Son 5 yılda, erkek modasında tüketici beklentilerindeki en radikal değişiklik ne sizce?
Eskiden tüketiciler için güçlü ürün, doğru fiyat ve ulaşılabilirlik yeterli olabiliyordu. Bugün ise müşteri; doğru ürüne doğru zamanda ulaşmak, fiyat-kalite dengesini net görmek, mağazada ve dijitalde aynı standardı yaşamak ve markanın kendisini anladığını hissetmek istiyor. Bu nedenle biz üreticiler için mesele sadece ürün satmak değil; veriye dayalı, hızlı, tutarlı ve güven veren bir deneyim sunmak.
Erkek modasında artık ‘takım’ merkezli bir dönemden çıkıldığını düşünüyor musunuz? Yeni dönemin anahtar parçaları neler?
Takım elbise erkek gardırobunun hâlâ en güçlü klasiklerinden biri; ancak artık tek merkez değil. Erkekler bugün aynı parçayla hem iş hem sosyal hayatta hareket edebilmek istiyor. Bu yüzden anahtar parçalar; daha konforlu ceketler, rahat kesimli ve teknik pantolonlar, örme gömlekler, trikolar, overshirt’ler ve sneaker ile tamamlanabilen hibrit takımlar yeni dönemin favori parçaları…
Son dönemde global markalarda ‘quiet luxury’, zamansız gardırop ve sade şıklık yaklaşımı öne çıkıyor. Türkiye’de erkek müşterisi bu dile ne kadar yakın?
Türkiye’de de bu dile giderek daha fazla yaklaştığını düşünüyorum. Erkek tüketici artık daha az ama daha doğru parça alma, gardırobunda uzun süre kullanabileceği ürünleri tercih etme ve sade ama güçlü bir görünüm kurma konusunda daha bilinçli. Bu yaklaşım bizim için de çok kıymetli; çünkü Altınyıldız Classics’in güçlü olduğu alanlardan biri bu aslında, zamansız erkek şıklığını güvenilir bir kalite algısıyla sunabilmek.
Erkek tüketicisinin alışveriş davranışında yaş faktörü hâlâ belirleyici mi, yoksa kuşak sınırları giderek siliniyor mu?
Yaş faktörü hâlâ belirleyici ama eskisi kadar keskin değil. Bugün farklı yaş grupları aynı ürünü farklı motivasyonlarla satın alabiliyor. Genç müşteri klasik parçaları daha rahat ve kendi tarzına göre yorumlamak isterken, daha olgun müşteri de konfor ve fonksiyon beklentisini öne çıkarıyor. Bu nedenle kuşakları sadece yaşa göre değil, alışveriş motivasyonuna, kanal tercihine ve yaşam tarzına göre okumak gerekiyor.
2026 erkek modasında en güçlü gördüğünüz üç trend ne peki?
2026 erkek modasında en güçlü gördüğüm üç trendin ilki, fonksiyonel ve performans odaklı kumaşların yükselişi; erkekler artık şık görünürken gün boyu rahat hareket etmek istiyor. İkinci trend ise seyahat ve yoğun tempo dostu gardırop anlayışı; bavuldan çıkarılıp giyilebilen, kolay bakımlı ürünler çok daha değerli hâle geliyor.
Üçüncüsü ise sade ama rafine konfor… Doğa dostu Tencel ve Modal gibi kumaşlarla hazırlanan, şıklığı abartmadan rahatlıkla birleştiren parçalar daha fazla tercih edilecek.
Bu sezon erkek gardırobunda mutlaka olması gerektiğini düşündüğünüz parçalar hangileri?
Çok yönlü pantolonlar, teknik ceketler, ütü gerektirmeyen gömlekler ve nefes alabilen performans kumaşlarıyla hazırlanan parçalar bu sezonun temel gardırop yatırımları arasında…
Oversize siluetler, rahat kesimler ve spor-şık karışımı erkek modasında kalıcı mı oldu?
