ise üretim süreçlerinde verimliliği artıran, kaliteyi standartlaştıran ve müşteri deneyimini iyileştiren uygulamaları yakından takip ediyoruz.
Biraz da sektör genelinde konuşursak, bu dönemde sektörün öne çıkan temel sorunları neler? Sizin çözüm önerileriniz neler olurdu?
Yat, tekne ve gezinti tekneleri segmenti; yalnızca bir ticari alan değil, aynı zamanda kıyı ve deniz turizminin önemli bir bileşeni. Bu alan, doğru politika çerçevesi oluşturulduğu takdirde mavi ekonominin en güçlü aktörlerinden biri olabilir. Bugün sektörümüzün karşı karşıya olduğu temel başlıklardan biri finansmana erişim. Tekne sahipliği ve yat yatırımları, doğası gereği sermaye yoğun alanlar. Bu nedenle uygun maliyetli ve öngörülebilir finansman modellerinin geliştirilmesi, hem iç pazarın canlanması hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik önem taşıyor.
Bir diğer önemli konu ise marina ücretleri ve bağlı hizmet maliyetleri. Marina bedellerinin ve operasyonel giderlerin yüksek seyretmesi, tekne sahipliği maliyetini artırıyor ve sektörün tabana yayılmasını zorlaştırıyor. Bu alanın uzun vadeli bir planlama perspektifiyle ele alınması; hem yatırımcıyı hem de kullanıcıyı koruyan dengeli bir yapının oluşturulması açısından önemli.
Sektörümüz; üretimden satışa, bakım–onarım hizmetlerinden turizme kadar geniş bir değer zinciri yaratıyor. Bu nedenle tekneciliğin ve yat turizminin stratejik bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Doğru finansal araçlar, dengeli maliyet yapısı ve uzun vadeli bir denizcilik politikası ile sektörümüz; ekonomik büyümeye, istihdam yaratılmasına ve kıyı bölgelerindeki yerel toplulukların refahına daha güçlü katkı sunacaktır.
YATED Yönetim Kurulu Başkanı olarak da sektöre yön veren çalışmalar yürütüyorsunuz. Bunlardan biri de Bosphorus Boat Show. Bu yılki organizasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçen yıllarla kıyasladığınızda nasıl bir tablo ortaya çıktı?
Biz Bosphorus Boat Show’u sadece bir fuar değil, sektörün vizyonunu şekillendiren ve Türkiye’yi bölgesel bir denizcilik merkezi konumuna taşıma hedefimize hizmet eden stratejik bir platform olarak görüyoruz. Bu doğrultuda her yıl organizasyonu bir adım daha ileri taşımayı sürdüreceğiz.
Bosphorus Boat Show 2026’yı da sektörümüz adına oldukça başarılı ve güçlü bir organizasyon olarak değerlendiriyoruz. Bununla beraber fuarımız, Almanya’daki Düsseldorf’un ardından dünya çapında karada düzenlenen en büyük ikinci fuar olma özelliğini taşıyor. Bu yıl 6 holde, toplam 27 bin metrekarelik bir alanda; 200’ü aşkın katılımcıyı ve 500’ün üzerinde markayı tek çatı altında buluşturduk. Ziyaretçi ilgisi de son derece yüksekti. Geçtiğimiz yıllarla kıyasladığımızda organizasyonel anlamda daha olgun, ticari anlamda daha verimli ve sektör içi iş birliklerinin daha yoğun olduğu bir atmosfer yakaladık. Bosphorus Boat Show markasıyla yakaladığımız bu ivmeyi, 17-25 Ekim 2026 tarihleri arasında Ataköy Marina’da düzenleyeceğimiz Türkiye’nin en büyük deniz fuarı ile taçlandırmaya hazırlanıyoruz.