Yıllar, insanın biriktirdiklerini değiştiriyor ama bazı merakları değiştirmiyor. Ayşegül Aldinç de yazmaktan, üretmekten ve hayatın karşısına çıkardığı ayrıntıların peşine düşmekten vazgeçmiyor. Aldinç ile yeni kitabı ‘Velhasılıkelâm’dan yola çıkarak geçmişi, bugünü ve hâlâ heyecan veren yeni başlangıçları konuştuk.
Sohbetimize ‘Velhasılıkelâm’ ile başlamak isterim. Yazdığınız notları bir kitapta bir araya getirme fikri nasıl ortaya çıktı? Bunun bir kitaba dönüşeceğini biliyor muydunuz?
“Yazmaya başlama” kısmı fazlaca erken yaşta başladı. İlk kitap denemem 2000’de okurla buluşan ‘Ayşegül Kitapta’nın içeriği 1999’da yazmaya başladığım Sabah Gazetesi’ndeki ve Posta Gazetesi’ndeki haftalık köşe yazılarımın derlemesiyle oluşmuştu. Bir önceki kitabımda da izlediğimiz yolun devamıdır Velhasılıkelâm…
Kitabınızın isminden daha anlatacak çok fazla şeyiniz olduğunu düşünüyorum...
Tamamen öyle... Yazmalara doyamıyorum… O kadar çok uyaran var ki yazmaya yönelten.
Kitaplarınızda çoğu zaman bir yandan geçmişe dönüyor, bir yandan bugünü gözlemliyor, bir yandan da oldukça kişisel şeyler anlatıyorsunuz. Yazmak sizin için nasıl bir tutku?
Tam anlamıyla ‘tutku’; evet. Yazmanın terapötik bir yanı var. Akışta kalmanın en keyifli yolu.
“Bi şeyi ararken başka bi şey bulmaya bayılıyorum” diyorsunuz. Peki, Ayşegül Aldinç bugün hayatta neyin peşinde?
Hepimiz hayatta temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek, mutlu ve sağlıklı olmak, gerçek dostlarla donanmak, hayatın hoş sürprizleriyle gönenmek isteriz. İşimizde iyi olmak, iyi kalabilmek büyük ödül. Tüm bu saydıklarımın dışında özel büyük taleplerim yok. Bilinen, sevilen bir kişiyseniz kendi varlığınıza hizmet etmeye devam ediyorsunuz. Bir ‘peş’ durumu yok yani.
Kitapta geçmişte hayatınıza dokunmuş pek çok isimle yeniden karşılaşıyoruz. Bu isimlere kitabınızda yer vermeniz sizin için neden bu kadar önemli?
Hayatıma değer katan, yoldaşlık yaptığım sanat insanlarıyla paha biçilmez dostluklarım, gönül birlikteliklerim oldu. Kitabımda geçmişe göz kırparken bugünü sorgulayan, gelecekten umut ve isteklerimi ifade ettiğim bölümler var. Bunları yaparken mizah duygumun takibindeyim. Hikâye ve anekdotlarımın içinde bu değerli insanlara da yer vermem saygı ve sevgimin göstergesi. Kariyerimin şekillendiği yıllarla ilgili bu zamanın şahitliğini yapmış ya da o zamanı merak edenlere yönelik de Karnaval bünyesinde Barış Selimoğlu’yla kaydettiğimiz, 31 Ağustos’ta 8. bölümü yayınlanan poscast’imiz mevcut; adı ‘O Zaman.’

Geçmiş dostluklarınızı mı özlüyorsunuz?
Özlemlerimi yakıcı bir boyuta taşımadım hiç. Naturam böyle. Geçmişin anılarını içimde sevgiyle saklayarak geleceğe bakarım. Hem ne demişler? Nereye bakarsan oraya gidersin.
Bu yüzden geçmişe saygı ve sevgilerimizi sunarak ileriye bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben böyle yapıyorum.
Aslında sadece dostluklar değil, bahsettiğiniz üzere sanat dünyası da o günlerden bugüne büyük bir değişim yaşadı. Yeni nesil üretimlerde sizi en çok heyecanlandıran nedir?
Üretim şekil değiştirse de devamı, seçeneklerin artışı... Heyecan verici. Dinlediğim ya da dinlemediğim üretimlere eleştirel bir bakış açısı sergilemem. Seçme olasılığın olduğuna göre neyi seversen onunla hemhâl olursun. Ortalık rengârenk. Ahengini bulmak keyfe keder.
Müzisyenlik, oyunculuk, yazarlık... Hiçbir zaman tek bir alana ait olmak istemediniz mi, yoksa hayat sizi mi farklı alanlara taşıdı?
Çok yönlülüğüm malûm. Hiç birinde mahcup olmadım ne mutlu ki. Ailemin beni yetiştirirken seçtiğim alanlarda destek oluşu ve özgür bırakması, buna en büyük etken. Özellikle anneciğimin desteği büyük. Babacığım başlarda müzik ve film dünyasına çok sıcak bakmamıştı. Buna karşın zamanla takdir edişi benim için ödül oldu.
O dönemin Ayşegül Aldinç’inden bugünkü Ayşegül Aldinç’e ne kaldı?
Öyle spesifik bir kırılma noktam yok. Yaşadığım iyi ve kötü ne varsa ders almaya çalışıyorum. Aynı taşa takılıp aynı duvara toslama ihtimalinden uzak kalma gayretlerim devam ediyor. Bu da disiplin istiyor. Hem mental hem fizikî anlamda.
Peki, sanat dünyasında yıllardır var olmanın ve bu kadar sevilmenin size öğrettiği en önemli şey ne oldu?
Sertleşmeden dik durmak. Kendi doğrularımın doğruluğunun sağlamasını yaptığımda ve bu duyguyla günümü nihayetlendirdiğimde hep huzur içerisinde oldum. Minnettarım.
Son olarak, önümüzdeki günler için yazmaya devam edecek misiniz? Veya Ayşegül Aldinç’i yeni bir dizi- film, albüm ile görecek miyiz?
Yeni bir şarkım var. Ona klip çekme hazırlığındayız, podcast’i söyledim zaten. Her sezon bana teklif edilen, çeşitli gerekçelerle kabul etmediğim dizilerin seyircisi olmak gün itibarıyla daha cazip geliyor (gülüyor).