Evet, kalıcı olduğunu düşünüyorum. Ancak bu kalıcılığı sadece oversize trendi üzerinden okumamak gerekir. Asıl kalıcı olan şey konfor beklentisi. Spor-şık karışımı da bu nedenle dönemsel bir trend olmaktan çıkıp erkek gardırobunun ana dillerinden biri hâline geldi.
Genç erkek müşterinin klasik giyime yaklaşımında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
Gençler klasiği reddetmiyor; onu kendi hayatına uyarlamak istiyor. Takım elbiseyi sadece resmi bir zorunluluk olarak değil, sneaker, basic tişört, triko ya da daha rahat kesimlerle kombinleyebileceği bir stil alanı olarak görüyor. Bu da klasik giyimi daha erişilebilir, daha dinamik ve daha günlük bir noktaya taşıyor.
Müşteri artık üründen çok deneyim satın alıyor deniyor. Siz mağazacılıkta bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Buna katılıyorum. Mağazacılık artık sadece ürünü rafta sunmak değil; müşterinin markayla temas ettiği her anı doğru tasarlamak demek. Vitrinden satış danışmanına, ürün bulunabilirliğinden ödeme deneyimine, mağaza atmosferinden dijital kanallarla entegrasyona kadar her nokta deneyimin parçası.
Kumaş teknolojilerinde sizi en heyecanlandıran gelişmeler neler peki?
Stil ile fonksiyonun aynı üründe buluşması diyebilirim. Bugün kumaştan sadece iyi durmasını değil; nefes almasını, esnemesini, hızlı kurumasını, kırışmaya dirençli olmasını, leke ve su itici özellikler sunmasını bekliyoruz. Biz de Ar-Ge gücümüzü tam bu alana, teknolojik kumaş ve ürün geliştirmeye yoğunlaştırıyoruz.
Yakın gelecekte erkek modasında performans kumaşları daha da baskın hâle gelir mi?
Kesinlikle… Çünkü erkek tüketici artık ürünün sadece formuna ya da rengine değil, gün içinde ona nasıl eşlik ettiğine bakıyor. Seyahat eden, toplantıdan sosyal hayata geçen, uzun saatler aktif kalan erkekler için kolay bakımlı, hafif ve hareket özgürlüğü sunan kumaşlar ciddi bir ihtiyaç.
Genç kuşakla bağ kurabilmek için markaların artık nasıl bir dil kullanması gerekiyor?
Daha sahici, net, hızlı ve katılımcı bir dil kullanmalı markalar. Genç kuşakla bağ kurmanın yolu onlara yukarıdan seslenmekten değil; onlarla birlikte düşünmekten, üretmekten ve gerçek bir ilişki kurmaktan geçiyor.
Sizce bir markayı bugün gerçekten ‘cool’ yapan şey ne?
Bence bir markayı cool yapan şey, sadece trendleri takip etmesi değil; kendi karakterini koruyarak müşterinin hayatına doğal şekilde girebilmesi. Güven vermesi, iyi ürün sunması, deneyim yaratması ve bunu yaparken zorlama görünmemesi çok önemli. Gerçek cool’luk, markanın sevilip sahiplenilmesiyle ortaya çıkıyor; bizim lovemark hedefimiz de tam olarak buna dayanıyor.
Önümüzdeki dönemde Altınyıldız’da hangi dönüşümlere odaklanacaksınız?
İki ana dönüşüme odaklanacağız: Yapay zekâyı günlük iş süreçlerine entegre etmeye devam edeceğiz. Ürün tarafında ise konfor ve faydayı şıklıkla birleştiren teknolojik kumaşlara odaklanacağız. Ana hedefimiz ise markamızı müşterisiyle bağ kuran, güven veren ve gururla sahiplenilen bir marka hâline getirmek.
Moda sektöründe liderlik yaparken sezgiler mi yoksa veriler mi daha belirleyici oluyor?
Ben bu soruya ‘ikisi birlikte’ diye cevap veririm. Veri bize zemini, resmi ve öncelikleri gösteriyor. Sezgi ise o veriyi doğru zamanda doğru karara dönüştürürken devreye giriyor. Yapay zekâ bize hız kazandıracak; ancak kararı veren yine ekip arkadaşlarımız olacak.